İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1444 E. 2026/896 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1444
- Karar No
- 2026/896
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1444 Esas KARAR NO : 2026/896
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 04/11/2025 KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.01.2025 tarihinde sürücü ..., idaresindeki ... plakalı çekici ve ... plakalı dorse ile ....'dan yükleme yaptıktan sonra seyir halinde iken dönüş yaptığı esnada arka lastikleri çukura düştüğünü, aracı düştüğü çukurdan kurtarabilmek için vinç çağrılmış ancak vinç halatları çatı sistemini içeri doğru bükerek araca hasar verdiğini, sigortalı dorsenin çukura düşmesi neticesinde araçta herhangi bir hasar oluşmadığını, araçta oluşan hasar, kurtarılması esnasında vinç esnasında vinç tarafından verilen hasar olduğunu, meydana gelen olayda ...'ın sorumlu olduğunu,... plakalı dorsenin davacı taraf sigorta şirketi nezdinde ... poliçe numaralı ... Sigorta Poliçe ile sigortalı olduğunu, davacı sigorta şirketi, sigortalı araçta meydana gelen hasarı, Kasko poliçesi gereğince ve alınan ekspertiz raporu doğrultusunda sigortalısına 14.02.2025 tarihinde, 100.000,00 TL olarak ödediğini, sigortalıya ödenen 100.000,00 TL bakımından davacı sigorta şirketinin rücu hakkının bulunmakta olup, ... 18. İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile kusurlu davalı ... aleyhine icra takibine geçildiğini, sigorta şirketinin ödediği hasar bedeli nedeniyle rücu hakkının dayanağı, ... plakalı araçta meydana gelen hasar, ... sigorta bilgi gözetim rapor numaralı kesin ekspertiz raporu ile belirlenmiş olup bu rapor uyarınca davacı sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldıktan sonra, ... 18. İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile 100.000,00 TL bakımından davalı/borçlu ... aleyhine icra takibi başlattığını, açıklanan nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, haklı davanın kabulünü, dava sonuna kadar davalı taraf adına kayıtlı tüm taşınır ve taşınmazların kaydı ve banka hesapları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını, ... 18. İcra Dairesi'nin ...sayılı İcra dosyasında takibe haksız yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden tüm fer'i'leri ile birlikte devamını, haksız itiraz nedeni ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin sunmuş olduğu dava dilekçesini ve içeriğini kabul etmediklerini, davacı şirket tarafından Mahkemeye sunulan dava dilekçesi, zorunlu unsurları içermediğini, davanın öncelikle usulden reddi gerekmekte olduğunu, Mahkemece taleplerinin kabul görmemesi durumunda dahi açılan dava haksız ve hukuka aykırı bir dava olup istenilen maddi tazminatın hukuken bir karşılığının olmadığını, dolayısıyla açılan haksız ve hukuka aykırı davanın sayın Mahkemece reddinin gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 6/1 ve 10/1 gereğince yetkili Mahkeme davalının yerleşim yeri veya sözleşmenin yapıldığı yer mahkemeleri olacağını, davalı tarafın ... ili, ... ilçesinde ikamet ettiğini, Mahkemenin yetkili Mahkeme olmayıp ... Asliye Hukuk Mahkemesi bu davayı görmeye görevli ve yetkili Mahkeme olduğunu, taraflar arasında meydana gelen olayın yeri ... ili, ... ilçesi olması sebebiyle sayın mahkeme yetkili Mahkeme olmayıp ... Asliye Hukuk Mahkemesi bu davayı görmeye görevli ve yetkili mahkeme olduğunu, dolayısıyla Mahkemenin sorumluluğuna ilk itiraz olarak yetki itirazlarını sunduklarını ve davada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili yer Mahkemesi olan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne veya ...Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, aleyhe hususları kabul etmemek kaydı ile ve davacı şirketin iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere; davacı şirketin her ne kadar sigortalıya ait araçta meydana geldiği iddia edilen hasarın davalı taraf tarafından yapıldığını iddia etmiş ise de davacı şirket tarafından usulüne uygun, makul süre içerisinde ihtarda bulunulmamış ve davalı tarafa bu durum bildirilmediğini, bu anlamda işbu davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacı şirketin rücu hakkı bulunmadığını, Sigorta tarafından ödenen bedellerin hangi şartlarda rücu edebileceği ...Sigortası Genel Şartları'nın B4. maddesinde tek tek sayıldığını, dava dilekçesinde davalı tarafa hangi sebeple rucü edildiği belirtilmediğini, rücu şartları gerçekleşmediğinden ortada bir alacak bulunmadığını, davada kusur oranların tam olarak belirlenmesi gerektiğini, davacı şirketin beyan edilen kusur oranı taraflarınca kabul edilmediğini, dosya içerisine giren kasko hasar ekspertiz raporunun 3. sayfasında ''ekli beyanda da belirtildiği üzere araç çukura düştükten sonra vinç ile kurtarma işlemi yapıldığı esnada dorseye zarar verdiği belirtilmektedir.'' belirtildiğini, dava dilekçesinin dayanağı olan işbu rapor davacı sigorta şirketinin sigortalısının beyanları esas alınarak hazırlanmış bir rapor olup mahkemece dikkate alınmayacağını, davacı şirketin sigortalısı olan ...'ın dava dilekçesi eklerinde bulunan beyanı dikkate alınarak araçta meydana gelen hasarda davalı davalı tarafın kusurunun bulunduğu çıkarımı yapıldığını, davacı şirketin sigortalısı olan ... tarafından gerçeğe aykırı olarak ve kötüniyetle beyan yazılarak hazırlanan ekspertiz raporuna, rapor içeriğine, raporda davalı tarafın %100 kusurlu olduğunun tespitine itiraz ettiklerini, ekspertiz raporunda sadece hasar onarım işçilik bedeli 100.000,00 TL olarak tespit edildiğini, belirtilen hasar onarım işçilik bedeli aracın kilometresi, yaşı ve somut olay dikkate alındığında fahiş olup gerçeklikten uzak olduğunu, kusur tespitine itiraz ettiklerini, hasar bedeline de itiraz ettiklerini, vinç hizmetini veren araç sahibi davalı tarafın ve ...plakalı vincin sürücüsü/operatörü olan ...'in beyanları alınmadan ekspertiz raporunda kusur tespiti yapılması hakkaniyete, hukuka ve usule aykırı olduğunu, ... plakalı vincin sürücüsü/operatörü olan...'in beyanlarının Mahkemece dinlenilmesini talep ettiklerini, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporunda gerekçesiz ve yanlı bir şekilde kusur tespiti yapılmış olması, davalı tarafından gerçekleştirilen vinç hizmetinin kusurlu olup olmadığı, dava dışı sigortalı araçta meydana gelen zararın vinç hizmetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitinin yapılmamış olması ve henüz bilirkişi raporu aldırılmamış olması, nedeniyle alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirmesi gerektiğini, toplanacak deliller ve tanık beyanları tek tek değerlendirilerek Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından kusur oranları belirlenerek karar verilmesinin gerektiğini, olaya ilişkin kusur oranları değerlendirildiğinde ...plakalı çekici sürücüsün ağır kusuruyla çekici ve dorsede hasar meydana geldiği açıkça görüleceğini, bu sebeple de meydana geldiği iddia edilen zararın davacı tarafından davalı tarafa rücu edilmesi mümkün olmadığını, rücu sebeplerinin oluşmaması, kusur oranlarının tam olarak belirlenmesi haksız ve kötü niyetle başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, haksız ve kötü niyetle açılan davanın açıklanan sebeplerle reddini talep ettiklerini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2 maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29. maddesi ile "Dürüst Davranma Yükümlülüğü" ilkesini ihlal ederek eldeki davayı açtığını, bu durumda, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi yanında davalı taraf yararına 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2 maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekeceği kabul edilmesi gerektiğini, açıklanan hususlar bütün halinde değerlendirildiğinde, davanın reddi ile davalı taraf taraf yararına tazminata hükmedilmesini teminen cevap dilekçesi sunulmasının zaruretinin hasıl olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı ve Mahkemece re'sen nazara alınacak nedenlerle, öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili Mahkeme olan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ve İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini, davacı şirketin davasına itirazları dolayısıyla dilekçesinde tüm taleplerinin ve davanın reddini, dilekçede belirtilmiş olduğu delillerin toplanılmasını ve cevaplarının kabulünü, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/2 maddesi uyarınca takip talebinde gösterilen miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere belirlenecek tazminatın davacı şirketten alınarak davalı tarafa ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve ... E. ... K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. TTK'nın 5/1.maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı düzenlenmiş olup madde metnine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı hüküm altına alınmıştır. Görevle ilgili değerlendirmenin 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesindeki düzenlemeler gözetilerek yapılması gerekir. 6102 Sayılı Kanun'un 19.maddesi ''ticari iş karinesi'' başlığını taşımakta olup, bu maddenin 2.fıkrasında yer alan ''Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.'' hükmünün, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas...karar sayılı ilamı). Mahkememizce İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile yazışmalar yapılmış, davalının kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı 24/04/2026 tarihli yazısında; " Mükellefin ... kodu, ... - Kara Yolu İle Şehirler Arası Yük Taşımacılığı (Gıda, Sıvı, Kuru Yük, Vb.) (Gaz Ve Petrol Ürünleri Hariç) olup, işe başlama tarihi 09/07/2024 olup mülkellefiyeti faaldir. Mükellef 2024 yılında işletme esasına göre defter tutmuş olup (beyan edilen kazancı; 87.700,05 TL) 2025 yılı itibari ile bilanço esasına göre defter tutmaya başlamıştır(beyan edilen kazancı: 1.377.376,27 TL'dir.)" yönünde bilgi verilmiştir. Dava dışı sürücü ... Ticaret Sicil Müdürülüğü cevabi yazısında gerçek kişi ticari işletme kaydı olmadığı bildirilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5.maddesinin 2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda davalının tacir olmadığı anlaşıldığından, görev hususunun mahkemece resen her aşamada değerlendirilebileceği, davanın niteliği itibari ile 6102 Sayılı Kanunun 4-5.md kapsamında kalmadığı bu haliyle 6100 Sayılı Kanunun 2.maddesinde yer alan ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.'' hükmü gereğince davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan Mahkememizin Görevsizliğine, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne Gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Harç, vekâlet ücreti, arabuluculuk ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilininyüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır