İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/124 E. 2026/305 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/124
- Karar No
- 2026/305
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/124 Esas KARAR NO : 2026/305 Karar
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/09/2024 KARAR TARİHİ : 01/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı işçi arasında belirsiz süreli bir iş sözleşmesi imzalandığını ve uzun yıllar müvekkil şirkette çalıştığını, davalının yapılan iş sözleşmesi kapsamında şirketin muhasebe bölümünde çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin, uçak bileti satışı yapan ve genellikle ... öğrencilerine bilet satışı yapan bir acente olduğunu, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi 15/09/2022 tarihinde iş akdinin özel sebepler nedeniyle feshedilmesiyle son bulduğunu, müvekkili işverenin daha sonra edindiği bilgi ile davalı işçinin iş sözleşmesinin feshinin üzerinden henüz 3 (üç) yıl geçmeden Müvekkili ile aynı mesleki faaliyet içerisinde bulunan ...Şirketi'nde çalışmaya başladığını, davalının müvekkili işverenin şirketinde muhasebe müdürü olup davacı işçinin teknik, ticari ve personele ilişkin sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu nedeniyle bu işyerine dair bilgi, ticari sır ve teknik verileri paylaşmasının müvekkili işvereni zarara uğratacağı açık olduğunu beyan ederek cezai şart olarak 200.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı firma ile davalı müvekkilin çalıştığı firmanın aynı iştigal konusunda faaliyet göstermediğini, davalı şirketin bütün Türkiye'de müvekkilinin çalışmasını engellemeye yönelik sözleşme hükmünün geçerli olmadığını, müvekkilinin çalıştığı firma ... işi yapmıyor olsa da, tüm Türkiye'de bir sınırlama getirilmesinin zaten kendiliğinden hukuka aykırı olduğunu, Kanun da rekabet yasağının 2 yıl olabileceğini yazıyorken sözleşme de 3 yıl yazması da davacının aşırı yararlanma niyetini açıkça ortaya koyduğunu, Borçlar Kanunu 182/3 hükmünde "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmü dosya kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. ... 37. İş Mahkemesi ... Esas, ... Karar sayılı 16/10/2025 tarihli görevsizlik kararı ile dosya mahkememize tevdi edilmekle mahkememizin 2026/124 Esas sırasına kaydedilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden bahisle, sözleşmede yer alan cezai şartın tahsili iddiasıyla açılmış tazminat davasıdır. Davacı taraf, davalı ile aralarında belirsiz süreli iş sözleşmesi bulunduğunu, davalının muhasebe müdürü olması sebebiyle şirketin anlaşma yaptığı work and travel firmalarına hakim olduğunu, iş ilişkisi devam ederken iş sözleşmesinin bitiminde davalı işçinin sözleşmenin bitiminden itibaren 3 yıl içinde rekabet edemeyeceğine dair protokolün iş sözleşmesine eklendiğini belirterek 200.000,00 TL cezai şartın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında imzalanan 15/09/2022 tarihli gizlilik, rekabet etmeme, ibraname ve ilgili protokol başlıklı anlaşmanın incelenmesinde 11. Madde de ...'ın iş akdinin sona ermesinden itibaren en az 3 yıl boyunca hiçbir şekilde Türkiye sınırları içinde ... ile benzer faaliyet yürüten şirketlerde veya bu faaliyetlerde bulunan, aracılık eden,danışmanlık veren diğer firmalara şirketinden edinmiş olduğu bilgi ve deneyimlerini paylaşamayacağı, şirketten edinmiş olduğu gizli bilgi ve deneyimlerle destek veremeyeceği, danışmanlık yapamayacağı, rekabet yaratamayacağı, şirketi kötüleyemeyeceği, şirketle rakip bir şirkete ortak olamayacağı ve rakip bir şirkette çalışamayacağının hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Dosya mahkememize görevsizlik ile gelmeden önce ... 37. İş mahkemesince alınan bilirkişi raporunda rekabet yasağı sözleşmesinin TBK 445 Maddesi şartlarına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi mahkemenin takdirine bırakılmış ve mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kanaati hasıl olursa taraflar arasında cezai şartın 200.000,00 TL kararlaştırıldığı belirtilmiştir. TBK 445/1 maddesinde "- Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz." hükmü bulunmakta olup taraflar arasında yapılan sözleşmenin incelenmesinde rekabet etmeme yükümlülüğünün 3 yıl olarak belirlendiği ve yer bakımından sınırlamanın ise Türkiye sınırları ile belirlenmiş olduğu görülmüştür. TBK. 444 maddesi uyarınca, işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başkaca bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır.” (Yargıtay 11.H.D.' nin ...E - ... K.sayılı, 16.06.2016 tarihli kararı) Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. TTK 18/2 maddesinde "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmü yer almaktadır. Davacı taraf tacir olup yapmış olduğu sözleşmenin de kanuna aykırı olmaması gerekmektedir. Kanun rekabet yasağının 2 yıl ile ve yer bakımından makul bir sınırlama ile olması gerektiğini belirtmesine rağmen davacı taraf kanun aykırı olarak süreyi 3 yıl olarak belirlemiş ve yer bakımından sınırlamayı ise Türkiye olarak belirlemiştir. Rekabet yasağı sözleşmesi işçinin geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokmayacak nitelikte olmalıdır. Davacı şirket işveren sıfatıyla, iş ilişkisi boyunca ve iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçisinin kendisi ile rakip bir şirkette faaliyette bulunmasını istemiyorsa, bunun da uygun bedelini işçiye ödemek zorunda olmalıdır. Ancak işveren davacı, davalıyı rekabet yasağı yükümlüsü kılmak istemesine karşın buna uygun bir bedel ödemek hususunda davalı ile anlaşmamıştır. BK m. 444 uyarınca, sözleşmenin yazılı olması, işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve işçinin sahip olduğu bilgilerin işverene önemli ölçüde zarar verebilecek nitelikte olması gerekmektedir. Çalışma ve sözleşme hürriyeti anayasal bir hak olup Anayasa 48/1. Maddesinde " Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. " hükmü bulunmaktadır. Davacı şirketin davalı işçi ile düzenlemiş olduğu iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin madde davalının çalışma ve sözleşme hürriyetini kısıtlar mahiyette olup bu durumda sözleşme zaman ve yer bakımından TBK 445. Maddesinde belirtilen yasal sınırlamalara aykırı olduğundan davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın reddine 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.415,50-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 2.683,50 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kullanılmayacak olan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/04/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır