İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/11 E. 2026/354 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/11
Karar No
2026/354
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/11 Esas KARAR NO : 2026/354

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/01/2026 KARAR TARİHİ : 14/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; davacının, şikâyet dilekçesinde de ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, ...Ltd. Şti. unvanlı işyerinde satış elemanı olarak çalışan bir işçi olduğunu, senetleri zorla imzalatan şahsın ise davacının işvereni konumunda olduğunu, taraflar arasında açık bir ekonomik ve hiyerarşik güç dengesizliğinin mevcut olduğunu, davacının, geçimini bu işten sağlayan, işini kaybetme korkusu altında bulunan bir işçi olduğunu, davacının çalıştığı dönemde, işveren tarafından hiçbir somut delile dayanmaksızın “hesaplarda eksiklik olduğu” iddiasının ortaya atıldığını, davacının gerçekte böyle bir eksiklik bulunmamasına rağmen baskı altına alındığını, davacının işveren tarafından silahla tehdit edilmek suretiyle, “eksik çıkan parayı sen ödeyeceksin, aksi halde seni ve aileni rezil ederiz, hapse attırırız” şeklindeki ağır tehditler eşliğinde 7 (yedi) adet senedi zorla imzalamaya zorlandığını, imzalama esnasında masaya silah bırakıldığını, davacının iradesinin tamamen sakatlandığını, davacının senetleri kendi özgür iradesiyle imzalamadığını, senetlerin tamamının aynı gün, aynı tutarda, farklı vadelerle ve parça parça düzenlendiğini, bu durumun ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, senetlerin gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını açıkça gösterdiğini, cebir ve tehdit altında imzalatılan bu senetlerin daha sonra davalı üçüncü kişiye devredildiğini, davalı tarafından davacı aleyhine ... 26. icra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davacının davalıya karşı hiçbir borcunun bulunmadığını, senetlerin başlangıçtan itibaren hükümsüz olduğunu, cebir ve tehdit altında düzenlenen kambiyo senetlerinin mutlak def’i niteliğinde olduğunu, bu tür hükümsüzlük hallerinin, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı dahi ileri sürülebileceğini, davacının iradesinin tamamen ortadan kaldırılmış olduğunu, Türk Borçlar Kanunu uyarınca bu senetlerin kesin hükümsüz olduğunu, kaldı ki senetlerin aynı gün düzenlenmiş olması, bir işçinin, işverene yüksek meblağlı senetler vermesi, senetlerin parça parça ve farklı vadelerde olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının en azından ağır kusurlu olduğunun açık olduğunu, bir işçi ile işveren arasındaki ilişkiden doğan bu tür senetlerin devralınması halinde, üçüncü kişinin borcun gerçekliğini araştırma yükümlülüğünün bulunduğunu, olaylara ilişkin olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... E. sayılı dosyasında tehdit ve cebir suçlarından ceza soruşturması yürütüldüğünü, ceza dosyasının sonucunun, işbu davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olduğundan, bekletici mesele yapılması gerektiğini, açıkça hükümsüz olan senetlere dayanılarak başlatılan icra takibinin devamının davacı açısından telafisi imkânsız zararlar doğuracağını, bu nedenle, %15 teminat karşılığında, dava sonuna kadar davalı tarafından başlatılan icra takibinin durdurulmasına, senetlerin icraya konulmasının önlenmesine karar verilmesi gerektiğini bildirerek davacının, dava konusu senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, ... 26 İcra Dairesi ’nin...Esas sayılı dosyasında yürütülen icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, müvekkilinin sadece emekli maaşı ile geçindiğini bu yüzden adli yardım taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde; davacının yasal sürede takip dayanağı çekteki imzaya itiraz etmemiş olmakla çekte bulunan imzanın eli ürünü olduğunu kabul ettiğini, buna rağmen davacı borçlunun, ödeme emrini usulüne uygun şekilde tebellüğ ettiği halde süresi içinde imzaya itiraz yoluna gitmediğini, bu durumda çek altındaki imzanın davacıdan sadır olduğunun kesinleştiğini, bu aşamada imza inkârına dayalı bir iddianın ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığını, somut olayda müvekkilinin, çeklerin yetkili ve meşru son hamili sıfatıyla, kendisinden önceki cirantalara karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığını, müvekkilinin senetleri devralmasının çeklerin şekli unsurlarını taşıdığı, ciro silsilesinin usulüne uygun olduğu ve senetlerin tedavül kabiliyetini haiz bulunduğu bir aşamada gerçekleşmiş olduğunu, dosya kapsamında müvekkilinin iktisabının hukuka aykırı olduğuna dair herhangi bir emarenin mevcut olmadığını, somut dosyada; müvekkilinin senetleri devraldığı tarihte çeklerin şeklen geçerli olduğunun, ciro zincirinde kopukluk bulunmadığının, senetlerin tedavül kabiliyetini ortadan kaldıran herhangi bir kayıt veya şerh yer almadığının, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu gösterir herhangi bir objektif olgunun mevcut olmadığının açık olduğunu, müvekkilinin söz konusu senetlerin son hamili olarak kendisinden önceki cirantalara karşı kambiyo senedine özgü takip yoluyla takip başlattığını, davacı tarafın, silahla tehdit edildiği, masaya silah bırakıldığı iradesinin sakatlandığı vb. tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının bu iddialarını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, davacının salt borçtan kurtulmak amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereğince davacının iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı gibi aksi halde dahi davacının iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, korkutma def’inin sadece senedin tarafları arasında ileri sürülebilecek nitelikte olduğunu, senedi devralan diğer kişilere karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu bununla birlikte bu iddiaların senedi elinde bulunduran son cirolayan müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, dava konusu senetlerin ciro yoluyla devralındığını, temel ilişkiye dayalı şahsi defilerin hamile karşı ileri sürülmesinni mümkün olmadığını, davacının müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ispat edemediğini, senetlerin aynı gün düzenlenmesinin, parça parça olmasının, farklı vadeli olmasının ticari hayatta olağan uygulamalar olduğununu, tek başına kötü niyet karinesi oluşturmayacağını, davacı tarafça tamamen gerçek dışı isnatlarla suç duyurusunda bulunulduğunu, davacıya karşı her türlü dava ve yasal hakları saklı kalmak kaydıyla huzurdaki dava yönünden soruşturmanın beklenmesine gerek bulunmadığını, bununla birlikte İİK 72/3 maddesi gereğince, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden ihtiyati tebdir talebinin de reddinin gerektiğini bildirerek davaya konu icra dosyasının takip çıkışı üzerinden harcın tamamlanması için davacıya süre verilmesine harcın tamamlanmaması halinde davanın usulden reddine, haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı kararında "Dosya üzerinde resen yapılan incelemede; davacının hizmet sözleşmesi ile işçi olarak çalışırken, sorumlusu olduğu işyerinin kasasından gizlice para aldığı iddiasıyla, bu paraya karşılık davaya konu bononun işveren şirketin yetkilisi ve ortağı olan davalılar tarafından alındığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmaktadır. Dava bu ilişki içinde verilen bonodan kaynaklandığına göre, 4857 Sayılı İş Kanunu ve 5221 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun ilk maddelerinde belirtildiği üzere davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerekir. Yerel mahkemece görev konusu üzerinde durulmaksızın işin esasının incelenmiş olması yanlış olmuştur. Davaya bakan mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacağından, davacı vekilinin istinaf talebinin resen yapılan inceleme sonucunda kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine, görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunun tespitine, dosyanın görevli İstanbul İş Mahkemelerine tevzi edilmek üzere ... İş Mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine, davacının esasa ilişkin istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir." belirtilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin ... Esas ...Karar sayılı kararında "7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesi uyarınca, 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 6098 sayılı TBK'nın İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklara iş mahkemelerinde bakılacağı hüküm altına alınmıştır. Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir. Uyuşmazlık, salt kambiyo senedinden kaynaklanmamaktadır. Zira, dava dilekçesi ve ekindeki bilgi ve belgeler ile duruşmadaki açıklamalardan, davcının, davalı şirket satış danışmanı olarak çalıştığı ve bu ilişki kapsamında işverinin kendisine yer gösterme hizmeti kapsamında davacının aracılık yaptığı alım- satım sözleşmesi nedeni ile alınamayan komisyon ücreti bakımından iradesi dışından zorla sen alındığı, ancak bu senetten kaynaklı borçlu olmadığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla; bu türden iddialara dayalı davalarda görev konusunun davacının ileri sürdüğü maddi vakıalar ve talep sonucuna göre belirlenmesi gerektiği, zira menfi tespit istemine konu olan senedin iş akdi kapsamında alındığına ilişkin beyanlara göre davaya bakmak görevi münhasır yetkili İş Mahkemesine ait bulunmaktadır." belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde .... 26. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İcra dosyasına konu senedin ... Ltd. Şti'ye ait iş yerinde satış elemanı olarak çalışırken hiç bir somut delile dayanmayan bir şekilde hesaplarda eksiklik olduğu belirtilerek silahla tehdit edilerek zorla düzenletildiğinin, imzalatıldığının, davacının senet nedeniyle borcunun bulunmadığının ve davalının iyiniyetli olmadığının beyan edilerek menfi tespit talepli bu davanın açıldığı, davaya ve icra takibine konu senet incelendiğinde keşidecisinin davacı, lehtarının dava dışı ...Ltd. Şti olduğu, Uyap üzerinden davacıya ait SGK kayıtları incelendiğinde davacının dava dışı lehtara ait iş yerinde çalışmış olduğuna ilişkin kaydın bulunduğu, yukarıda belirtilen emsal nitelikteki İstinaf ilamlarında da açıklandığı üzere kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerektiği, davacı tarafça senedin dava dışı lehtara ait iş yerinde çalıştığı sırada hesaplarda eksiklik olduğu belirtilerek zorla alındığının iddia edildiği, Uyap üzerinden alınan SGK kayıtları, davacının iddiası ile dayandığı maddi vaka ve talep sonucu doğrultusunda uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisi ve iş sözleşmesi kapsamında kaynaklandığı, uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu, mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/04/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/11, K. 2026/354, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-11-e-2026-354-k-b4cd5cca264a