İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/108 E. 2026/186 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/108
Karar No
2026/186
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/108

KARAR NO : 2026/186

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 30/01/2026

KARAR TARİHİ : 26/02/2026

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilim süt ürünleri imalatı ve satışı işi yapmakta, davalı ise süt ürünleri alım ve satış işi yaptığını, davalı düzenli olarak müvekkilden süt ürünleri satın almakta ve ödemesini belirli vadeler içerisinde gerçekleştirdiğini, davalı 24.04.2025 tarihinde müvekkilimden çeşitli süt ürünleri satın almış ancak o tarihten sonra müvekkilime herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, bu nedenle 16.12.2025 tarihinde davalının cari hesap bakiyesi için İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibi açılmak zorunda kalındığını, davalı borca ve faize itiraz etmiş, tarafımızca ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk görüşmesi için İzmir Arabuluculuk Bürosuna başvurulmuş, ... arabuluculuk numarası ile başlatılan görüşme Anlaşamama Tutanağı ile sonuçlandığını, davalı düzenli olarak müvekkilden süt ürünleri satın almıştır. Cari hesap ekstresi ve ticari kayıtlarda satılan ürünler ve miktarları ile yapılan ödemeler yer almaktadır. En son 24.04.2025 tarihinde satın alınan ürünler sonrası kalan hesap bakiyesi ana borcu 27.840 TL olduğunu, ayrıca davalı 24.04.2025 tarihinden beri ödeme yapmadığı için icra takibinde takibe kadar işleyen faiz de talep edildiğini, ancak davalı faize de itiraz ettiğini, ticari iş ilişkisi çerçevesinde 24.04.2025 tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte talep edilen takip taleplerinin toplamı olan 35.805,29 TL için itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 24.04.2025 tarihinden tarafından süt ürünleri satın aldığını ve ödenmemiş bir borç bulunduğunu iddia ettiğini, ancak işletmesini 2025 yılı şubat ayında devrettiğini, işletme devri sonrası gerekli vergi dairesi ve meslek odası kapanış işlemlerini tamamladığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE :

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.

Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.

Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın tarafların ticari ilişkisi ile ilgili olup olmadığı yönünden yani, nispi ticari dava kriterlerinin dosyada mevcut olup olmadığı ile ilgili araştırma yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgili olması tarafların her ikisinin de tacir sıfatını haiz olmasını gerektiren bir durumdur. Bu doğrultuda, taraflar hakkında tacir araştırması yaptırıldığı, Torbalı Vergi Dairesinden gelen yazı cevabının incelenmesinde, davacının, gerçek usulde ticari kazanç mükellefi olduğu, bilançı esasına göre defter tuttuğu, bu haliyle tacir sıfatına haiz olduğu, İzmir Defterdarlığı Gelir ve Kurumlar Vergileri Müdürlüğünce gönderilen yazı cevabında ise, davalı ...'nin herhangi bir gelir unsurundan dolayı faal mükellefiyet kaydının bulunmadığının bildirildiği, davalının tacir sıfatının bulunmadığı tespit edilmiştir. Her iki tarafın tacir olması şartı gerçekleşmediğinden ayrıca 6102 sayılı yasanın 4/1 maddesi gereğince uyuşmazlık tarafların ticari işletmesi ile ilgili de bulunmadığından bahisle, ancak davacının tüketici sıfatı da bulunmadığından bahisle mahkememizin görevli olmadığı, 6102 sayılı yasanın ticaret mahkemelerinin görevini düzenleyen 4/1 maddesi ve 6100 sayılı yasanın 2. Maddesi uyarınca uyuşmazlığı muhakeme etmekle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davanın USULDEN REDDİNE,

2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

3-Görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,

4-6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde 2 haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde ayrıca bir ek karar kurularak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,

5-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,

Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2026

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/108, K. 2026/186, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-108-e-2026-186-k-73625139d838