İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/94 E. 2026/280 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/94
Karar No
2026/280
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/94 Esas KARAR NO: 2026/280 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/01/2025 KARAR TARİHİ: 26/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firmanın akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı ile davalı arasında akaryakıt satışına dayalı ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı bakiye borcun davalı tarafından ödenmediği, cari hesaba konu alacağın tahsili amacıyla ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, alacağın likit nitelikte olduğu, davalı ----tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu, itiraz sonrası dava şartı arabuluculuğa başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait tüm belge ve kayıtların ticari defter ve faturalarla sabit olduğu, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davacının haklılığının ortaya çıkacağı, bu nedenlerle davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın şahıs şirketi niteliğinde olduğu, zaman zaman davacıdan akaryakıt aldığı, buna karşılık ödemelerin yapıldığı ve davacının herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürdüğü, davacının tacir sıfatı yanında gerçek kişi olması nedeniyle tüketici sıfatının da bulunduğu, eşine ait olup kendi kullanımında olan şahsi bir aracı bulunduğu, davacı tarafından bakiye alacak iddiasıyla başlatılan icra takibinde alacağın hangi hukuki ilişkiye dayandığının açıklanmadığı, akaryakıt alımına ilişkin fiş ve faturaların dosyaya sunulmadığı ve davacıya da iletilmediği, icra dosyasında ödeme emrine dayanak fiş veya faturaların yer almadığı, bu haliyle alacağın kabul edilmediği davacının tüketici sıfatı nedeniyle davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek görevsizlik itirazında bulunduğu, ayrıca davacı tarafından kesildiği iddia edilen faturaların kabul edilip edilmediğinin tespiti için davacının muavin defterinde yer alan faturaların--- indirimine konu edilip edilmediğinin araştırılması ve ---- davacının mükellef kaydı ile ---- celbinin talep edildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine kötü niyetli olarak icra takibi başlatılması nedeniyle takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi beyan edilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ------ sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -------Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda; "davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin,----- uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının----yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı ---- yıllarında E- defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde---- sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, --- yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı mahkenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin-----hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının faturalardan kaynaklı takip tarihi ---- itibariyle davalıdan ---tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, mahkemeniz --- tarihli duruşma tutanağı ile davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmiş, bu yetkiye istinaden, davalı yan vekili ----tarafından sunulan yerinde inceleme talep evrakında iletişim bilgileri bulunan daimi çalışan---- irtibata geçilmiş, ticari defter ve belgelerin incelemeye hazır edilmesi gerektiği hususunda kendisine bilgi verilmiş, ayrıca e-posta adresi talep edilerek aynı yönde bilgilendirme içeren e-posta gönderildiği, ancak yapılan aramalara ve gönderilen e-postaya rağmen herhangi bir geri dönüş sağlanmamış; rapor tarihine kadar davalı yan vekili tarafından ticari defter ve belgelerin hazırlandığına ya da talep edilen verilerin tarafıma iletileceğine dair herhangi bir bildirimyapılmadığından, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılması mümkün olmadığı, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde ---- ilişkin olduğu, görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, -----tarihinde yayınlanan ----sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle --- tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin ------ zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple---- formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, neticeten; rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi ---- alacaklı olduğu mütala edilmiştir. Dava konusu; taraflar arasındaki akaryakıt alımına dayalı ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan ----------tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibarettir.Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan ----- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi -----yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.-------Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde "Taşıt Tanıma Sistemi Motorin” e ilişkin olduğu, görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, içeriğinin kabul edildiğine karine olşturduğu şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi ----itibarıyla davalıdan ---- alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen alacak miktarının %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. ----- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ İLE, 1-Davalının ---------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Alınması gereken karar ve ilam harcı 1.397,59-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye kalan 782,49-TL harcın, davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç toplamı 1.230,8 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 250,00 TL tebligat- müzekkere gideri ile, 8.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 8.250,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 20.453,32-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 10-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------bütçesinden ödenen 4.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/94, K. 2026/280, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-94-e-2026-280-k-edcdd94f8b3a