İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/94 E. 2026/236 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/94
- Karar No
- 2026/236
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2025/94 Esas KARAR NO:2026/236
DAVA:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:05/02/2025 KARAR TARİHİ:10/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalı müvekkil Şirket ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ("Müvekkil Şirket") Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. ("...") ile akdettikleri franchise sözleşmesi kapsamında franchise alan konumunda olup gıda sektöründe faaliyet sürdürdüğünü, müvekkil şirket, 06.02.2023 tarihinde gerçekleşen deprem esnasında ... markasının ... Şubesi olarak ... ...'de kiracı konumunda olduğunu, ..., sigortacı konumunda olan ... Sigorta Anonim Şirketi ("Davalı Şirket") ile akdettikleri ... poliçe numaralı, 02.05.2023 vadeli Ticari Paket Sigorta Poliçesi kapsamında belirli risklere karşı sigorta yaptırmış olup, ... 2022-2023 genişletilmiş özel şartlar uyarınca ..., Merkez, üretim tesisi, Şube, bayi ve Franchiseları teminat altına alındığını, müvekkil tarafından açılmış işbu dava ile uyuşmazlık konusu yapılan 06.02.2023 tarihli deprem sonrasında müvekkil şirketin sigortalı sıfatı bulunmakta olup, poliçede olası bir teminat kapsamına giren bir hasar meydana gelmesi durumunda hasara konu ve teminat kapsamına tazminatların sigortacı tarafından ödeneceği kabul olunduğunu, davalı şirket nezdinde başvuru sahibi sigortalı müvekkil şirket, ekte detayları verilmiş olan Ticari Paket Sigorta Poliçesi kapsamında deprem rizikosu, muhteviyatı 750.000,00 USD limitli sigorta bedeli ile teminat altına alındığını, işbu poliçede teminatın müddeti, poliçede belirtilen başlangıç tarihi esas olmak kaydıyla (02.05.2022) poliçeye konu kıymetlerin poliçede belirtilen bitiş tarihi (02.05.2023) olduğu kararlaştırıldığını, poliçede aynı zamanda deprem nedeniyle kar kaybı teminatı davalı şirket tarafından kapsam içine alındığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ("TTK") m.1452 hükmü gereğince sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilmesi mümkün olmayan ve değiştirilirse bu kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düzenlendiğini, buna göre TTK m.1409 ve 1429 hükümleri gereği sigorta ettirenin ve sigortadan faydalanın kimselerin yahut sigortalının eylemlerinden hukuken sorumlu olduklarının kusurlu davranışlarından kaynaklanan her türlü hasar ve ziyanın ilgili poliçe koşulları çerçevesinde karşılanması gerektiğinin açıkça belirlendiğini, 06.02.2023 tarihinde merkez üssü ... ... ve ... İlçeleri olan, 7,8 Mw (± 0,1) ve 7,6 Mw büyüklüklerindeki iki deprem meydana geldiğini, depremler sonucunda Türkiye'de resmî rakamlara göre en az 50 bin 783, Suriye'de ise en az 8 bin 476 kişi hayatını kaybetmiş ve toplam 122 binden fazla kişi ise yaralandığını, depremlerin ardından büyüklüğü 6,7 Mw 'e kadar varan 38 binden fazla artçı sarsıntı gerçekleştiğini, ... merkezli ilk deprem, Türkiye ve Suriye'nin yanı sıra Lübnan, Kıbrıs, Irak, İsrail, Ürdün, İran ve Mısır'ın da yer aldığı geniş bir coğrafyada hissedildiğini, müvekkilin kiracı olarak bulunduğu ... ...'de, meydana gelen deprem neticesinde, taşıyıcı kolon ve sistemlerinde yapısal hasarların meydana gelmediği, deprem etkisine bağlı olarak alçı boya duvar imalatlarında çatlaklıklar oluştuğu tespit edilmiş, bina "hasarsız" olarak nitelendirildiğini, yaşanan depremin ardından Müvekkil Şirket'in talebi doğrultusunda 21.09.2023 tarihinde ... numaralı hasar dosyası açılmış olup, işbu dosyada sigorta kuruluşu olan davalı şirket tarafından ... Ekspertiz Şirketi hasar tespiti ile ilgili olarak görevlendirildiğini, raporda riziko adresinde meydana gelen hasar tutarı eksik olarak tespit edildiğini, eksik inceleme neticesinde tanzim edilen işbu rapor doğrultusunda davalı şirket tarafından Müvekkil Şirket'e toplam 103.246,25 USD hasar ödemesi yapılmış ve tazminat ibranamesi düzenlendiğini, tutanaklar ve belgelerden anlaşılacağı üzere huzurdaki davaya konu ciro kaybı zararının deprem nedeniyle meydana geldiği anlaşıldığını, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun ("Sigortacılık Kanunu") Sigorta Sözleşmeleri başlıklı 11. Maddesi uyarınca Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebilmesi de mümkün olduğunu, tüm bu hususların taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilmesinin aranması gerektiğini, sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilmek ve belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılması gerekmekte olup, müvekkil şirket'in taleplerinin haklılık payı taşıdığı ve 02.05.2023 vadeli ve ... sayılı Ticari Paket Sigorta Poliçesi kapsamında olduğu hususunda şüphe bulunmadığını, taraflar arasında ihtilaf konusu olan poliçeden doğan uyuşmazlıklarda öncelikle TTK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağı ve 6102 sayılı Kanun'un gerekçesinde sigortalı lehine yorumun esas olduğu ve azami güven esası üzerine kurulu olan sigortacılıkta, sigortacılara nazaran daha güçsüz durumda bulunan sigortalıların korunması gerektiği hüküm altına alındığını, bu nedenle Kanun'un gerekçesinde, "sigorta ilişkilerinde emniyeti sağlayan, sigortalıların haklı çıkarlarını koruyan tek taraflı veya iki taraflı emredici hükümlere diğer hukuk dallarından fazla nispette yer verilmiş ve bu hükümlere aykırılık halleri çeşitli şekillerde müeyyidelendirilmiştir." şeklinde ifade edildiğini, somut olayda, sigorta konusu kıymetlerde meydana gelen her türlü ziya ve hasarın, teminat harici bırakılmadığı hususu, hasar dosyası kapsamında yapılan ödemelerle de sabit hale geldiğini ve davalı şirket tarafından da teyit ve kabul olunduğunu, ekspertiz raporu içeriğinde belirlenmiş hasar tazminatının bir kısmı davalı şirket tarafından ödendiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ("HMK") m. 29/1 hükmü gereği taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda olduğunu, yine HMK m.29/2 gereği taraflar davanın dayanağı olan vakalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlü olduğunu, ancak davalı şirketin eksik inceleme neticesinde tanzim edilen ekspertiz raporu doğrultusunda ödeme yapmak suretiyle tazminat sorumluluğunu yerine getirmeyen bu tutumu; HMK, TTK ve Yargıtay kararları uyarınca "iyi niyet prensibinin ihlali" niteliğinde olduğunu, zira somut olayda ekspertiz raporu ve içeriği dikkate alındığında, davalı şirketin öncelikle bu yükümlülüklere aykırı hareket ettiği sabit hale gelmiş olup, bağımsız bir ekspertiz şirketinden rapor talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, işbu sebeple ... Ekspertiz Şirketi'ne yapılan başvuru neticesinde, ... dosya kapsamında 04.11.2024 tarihli ve 24/11/ÖE/... rapor no'lu deprem ekspertiz raporu tanzim edildiğini, söz konusu rapor neticesinde tespit edilen hasar tutarı 135.283,22 USD, davalı şirket tarafından ödenen toplam tutar 103.246,25 USD ve bakiye kalan tutar ise 32.036,97 USD olarak tespit edilmiş olup tespit edilen farkın, kâr kaybı hasar tutarına ilişkin olduğu belirtildiğini, dava konusu raporlar arasındaki farklılığın, davalı şirket tarafından atanan bir ekspertiz şirketinin eksik incelemesinden kaynaklandığı anlaşılacağını, nitekim, ... Ekspertiz tarafından tanzim edilen raporda finansal zararlar (kar kaybı), Makul Durma Gün Süresi , Mali Kayıtların İncelenmesi , ...'nın Gelir Tablosunun İncelenmesi , -Enflasyonist ve Reel Durumun Ciroya Etkisi , Kar Kaybı Hesaplanması dikkate alınmak suretiyle değerlendirmeler yapıldığını, makul durma süresi bakımından; işletmenin faaliyet göstermiş olduğu alışveriş merkezinin 01.05.2023 tarihine kadar kapalı olduğu ve bu sebeple 06.02.2023 - 01.05.2023 tarihleri arasındaki 84 günlük süre üzerinden kâr kaybı hesaplanmıştır. Raporda yer alan detaylı açıklamalar sonucunda işletmenin 02/2022-04/2023 arası toplam cirosunun 235.219,88 USD olduğu, toplam bedel içerisinde Şubat ayı içindeki 5 günlük olağan çalışmanın eklenmesi gerektiğini, 84 günlük toplam ciro tutarının 221.490,17 USD olduğu ve brüt kâr tutarının 88.596,07 USD olacağı hesaplandığını, inceleme konusu ciro kayıtlarının ekte sunulduğunu, işbu ciro kayıtları ve tüm finansal dokümanlar incelendiğinde, 06.02.2024-30.04.2024 tarihleri arasında katlanılmak zorunda kalınan maliyetlerin de hesaplanması suretiyle toplam kâr kaybının 116.100,46 USD olacağı kanaatine Varıldığını, oysa davalı şirket tarafından atanan ekspertiz şirketi tarafından tanzim edilen raporda, fiziksel zarar tespiti aynı ise de kâr kaybı, "Sigortalı restoranın Şubat-Nisan dönemi cirosu yukarıdaki gibidir. Toplam ciro 235.219,88 USD’dır. 235.219,88 USD-(5/28)*76.886,37 = 221.490,17 USD olduğunu, deprem öncesi çalışılan 5 gün Şubat ayı cirosundan çıkarılmıştır." şeklindeki gerekçelerle, hayatın olağan akışına aykırı gerekçeler ileri sürüldüğünü, nitekim, hesaplama aşamasında şubat ayı içindeki 5 günlük olağan çalışmanın eklenmemesinin sebebi raporda açıklanmadığını, Şubat ayı içerisindeki ilk 5 günde olağan faaliyetlerin sürdürüldüğü açık olup, davalı şirket tarafıdan atanan ekspertiz şirketi de bu hususu "Deprem öncesi çalışılan 5 gün" şeklindeki ifade ile ikrar etmişse de herhangi bir gerekçe ileri sürülmeksizin işbu 5 günün eklenmemesi dahi raporun eksik tanzim edildiğinin gösterdiğini, deprem bölgesinde bu denli büyük bir yıkıma sebep olan deprem felaketi neticesinde hayatın olağan akışına aykırı bir gerekçe ile, müvekkil şirket tarafından sunulan belgelerin gerçeği yansıtmadığı ifade edilmiş ve dosyada mübrez ciro kayıtları göz önüne alınmaksızın varsayımsal bir değerlendirmede bulunarak davalı şirket ekspertizi tarafından kendilerine uygun olacak şekilde Robotpos sistemi kullanıldığını, oysa dosyaya eklenecek olan ciro kayıtları ve diğer belgelerden de anlaşılacağı
üzere inansal tablolar, bilgi ve belgeler tutarlı, eksiksiz ve gerçeği yansıtmakta olup, müvekkil tarafından sunulan ciro kayıtlarından da bu husus sabit hale geleceğini, buna rağmen müvekkil şirket tarafından sunulan belgelerin gerçeği yansıtmadığının belirtilmediğinin anlaşıldığını, sigorta şirketlerinin taahhütlerini ve sigortalıya sağlayacakları hak ve menfaatlerin sınır ve kapsamı dışında bir anlayışa neden olacak şekilde düzenlemeleri sigortacılık kanunu ile yasaklandığını, aynı zamanda sigortacıların sigortalıların hak ve menfaatlerini tehlikeye sokabilecek hareketlerden kaçınmak, mevzuata uygun faaliyette bulunmak, sigortacılığın icaplarına ve en önemlisi iyi niyet kurallarına uygun hareket etmek zorunda oldukları kabul edildiğini, oysa somut olayda, bağımsız bir şirket olan ... Ekspertiz tarafından finansal tabloların incelenmesi neticesinde bilimsel bir hesaplamaya dayanılarak tanzim edilmiş raporun dikkate alınması gerekirken, Sigortacılık Kanunu'nun açık hükmüne ve aradan geçen uzun süreye rağmen davalı şirket tarafından olumlu hiçbir girişimde bulunulmadığını, ekte sunulmuş olan müvekkil şirketin davalı şirketten talep ettiği haklı bakiye tazminat taleplerinin sigortacı davalı şirket tarafından sürüncemede bırakılması üzerine ve dava konusu tazminat taleplerinin reddi sonrasında arabuluculuk başvurusu yapılmış olup, İstanbul Adlî Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu nezdinde 2024/126519 sayılı dosya kapsamında 05.11.2024 tarihinde arabuluculuk süreci başlatılmış olup, 27.11.2024 tarihli tutanak ile arabuluculuk süreci anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, somut olayda uyuşmazlık konusu sigorta poliçelerinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun "Sigortanın kapsamı" başlıklı 1409. Maddesi "Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur." şeklinde olup, davalı şirketin uyuşmazlık konusu olayda Gerek TTK 1409 ve gerekse 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 11/1 ve 4 maddeler gereği primi alınmış ve teminat verilmiş her türlü riziko nedeniyle uğrayacağı zıya veya hasarlar sigortacının poliçesi ile verdiği kuvertür kapsamında olduğu hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya çıktığını, uyuşmazlık dosyasına konu edilen zararla ilgili olarak yapılan kısmi ödemeler, tüm gerekçelerle eksik vaziyette olduğunu, davalı şirket, muaccel hale gelen ve dosya kapsamında sabit olan ödeme tutarlarını, Müvekkil Şirket'in zararlarını tazmin etmek suretiyle ödemek zorunda olduğunu, zira sigortalı müvekkil şirket tarafından yapılan ekspertiz ücreti dahil tüm haklı masrafların sigorta poliçesi teminatına dahil olmasına rağmen bakiye talebinin davalı şirket tarafından sürüncemede bırakılmak suretiyle gecikmeye sebebiyet vermesi, açıkça kötü niyetli olduğunu, sigortacının sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorunda oldukları ve TTK m. 1474.'de "Hukuki koruma" başlığı ile Sigortalı aleyhine bir istem ileri sürüldüğünde, isteme ilişkin makul giderler sigortacı tarafından karşılanacağına dair düzenleme yapılmış olup, anılan hükmün gerekçesinde “Sigortacının, sigortalının gerçek zararını ödeyeceğinden, sigorta ettirenin, sigortalı veya lehdarın bu amaçla rizikonun ve tazminat ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan masrafların da sigortacı tarafından karşılanması gerektiği" ifade edildiğini, ... Ekspertiz tarafından başvuru sahibi adına düzenlene0 5.02.2025 tarihli E- Arşiv sayılı faturaya göre, KDV dahil 24.000 TL tespit gideri makul olup, anılan ekspertiz ücretinin de başvuru sahibine ödenmesi gerektiğinin anlaşıldığını, 04.11.2024 rapor tarihli Deprem Ekspertiz Raporu'na göre müvekkil şirketin mahrum kaldığı kâr kaybı alacağı bulunmakta olduğunu, bu alacak, teknik bir inceleme gerektireceğinden bilirkişi raporu hazırlanması ile tespit edileceğinden davamız belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, somut olayda davalı şirket ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen sigorta poliçesi nazara alınarak hasarın reddi için dayanılan gerekçeler hukuken mesnetsiz olduğundan, sigortacılığa ilişkin mevzuat uyarınca haklı tazminat talebimizin davalı şirketin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesi için işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, müvekkil şirket olan alacaklının alacağının temini bakımından, borçlu şirketine taraflar arasındaki sigorta poliçesinden kaynaklı alacak-borç ilişkisini inkar etmemesi, bugüne kadar kısmi ödemeler yapmış olması ve borçlunun gerçekte borcu olması göz önüne alınarak, davalı şirketin üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul ve araçları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları ve banka hesapları üzerine İİK 257. Maddesi uyarınca, öncelikle teminatsız olarak ancak mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülen teminat ile ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, bu sebeplerle davanın kabulü ile HMK m. 107 uyarınca aleyhine başvuru yapılan Sigorta Şirketi tarafından ... poliçe numaralı ticari paket sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınan deprem rizikosunun gerçekleştiği ekspertiz raporlarıyla tespit edilmiş olup, şimdilik 3.000 USD üzerinden, fakat yargılama sırasında yapılacak bilirkişi incelemeleri sonrasında gerçek zarar tespit edileceğinden dava değeri tarafımızca arttırılmak üzere davacı şirketin mahrum kaldığı ciro kaybının temerrüt tarihi olan depremin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı (borçlu)nun mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak davalı şirketin üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul ve araçları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları ve banka hesapları üzerine İİK 257. Maddesi uyarınca, öncelikle teminatsız olarak ancak mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülen teminat ile ihtiyati haczine, Yargılama giderleri, 24.000 TL'lik ekspertiz rapor ücreti ve bu giderlerden olma vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: dosyaya bakmakla görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, 6502 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, bu kanunun her türlü tüketici işlemiyle tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığının belirtildiğini, 3. maddenin "İ" fıkrasında satıcının tanımının yapıldığı ve "Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlandığı, "K" fıkrasında ise tüketicinin tanımının yapılarak "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" denildiğini, "I" fıkrasında da tüketici işlemleri "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü hukuki işlem" olarak tanımlandığı, her ne kadar sigorta poliçesi TTK'da düzenlenmiş ise de, sigortacı ile sigorta ettiren arasındaki ilişki 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi olarak nitelendirildiğinden, konu dosyada da sigortalı davacı ile müvekkil arasındaki hukuki ihtilaflara tüketici mahkemesinde bakılması gerekmekte olup, konu davanın bu gerekçe doğrultusunda görevsiz mahkemede açılmış olması sebebi ile usulden reddedilmesini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı yoktur, davanın usulden reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için HMK madde 107 ve gerekçesi uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın (somut olayda tazmin tutarının) davacı tarafından tam ve kesin olarak belirlenememesi gerektiğini, belirlenememe halinin ancak yargılama sürecinde gerçekleşecek keşif, bilirkişi incelemeleri gibi faaliyetler sonucunda mümkün hale gelmesi durumlarında belirsiz alacak davası açılabileceğini, bununla beraber somut olayda davacı taleplerine dayanak olarak bir eksper incelemesi gerçekleştirdiğini, rapordaki hesap doğrultusunda davacı dilekçesinde açıkça 32.036,97-USD ile süreç içerisinde ekspertiz raporu alınması maksadıyla harcanan 24.000-TL'yi bakiye talep tutarı olarak belirtildiğini, davacının talepleri belirli olmasına rağmen dava hukuka aykırı şekilde belirsiz alacak niteliğinde başlatıldığını, belirsiz alacak davası açılmasına gerek olmadığı halde davanın bu şekilde başlatılması nedeniyle davacının hukuki yararından söz edilemeyeceğini, hukuki yarar tamamlanamayan nitelikte bir dava şartı olduğundan davanın davacıya ek bir süre vermeden usulden reddi gerektiğini, zira Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/188 Esas, 2018/481 Karar sayılı, 14.3.2018 tarihli kararında aynen: "Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olması gerektiğini, açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamayacağını, çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemeyeceğini, sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmeyeceğini, önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması gerektiğini, belirsiz alacak davası yönünden konu değerlendirildiğinde, belirsiz alacak davasının koşulları bulunmadığı hâlde bu tür davanın açılması durumunda, davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmeli ancak hâkim bu hukuki yarar eksikliğinin tamamlanması için davacıya süre verilmemesi gerektiğini, bazı dava şartı eksikliği sonradan tamamlanabilse de, hukuki yarar şartı eksikliği tamamlanamayacağını, çünkü açıklandığı üzere dava şartları dava açıldığı tarih esas alınarak belirleneceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.03.2018 gün, 2014/22-2350 E., 2018/439 K. Sayılı kararında da hukuki yararın, tamamlanamayacak bir dava şartı olduğu kabul edilmiştir...." diyeceğini, davacının davasını belirsiz alacak niteliğinde açmasında 0hukuki yararı bulunmadığından ve hukuki yarar tamamlanabilen dava şartlarından olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı hasar tutarını tazmin etmiş ve bu hususta müvekkili ibraz ettiğini, davacı, 30/11/2023 tarihinde ise kayıtsız şartsız biçimde müvekkilimizi ibra ettiğini bildiren aşağıdaki içeriğin yer aldığı ibranameyi imzalandığını, "..... meydana gelen ve tazmini uhdesine düşen mutabık olduğumuz hasarın tutarı olan 103.246,05- USD hesaben ve tamamen aldığını, ... Sigorta A.Ş.'nin ödediği tazminat bedelini almakla, sigorta mukavelesi hükümleri tamamen yerine getirilmiş olduğundan adı geçen şirketi bu hasardan dolayı kayıtsız ve şartsız kesin olarak ibra eylediğimi ve bu olaydan dolayı başka hiçbir talepte bulunmayacağımı, ....... kabul ve beyan ederim." bu belgeyi imzalamakla davacı sigortalı, öncelikle müvekkil ile tazminat tutarında mutabık kaldığını, ödemeyle ilgili herhangi bir sorun bulunmadığını, müvekkili ibraz ettiğini ikrar ettiğini, ibra, alacak ve borcu doğrudan doğruya ve kesin olarak ortadan kaldıracağının, tam ibrada borcun tamamı, kısmi ibrada ise borcun ibra edilen kısmı sona ereceğini, bunun sonunda borçlu da borcundan tam bu kapsamda detaylarıyla açıklandığı şekilde davacı bu belge ile müvekkil ibra etmiş yani müvekkilin poliçe kapsamındaki borcu sona erdiğini, bilindiği gibi TBK 132 uyarınca "ibra" borcu ortadan kaldıran bir sebeptir. Bu nedenle, her bir dosya için ayrı ayrı olmak üzere verilen ibranamalerle borç ortadan kalktığını, artık, hukuken ibra edilmiş bir hakkın ileri sürülmesi, usul hukuku bakımından da, maddi hukuk bakımından da mümkün olmadığını, ayrıca bu belge imzalanırken davacı basiretli tacir tarafından hiçbir şerh düşülmemiş ya da ihtirazi kayıt koyulmadığını, ödemeyi alıp, hiçbir şerh koymadan ibranameyi imzaladıktan sonra davacının halen müvekkilinin hakkı olmayan bir tazmin tutarını talebi hukuken ibra nedeniyle mümkün olmadığı gibi kötü niyetlidir ve bu taleplerinin dikkate alınmaması gerektiğini, tüm bu durumlarda davacının basiretli bir tacir olduğunu, dolayısıyla bazı sorumluluklarla davranması gerektiği dikkate alınarak içerisinde açıkça mutabık kalındığı, müvekkilden farklı bir talepte bulunmayacağı belirtilen belgeyi imzalayan davacının ek bir talepte bulunmasının söz konusu olamayacağı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, .... Ticaret Mahkemesi'nin 14.02.2024 tarihli 2017/... E numaralı kararı ekte sunulmaktadır. ".... tahsil ettiği 518.000 USD hasar bedeli karşılığında sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'yi ibra ettiğini, davacı ibraname kapsamında yapılan ödeme ile tüm zararlarının karşılanmadığını ileri sürmüş olsa da olayda gabinin objektif unsuru olan edimler arasında açık bir orantısızlık şartının gerçekleşmediğini, bu nedenle ibranamenin geçerli olduğunu ve ibraname uyarınca sigortacının sigortalısına karşı sorumluluğunun sona erdiği kanaatine varılmış olduğundan, bu kanaat ışığında asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir...." bu karar doğrultusunda da görüleceği üzere ibraname ile müvekkilin sorumluluğunu ortadan kalktığından davanın reddi gerektiğini, davacının iddiaları gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu, dosya kapsamında bağımsız ve tarafsız ekspertiz şirketi ... Ekspertiz tarafından detaylı bir inceleme gerçekleştirildiğini, bu inceleme kapsamında alışveriş merkezinde yerinde araştırmalar yapılmış olup, tüm bunların sonucunda ekte dosyaya sunulan rapor hazırlandığını, alınan bu raporda fiziksel hasar tazminat tutarı 23.329,21-USD, kar kaybı tazminat tutarı ise 79.917,04-USD olarak hesaplandığını, bu hesaplama doğrultusunda davacı sigortalının da ikrar ettiği üzere ödeme gerçekleştirilmiş olup, müvekkilin böylelikle poliçe kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bağımsız ve tarafsız eksper heyeti tarafından tüm veriler toplanmış olup gerçekleştirilen detaylı inceleme sonucunda bu hesaplama yapılmış olup, ödeme de bu hesaplama uyarınca gerçekleştirildiğini, nitekim, Danıştay 8. D. E. 2011/2237 K. 2011/2623 T. 11.5.2011 sayılı kararı: “Bu kurallardan anlaşılacağı üzere, sigorta hukukunda tazminat yükümlüğünün belirlenmesi açısından sigorta ekspertiz müessesine yer verilerek sigorta ekspertizlerine hukuki bir statü kazandırıldığını, ekspertiz raporlarının delil niteliği taşıdığını belirleyen Yasa kuralı ile sigorta ekspertizlerinin sigortalayan ve sigorta ettirene karşı tarafsız ve bağımsız çalışma ilkeleri gereği tazminat yükümlüğünü doğuran olayların nedenlerini de ortaya koyan raporlarının hukuken geçerli belge niteliği taşıdığının kabulü zorunludur.” Danıştay tarafından verilen bu kararda da görüleceği üzere tarafsız ve bağımsız eksper heyeti hukuken geçerli belge niteliğini taşıdığını, davacı sigortacının hasarın daha yüksek olduğuna yönelik iddiaları yersizdir zira ekspertiz şirketi tamamen tarafsız şekilde raporu hazırlamış olup, müvekkil ise bu rapor doğrultusunda ödemeyi gerçekleştirerek yükümlülüklerini yerine getirmediğini, mahkeme tarafından takdir edilirse yapılacak incelemelerde, hasar ödemesine dayanak ekspertiz raporlarının gerçeği yansıttığını, hasar tutarının tam olarak tespit edildiği ve müvekkilimiz tarafından tazmin bedelinin ödenmesi sonucu müvekkilin bir sorumluluğu kalmadığı görüleceğini, tüm bunlara ek olarak davacı tarafından dilekçe ekinde sunulduğu belirtilen ... Ekspertiz şirketinden alınan rapor dilekçeler ekinde ayrıca sonradan dosyaya sunulan delil listesi içerisinde, kanundan kaynaklanan süreler kapsamında dosyaya sunulmadığını, bu rapor müvekkil tarafından detaylarıyla incelenemediğinden itiraz hakkını saklı tuttuğunu belirtir, raporun süresi içerisinde sunulmadığından, yeni delil olarak sunulmasına muvafakat etmediğini de bildireceğini, ... Ekspertiz tarafından hazırlanan raporda yerinde inceleme ile detaylı araştırmalar yapıldığını, davacı sigortalının yanlış beyan verdiği tespit edildiğini, tüm incelemeler ve hesaplamalar sonucunda ödeme gerçekleştirildiğini, dosya kapsamında davacı tarafından talep edilen 32.036,97-USD ile süreç içerisinde ekspertiz raporu alınması maksadıyla harcanan 24.000-TL'yi bakiye talep tutarı gerçek dışı olduğunu, mahkemenizde aynı taraflarla görülen 2025/93 Esas sayılı dosyada da aynı ekspertiz faturası bedeli tamamı yönünden talep edilmekte olduğunu, davacının sigorta ekpser sürecinde de gerçek dışı beyanlarda bulunduğu raporla sabit olup kötü niyetli ve haksız şekilde kar elde etme isteği aynı fatura bedelini iki ayrı davada talep etmesi ile gözler önüne serildiğini, açıklanan nedenlerle, davacı sigortacının iddiaları yersiz ve dayanaksız olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle, öncelikle davanın görev yokluğundan usulden reddine, dava kapsamında hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, davacı tarafından talepler kapsamında müvekkilimiz ibra edildiğinden davanın reddine, davacının iddiaları gerçeklikten uzak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan, haksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davanın; taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesi kapsamında ... ... şubesinin 06/02/2023 tarihli deprem nedeniyle kar kaybı tazmini talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili davada; ticari paket sigorta poliçesi , howden wording şartları, ... ekspertiz tarafından tanzim edilen hasar ekspertiz raporu, ödeme dekontları ve ibranameler, ... ekspertiz tarafından tanzim edilen ekspertiz raporu, ciro kayıtları, arabuluculuk anlaşmama tutanağı, ekspertiz faturası, keşif, bilirkişi, yemin, tanık, Yargıtay kararları her türlü yasal delile dayanmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdii edildiği, 02/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tarafların iddia ve savunması, taraflarca dosyaya sunulan tüm dosya kapsamı deliller, ödeme dekontu, sigorta poliçesi, taraflarca dosyaya sunulan delillerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler sonucunda, Sigorta Mevzuatı Yönünden : davaya konu olayda davalı ... Sigorta A.Ş.’nin; dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin yurt içi, yurt dışı tüm bayiilerini ... poliçe numarasıyla 02/05/2022 – 02/05/2023 vade tarihleri arasında Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalayan şirket olduğunu, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere 06/02/2023 tarihinde meydana gelen davaya konu deprem hasarının ilgili police vadesi içerisinde gerçekleştiğini, somut olayda davacı ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. bünyesinde franchise sözleşmesiyle ... Şubesi olarak ... ...'de faaliyetlerini sürdüren bayisi olduğunu, davaya konu hasar dolayısıyla davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından davacı tarafa 103.246,25 USD tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirildiği, ödemeye ilişkin banka dekontunun dosya kapsamında yer aldığını, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen ilgili sigorta poliçesinde; Emtea/Demirbaş/ Dekorasyon teminatının 750.000,00 USD, Kar Kaybı teminatının poliçe süresi boyunca 1.000.000,00 USD sigorta bedeli ile yer aldığını, davalı sigorta şirketinin düzenlediği ilgili sigorta poliçesinin eki olan ... ve Reasürans Brokerliği ... Şartları’nda (özel şart belgesi) Kar Kaybı teminatının İş Durması teminatı olarak verildiğini, ilgili poliçede matbu olarak çıkan muafiyetin aksine, bu teminattan kaynaklı hasarlarda 72 saat (3 gün) muafiyet uygulanacağı bilgisinin yer aldığını, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere, somut olayda meydana gelen 06.02.2023 tarihli deprem hadisesinin davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen ilgili sigorta poliçesi teminat kapsamında olduğunu, dosya kapsamında davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş ve davacı tarafça imzalanmış 30/11/2023 tarihli Tazminat İbraname belgesi bulunduğu, ilgili belgenin mahiyeti itibariyle farklı bir uzmanlık alanının konusu olduğu, bu hususta tarafımca değerlendirme yapılamadığını, konuyla ilgili hukuki değerlendirme ve takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğunu, işbu bilirkişi heyet raporunun mali inceleme, tespit ve değerlendirme kısmında görüleceği üzere, somut olayda bakiye kar kaybı meydana geldiğini gösteren bir bilgi, tespit veya değerlendirme yer almadığını, ilgili tespite istinaden somut olayda davacı tarafça iddia olunan bakiye kar kaybı zararının bulunmadığının anlaşıldığını, işbu bilirkişi heyet raporunun mali inceleme, tespit ve değerlendirme kısmında yer alan tespitlere istinaden somut olayda davalı sigorta şirketinin hasar tazmin yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacı ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin davalı ... Sigorta A.Ş.’den bakiye kar kaybı zararı talep edemeyeceğini, işbu bilirkişi heyet raporunun mali inceleme, tespit ve değerlendirme kısmında yer alan tespitlere göre somut olayda davacı tarafça iddia olunan bakiye Kar Kaybı zararının bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin poliçe tazmin yükümlüğünü yerine getirmiş olduğu ve davacı ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti. bakiye kar kaybı zararı bulunmadığı tespitine istinaden; davacı tarafça talep edilen ekspertiz ücreti hususunda davalı sigorta şirketinin ilgili sigorta poliçesi kapsamında yükümlülüğünün bulunmadığı hususu tespit ve rapor edilmiştir. Davacı ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. bünyesinde franchise sözleşmesiyle ... Şubesi olarak ... ...'de faaliyetlerini sürdüren bayisi olduğu,Davaya konu olayda davalı ... Sigorta A.Ş.’nin; dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin yurt içi, yurt dışı tüm bayiilerini ... poliçe numarasıyla 02/05/2022 – 02/05/2023 vade tarihleri arasında Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalayan şirket olduğu, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen davaya konu deprem hasarının ilgili police vadesi içerisinde gerçekleştiği, Davaya konu hasar dolayısıyla davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından davacı tarafa 103.246,25 USD tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirildiği,Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen ilgili sigorta poliçesinde; Emtea/Demirbaş/ Dekorasyon teminatının 750.000,00 USD, Kar Kaybı teminatının poliçe süresi boyunca 1.000.000,00 USD sigorta bedeli ile yer aldığı,Davalı sigorta şirketinin düzenlediği ilgili sigorta poliçesinin eki olan ... ve Reasürans Brokerliği ... Wording Şartları’nda (özel şart belgesi) Kar Kaybı teminatının İş Durması teminatı olarak verildiğini, ilgili poliçede matbu olarak çıkan muafiyetin aksine, bu teminattan kaynaklı hasarlarda 72 saat (3 gün) muafiyet uygulanacağı bilgisinin yer aldığı, 06.02.2023 tarihli deprem hadisesinin davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen ilgili sigorta poliçesi teminat kapsamında olduğu,Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş ve davacı tarafça imzalanmış 30/11/2023 tarihli Tazminat İbraname belgesi bulunduğu,Davacı tarafça iddia olunan bakiye kar kaybı zararının bulunmadığının anlaşıldığı, davalı sigorta şirketinin hasar tazmin yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacı ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin davalı ... Sigorta A.Ş.’den bakiye kar kaybı zararı talep edemeyeceği, davacı tarafça iddia olunan bakiye Kar Kaybı zararının bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin poliçe tazmin yükümlüğünü yerine getirmiş olduğu ve davacı ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti. bakiye kar kaybı zararı bulunmadığı hususunun tespit ve rapor edildiği denetlemeye ve hükme elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.843,70-TL harçtan mahsubu ile fazla 1.111,70-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 md ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.md göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği hesaplanan 45.000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Dair, Davacı ve davalı vekilinin yüzene karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2026
Katip ... (E-imzalı)
Hakim ... (E-imzalı)