İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/886 E. 2026/336 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/886
Karar No
2026/336
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/886 KARAR NO : 2026/336

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/07/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026

----Asliye Hukuk Mahkemesi ---- Esas,----- sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilen İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı şirket arasında süreklilik arz eden bir ticari iş ilişkisi mevcut olduğunu, bu kapsamda 28.03.2025 tarihli, --- plakalı araca ilişkin ----- nakliye hizmeti karşılığında düzenlenen ve 12.760,00 TL bedel içeren fatura, ---- İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosyada takibe dayanak belge olarak sunulduğunu, davalı şirketin anılan icra takibinde asıl borca ve fatura içeriğine herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu suretle davacıdan taşımacılık hizmeti aldığını açıkça kabul ettiğini, itiraz dilekçesinde de açıkça hizmetin alındığı beyan edildiğini, yalnızca faturanın muaccel hale gelmediği yönünde itirazda bulunulduğunu, davalı şirket borcun varlığını kabul ettiği için icra takibine yaptığı itirazıyla bağlı olduğunu, davalı hizmetin verildiğini açıkça kabul ettiğini, davalının borcun muaccel olmadığını iddia ettiğini ve bu iddiaya dayanak olarak bir araç taşıma sözleşmesini sunduğunu, söz konusu araç taşıma sözleşmesinin davalı şirket yetkilisi olmayan bir şahıs faraç şoförü) ile yapıldığnıı, dava dışı şoförün, davalı ... temsile ve ilzama yetkili kişi olmadığını, şoförün sadece aracına yüklediği ürünlerin irsaliyesini imzalamakla mükelleft olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında borcun doğumuna esas teşkil eden hizmet verildiğini, fatura düzenlendiğini ve borcun kabul edildiğini, yetkisiz bir kişinin imzaladığı sözleşmeye dayanılarak borcun muaccel olmadığı iddiası hukuken geçersiz olduğunu ve ve davalı tarafın bu yöndeki savunmaları yerinde olmadığını iddia ederek; davalının haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili adına davacı tarafından nakliye işi yapılmak üzere anlaşıldığını, davacının her ne kadar taşıma işlemini yerine getirdiğini iddia etse de teslim evraklarını müvekkiline ibraz etmediğini, taşıma işlemine istinaden hizmet bedeli olarak davacı tarafından ---- İcra Müdürlüğü ------ esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz ettiklerini, davacının nakliye hizmetine ilişkin evrakları doğru ve eksiksiz şekilde teslim ettiğine dair müvekkilinden herhangi bir onay yazısı almadığını, faturaların kesildiği ve icra takibinin başlatıldığı tarihte borcun muaccel olmadığını, taraflar arasında taşıma sözleşmeleri imzalandığını, sözleşmede ''Ödeme günü; ---- fatura kesiminden sonra teslimat evraklarının -----muhasebe ekibine doğru ve eksiksiz olarak tesliminden 75 (Yetmiş Beş) gün sonra fatura bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Nakliyeci bu evrakları doğru ve eksiksiz olarak teslim edildiğine ilişkin---- onay yazısı almadan ve belirtilen günden önce ödemenin yapılmasını talep etmeyeceğini kabul ve taahhüt eder.'' belirtildiğini, davacının onay yazısını müvekkiline ibraz etmediğini, faiz talebinin haksız olduğunu, alacaklı tarafından borçluya fatura bedelinin ödenmesine ilişkin herhangi bir ihtar, ödeme talebi veya vade bildiriminin yapılmadığını, faturada vade tarihi bulunmadığını, borçlunun kendiliğinden temerrüde düşmesinin mümkün olmadığını, alacaklının takip öncesi döneme ilişkin faiz talebinin yasal dayanağının da bulunmadığını, davacının alacağı ile birlikte icra inkar tazminatı talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, icra inkar tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini savunarak; davanın reddini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.

DELİLLER: ----- Vergi Dairesi Müdürlüğü ve ------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkereler yazıldığı görüldü. SMMM Bilirkişi------ tarafından hazırlanan 12/02/2026 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür. A- Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile; raporun 4.a.1.bölümünde davacı ...’ in 2025 yılı yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; fiziki ortamda tutulan Envanter defterlerinin noter onayları ile aynı yıla ilişkin elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacının kendi defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Davalı ...Ş’ nin 2025 yılı yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; fiziki ortamda tutulan Envanter defterlerinin noter onayları ile aynı yıla ilişkin elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. B- Davacının Alacak Talebi, Hizmet İfası Yönünden: Davacı/alacaklının ----- İcra Dairesi’ nin ----- sayılı dosyasındaki 12.760,00 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin yapılan mali incelemede; davacı ...’ in raporun 4.b.1.bölümünde incelenen kendi ticari defterlerinde; davalı ... ------ açık hesabından 02/05/2025 takip tarihi itibariyle 12.760,00 TL tutarında alacaklı, davalı şirketin de raporun 4.b.2. bölümünde incelenen defter kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 12.760,00 TL tutarında borçlu gözüktüğü, her iki tarafın ticari defter kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Öte yandan; Sayın Mahkemenin talebiyle tarafların bağlı bulundukları vergi dairesi müdürlüklerinden celp edilen BA/BS kayıtları karşılaştırma analizi olarak raporun 4.d. bölümünde incelendiğinde; 2025 yılında davacının davalı tarafa 1 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 11.000,00 TL tutarında “satış” yaptığını, davalının da aynı dönemde davacıdan 1 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 11.000,00 TL “alım” yaptığına ilişkin kaydının bulunduğu, tarafların BA/BS formlarının birbirleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Diğer bir deyişle, davacının incelenen defter kayıtlarında davalı aleyhine borç kaydetmiş olduğu takip dayanağı açık hesap bakiyesinde kayıtlı faturanın davalı tarafın karşılaştırmalı BA/BS formu analizine konu ettiği faturadan ibaret olduğu görülmüştür. Hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere “alım” olarak kendi aleyhine vergi dairesi BA/BS kayıtlarına dahil etmeyeceğinden ve kendi ticari defterlerinde davacı/alacaklı lehine alacak olarak kaydetmeyeceğinden işbu fatura içeriği mal/hizmetin teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının işbu mal/hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bu hususlar çerçevesinde; davacı/alacaklının ---- İcra Müdürlüğü’nün ----, sayılı dosyasındaki 12.760,00 TL tutarlı asıl alacak talebi yönünden ispat karinelerinin oluştuğunun söylenebileceği, davalı tarafın aksini iddia etmesi halinde ödeme yaptığını ispat etmesi gerektiği, hiç şüphesiz nihai ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır. C- FAİZ: Raporun 5.bölümünde detaylı olarak irdelendiği üzere; davacı/alacaklı takip öncesi için 430,43 TL tutarında faiz talep etmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede taraflar arasında temerrüt hususlarına ilişkin ihbar, ihtar vs başkaca somut bir belgenin yer almadığı, Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında davacı alacağı için 3095 s.k 2/2.md.kapsamında reeskont avans faizi talep edebileceği değerlendirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 28/03/2025 tarihli, --- plakalı araca ilişkin ----- nakliye hizmeti (taşımacılık sözleşmesi) kaynaklı olarak davacı tarafından kesilen ------ seri numaralı, 28.03.2025 düzenleme tarihli ve 12.760,00 TL bedelli faturada gösterilen alacağın tahsili amacıyla başlatılan ----- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davalı tarafça 28/03/2024 tarihli sözleşme metnindeki vade şartının geçerli olması nedeniyle alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı savunulmuştur. ---- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı takibi incelendiğinde davacının davalı aleyhine 02/05/2025 tarihinde "fatura alacağı" alacak sebebine dayalı olarak 12.760,00 TL asıl alacak ve 430,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.190,43 TL'nin tahsili amacıyla takip başlattığı, borçlunun 16/05/2025 tarihli itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.Dava konusu alacağın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan taşıma ücreti alacağı olduğu, taşıma işlerinde zamanaşımını düzenleyen TTK 855 uyarınca "Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar." hükmünün öngörüldüğü, bu madde hükmünün taşımadan kaynaklanan zararlara ilişkin tazminat alacaklarını kapsadığı, taşıma işlerine ilişkin olarak taşıma ücretine dair başkaca zamanaşımı hükmünün bulunmadığı, bu sebeple genel zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği, TBK 146 maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu ve TBK 149 uyarınca zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı, taşıma ücretinin TTK 870 uyarınca eşyanın tesliminde ödeneceği, yani eşyanın teslim edildiği tarihte muaccel olduğu, somut olayda somut olayda teslim tarihinin 29/03/2024 günü olduğu, 02/05/2025 tarihinde takip başlatılmasıyla TBK 154/1-b.2 uyarınca zamanaşımının kesildiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 16/2 maddesi uyarınca zamanaşımının 24/05/2025 ilâ 26/06/2025 tarihleri arasındaki arabuluculuk sürecinde durduğu, 16/07/2025 tarihinde davanın açılmasıyla TBK 154/1-b.2 uyarınca zamanaşımının kesildiği, bu sebeplerle dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği kanaatine varıldığından davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 83. Maddesi uyarınca "(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. (2)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın belirtildiği gibi fatura alacağına dayalı itirazın iptali davası olduğu, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını, davalı borçlunun ise borcun ifa veya sair sebeple bulunmadığını ispatlamakla mükellef olduğu, davanın hukuki ilişkinin ve alacağın varlığı hususunda faturaya ve ticari defterlere dayandığı, ticari defterlerin yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca mahkememizce resen de incelenebileceği, bu doğrultuda taraflara verilen kesin süre içerisinde her iki tarafın da ticari defterlerini ibraz ettiği, her iki tarafın ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davalının dava konusu yapılan faturaya ilişkin hizmeti Vergi Dairesi'ne bildirdiği, bu sebeple davacının usule ve kanuna uygun tutulmuş açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbirini doğrulamış defter kayıtlarının kendisi lehine kesin delil teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ve yukarıda açıklandığı üzere kesin delil niteliğindeki davacı (ve davalı) defterlerinde 12.760,00 TL alacağın varlığının görüldüğü, bu sebeple davacının alacağını ispatladığı, her ne kadar davalı tarafından alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı savunulmuş ise de, 28/03/2024 tarihli sözleşme metnindeki vade şartının sözleşmenin yetkili temsilcilerin imzasını taşımaması nedeniyle askıda hükümsüz olduğu, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin davacı tarafça onanmamış olması nedeniyle sözleşmenin (vade şartının) davacıyı bağlamadığı, tarafların tacir olması ve sözleşmenin hizmet tedariki niteliğinde sayılması nedeniyle TTK 1530 maddesi uyarınca davalının fatura tarihinden 30 gün sonrası olan 28/04/2025 tarihinde temerrüte düştüğü, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında avans faiz oranı üzerinden işlemiş faiz miktarının 61,88 TL olduğu (28.04.2025 ile 02.05.2025 arasındaki 4 gün için yıllık %44,25 faiz oranı üzerinden faiz uygulanmıştır), dava konusu alacağın faturaya dayanması ve likit olması, alacaklının talebinin bulunması ve davalının itirazında haksız çıkması nedeniyle borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takibine yaptığı itirazın 12.760,00 TL asıl alacak ve 61,88 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 12.821,88 TL yönünden İPTALİNE, takibin takip tarihi itibariyle bu miktarlar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Kabul edilen alacağın (12.821,88 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 2.564,37 TL icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (12.821,88 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 875,86 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 260,46 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan 1.318,30 TL dava açma masrafı ve 7.770,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 9.088,30 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına (12.821,88/13.190,43) göre 8.834,39 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan vekalet harcına ilişkin 87,50 TL yargılama giderlerinin ret/dava değeri oranına (368,55/13.190,43) göre 2,44 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 8-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (12.821,88 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 12.821,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (368,55 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 368,55 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (12.821,88/13.190,43) göre 4.471,48 TL’sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 128,52 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.

Atıf: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/886, K. 2026/336, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-886-e-2026-336-k-a010cd4c4b03