İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/866 E. 2026/778 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/866
Karar No
2026/778
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/866 Esas KARAR NO : 2026/778

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/10/2025 KARAR TARİHİ : 14/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari alım satım ve hizmet sözleşmesi gereği davalı-borçlu, müvekkili şirketten mal ve hizmet satın aldığını, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen faturalarda belirtilen tarihlerde davalının ödemelerini yapmadığını, alacağın muaccel hale geldiğini, davalı borçlunun cari hesap ekstrelerine, faturalara ve ticari defter ve kayıtlara göre müvekkiline ferileri hariç ... TL borçlu bulunduğunu, tüm ihtarlara rağmen davalı borçlunun borcunu ödemediğinden alacakların tahsili için davalı aleyhine Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının huzurdaki dava ile talep ettiği alacak kalemlerinin zaman aşımı süresine tabi olup, dava tarihinden itibaren alacak kalemlerinin zaman aşımına uğradığını beyanla; davacının müvekkilden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, davacının, borcun varlığına dayanak olarak sunduğu cari hesap kaydının gerçeği yansıtmamakla birlikte bunun alacağın varlığına kesin karine teşkil etmediğini, her ne kadar davacı yanca davaya konu takip talebi ekinde cari hesap ekstresi olduğu ve davalı müvekkilin davacı şirkete bakiye ... TL borcu olduğu iddia edilmişse de tek başına cari hesap ekstresi adı altında düzenlenen iddia olunan borcun varlığına ilişkin belgenin varlığı borcun mevcudiyetine delalet etmediğini, kaldı ki taraflar arasında cari hesap sözleşmesi de kurulmadığını, tüm bu bilgiler neticesinde müvekkil şirket ile davacı taraf arasında herhangi bir cari hesap ilişkisi bulunmamakta olup, davacı tarafça taraflar arasında cari hesap olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı taraf söz konusu cari hesap olduğu iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, bu durumda borcun varlığından söz edilemeyeceğini belirterek açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur. Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır. İlgili vergi dairesine yazılan müzekkereye cevap verilmiştir. Mahkememizce konusunda uzman bilirkişilerden rapor aldırılmış ve raporlar mahkememizce serbestçe değerlendirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyasına istinaden davalının itirazı nedeniyle İİK 'nın 67. Maddesi gereği itirazın iptali ve icra inkar istemine ilişkindir. Dava konusu Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyası uyap sistem üzerinden celbedilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davacının dava şartı arabuluculuk başvuru koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun ise davalı olduğu, birden fazla fatura, ticari defter ve kayıtlar ile cari hesap açıklamalı alacak kalemi ve işlemiş faiz alacağının tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilip, davalı borçlu vekilinin süresinde takibe itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği, İİK'nun 67/1 maddesi gereği yasal 1 yıllık süre içerisinde itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflara ticari defter ve belgelerini sunmamaları için süre verilmiş, tarafların ticari defterlerini ibrazı üzerine mali müşavir bilirkişi aracılığı ile defterlerin incelenmesine karar verilmiştir. Taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda bilirkişi ... tarihli raporunda özetle; "... 1-Davacı ... Şti.'nin 2024 ve 2025 yılı e-defterlerinin usulüne uygun olarak oluşturulduğu ve TTK'nın 82 ve devamı maddeleri ile HMK'nın 222. maddesi kapsamında delil niteliğini haiz olduğu, 2-Davalı ... Şti.'nin 2024 ve 2025 yılı e-defterlerinin beratlarının süresinde yüklenmediği, 2024 yılı Ocak dönemine ilişkin GİB onaylı beratın bulunmadığı, bu nedenle davalı e-defterlerinin HMK'nın 222. maddesi kapsamında davalı lehine delil niteliği taşımadığı, 3-Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarında taraflar arasında 2024 yılına ilişkin karşılıklı e-belge alış ve satış kayıtlarının bulunduğu ve kayıtların birbirini doğruladığı, 4-İcra takibine dayanak yapılan 14 adet faturanın tamamının hem davacı hem de davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 5-Taraf ticari defterlerinde yer alan cari hesap hareketlerinin karşılıklı olarak uyumlu bulunduğu, 6-Yapılan tahsilatlar ve mahsuplar sonrasında ... tarihli icra takip tarihi itibarıyla davacı şirket kayıtlarında ... TL alacak, davalı şirket kayıtlarında ise aynı tutarda ... TL borç bakiyesinin bulunduğu, 7-Takip dayanağı faturalarda vade tarihi bulunmadığı, dosya kapsamında da temerrüt tarihini belirleyen yazılı bir sözleşme veya belge incelemeye sunulmadığı, muaccel halen gelen alacak için icra takip tarihi öncesinde temerrüt olgusunu oluşturan bilgi ve belgeye rastlanmadığı, ..." hususlarında görüş bildirdiği anlaşılmıştır. Fatura tek başına bir sözleşme olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğindedir. Faturaya dayalı bir borcun varlığı öncelikle temel borç ilişkisinin varlığına bağlıdır. Faturayı tanzim eden ve tanzim alan arasında böyle bir borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki sonuç doğurması da söz konusu olmayacaktır. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 03/03/2016 tarih ve 2015/18039 Esas, 2016/3759 Karar sayılı kararı). Kural olarak sözleşmeye konu mal veya hizmeti sözleşmeye uygun olarak yapıp teslim ettiğini ispat külfeti davacıya aittir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. Davalı şirketin BA formalarında da faturaların kaydedilmesi halinde, içeriği kabul edildiği gibi resmi kuruma bildirilen beyannamenin delil niteliğini de haiz olduğu sabittir. BA/BS formları resmi makama bildirilen belge olup delil niteliğini haizdir. Takibe veya davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Y.19. HD. 2015/12329 Esas-2016/6138 Karar ve 2014/11846 Esas ve 15110 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Davacı tarafından davalıya mal satışı / hizmet yapılarak takibe konu faturaların düzenlendiği, icra takibinin ise asıl alacak olarak ve işlemiş faiz olarak toplam ... TL üzerinden başlatıldığı ve bu tutarın ödenmediğinin iddia edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından faturaya dayalı takip başlatıldığı, mahkememizce de alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, dava konusu faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, gelir idaresi formlarında kayıtlı olduğu, davacının defter ve kayıtlarına göre ... TL alacaklı olduğu, davalının defterlerinin beratlarının süresinde yüklenmediği, sahibi lehine delil olma özelliği taşımadığını, faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, gelir idaresi formlarında kayıtlı olduğu, davalı şirket kayıtlarında ... TL borç bakiyesinin bulunduğu ve cari hesap hareketlerinin karşılıklı uyumlu olduğu tespit edildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan gerekçelerle, davacı tarafından fatura konusu malın/hizmetin teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği ve ödeme kaydının belge ile tevsik edilmediği kanaatine varılarak davalı taraftan uyumlu defter kayıtlarına göre ... TL alacağı bulunduğu başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Tarafların defter kayıtları uyumlu olduğundan ve alacağın varlığı konusunda yeterli kanaat oluştuğundan mutabakat metni incelenmemiştir. Davacı tarafın talep ettiği icra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20.06.2016 tarih 2016/2941 esas, 2016/10949 karar sayılı ilamında, "Dava konusu icra takibine konu alacak faturaya dayanmaktadır. Dolayısıyla alacak likit, bir başka deyişle bilinebilir, belirlenebilir bir alacaktır. Mahkemece bu husus gözetilerek davacı yararına İİK.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği..." şeklinde belirtildiği üzere, hükmolunan alacağın %20'si oranında davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Dava dilekçesi ile asıl alacak miktarına yönelik itirazın iptali talep edilmiş, işlemiş faiz yönünden talep ileri sürülmemiştir. Mahkememizce kısa karar ile işlemiş faize yönelik talebin reddine dair hüküm kurulsa da, bu durum gerekçeli kararın yazımı esnasında fark edilmiş, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratmamak adına hükümde değişiklik yapılmamış, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kabul edilen miktar yönünden davanın kabulene göre hüküm kurulmuştur. Açıklanan gerekçe ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 1-Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... sayılı dosyasıyla başlatılan takibe yapılan itirazın ... TL asıl alacak miktarı yönünden İPTALİ ile, takibin bu miktar yönünden DEVAMINA, işlemiş faize ilişkin fazlaya dair talebin reddine, 2-Alacak likit kabul edildiğinden kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında hesap edilen ... TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak yatırılan ... TL harcın mahsubu ile eksik kalan ... TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça, dava açılışta peşin olarak yatırılan ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi ücreti gideri vb. yargılama gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/10/2026

Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/866, K. 2026/778, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-866-e-2026-778-k-bcfd40d6e0f2