İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/791 E. 2025/1189 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/791
Karar No
2025/1189
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/791 Esas KARAR NO : 2025/1189

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 26/08/2025 KARAR TARİHİ : 04/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptalini, takibin, bilirkişi raporuna müteakip artırılmak üzere şimdilik dava konusu edilen 100,00-TL üzerinden, bilirkişi raporuna müteakip sunulacak ıslah dilekçesinde yer alan miktar üzerinden devamını, bu miktara ödeme tarihi olan 20.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi uygulanmasını, davalı aleyhine İİK m.67 uyarınca iptal edilen tutarın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş, davalı yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı açmış olduğu davada taraflar arasında makine satın alımı için ticari ilişki kurulduğunu, makine bedeli olarak 252.000,00-TL davalıya ödeme yapıldığını, sonradan yaptığı araştırmada bedelin fazla olduğunu ve sözleşmeden dönme hakkını kullanarak makineyi almaktan vazgeçtiğini ve bedelin iadesini talebini davalıya bildirdiğini, bunun üzerine davalının farklı bir teklif olarak anlaşma sağlanan makineyi 100.000,00-TL bedel ile kendisinin üreteceğini, aradaki farkı iade edeceğini söylediğini, davacı tarafından başlatılan icra takibine ise itiraz ettiğini itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı açmış olduğu davada ilk olarak taraflar arasında makine alım satımına dair ticari ilişki olduğunu, bedelin davacı tarafından ödendiğini ancak sonradan piyasadan yaptığı araştırmadan fiyatın yüksek olduğunu öğrenmesi üzerine sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini istediğini bunu üzerine davalının 100.000,00-TL bedel ile makineyi kendisinin üreteceğini ve sonrasında kalan bedeli iade edeceğini teklif ettiğini ve bedeli iade etmediğini ve icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiş olup, davacının iddialarını inkar ettiği sayılmalıdır. Davacının dava dilekçesine göre ilk olarak taraflar arasında bir alım satım sözleşmesinin kurulduğu, sonrasında ise davalının üretimi kendi üstlenmesi ile bir eser sözleşmesinin söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle tarafların ticaret şirketi olduğu ve tacir olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere tacirlerin basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülükleri bulunmakta olup, 6102 sayılı Kanun gereğince tacirlerin tacir olmanın nimetlerinden yararlanacakları kadar tacir olmanın külfetlerine de katlanmaları gerektiği açıktır. Davacının iddialarına göre taraflar arasındaki sözleşme ister alım satım sözleşmesi ister eser sözleşmesi olarak kabul edilsin davacının iddiasına göre tarafların anlaştığı fiyatın pahalı olduğu gerekçesiyle tek başına sözleşmeden dönülmesi mümkün olmayıp, haksız fesih niteliği taşıyacaktır. Davacının dava dilekçesi incelendiğinde; taraflar arasında ilgili makineye dair yazılı bir sözleşme olmadığı anlaşılmakta olup, taraflarca belirlenmiş belirli veya kesin vade niteliğinde bir vadenin de olmadığı, davacı tarafından taraflar arasında makinenin teslimi için kesin veya belirli vade belirlendiğine dair bir delil de sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından dava dilekçesi ile veya sonrasında davalıya temerrüt ihtarı yapıldığı ve davalının temerrüde düşürüldüğüne dair de herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda temerrüt sebebiyle de sözleşmeden dönülmesinin mümkün olmadığı söylenebilecektir. Nitekim davacının dava dilekçesinde davalının makine teslimine yönelik temerrüde düştüğüne dair de bir iddiası bulunmamaktadır. 6102 sayılı Kanun'un tacir olmanın hükümlerini düzenleyen 18. Maddesinin 2. Ve 3. Fıkrası şu şekildedir: "(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. (3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." İlgili hükümden görülebileceği üzere tacir olan bir ticaret şirketinin ticari faaliyetlerinde basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerekmekte olup, tacirler arasındaki temerrüt, sözleşmenin feshi ve sözleşmeden dönmeye yönelik ihbar ve ihtarların belirli usuller çerçevesinde yapılması gerektiği açık bir şekilde düzenlenmiştir. Sözleşmeden dönme yenilik doğuran hak bir hak olmakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmeyi geriye yönelik sona erdirmektedir. 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca tacirler arasında sözleşmeden dönmeye yönelik ihbar ihtarların belirli usuller içerisinde yapılması gerekmekte olup, davacı tarafından dava dilekçesinde ve sonrasında davalıya yönelik 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca belirtilen usullerden taraflar arasındaki sözleşmeden dönüldüğüne dair bir beyanın bildirildiğine ilişkin dosya arasına herhangi bir delil davacı tarafından sunulmamıştır. Nitekim eldeki davada 6100 sayılı Kanun uyarınca basit yargılama usulü uygulanmakta olup, davacının tüm delillerini dava dilekçesi ile birlikte sunması gerektiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından dava dilekçesinde bu yönde bir delil sunulmadığı sabittir. Bu bağlamda davacının davalının temerrüde düşürüldüğünü ispatlayamadığı gibi sözleşmeden dönmeye yönelik yenilik doğurucu hakkını kullandığını da 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca tacirler arasındaki dönme beyanına yönelik ilgili usullere riayet ettiğini de ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davaya cevap verilmemiş olup, 6100 sayılı Kanun gereğince davalının davacının iddialarını inkar etmiş sayılması gerektiği bu suretle davalının da davacının sözleşmeden döndüğüne yönelik iddiasını inkar etmiş sayılması gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce 04.11.2025 tarihli celsede davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla yemin delili hatırlatılmış olup, davacı vekili ilgili celsede yemin delilini kullanmayacağını beyan etmiştir. Bu bağlamda davacının taraflar arasındaki akdi ilişkiden döndüğüne yönelik iddiasını ispatlayamadığı, bu yönde herhangi bir delil sunmadığı, dönme beyanına dair davalıya herhangi bir ihbar veya ihtar gönderildiğine yönelik delil sunulmadığı, teslim borcu yönünden davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir ihtar veya ihbarın da davacı tarafından sunulmadığı, yine taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı gibi davacı tarafından kesin veya belirli vade belirlendiğine dair de bir iddia veya ihbar ya da ihtar sunulmadığı bu suretle davalının temerrüde düşürüldüğünün de davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının işbu dava kapsamında taraflar arasındaki sözleşmeden dönüldüğünü bu sebeple ödenen bedelin iadesi koşullarının oluştuğunu ispatlayamadığı anlaşılmış, davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harç peşin alındığından bakiye HARÇ TAYİNİNE YER OLMADIĞINA, 3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/11/2025

Katip ... E¸

Hakim ... E¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/791, K. 2025/1189, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-791-e-2025-1189-k-d50e33e5c1d8