İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/774 E. 2025/815 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/774
- Karar No
- 2025/815
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/774 Esas KARAR NO:2025/815
DAVA:Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ:13/03/2024 KARAR TARİHİ:20/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde toptan ticarete yönelik iş merkezi olup iş merkezinde 220 adet dükkan bulunduğunu, müvekkilinin adresinde davalı yanca elektrik saati okuması için gelindiğinde sayacın okunamadığı gerekçesi ve hata verdiği iddiası ile birlikte sayacın davalı tarafından muayene için götürüldüğünü ve 24/10/2023 tarihinde sayacın hiç doğru tüketim yapmadığı iddiası ile müvekkiline dava değeri olarak gösterilen 1.872.325,38-TL bedel üzerinden ek tahakkuk bilgilendirme formu adı altında ödemeye ilişkin belge gönderildiğini, sayacın davalı tarafından muayene için götürüldüğü tarihe kadar makul şekilde aylık faturaların geldiğini ve müvekkilince ödendiğini, müvekkilinin böyle bir borcunun söz konusu olmadığını, görevli mahkemenin davalının yerleşim yeri olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında 01/03/2022 tarihinde enerji satışına ilişkin ikili anlaşma yapıldığını, aboneliğin halen faal ve elektriğin açık olduğunu, mahalde bulunan sayaçta arıza meydana geldiği ve bir kısım tüketimlerin ölçülemediğinin fark edildiğinin ilgili dağıtım şirketi tarafından müvekkiline bildirildiğini ve bu bildirime istinaden ölçülemeyen kısım için 6.844,87-TL tutarlı ek tüketim faturası tanzim edildiğini, bu fatura bedeli tavacı tarafça ödenmiş olup müvekkilinin davacıdan herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını, müvekkilinin ek tüketim faturasını oluştururken geçmiş bir yıla ait aktif enerji bedeli toplamını bir tablo halinde davalı tarafa bildirdiğini fakat karşı tarafın bu tablodaki verileri hatalı okuduğunu ve kendisi hakkında 1.872.325,38-TL borç çıkarıldığını zannederek huzurdaki menfi tespit davasını açtığını, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yasal şartlarının oluşmadığını, davacı yanın sunmuş olduğu dilekçe ekinde açıkça görüleceği üzere müvekkili kurum tarafından "borcunuz bulunmamaktadır" şeklinde bilgilendirme mevcut olduğunu, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Dosyanın öncelikle 13/03/2024 tarihinde açılarak Mahkememizin ... Esasına kaydının yapıldığı, Mahkememizin ... Esas, ... Karar sayılı ve 18/03/2024 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, görevsizlik kararı nedeniyle .... Asliye Hukuk Mahkemesinde ... Esasına kaydının yapıldığı, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı ve 26/11/2025 Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verilerek dosyanın Mahkememize gönderilmesine karar verildiği, davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın yargı yerinin belirlenmesi amacı ile 04/02/2025 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, İstanbul 37. Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2025/356 Esas, 2025/2525 Karar sayılı ve 25/09/2025 tarihli kararı ile Mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği ve son olarak dosyanın Mahkememizin 2025/774 Esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/06/2024 tarihli ön inceleme tensip tutanağı 3 nolu ara kararı gereğince, dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi ...'ın 05/11/2025 tarihli raporunda özetle; ... Dağıtım tarafından düzenlenmiş hesap bültenindeki 23.10.2023 - 24.10.2023 tarihleri arasındaki dönem için yapılan 1.507,91 kwh ek tahakkuk hesabında hata tespit edilmediği, dosya kapsamında bulunan... Perakende Satış A.Ş. yasal takip direktörlüğü tarafından düzenlenmiş yazıda geçmiş bir yıla ilişkin aktif enerji bedeli toplam tutarının 1.872.325,38 TL olduğunu, sistem kayıtlarında ... hesap numarasına ait günü geçmiş borcun bulunmadığının belirtildiği, hukuki değerlendirmelerin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu tespit ve kanaatlerine varıldığı bildirilmiştir. Dava, ek tahakkuk adı altında kesilen fatura alacakları yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava, davacının ... tesisat numaralı tesisata ilişkin olarak kendisine gönderilen ek tahakkuk bilgilendirme formunda gösterilen 1.872.325,38 TL tutarında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. Mahkememizce çözümlenmesi gereken iki temel mesele bulunmaktadır: Birincisi, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı; ikincisi ise yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartı olup, mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Menfi tespit davası, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında borçlunun, icra takibinden önce veya sonra borçlu olmadığını ispat için açtığı bir dava türüdür. Bu davanın açılabilmesi için, davacı aleyhine var olan veya varlığı iddia edilen somut bir borcun bulunması zorunludur. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacıya gönderilen ek tahakkuk bilgilendirme formunda, 23.10.2023-24.10.2023 tarihleri arasındaki dönem için yalnızca 1.507,912 kWh tutarında ek tahakkuk yapıldığı görülmüştür. Davacının borç olarak nitelendirdiği 1.872.325,38 TL ise, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 34. maddesi gereğince ek tahakkuk yapılırken tüketiciye sunulması zorunlu olan geçmiş 12 aylık tüketim verilerinin bilgilendirme amaçlı toplamından ibarettir. Nitekim davalı, cevap dilekçesinde açıkça "Fakat karşı taraf bu tablodaki verileri hatalı okumuş ve kendisi hakkında 1.872.325,38 TL borç çıkarıldığını zannederek huzurdaki ihtiyati tedbir talepli menfi tespit davasını açmıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı ayrıca "sistem kayıtlarında günü geçmiş borcun bulunmadığını" da ikrar etmiştir. Bilirkişi raporunda da; ... Satış A.Ş. Yasal Takip Direktörlüğü tarafından düzenlenen yazıda geçmiş bir yıla ilişkin aktif enerji bedeli toplam tutarının 1.872.325,38 TL olduğunun belirtildiği, ancak sistem kayıtlarında davacıya ait günü geçmiş borcun bulunmadığının tespit edildiği ifade edilmiştir. Tüm bu tespitler ışığında; davacının menfi tespitini istediği 1.872.325,38 TL tutarındaki meblağ, hiçbir zaman davacıdan talep edilen bir borç olmayıp, yalnızca yönetmelik gereği bilgilendirme amacıyla gösterilen geçmiş dönem tüketim toplamıdır. Dava konusu olmayan gerçek ek tahakkuk tutarı olan 6.844,87 TL ise davacı tarafından ödenmiş olup, davalının davacıdan herhangi bir alacağı kalmamıştır. Menfi tespit davasının konusunu, davacı aleyhine var olan ya da en azından alacaklı tarafından varlığı iddia edilen somut bir borç oluşturur. Somut olayda ise davalı hiçbir aşamada davacıdan 1.872.325,38 TL talep etmemiş, aksine böyle bir borcun bulunmadığını beyan etmiştir. Var olmayan ve talep de edilmeyen bir borç için menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. HMK'nın 327/2. maddesi; "Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez" hükmünü amirdir. Her ne kadar anılan madde, davanın "sıfat yokluğu" nedeniyle reddi halini düzenlemekte ise de; maddenin temel amacı, yanıltıcı tutum ve davranışlarıyla davaya sebebiyet veren tarafın, davanın reddi halinde dahi yargılama giderlerinden yararlanamamasını sağlamaktır. Bu amacın, benzer nitelikteki diğer usuli ret hallerinde de korunması, hakkaniyet ve dürüstlük kuralının gereğidir. Somut olayda; tıpkı HMK 327/2'de düzenlenen ve davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi davranarak dava açılmasına sebebiyet veren kişi gibi, davalı da davacıyı borç varmış gibi yanıltarak bu davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Her iki durumda da ortak unsur, davalının yanıltıcı tutumunun davaya sebebiyet vermesidir. Dolayısıyla HMK 327/2. maddesinin bu davaya kıyasen uygulanması gerekmektedir. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının aşağıda açıklanan tutum ve eylemleriyle davacıyı yanıltarak bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği kanaatine varılmıştır:
(1) Ek Tahakkuk Bilgilendirme Formunun Yanıltıcı Düzenlenmesi: Davalı tarafından gönderilen ek tahakkuk bilgilendirme formunun incelenmesinde; formun üst kısmında ek tahakkuk miktarının yalnızca kWh cinsinden (1.507,912 kWh) yazıldığı, TL karşılığının ise hiçbir şekilde belirtilmediği görülmüştür. Buna karşılık formun alt kısmında yer alan geçmiş dönem tüketim tablosunda 1.872.325,38 TL tutarı büyük puntolarla ve "Toplam" başlığı altında gösterilmiştir. Formun sonunda yer alan "Yukarıda hesaplanan tutarı peşin... ya da taksitlendirme yaparak ödeyebilirsiniz" ifadesi, makul bir tüketiciyi tablodaki toplam tutarın kendisinden talep edilen borç olduğu yanılgısına düşürecek niteliktedir. Bu düzenleme biçimi, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 34. maddesinin amacına aykırı olarak, bilgilendirme yerine yanıltıcı bir etki yaratmıştır.
(2) Arabuluculuk Sürecindeki Tutum: Dava öncesi zorunlu arabuluculuk başvurusunda davacı, "1.872.325,38 TL borcumuz yoktur" şeklinde talepte bulunmuştur. Arabuluculuk tutanağının incelenmesinde, davalının bu talebe karşı "talepleri kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davalı bu aşamada, söz konusu tutarın borç olmadığını ve yalnızca bilgilendirme amaçlı gösterildiğini açıklığa kavuşturabilecek konumdayken, bu yönde herhangi bir açıklama yapmamıştır. Davalının bu tutumu, davacının yanlış algısının devam etmesine ve nihayetinde bu davanın açılmasına zemin hazırlamıştır. (3) Dava Öncesi Başvurulara Yeterli Yanıt Verilmemesi: Davacı, dava dilekçesinde belirttiği üzere davalı kuruma birden fazla başvuruda bulunmuş, ancak davalı tarafından davacının bu konudaki endişelerini giderecek açık ve net bir yanıt verilmemiştir. HMK 327/2. maddesinde düzenlenen ve "sıfat yokluğu" halinde uygulanan kuralın temelinde, yanıltıcı davranışla davaya sebebiyet verenin korunmaması ilkesi yatmaktadır. Somut olayda davalı, ek tahakkuk formunu yanıltıcı biçimde düzenleyerek ve arabuluculuk sürecinde durumu açıklığa kavuşturmayarak, davacıyı borçlu olduğu yanılgısına düşürmüş ve bu davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Bu nedenle HMK 327/2. maddesi kıyasen uygulanarak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kötüniyet Tazminatı Talebi: Davacı vekilinin %20 oranında kötüniyet tazminatı talebinin incelenmesinde; dava hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedildiğinden, davacı lehine herhangi bir tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Zira kötüniyet tazminatı, davanın kabulü halinde ve ancak alacaklının kötüniyetinin tespiti durumunda hükmedilebilecek bir yaptırımdır. Açıklanan nedenlerle; davacının menfi tespitini istediği 1.872.325,38 TL'nin hiçbir zaman kendisinden talep edilen bir borç olmadığı, bu tutarın yalnızca yönetmelik gereği sunulan bilgilendirme tablosundaki geçmiş dönem tüketim toplamından ibaret olduğu, dolayısıyla var olmayan bir borç için menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla; davanın HMK 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, ancak davalının yanıltıcı form düzenlemesi ve arabuluculuk sürecindeki tutumu ile davacıyı yanıltarak davaya sebebiyet verdiği sabit olmakla, HMK 327/2. maddesi kıyasen uygulanarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle; 1-Hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine, 2-HMK. 327/2 maddesine kıyasen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 31.974,64-TL harçtan mahsubu ile bakiye 31.359,24-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacının karşıladığı peşin harç ve başvuru harcı giderlerinin ve yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.20/11/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”