İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/728 E. 2026/359 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/728
Karar No
2026/359
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/169 Esas KARAR NO :2026/357

DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/02/2026 KARAR TARİHİ:15/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davalı şirket tarafından davacı aleyhine alacak iddiası ile ... İcra Müdürlüğünün 2020/.... Sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, iş bu takip, takip tarihi itibarıyla halen ayakta .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı bir icra takibi varken (nitekim takip talebinde bu husus açıkça dercedilmiştir) yasaya aykırı surette mükerrer ve derdestliğe aykırı biçimde ikame edildiğini, devam etmekte olan bir icra takibine rağmen yeniden aynı alacak için aynı borçluya karşı icra takibi gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine ilişkin açık bir düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda(İİK) yer almadığını, HMK’daki derdestliğe ilişkin düzenlemenin icra takiplerine kıyasen uygulanması gerektiğini, derdestlik kurumunun amaçları davada ve icra takibinde ortak olduğunu, dava bakımından bir dava engeli olan derdestlik, icra takibi bakımından da bir takip engel olduğunu, dolayısıyla olumsuz bir dava şartı olarak nitelendirilen derdestlik aynı zamanda olumsuz bir takip şartı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle, tıpkı davada derdestlik gibi icra takibinde de derdestlik takip hukukunun doğasına uygun ölçüde icra memurunca/mahkemece kendiliğinden gözetilen ve taraflarca takibin/davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir takip şartı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, takip talebinde, dayanak olarak önceki icra dosyasının gösterilmesi göz önüne alındığında menfi tespite konu icra dosyasının derdesliğe aykırı ikame edildiği görüleceğini, açıklanan nedenlerle mükerrer ikame edilen dava konusu takip bakımından menfi tespit talep etme ihtiyacı hasıl olduğunu, davacının, ... İcra Müdürlüğünün 2020/....Sayılı dosyası bakımından şimdilik 52.382,00 TL borçlu olmadığının tespitini, İİK Md. 72’nin somut uyuşmazlığa tatbikine; olmayan bir alacağı, dayanak belirtmeksizin soyut şekilde takibe konu eden kötüniyetli davalı aleyhine % 20’den az olmayan kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davacı vekilinin mahkeme huzurunda ikame etmiş olduğu dava; hukuki dayanaktan yoksun, tümüyle haksız ve davalı şirketin alacağının tahsilini geciktirmek amacına matuf mesnetsiz bir dava olduğunu, dava dilekçesindeki iddialarının tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, davalı şirket bir varlık yönetim şirketi olup, huzurdaki davaya konu alacakları ... ... A.Ş.'den temlik aldığını, temlik eden banka ve davacı varlık yönetim şirketi vadesi geldiği halde ödenmeyen alacaklarını tüm hukuki prosedüre uygun olarak takibe koymuş ve icra takibi yaptığını, icra takip dosyası hakkında davacı tarafından çeşitli iddialarla huzurdaki dava ikame edildiğini, davaya konu icra dosyasının fiziken ve UYAP ortamında celbi neticesinde davacının borçlu olduğu görüleceğini, arz ve izah edilen ve mahkemennin re'sen dikkate alacağı nedenlerle; davacı yanın haksız ve hukuka aykırı davasının reddini, davacı-borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; davacının, aynı alacağa ilişkin olarak daha önce başlatılmış ve halen derdest olduğunu ileri sürdüğü bir icra takibi bulunmasına rağmen yeniden icra takibi başlatıldığı iddiasına dayanarak açtığı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı taraf, .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının halen açık ve derdest olduğunu, buna rağmen aynı alacak nedeniyle ... İcra Müdürlüğü’nün 2020/... Esas sayılı dosyası üzerinden yeniden takip yapılmasının mükerrer takip niteliğinde bulunduğunu, HMK’da düzenlenen derdestlik kurumunun kıyasen icra takiplerine de uygulanması gerektiğini ileri sürerek dava konusu takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle menfi tespit davasının hukuki niteliği ile davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası, kişinin gerçekte mevcut olmayan bir borç nedeniyle takip tehdidi altında bulunması hâlinde borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak açılabilen bir dava olup, bu davanın dinlenebilmesi için davacının güncel ve korunmaya değer hukuki yararının bulunması zorunludur. Hukuki yarar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h maddesi gereğince dava şartı niteliğinde olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Somut olayda davacı, dava konusu takipte ileri sürülen alacağın maddi hukuk bakımından mevcut olmadığını, borcun sona erdiğini, ödendiğini yahut hiç doğmadığını ileri sürmemekte; yalnızca aynı alacak için daha önce başlatılmış bir takip bulunduğundan bahisle ikinci takibin “mükerrer” olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda davacının iddiası, borcun esasına değil, takip işleminin usulüne ilişkindir. Her ne kadar davacı taraf HMK’daki derdestlik kurumunun kıyasen icra takiplerine uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de; hukuk davalarına özgü bir dava şartı olan derdestlik kurumunun, niteliği gereği cebri icra işlemlerinden oluşan icra takiplerine doğrudan uygulanabilmesi mümkün değildir. Zira icra takipleri maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden bir yargılama faaliyeti olmayıp, alacağın tahsiline yönelik takip işlemlerinden ibarettir. Aynı alacağa ilişkin birden fazla takip yapılmış olması tek başına borcun mevcut olmadığı sonucunu doğurmayacağı gibi, borçlunun menfi tespit davası açmasını gerektiren bağımsız bir maddi hukuk ihtilafı da yaratmaz. Öte yandan aynı alacak için birden fazla takip yapılması hâlinde borçlu yönünden mükerrer tahsil riski doğması mümkün ise de, hukuk düzeni aynı alacağın birden fazla kez tahsil edilmesine cevaz vermemektedir. Bu tür iddialar, icra müdürlüğü nezdinde ileri sürülebilecek itiraz ve şikâyet sebepleri kapsamında değerlendirilmesi gereken takip hukuku meseleleri olup, borcun mevcut olup olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasının konusunu oluşturmamaktadır. Nitekim davacı tarafça dava konusu alacağın maddi hukuk bakımından mevcut olmadığına ilişkin herhangi bir vakıa ileri sürülmemiş, yalnızca takiplerin mükerrer olduğu savunulmuştur. Bu nedenle davacının eldeki menfi tespit davasını açmakta korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava şartı yokluğu hâlinde uyuşmazlığın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığından, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle; icra takiplerinin derdest olduğu iddiasına dayanılarak açılan menfi tespit davasının, HMK’nin 114/1-h ve 115. maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-İcra dosyalarının derdestliği nedeniyle açılan menfi tespit davasının HUKUKİ YARAR YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 894,56-TL harçtan mahsubu ile bakiye 162,56-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. 15/04/2026

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/728, K. 2026/359, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-728-e-2026-359-k-55dbbfc424bf