İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/666 E. 2026/301 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/666
- Karar No
- 2026/301
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/666 Esas KARAR NO: 2026/301 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 31/07/2025 KARAR TARİHİ: 02/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının hafriyat işi yapmakta olup bu işlerin içerisinde -----araçların hem kiralanması hem de araçlar birlikte çalışarak hizmet verdiği, iş bu hizmetler neticesinde işlem sonrası fatura kesmekte veya iş yaptırdığı ve fatura aldığı, davalı ile arasında yapmış olduğu ticari işler sonrası da fatura kesen müvekkili, davalı adına işin bitiminde -----tarihinde yapılan tüm işlemler için ---- bedelli faturayı tanzim ettiği, lakin faturanın açıklamasından da anlaşılacağı üzere davalı tarafından ----- tarihinde ----- iş devam ederken ara ödemeler yapıldığı, işbu sebepten fatura alacağı --- olarak gözükse de fatura açıklamasından ve icra takibinden de anlaşılacağı üzere ödenen bakiyeler düşülerek ---- bakiye işleme alınmıştır. Davalı bu faturadan arda kalan bakiyeyi ödemekten imtina etmiş olup müvekkili sürekli farklı tarihlerde ödeme yapacağını bildirerek oyalamış olduğu, ---- Esas sayılı takip dosyasının açılmasına sebebiyet verdiği beyan edilmekle, haklı davanın kabulü ile, davalı tarafından, ---- Dairesi nezdinde aleyhine başlatılmış ---esas sayılı dosyaya yapılan itirazın iptaline, takip konusu alacağa fatura ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili davaya cevap dilekçesindeki beyanlarında özetle; Davacı tarafın, ------ numaralı faturayı davalı adına tek taraflı olarak düzenlediği, Söz konusu faturanın davalı şirket tarafından hiçbir surette kabul edilmediği, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının tüm iddialarını hükümsüz ve geçersiz olduğu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaması ve ---- ayrıca alıcıya yükletileceğine dair açık bir hüküm olmadığı, bu nedenle davacının --- dahil bedel talebinin hukuken geçersiz ve haksız olduğu, davacının dava dilekçesinde davalı tarafından kendisine ---- olmak üzere toplam --- tutarında ara ödeme yapıldığı, bu ödemelerin dava konusu --- bedelli faturaya karşılık yapıldığı, davacının süresinde yapılan itirazı ve iptal faturası bulunmasına rağmen takibe devam etmesinin, tamamen kendi kusurundan kaynaklanan haksız ve kötü niyetli bir icra takibi olduğu, bu nedenle davacının taleplerinin reddiyle birlikte, davalı lehine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davalı aleyhine iddiada bulunan davacı taraf, iddialarını somut ve geçerli delillerle ispatlamakla yükümlü olduğu, davacının haksız ve mesnetsiz davasının tamamen reddine, davacının haksız icra takibi sebebiyle müvekkilinin ticari itibarını zedelemiş olması nedeniyle İİK m.67 uyarınca %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ------Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,-----sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda; Davacı Şirayhan Saygı 'nın incelenen 2025 yılına ait yasal ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64 - 65 maddeleri ve 213 sayılı V.U.K'nun 215 226 maddelerinde belirtilen Ticari Defterlere ilişkin hükümlere, Muhasebe Uygulama Genel tebliğlerine, ilke ve prensiplerine uygun gelir idaresi başkanlığı defter beyan portalından işletme defteri olarak tutulduğu, tutulan ticari defterlerin sahipleri lehine delil olma niteliğinde olduğu, ----- defter beyan portalı üzerinden elektronik defter statüsünde tutulmakta olan işletme defteri olup, ticari defter açılış ve kapanış nayı gelir idaresi başkanlığınca onaylandığı belirtilmiştir. Raporun sonuç kısmında; davacı --- olduğu, davalı ------Mükellefidir, davacı --- tarafından tarafıma ibraz edilen ----üzerinden tutulan İşletme Defteri kayıtlarında Davalı ---- tarih ve -----olmak üzere toplam ------- bedelli fatura --- yılı ticari defterlerine ---tarih ve ---- sıra numarasına kaydedildiği, davacı ---- incelenen--- yılına ait yasal ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64 - 65 maddeleri ve 213 sayılı V.U.K'nun 215 - 226 maddelerinde belirtilen Ticari Defterlere ilişkinhükümlere, muhasebe uygulama genel tebliğlerine, ilke ve prensiplerine uygun ----- defter beyan portalından işletme defteri olarak tutulduğu, tutulan ticari defterlerin sahipleri lehine delil olma niteliğinde olduğu görüldüğ,ü ----- defter beyan portalı üzerinden elektronik defter statüsünde tutulmakta olan işletme defteri olup, ticari defter açılış ve kapanış onayı -----onaylandığı belirtilmiştir. Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan ------ alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ------- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafından Faturaya veya bilirkişi raporuna itirazının bulunmüdığı, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşılmakta olup, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca kısmi ödemelerin yapıldığı, davalı tarafından faturanın kabul edildiği görülmekle fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturanın dayanağını oluşturan hizmetlerin ifa edildiği ve yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması ve kısmi ödemelerin de yapılmış olması nedeniyle faturaların içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, Davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak bilirkişi raporu da hükme esas alınarak ödenmeyen ------ asıl alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. ----- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ İLE, 1-Davalının------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin ---- asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Karar harcı 13.483,16 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.532,94-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.950,22-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 2.532,94 -TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 3.148,34 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 140,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.140,00 -TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 4.600.00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma) davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde----Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/04/2026