İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/655 E. 2026/135 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/655
Karar No
2026/135
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : ... KARAR NO :...

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : .... VEKİLİ : Av.... DAVALI : .... VEKİLİ : Av....

DAVA : Kooperatif Üyeliğinin Tespiti DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ... Mahkememize açılan Kooperatif Üyeliğinin Tespiti davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkilinin, 01/02/2014 tarihinden itibaren davalı kooperatifte üç adet 300 m2'lik ayrı ayrı beşer katlı işyeri üyeliğine istinaden hem peşinat ödemesini hem de kooperatif üyelik aidatlarını kooperatifin banka hesabına düzenli olarak yıllardır ödediğini, ancak davalı kooperatifin , yıllarca müvekkilinden hem tahsil ettiği peşinat bedelini hem de 2014 yılından itibaren müvekkilinin düzenli olarak her ay ödediği ve ödemekte olduğu aidatları resmi banka hesapları aracılığıyla tahsil ettiği ve bu paraları da kullandığını, ayrıca yine davalı kooperatifin müvekkiline ait olan cep telefonuna da düzenli olarak sms göndermek suretiyle ödenecek bedelleri bildirdiğini ve müvekkili tarafından da bildirilen ödemelerin de yapıldığını, ancak 2014 yılından itibaren müvekkilinin kooperatif ortağı olmasına rağmen kooperatif tarafından müvekkiline ödemelerle ilgili düzenli olarak bildirim ve sms gelmesine rağmen , müvekkilinin kooperatif resmi kayıtlarında üye olarak görünmediğini, davalı kooperatif tarafından müvekkilinin üye olarak gösterilmediği gibi hazirun cetvellerinde de kaydı bulunmadığı gibi kooperatif genel kurul toplantılarına ilişkin olarak da usule uygun olarak müvekkiline tebligat gönderilmediğini ve böylece müvekkilinin düzenli olarak aidatlarını ödeyen üye olarak genel kurul toplantılarında oy kullanma ve alınan kararlara itiraz edebilme hakları da ihlal edildiğini ancak bunun yanında müvekkilinin yıllardır ödediği paraların kullanıldığını, müvekkilinin tüm ödemelerini davalı kooperatife ait Türkiye Finans Bankası Kayseri Şubesindeki ...-1 hesaba yatırdığını, müvekkilinin 2014 yılından itibaren üye olarak ve kooperatiflerdeki açık kapı ilkesi gereğince tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davalı kooperatifin de yıllarca müvekkiline sms ve telefon aracılığıyla bildirimlerle bulunmakla üyeliğini kabul etmiş olmasına ve tüm ödemelerini de sermaye olarak kullanmasına rağmen resmi kayıtlarda üye kaydını oluşturmadığını, bu sebeplerle müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi bakımından , hem peşinat bedeli hem de yıllardır düzenli olarak aidat ödediğini ve ödemekte olan müvekkilinin davalı kooperatife üyeliğinin (ortaklığının )tespiti istemiyle iş bu davayı açtıklarını davanın kabulünü, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı (üyesi) olduğunun tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " Davacı tarafından ifade edilen düzenli olarak ödemelerin yapıldığı beyanlarının gerçeklikten uzak olduğunu, davacı tarafın ödemeleri üye aidat tablosunda uygun olarak yapılmadığını, bu kapsamda davacı tarafından üyeliğe yönelik aidat ödemesi yapılmadığını, bu durum kooperatif tarafından tespit edildikten sonra gerekli işlemlerin başlatıldığını ve bu hususun genel kurul gündemine taşındığını, davalı tarafından yapılan ödemeler gerek kooperatif ile TOKİ arasından yapılan arsa satış sözleşmesi gereğince yapılan artışlar gerekse de yasal mevzuat, genel kurul kararları ve ana sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenen aidatlar, işletilecek faiz ve diğer hususlar çerçevesinde ilgilinin tüm fer’ileri ile birlikte mali yükümlülükleri tam ve olması gerektiği gibi yerine getirmediğini, davacının yaptığı ödemeler neticesinde "üç adet 300 m2' lik " üyeliğinin olduğu iddiasının da kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili kooperatifin, TOKİ tarafından yapılan ihale neticesinde kooperatif faaliyet konusu taşınmazı ihale neticesinde satın aldığını, toki ile yapılan sözleşme gereğince yapılacak ödemelere her 6 ayda bir TEFE-TÜFE oranında artış yapıldığını, bu artış da üyelerin aidatlarına yansıtıldığını, davacının müvekkili kooperatifte herhangi bir üyeliği bulunmadığını, iş bu nedenle de davacı adına kooperatif kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Mahkememizce evvelce yapılan yargılama sonunda 20/02/2025 tarih ve ...sayılı gerekçeli karar ile; 1-Davacının davasının kısmen kabulü ile davacının davalı kooperatif bünyesinde 1 adet üyeliğinin bulunduğunun tespitine, 2-Davacının sair taleplerinin reddine, 3-Davacının tedbir talebi hakkında işbu davamızın kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkin olması sebebiyle tedbir talebinin reddine, kararı verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin... Esas ... Karar sayılı kararı ile; ''Davacı ve davalı yanın bilirkişi heyet raporuna itiraz ettikleri ve fakat HMK 281. Md uyarınca itirazlar yönünden ek rapor alınmadığı anlaşılmakla tarafların bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar nitelikte HMK 281. Md uyarınca bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiği gerekçesi ile mahkememizin istinafa konu edilen 20/02/2025 tarih ve ... sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA, karar verildiği anlaşılmış İade edilen dosya mahkememizin ...Esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararı sonrası toplanan deliller; Mahkememiz 22/07/2025 tarihli tensip tutanağı ile dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi ile; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2...Karar sayılı kararı gereğince dosyanın yeniden önceki bilirkişi heyetine tevdi edilerek, tarafların kök rapora karşı yapmış oldukları tüm beyan ve itirazlar değerlendirilerek ayrıntılı ve gerekçeli rapor tanzimi düzenlenmesi istenilmiş, SMMM bilirkişi Prof. Dr. ... ve Nitelikli Hesap Bilirkişisi Av. ...'ın 01/10/2025 tarihli raporunda özetle; MALİ MÜŞAVİR BİLİRKİŞİ TESPİTİNDE ; Mahkemenin ara kararında belirtilen hususların tespitine yönelik olarak 30.11.2024 tarihinde davalı kooperatif merkezinde kayıt ve belgeler üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelememiz sırasında tarafımıza sunulan defter ve belgeler söyledir; Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile davalı kooperatif merkezinde kayıt ve belgeler üzerinde ve yukarıda belirtilen yönetim kurulu karar defterlerinin incelenmesinden ulaştığımız bulgular aşağıda sunulmuştur. Raporumuz ekinde yer alan davalı kooperatifin mizan tablosu incelendiğinde üyeler için ayrı hesap açılmadığı, tüm üye ödemelerinin 331.01.kodlu Üye Aidatları hesabında takip edildiği görülmektedir. Bahse konu raporumuz ekindeki mizan tablosunda davacının yapmış olduğu ödemelerin kaydedildiği özel bir hesap da yoktur. Dolayısıyla davacı ödemelerinin tamamının üye aidatları hesabı içine kaydedildiği anlaşılmaktadır. Davalı kooperatifçe 18.07.2024 tarihli yazı ekinde davacının davalı kooperatife yaptığı ödemeye ilişkin liste sunulmuştur. Söz konusu ödeme listesi incelendiğinde davacı için ... üye numarası verildiği ve üye grubu olarak 300'lük olduğu belirtildiği görülmektedir. Davacının yaptığı ödemelere ilişkin tabloda davacının 2014 - 2015 - 2016 - 2017 - 2018 - 2019 - 2020 - 2021 ve 2022 yıllarında toplam 2.531.934,78 TL ödeme yaptığı ve tek hesap açıldığı bu hesabın 300 m² büyüklüğündeki işyeri üyeliği için olduğu anlaşılmaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün mahkemenin müzekkeresine vermiş olduğu 10.06.2024 tarihli yazı ekindeki CD içinde bulunan hazirun listeleri tarafımızca incelenmiştir. Söz konusu hazirun listelerinde davacının ismi gözükmemektedir. Davalı kooperatif merkezinde kayıt ve belgeler üzerinde yaptığımız incelemelerde yönetim kurulu karar defterleri tek tek incelenmiş ve davacının üyeliğine yönelik herhangi bir karar alınmadığı tespit edilmiştir. NİTELİKLİ HESAPLAMALAR BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ Dosya kapsamı ve taraf beyanları incelenmiştir. Davacının talebinin kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkin olduğu görülmektedir. Davacının farklı üyeliklerine ilişkin gerek sunmuş olduğu belgelerde gerekse kooperatif kayıtlarında herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan 05.08.2025 ve 11.08.2025 tarihli beyan dilekçeleri incelenmiş olup, toplamda 2.531.934,78 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Bu husus, heyetimizde görevli Mali Müşavir Bilirkişi tarafından da tespit edilmiştir. Davacıya ait üç ayrı üyelik başvurusu bulunmamaktadır. Zımni kabul anlamında ödeme yapıldığı ileri sürülmüşse de, Mali Müşavir Bilirkişi tarafından yapılan incelemede; davalı kooperatifin 18.07.2024 tarihli yazısı ekinde sunulan ödeme listesinde davacıya ... üye numarası verildiği ve “300'lük üye grubu” na dahil edildiği görülmüştür. Söz konusu listede, davacının 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarında toplam 2.531.934,78 TL ödeme yaptığı, bu ödemeler için tek hesap açıldığı ve bu hesabın 300 m² büyüklüğündeki işyeri üyeliği için olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra davacı tarafından dosyaya ibraz edilen Türkiye Finans Bankası vasıtası yapılan ödeme dekontları incelendiğinde de ayırt edici bir husus olmadığı, davacının üç ayrı üyeliği olduğu hususunda herhangi bir detay yer almadığı tespit edilmiştir. Davalı kooperatif tarafından da davacının bu iddialarına ilişkin herhangi bir kabul beyanı sunulmamıştır. Davacının yapmış olduğu ödemelerin, kül halinde 300 m² büyüklüğündeki işyeri üyeliği için olduğu düşünülmektedir.Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı taraf vekillerinin beyan/itiraz dilekçeleri sunduğu görülmüştür. Mahkememizce 16/10/2025 tarihli duruşma zaptı ile dosyanın rapor veren bilirkişilere yeniden tevdi ile istinaf karar ilamı uyarınca 22/07/2025 tarihli tensip tutanağında istenildiği üzere tarafların/vekillerinin kök rapora itirazlarının değerlendirilmediği, kök raporun aynısının ibraz edildiği anlaşılmakla istinaf karar ilamı uyarınca ek rapor alınmasına, kök rapora ve ve ek rapora itirazların değerlendirilmesi ve davacı ile aynı durumda olup, davacının ödeme yaptığı dönemde kooperatife ödeme yapan diğer üyelerin yaptıkları ödeme miktarının tespiti hususunda ek rapor hazırlanmasının talep edildiği, SMMM bilirkişi Prof. Dr.... ve Nitelikli Hesap Bilirkişisi Av. ...'ın 12/01/2026 tarihli raporunda özetle; Mahkemenin ara kararında davacının ödeme yaptığı dönemde kooperatife ödeme yapan diğer üyelerin yaptıkları ödeme miktarının tespiti talep edilmektedir. Tarafımızca 13 Aralık 2025 tarihinde kooperatif merkezinde kayıt ve belgeler üzerinde inceleme yapılmıştır. Yaptığımız incelemelerde kooperatifin muhasebe sisteminde her bir üye için özel hesap açılmadığı; ancak bilgisayar kayıtlarında üyeler için cari hesap oluşturulduğu görülmüş ve kooperatifçe kullanılan bilgi sisteminden veriler temin edilerek raporumuz ekinde (mavi poşet dosya) sunulmuştur. Söz konusu veriler incelendiğinde şu tespitler yapılmaktadır. Raporumuz ekinde yer alan mavi dosyadaki örnek üye ödemeleri incelendiğinde dava tarihi itibariyle ve sonrasında 300 m² dükkan üyeliği bulunan ortakların yaptığı toplam ödemelere ilişkin belgeler bulunmaktadır. Söz konusu belgeler incelendiğinde şu tespitler yapılmaktadır. -Raporumuz ekinde yer alan 300 m² büyüklüğündeki dükkan üyelerinden ...'nın (...m San ve Tic. Ltd. Şti) toplam ödemesi 9.602.578 TL olarak gözükmektedir. Bu üyenin dava tarihi itibariyle yaptığı ödeme tutarı ise 9.600.328 TL olarak tespit edilmektedir. -Raporumuz ekinde yer alan 300 m² büyüklüğündeki dükkan üyelerinden ...l'in toplam ödemesi 9.602.599 TL olarak gözükmektedir. Bu üyenin dava tarihi itibariyle toplam ödemesi 7.602.599 TL olarak tespit edilmektedir. -Raporumuz ekinde yer alan 300 m² dükkan üyelerinden ...'nın toplam ödemesi 9.602.578 TL olarak gözükmektedir. Bu üyenin dava tarihi itibariyle toplam ödemesi 7.092.578 TL olarak tespit edilmektedir. -Raporumuz ekinde yer alan 300 m² büyüklüğündeki dükkan üyelerinden ...'nın toplam ödemesi 9.542.582 TL olarak gözükmektedir. Bu üyenin m2 kaybı bulunduğu ve bu yüzden ödemesinin bir miktar eksik olduğu kooperatif yönetimince tarafımıza bildirilmiştir. Bu üyenin dava tarihi itibariyle toplam ödemesi 7.167.582 TL olarak gözükmektedir. -Raporumuz ekinde yer alan 300 m² büyüklüğündeki dükkan üyelerinden ...'in toplam ödemesi 9.542.582 TL olarak gözükmektedir. Bu üyenin de m² kaybı bulunduğu ve bu yüzden ödemesinin bir miktar eksik olduğu kooperatif yönetimince tarafımıza bildirilmiştir. Adı geçen üyenin dava tarihi itibariyle toplam ödemesi 7.167.582 TL olarak tespit edilmektedir. -Raporumuz ekinde yer alan 300 m² büyüklüğündeki dükkan üyelerinden...ne ortağının toplam ödemesi 9.608.874,42 TL'dir. Bu üyenin dava tarihi itibariyle toplam ödemesi 6.860.831 TL olarak tespit edilmektedir. Netice itibariyle dava konusu 300 m2 üyelik için ödenmesi gereken toplam tutar 9.362.582 TL olarak gözükmektedir. Söz konusu ödemenin hangi tarihlerde ne tutarda yapılacağına ilişkin tablo raporumuz ekindeki mavi poşet dosyada bulunmaktadır. Davacı taraf her ne kadar denkleştirici adalet ilkesi kapsamında hesaplama yapılmasını talep etmiş ise de kooperatif ile üyesi arasındaki ilişkilerde böyle bir usul bulunmamaktadır. Üyelikten ayrılan ortağa yapılacak iadenin nasıl yapılacağı ana sözleşmede bellidir. Ayrıca üye olmasına rağmen kendisine taşınmaz teslimi yapılamayan üyeye yapılacak tazminat ödemesi de Yargıtay'ın belirlemiş olduğu formülle hesaplanmaktadır. Davacının yapmış olduğu ödemenin güncel rayiç değeri hesaplanarak kaç üyeliğe isabet ettiğine ilişkin bir usul bulunmamaktadır. Davalı kooperatif uygulaması esas alındığında tapu devri yapılan üyelerin 300 m² dükkan için 9.602.578 TL ödeme yaptığı yukarıdaki örnek üye ödemelerinden anlaşılmaktadır. Raporumuz ekinde yer alan üye ödemelerine ilişkin tablo incelendiğinde 300 m² dükkan için dava tarihi itibariyle ödenen tutarın 4.942.582 TL olduğu hesaplanmaktadır. Davacının yaptığı ödeme kök raporumuzda belirttiğimiz üzere 2.531.934TL'dir. Davacının son ödemesi incelendiğinde 16.09.2022 tarihlidir. Bu tarihte ödenmesi geren tutar ise 2.692.582 TL'dir. Dolayısıyla davacının davalı kooperatifte bir adet 300 m² üyeliğinin olduğu anlaşılmaktadır. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı taraf vekillerinin beyan/itiraz dilekçeleri sunduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Davacı taraf davalı kooperatife üye olduğunu 3 adet üyelik bulunduğunu ancak kooperatifin bunu kabul etmediğini belirterek, kooperatif üyeliğinin tespiti dilemiştir. Davalı ise davacının kooperatif üyesi olmadığı belirterek davanın reddini dilemiştir Mahkememiz dosya kapsamında davalı ticari defterleri incelenmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun (1163 sayılı Kanun) 8 inci maddesi şöyledir: "Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. (Ek cümle:21/10/2021-7339/1 md.) Yönetim kurulu başvuruyu bir ay içinde sonuçlandırır ve başvuru sahibine kararı taahhütlü mektupla veya elden imza karşılığında tebliğ eder. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi halinde değer taşır,... Kooperatif, 1163 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır. Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin 1163 sayılı Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712). Kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılması beş hâlde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması hâlinde ortaklık sıfatı kazanılır. Kooperatifler Kanunu’nun “Ortaklığa girme şartları ve ortak sayısı” başlıklı 8 inci maddesine göre; kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi hâlinde değer taşır. Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır. Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez. Kooperatif ortakları bakımından geçerli olan ve öğretide "açık kapı ilkesi" olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır. Ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir. Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan "kooperatifin korunması ilkesi" gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez. Ortaklık devredilebilir, ancak ortaklık sıfatı payın devralınması ile otomatik kazanılamaz, devralanın 1163 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca giriş isteminde bulunması, yönetim kurulunun da aynı maddenin 2 nci fıkrasına göre gerekli incelemeyi yapması ve bu kişinin ortak olabilmek için gerekli şartlara sahip bulunması hâlinde, anılan kişiyi kooperatife kabul etmesi, aksi hâlde talebin reddedilmesi gerekir. Kanun “devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde” o kişiyi kabul etmesi zorunluluğunu yüklemiştir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder (1163 sayılı Kanun md. 14). Devralanın kooperatif tarafından ortaklığa kabulü ile devir eden kooperatiften çıkmış olur. Ortaklığın devri için alacağın temliki hükümleri uygulanır, ancak devrin kooperatifçe kabulü şarttır. Kooperatif kabul etmemiş ise yapılan devir geçersizdir (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2005, s. 966, 972). Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2022 tarihli ve 2017/(23)6-867 Esas, 2022/369 Karar ile 23.03.2021 tarihli ve 2017/(23)15-846 Esas, 2021/327 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir. Bu aşamada TMK'nın 2 nci maddesi ile düzenlenen “dürüstlük kuralı” ve “hakkın kötüye kullanılması yasağı” hakkında bilgi verilmesinde yarar vardır. Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst davranma” alt başlıklı 2 nci maddesinde; hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 2/1 inci maddesinde belirtilen dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı, kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün âdet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (Mustafa Dural, Suat Sarı, Türk Özel Hukuku C. I, İstanbul 2018, s. 244). Dürüstlük kuralı, hakların ve borçların nasıl ve hangi kurallara riayet edilerek kullanılacağını ve nasıl yerine getirileceğini gösterir. Başka bir deyişle “haklarını kullanan” ve “borçlarını yerine getiren” herkesin dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranması gerektiğini belirtmektedir. TMK’nın 2 nci maddesi anlamında dürüstlük kuralı, tüm hakların kullanılmasının sınırını çizmek suretiyle hakların ve borçların kapsamını belirlemektedir. Bu hakların sözleşmeden ya da kanundan doğmuş olması bakımından bir fark yoktur. Hakların ve borçların içeriğini belirleyen bu kural, herkese yönelik olup hem alacaklıya hem de borçluya hitap etmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 2/2 nci maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması yasağı ile hiçbir hakkın, o hakkın kötüye kullanılması şeklinde bir yetkiyi içermediği, bu nedenle içerdiği yetkiyi aşan şekilde bir kullanımın hak olarak hukuk düzeni tarafından korunmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda getirilen sınırlama, bütün haklar yönünden genel ahlâki bir sınırlama niteliğindedir. Bu sınırın aşıldığı durumlarda, hakkın sahibine tanıdığı yetkilerin dışına çıkılmış olmakta, bir hakkın kullanıldığı görüntüsü altında haksız bir davranış gerçekleştirilmektedir. Hakkın dışına çıkıldığı için de doğal olarak hukuk düzeni bu davranışa herhangi bir koruma sağlamamaktadır (Dural/Sarı, s. 256). Türk Medeni Kanunu’nun “başlangıç hükümleri” arasında yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı diğer başlangıç hükümleri gibi bir “genel kural”dır. Bu sebeple medeni hukuk dışındaki hukuk dallarında da uygulama alanı bulmaktadır. Bu kurallara uyma zorunluluğu hakları kullanan ve borçları ifa eden herkes için geçerlidir. Somut olayda, mahkememizce ticari defter, tarafların sunduğu kayıtlar ve kooperatif kayıtları incelemesi sonucunda Davalı kooperatifçe 18.07.2024 tarihli yazı ekinde davacının davalı kooperatife yaptığı ödemeye ilişkin liste sunulmuştur. Söz konusu ödeme listesi incelendiğinde davacı için CR00107 üye numarası verildiği ve üye grubu olarak 300’lük olduğu belirtildiği görülmektedir. Davacının yaptığı ödemelere ilişkin tabloda davacının 2014-2015-29016-2017-2018-2019-2020-2021 ve 2022 yıllarında toplam 2.531.934,78 TL ödeme yaptığı ve tek hesap açıldığı bu hesabın 300 m2 büyüklüğündeki işyeri üyeliği için olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda davalı kooperatifin mizan tablosu incelendiğinde üyeler için ayrı hesap açılmadığı, tüm üye ödemelerinin 331.01.kodlu üye aidatları hesabında takip edildiği görülmektedir. Dolayısıyla davacı ödemelerinin tamamının üye aidatları hesabı içine kaydedildiği anlaşılmaktadır. Yine kooperatifçe davacıya üye olduğu kabulü ile mesajlar gönderdiği tespit olunmuştur. Kooperatifler hukukunda “açık kapı” ilkesi mevcuttur. Bu kapsamda kooperatife üyelik için başvuru dilekçesi giriş iradesini yansıtan bir belge olmamasına karşılık davacının 2014 yılından beri kooperatife düzenli aidat yatırdığı, 9 yıl yatırılan paralara kooperatifin ses çıkarmadığı, kooperatif tarafından ''sayın üyemiz'' ifadeleri ile başlayan mesajlar attığı, kooperatif ana sözleşmesinin 6. Maddesine göre kooperatifin amacının üyelerinin iş yeri ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulduğu, davacının Gelir İdaresi Balkanlığı'ndan Uyap üzerinden sorgulamada 2008 yılından beri aktif olarak kiralama işi üzerine faaliyet gösterdiği yine sözleşmenin 10. Maddesinde kooperatife ortak olmak için Türk vatandaşı olmak ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak şartı bulunduğu, açık kapı ilkesi geçerli olduğu, üye sıfatıyla mesajlar ve ödemeler ve davacı ile aynı durumda olan diğer üyelerin yapmış olduğu ödeme miktarları nazara alındığında davacının 1 adet kooperatif üyeliğinin mevcut olduğunun zımmen kabul edilmiş olduğu kanaatine varıldığından davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının sair 2 üyeliğinin de bulunduğuna ilişkin talebine yönelik ise diğer üyelerin yapmış oldukları ödeme tutarları da dikkate alındığında 2 üyeliğinin daha olduğuna ilişkin dosya kapsamında ispata elverişli delil ibraz edilmediği 3 adet üyelikle uyumlu ödemeler bulunmadığı tespit olunmuştur. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) Davacı 1 adet üyeliğinin bulunduğunu ispat etmiş olup diğer 2 üyeliğini ispat edemediğinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı kooperatif bünyesinde 1 adet üyeliğinin bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri, başvurma harcı ve istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 11.213,10-TL/3=3.737,70-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 7.475,40-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan 3.746,20-TL ihtiyati tedbir harcı masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan posta, müzekkere, kep ve elektronik tebligat gideri ve istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.201,10-TL/3=733,70-TL'sinin davalı üzerinde kalmasına, bakiye 1.467,40-TL'sinin ise davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT maddesi uyarınca hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT maddesi uyarınca hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı asil, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/02/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/655, K. 2026/135, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-655-e-2026-135-k-b069a5438937