İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/646 E. 2025/1041 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/646
Karar No
2025/1041
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/646 Esas KARAR NO : 2025/1041

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 15/12/2023 KARAR TARİHİ : 07/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalının 2012 yılının sonlarına doğru karton kutu imalatıyaparken 102.000,00 TL lik karton kutu alımı karşılığında müvekkili ..... 'nun ..... Matbaa Ambalaj Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nin asıl borçlu kendisinin de kefil olduğu 102.000,00 TL'lik boş senedi imzalayarak davalı şirkete talebi üzerine teminat olarak verdiğini, ancak müvekkilinin söz konusu karton kutuları davalının teslimde gecikmesi üzerine başkasından aldığını, bahsi geçen karton kutuları hiçbir zaman davalıdan almadığını, ancak davalı şirketin yukarıda bahsi geçen boş senedin diğer önemli unsurlarını da kendisinin doldurarak İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün .... E sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı şirket hakkında yapılan araştırma neticesinde 2021 yılında iflasına karar verildiğinin anlaşıldığını, davalının tasfiyesinin Bakırköy ..... İflas Müdürlüğünün ..... dosyası ile devam ettiğini, müvekkilinin söz konusu senetten dolayı borçlu olmadığını, bu nedenle İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ..... E sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, icra tehdidi altında ödenen miktarın istirdadını, tedbir kararı verilmesine, davalının tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline dair karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip ve iş kambiyo takibine dayanak olan senet yönünden davacı tarafından davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. -Dava tarihi 15/12/2023 olup, dava açılmadan önce 22/09/2021 tarihinde davalı ..... Uluslararası Karton Ambalaj Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi hakkında Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyasında iflasın açılmasına karar verildiği ve Bakırköy ...... İcra Dairesinin ..... iflas dosyası ile tasfiye işlemlerinin devam ettiği görülmektedir. -İşbu davanın ilk olarak İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde ikame edildiği, İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile davalının dava tarihinden önce iflasına karar verilmesi ve müflis sıfatına sahip olduğu gerekçesiyle işbu dava kayıt kabul davası olarak nitelendirildiği ve bu doğrultuda Bakırköy Ticaret Mahkemeleri'ne gönderildiği görülmüştür. -2004 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede Kanun'un 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (2004 sayılı Kanun m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir. -Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi, dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. -İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder. -İflas idaresine yaptığı alacak kayıt başvurusu tamamen veya kısmen reddedilen alacaklının alacağının masaya kaydı için sıra cetveline itiraz ettiği dava uygulamada "kayıt kabul" davası olarak adlandırılmaktadır. Aynı maddede düzenlenen ve bir başka alacaklının gerçekte alacaklı olmadığına ya da kabul edildiği sıranın hatalı saptandığına yönelik davalar da sıra cetveline itiraz başlığı altında düzenlenmiştir ve bu iki dava türünü ayırt edebilmek için bunlara da "kayıt terkini" davası denmektedir. -Alacak davası ise bir para alacağı doğuran sübjektif hakkının ihlal edildiğini düşünen kimse (davacı) tarafından, bu hakkı ihlal ettiğini ileri sürdüğü kimseye (davalıya) karşı devlet mahkemelerinden hukuki korunma ve bu bağlamda alacağının tahsiline karar verilmesini istemesidir. Alacak davası sonucunda verilecek hüküm "eda hükmü" niteliğindedir ve davanın tarafları arasında, aynı konu ve hukuki sebep çerçevesinde kesin hüküm teşkil eder (HMK m. 303). Dava sonunda davacı, mahkemenin verdiği ilamı icra takibine koyarak alacağını tahsil etmeye çalışır. -Sıra cetveline itiraz davalarını diğer alacak (ve itirazın iptali) davalarından ayıran husus, bu davaların iflas sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra açılmasıdır. Davanın İcra ve İflas Kanunu'nda tanımlandığı sistematik konum da (m. 235) bu saptamayı doğrulamaktadır. Burada kayıt sözcüğü "kaydetmek" bağlamında bir fiili değil, (tapu kaydı, trafik kaydı gibi) sıra cetvelinin her bir satırını ifade etmekte ve alacaklı bu dava ile tahsilden ziyade belirli bir tutardaki alacağının o iflas tasfiyesinde bir kayıt numarası altında pay almasını sağlamak maksadıyla bu davayı açmaktadır (Hunkeler/Sprecher: Kurzkommentar, 2. Bası, Basel 2014, m.250, n.1). -Sıra cetveline itiraz davaları masa hasım gösterilerek açılır ve kesin hüküm etkisi sadece o iflas tasfiyesi içindir. Bu nedenledir ki dava sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş günlük hakdüşürücü süreye bağlanmıştır (İİK m.235/I). Bu süreyi kaçıran alacaklı alacak hakkını kaybetmemektedir, o sadece bu tasfiye sonunda yapılacak paylaşıma katılamayacaktır. Yoksa müflise karşı alacağı zamanaşımı süresi sonuna kadar istenebilecek durumdadır (Üstündağ, s.179). Alacaklı iflasın kaldırılması veya kapanmasından sonra alacağını borçludan isteyebilir. ( Bu hususta benzer tespitlere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 2025/628 Esas - 2025/420 Karar sayılı ilamı ve aynı dairenin diğer ilamlarında da yer verilmiştir. -Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere iflastan sonra kesin görev ve yetki kapsamında iflasın açıldığı yer mahkemesinde görülecek kayıt kabul davaları; iflasın açılmasından sonra belirli bir eda talebi içeren, alacağın sıra cetveline kaydını sağlayan, kayıt isteminin reddi ve sıra cetvelinin düzenlenmesi akabinde açılacak bir dava türüdür. Eda hükmü içermeyen tespit, tescil vs talepleri içeren davaların kayıt kabul davası olarak görülmesi mümkün değildir. Zira tespit, tescil vb talepleri içeren davalar yönünden iflas idaresi tarafından düzenlenebilecek bir sıra cetveli bulunmamaktadır. Yine emsal nitelikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... esas - ..... karar sayılı ilamı ve benzer diğer ilamlarında yer verildiği üzere asıl talebin tescil talebi olması halinde davaya sıra cetveline itiraz- kayıt kabul davası olarak devam edilmesinin mümkün olmadığı hususlarına yer verilmiştir. -Bu kapsamda somut olayda davacı tarafın talebi, davacının borçlu, davalı müflisin ise alacaklı olduğu bir takip/senet yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, işbu talebe dayanan dava sonunda verilecek hüküm bir eda hükmü içermemektedir. Yine yapılacak yargılama sonunda davacının talebinin kabulü halinde dahi verilecek olan hüküm bir olumsuz manada bir tespit hükmü niteliğinde olup, sıra cetveline kayıt gerektiren ve/veya iflas masasına başvurularak kayıt yapılması gereken bir husus da ortaya çıkmayacaktır. Her ne kadar davacının menfi tespit talebiyle birlikte istirdat talebi bulunsa da iş bu talep davacının asıl talebi değil, menfi tespit talebine bağlı olan İcra ve İflas Kanunu'nun 72. Maddesinden kaynaklanan feri nitelikte bir taleptir. -Bu haliyle her ne kadar İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... Esas ...... Karar sayılı ilamı ile işbu dava sıra cetveline itiraz-kayıt ve kabul davası olarak nitelendirilmiş, kesin yetki kuralı ile iflas kararının verildiği Bakırköy Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmek üzere yetkisizlik kararı verilmiş ise de davacının talebinin sıra cetveline itiraz niteliğinde olmadığı, Mahkememiz tarafından yapılacak yargılama sonunda davacının talepleri nazara alındığında sıra cetveli yönünden bir kararın verilmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla Hukuk Muhakemeleri Kanunu 21. Maddesi uyarınca karşı yetkisizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz yetkili olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine, 2-Davaya bakmaya İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna, 3-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararı karşı yetkisizlik mahiyetinde olup, verilen kararın davacılar vekilince yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, masrafın davacı yanca karşılanmasına, 4-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/11/2025

Katip ..... e-imzalıdır

Hakim .... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/646, K. 2025/1041, T. 07.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-646-e-2025-1041-k-265d2badd717