İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/645 E. 2026/21 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/645
- Karar No
- 2026/21
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/645 Esas KARAR NO : 2026/21
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 22/08/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından,...’nun işletme hakkının kendisine ait olduğu, davalıya ait ... plakalı araç ile 14.06.2024 – 15.11.2024 tarihleri arasında otoyolda geçiş ücretleri ödenmeden çok sayıda ihlalli geçiş yapıldığı ileri sürülmüştür. 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesi uyarınca, geçiş ücretini ödemeden yapılan geçişler bakımından araç sahiplerine 15 günlük cezasız ödeme süresi tanındığı, ancak bu süre içinde ödeme yapılmadığı, bunun üzerine geçiş ücretleri ile birlikte 7144 sayılı Kanun’la değiştirilen düzenleme gereği geçiş ücretinin dört katı tutarında gecikme cezası tahakkuk ettirildiği belirtilmiştir. Bu kapsamda davalı aleyhine ... 9. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak davalının borcun tamamına itiraz ederek takibi durdurduğu ifade edilmiştir. Davacı, uygulanan ceza oranının hukuka uygun olduğunu, zira 7144 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 6001 sayılı Kanun’un 30/5. maddesinde yer alan “on kat” ceza oranının “dört kat” olarak değiştirildiğini, geçici madde düzenlemesi gereği tahsil edilmemiş alacaklar bakımından da bu oranın uygulanması gerektiğini, icra takibinde talep edilen asıl alacağın bu yasal düzenlemelere uygun şekilde belirlendiğini savunmuştur. Harca esas değerin de takipte kesinleşen alacak üzerinden belirlenmesi gerektiği, bu hususun Yargıtay içtihatlarıyla da kabul edildiği ileri sürülmüştür. Davacı ayrıca, davalıya ait HGS hesabının ihlalli geçişler sırasında müsait olmadığı, provizyon sorgularının olumsuz sonuç verdiği, HGS bakiyesini yeterli seviyede tutmanın araç sahibinin sorumluluğunda bulunduğu, otoyolda gerekli levha ve uyarıların mevcut olduğu ve davalının kendi kusuru sonucu geçiş ücretlerini ödemediği belirtilmiştir. İhlalli geçişlerin çeşitli kanallar üzerinden sorgulanarak yasal takip aşamasına gelmeden ödeme imkânı bulunduğu, davacının ayrıca bildirim yapma yükümlülüğünün mevzuatta yer almadığı ifade edilmiştir. Bu itibarla davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğu ileri sürülmüştür. Davacı, takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte olduğunu, davalının sırf süreci uzatmak amacıyla icra takibine itiraz ettiğini belirterek, İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Ayrıca itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, zira icra dosyasında itiraz dilekçesinin davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, bu nedenle bir yıllık hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı savunulmuştur. Arabuluculuk dava şartının da yerine getirildiği, ancak görüşmelerin anlaşmama ile sonuçlandığı belirtilmiştir. Sonuç olarak davacı, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin yasal düzenlemeler uyarınca devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ileri sürülen savunmada; dava konusu HGS/ihlalli geçişlerin gerçekleştiği tarihlerde aracın davalı araç sahibi tarafından değil, fiilen üçüncü kişiler tarafından kullanıldığı, bu nedenle davalının söz konusu geçişlerde herhangi bir kusurunun veya dahlinin bulunmadığı belirtilmiştir. Her ne kadar 6001 sayılı Kanun’un 30/5. maddesinde araç sahibi ile sürücünün müteselsil sorumluluğu öngörülmüş ise de, Yargıtay uygulamasında araç sahibinin her durumda otomatik olarak sorumlu tutulmadığı, özellikle aracın fiilen kim tarafından kullanıldığının tespitinin önem arz ettiği savunulmuştur. Davalı ayrıca, davacı tarafından ileri sürülen ihlalli geçişlere ilişkin olarak kendisine zamanında ve usulüne uygun herhangi bir bildirim yapılmadığını, icra takibiyle karşılaşıncaya kadar borçtan haberdar olmadığını ifade etmiştir. Bu nedenle davacının kanundan doğan bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu eksiklik karşısında davalının sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüştür. Savunmada, borcun hem esasına hem de miktarına itiraz edildiği, davacı tarafından yapılan hesaplamaların hatalı, fahiş ve denetime elverişsiz olduğu, ihlal tarihleri, geçiş bedelleri ve ceza tutarlarının hangi kriterlere göre belirlendiğinin açıkça ortaya konulmadığı, bu sebeple talep edilen miktarın gerçeği yansıtmadığı belirtilmiştir. Davalı, itirazlarının kötü niyetli olmadığını, borca ciddi ve haklı sebeplerle karşı çıkıldığını, bu nedenle icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını ve davacının bu yöndeki talebinin yerinde olmadığını savunmuştur. Öte yandan, ihlalli geçişler sırasında aracı fiilen kullanan kişinin ... olduğu, davalının yalnızca araç sahibi sıfatını haiz bulunduğu, davanın sonucunun anılan kişiyi etkileyecek olması nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 61 ve devamı maddeleri uyarınca davanın araç sürücüsüne ihbar edilmesi gerektiği talep edilmiştir. Sonuç olarak davalı, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülen davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının işleteni olduğu otoyollardan davalının ihlalli geçiş yapıp yapmadığı, ihlalli geçiş yaptı ise ihlalli geçiş bedeli ve ceza bedelinin ne olduğu, davalının icra takibine itirazın haklı olup olmadığı, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilmeyeceğinden ibaret olduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının işleteni olduğu otoyollardan davalının ihlalli geçiş yapıp yapmadığı, ihlalli geçiş yaptı ise ihlalli geçiş bedeli ve ceza bedelinin ne olduğu, davalının icra takibine itirazın haklı olup olmadığı, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilmeyeceğinden ibaret itirazın iptali davasıdır. Davacı vekilinin 13/01/2026 tarihli dilekçesi ile borcun haricen ödendiği ve davanın konusuz kaldığı, vekalet ücreti talebi bulunmadığı, yargılama giderinin olması halinde borçluya yükletilmesi yönünde beyan dilekçesi sunduğu görüldü. Davalı vekilinin 14/01/2026 tarihli dilekçesi ile borcun haricen ödendiği ve davanın konusuz kaldığı, vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi bulunmadığı yönünde beyan dilekçesi sunduğu görüldü. Bir dava açıldıktan sonra, dava konusunun ortadan kalkması halinde, mahkemece dava konusu kalmadığından esas uyuşmazlık hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerekir. ... 9. İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe itirazın iptali talebi ile açılan davada, taraf vekilleri tarafından davanın konusuz kaldığının beyan edildiği görülmüş, davanın konusuz kaldığından bahisle uyuşmazlık hususunda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin icra inkar ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı dikkate alındığında vekille temsil edilen davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA; 1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL maktu karar harcının peşin alınan 615,40 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan dava açılarken yatırılan toplam 1.318,30-TL (615,40 -TL BVH, 87,50-TL VSH, 615,40-TL peşin harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 3-İstenilmediğinden davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 242,50 TL (tebliğler ve posta) yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçesi ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2026
Katip e-imzalıdır.
Hakim e-imzalıdır.