İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/603 E. 2025/978 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/603
- Karar No
- 2025/978
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/603 Esas
KARAR NO : 2025/978
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 03/07/2025
KARAR TARİHİ : 06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;27/01/2016 tarihinde müvekkili şirkete ait servis aracının şoförünün tek taraflı kaza yaptığını, müvekkili şirketin kaza sonucu meydana gelen zararı kendisinin ödediğini, ödemenin karşılanması için aracın sigortalı olduğu sigorta şirketine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı dava açıldığını, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/02/2021 tarihinde ... E. ... K. sayılı ilamı ile müvekkilince ödenen fatura bedellerinin SGK ve ... A.Ş. tarafından tahsil edilmesine karar verildiğini, kararın İzmir BAM .... Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamı ile 07/03/2024 tarihinde kesinleştiğini, yerel mahkemenin "....19.729,18 -TL tedavi gideri alacağının 1.500,00-TL’lik kısmının dava tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren, 18.229,18-TL’lik kısmının ise ıslah tarihi olan 27.07.2020 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş’den (... A.Ş) alınarak davacıya verilmesine," karar verdiğini, her ne kadar faiz işletilmiş ise de söz konusu faiz müvekkilin zararını karşılamaktan çok uzak olduğunu, müvekkilinin alacağını ancak karar kesinleştikten sonra, 24/06/2024 tarihinde tahsil edebildiğini, tahsil edilen tutarın 47.734,87-TL olduğunu, tahsil edilen faizin müvekkilin zararını karşılamaya yetmediğini, müvekkilinin kaza tarihi olan 2016 senesinde söz konusu bedeli ödediği tarihte dolar kurunun yaklaşık 2 TL. birim olup bedelin dolar karşılığı yaklaşık 10.000,00-dolar olduğunu, alacağın tahsil edildiği Haziran 2024 tarihinde ise dolar kurunun yaklaşık 33 TL olduğunu, karar ile belirlenen tutarın, fatura tarihine göre belirlendiğini, müvekkilinin alacağına kavuştuğu 2024 yılına kadar geçen sürede altın,döviz ve faiz oranlarının artışının alınan faizin kat kat üzerinde olduğunu, davalı kuruma 12/02/2016 tarihinde yapılan masrafların bildirildiğini, davalı kurum ödemeyi yapmaktan herhangi bir haklı sebep olmaksızın kaçındığını, kusurlu olduğunu, Yargıtayın uzun yıllar munzam zararın varlığını davacı alacaklının somut delillerle kanıtlamak zorunda olduğu kabul edilip uygulanmış olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve ... sayılı başvuru nolu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun "mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu tesbite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine "ve yeniden yargılama yapılmasına karar verildiğini, Yargıtayında da AYM'nin kararına uygun olarak içtihat değişikliğine gittiğini," (Yargıtay ... Hukuk Dairesi, E. ... K. ... T. 13.01.2025) beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken bedellerin zamanında ödenmemesi sonucu uğranılan ve faizle karşılanmayan 1000TL munzam zarar alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazanın 27/01/2016 tarihinde meydana gelmiş olduğundan zamanaşımına uğradığını, ikrar anlamına gelmemekle birlikte munzam zarar talep edilmesinin şartlarından birinin de borçlunun kusurlu olması hali olduğunu, müvekkil şirketin kusuru bulunmamakta ve davacıyı zarara uğratmak maksadı ile ödeme yapılmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca müvekkil şirketin davacının tüm hak ve alacaklarını ödemiş olduğundan temerrüde düşmediğini, 27/01/2016 tarihli kaza sonucu müvekkil şirketi tarafından davacı tarafa 25/04/2024 tarihinde 49.600,84-TL ödeme yapıldığını ve müvekkil şirket nezdinde doğan tüm sorumluluk yerine getirildiğini, müvekkilinin kendisine iletilen bilgi/belgeler çerçevesinde ve yerinde yapmış olduğu denetimler neticesinde mevzuat hükümleri uyarınca belirlediği zarar bedelini poliçe kapsamında süresi içerisinde davacı tarafa ödediğini, munzam zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığını talebin sigorta prensiplerine aykırılık teşkil ettiğini, munzam zararın şartlarının oluşmadığını, davacının temerrüt faizini aşan zararı bulunmadığını, iddia edilen faizi aşan zararın somut deliller ile, kesin ve açık şekilde ispat edilmesi gerektiğini, genel olgular ile farazi şekilde iddia edilen aşın zararın, kabulünün mümkün olmadığının yargıtay kararları ile sabit olduğunu, enflasyon oranında munzam zararın tazminin talep edilebileceğini kabul etmenin hukuk tekniği bakımından mümkün olmadığını, aksinin kabul halinin temerrüt faizini enflasyon oranına çıkarılması anlamına geleceğini, bu durumun yetki tecavüzüne neden olacağını, davacının salt ekonomik olumsuzluklara dayanarak munzam zarar talebinin mesnetsiz olduğunu, davacınının yararlanabileceği tek yasal karinenin temerrüt faizi olduğunu, davacının talebinin açıkça zenginleşme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, içbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile, sigorta hukuk prensibi itibari ile, müvekkil şirketin sorumluluğunun mal varlığında riziko anında meydana gelen azalma ile sınırlı olduğunu, izah olunan sebeple "munzam zarar" kavramı ile "sorumluluk sigortası" kavramının nitelik itibari ile örtüşmediğini, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı meydana gelen zararlardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:
1-Davalı sigorta şirketi nezdindeki hasar dosyası
Davalı sigorta şirketi tarafından ... nolu ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalanan davacının işleteni olduğu ... plaka sayılı aracın 27.01.2016 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası nedeniyle açılan hasar dosyası ve ekleri ibraz edilmiş, davalı sigorta şirketi tarafından kazada sigortalı aracın yaralanmasına sebebiyet verdiği dava dışı ... ' ın uğramış olduğu bedensel zarar sebebiyle davacı tarafından davalı ile dava dışı SGK aleyhinde İzmir ... ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında açılan trafik kazası sebebiyle işleten sıfatıyla dava dışı zarar görene ödenen tedavi giderinin rücuen tazmini talepli dava neticesinde, mahkemece verilen karara dayalı davacıya 25/04/2024 tarihinde 49.600,84-TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir.
2-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K.sayılı dosyası
Mahkememizce Uyap sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınan dosyanın yapılan incelemesinde; dosyamız davacısı tarafından, işleteni olduğu ... plaka sayılı aracın 27.01.2016 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası nedeniyle dava dışı yolcu ... ' ın uğramış olduğu bedensel zarar sebebiyle araç işleteni sıfatıyla ödenen tedavi giderlerinin, kazaya karışan aracın ZMMS poliçesini tanzim eden şirket olan dosyamız davalısı sigorta şirketi ile dava dışı SGK' dan rücuen tahsiline ilişkin tazminat davası olduğu,
Mahkemece yapılan yargılama sonucu 23.02.2021 tarih ... E. ... K.sayılı sayılı karar ile davanın kabulü ile, 3.770,82-TL tedavi gideri alacağının 1.500,00 TL’lik kısmının dava tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren, 2.270,82 TL’lik kısmının ise ıslah tarihi olan 27.07.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınarak davacıya verilmesine, 19.729,18-TL tedavi gideri alacağının 1.500,00-TL’lik kısmının dava tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren, 18.229,18-TL’lik kısmının ise ıslah tarihi olan 27.07.2020 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği, kararın istinaf incelemesi sonucu İzmir BAM .... Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamı ile 07/03/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3- İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası
UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosya arasına alınan dosyanın incelenmesinde; alacaklı dosyamız davacısı tarafından, dosyamız davalısı sigorta şirketi aleyhine İzmir ....ATM nin 23.02.2021 tarih ... E. ... K.sayılı ilamına dayalı 1.500,00-TL TL Asıl Alacak (İstenen: Yıllık Reeskont Avans), 18.229,18-TL Asıl Alacak (İstenen: Yıllık Reeskont Avans), 4.080,00-TL Yargılama Gideri (İstenen: Yıllık Adi Kanuni Faiz), 1.032,58-TL, 1.929,92-TL işlemiş faiz, 19,51-TL işlemiş faiz, 48,29-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.488,17-TL alacağın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren asıl alacak için hesaplanacak 19,729.18TL için yıllık (365 gün) %16.75 avans faiz; 5,728.69TL için yıllık (365 gün) %9.00 yasal faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi, icra giderleri, avukatlık ücreti ile birlikte Borçlar Kanununun 100. maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve giderlere mahsubuyla tahsili istemine ilişkin başlatılan takip olduğu, takibin 31/10/2023 tarihinde takipsizlikle kapatıldığı, alacaklıvekilinin yenileme talebi üzerine İcra Müdürlüğünün 26.03.2024 tarihli yenileme emri ile takibin ... esasa kayıt edilerek takibe devam olunduğu, borçlu tarafından dosya borcunun davacıya 25/04/2024 tarihinde 49.600,84-TL olarak ödendiği, alacaklı vekilinin talebi üzerine dosyanın infazen kapatıldığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinden kaynaklanan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dava konusu munzam zarar talebine ilişkin delil olarak gösterilen ve sistem üzerinden dosya arasına alınan İzmir .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dosyamız davacısı tarafından, işleteni olduğu ... plaka sayılı aracın 27.01.2016 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası nedeniyle dava dışı yolcu ...'ın uğramış olduğu bedensel zarar sebebiyle araç işleteni sıfatıyla ödenen tedavi giderlerinin, kazaya karışan aracın ZMMS poliçesini tanzim eden şirket olan dosyamız davalısı sigorta şirketi ile dava dışı SGK'dan rücuen tahsilinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen 23.02.2021 tarih ... E. ... K.sayılı sayılı karar ile davanın kabulü ile, 3.770,82-TL tedavi gideri alacağının 1.500,00 -TL’lik kısmının dava tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren, 2.270,82-TL’lik kısmının ise ıslah tarihi olan 27.07.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınarak davacıya verilmesine, 19.729,18-TL tedavi gideri alacağının 1.500,00 -TL’lik kısmının dava tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren, 18.229,18-TL’lik kısmının ise ıslah tarihi olan 27.07.2020 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın istinaf incelemesi sonucu İzmir BAM .... Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamı ile 07/03/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkeme ilamına istinaden İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığı ve dosyamız davalısı tarafından 25/04/2024 tarihinde mahkeme kararına konu borcun fer'ileri ile birlikte ödendiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın davalı tarafından isitnaf incelemesine konu edilmesi nedeniyle ancak kararın kesinleştikten sonra 24/06/2024 tarihinde tahsil edebildiğini belirtilerek, aradan geçen sürede döviz kurunda meydana gelen dalgalanmalardan ve yüksek enflasyon sebebiyle paranın değer kaybetmesi, faiz oranlarının ekonomik verilere göre düşük kalması nedeniyle zararının karşılanmadığı iddiasına dayalı olarak hükümde belirlenen faiz ile karşılanmayan zararı olduğu belirtilen munzam zararın tahsili talep edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın "Aşkın zarar" yan başlıklı 122. maddesi; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan hüküm uyarınca, alacaklının geçmiş günler faiziyle karşılanamayan zararlarını, borçlu kusurlu olmadığını ispat edemedikçe tazmine yükümlüdür. Borcun kaynağı trafik kazasından kaynaklanan zarar sebebiyle davacı müteselsil sorumlu tarafından ödenen maddi tazminatın diğer müteselsil sorumlu davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkin olup, davalı sigorta şirketi mahkeme ilamı ile belirlenen ve kesinleşmiş tazminat tutarını icra takibi sonucunda ödemiştir. Davacı tarafından yasal faiz uygulanması ve tazminatın geç ödenmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmayan zararı olduğu ileri sürülmüştür.
Uyuşmazlık, davacının geçmiş günler faizinden fazla zararının varlığını somut delillerle ispat etmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
Alacaklı TBK'nın 120. maddesi uyarınca borcun geç ödenmesinden kaynaklanan temerrüt faizini (geçmiş günler faizini) zararın varlığını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın talep edebilir.
Munzam zararda ise, geçmiş günler faizi ile karşılanamayan bir zararı olduğunu kanıtlamak zorundadır. TBK'nın 120. maddesi ile geçmiş günler faizinin nasıl belirleneceği düzenlenmiş iken, 122. (818 sayılı BK'nın 105. maddesi) maddede buna ilişkin bir düzenlemenin yer almamış olması da davacının zarara uğradığını kanıtlama yükünde olduğunu göstermektedir. Salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar munzam zararın kanıtı olarak kabul edilemez. O halde davacının munzam zararını genel ekonomik olumsuzluklar dışında, somut vakıalarla kanıtlaması gerekir. Ancak somut zararın kanıtlanması halinde ekonomik veriler dikkate alınarak zarar miktarı belirlenebilir (YHGK'nın 31.10.2007 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 18.3.2013 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ve 25.03.2021 Tarih ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ).
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/12/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararında da; "Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Munzam zarar alacaklısı, 818 sayılı BK’nın 105. maddesine dayalı tazminat isteminde bulunabilmesi için, kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu ve illiyet bağını, eş söyleyişle bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Alacaklının, borcun yerine getirilmemesinden, kısmen yerine getirilmesinden veya geç ifadan maddi bir zarar veya kazanç yoksunluğuna uğradığını ispat etmiş sayılması için, borçlunun borcunu zamanında gereği gibi yerine getirse idi, zarar ve kar yoksunluğunun önleneceğini kanıtlaması başka bir anlatımla illiyet bağını da kurması zorunludur.
Kanun koyucu, bir para borcunun gününde ödenmemesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağını kabul edip, bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik konjonktürü dikkate alarak belli bir oranda olacağını benimsemiştir. Nitekim 818 sayılı BK’nın 103. maddesine göre temerrüt faizi oranı %5 iken, 04.12.1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanun ile bu oranın %30’a çıkarılması ve yine 3095 sayılı Kanun'da 15.12.1999 tarihli ve 4489 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranı esas alınarak, değişen faiz oranlarının benimsenmesi bunun kanıtıdır. Bu noktada ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki devamlı düşüş) dikkate alınarak, Kanun hükmüyle geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılmış iken, aynı olguların 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde öngörülen munzam zararın bilinen kanıtları olarak gösterilip, bunların doğurduğu olumsuzluklar gerçek zarar olarak gösterilemez. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Örneğin, alacağını gününde alamayan alacaklının, aynı gün vadesi gelmiş bir borcunu ödemek için, borçlunun ödediği geçmiş günler faizi yerine bunun üzerindeki bir faizle borçlanması, ya da alacaklısına daha yüksek oranda faiz ödemek durumunda kalması; dövizle ödemeyi kabul ettiği borcu için, alacağını gününde tahsil edememesi nedeniyle sonraki günlerde daha yüksek kurdan döviz satın almak zorunda kalması gibi maddi olgularla kanıtlanan zarar söz konusudur. 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde öngörülen munzam zararın, aynı Kanun’un 103. maddesi ve 3095 sayılı Kanun ile saptanan faiz oranının dayanağı olan ekonomik olumsuzluklara dayandırılması ve herkesçe bilinenin kanıtlanmasına gerek olmadığı sonucuna varılması mümkün değildir. Bu itibarla 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Aksinin kabulü hâlinde 3095 sayılı Kanun ile diğer Kanun'lardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacak, her olayda munzam zarara hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır ki, Kanun koyucunun 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde yaptığı düzenlemenin amacının da bu olmadığı anlaşılmaktadır. O hâlde somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp kanıtlanmadığından, 818 sayılı BK’nın 105. maddesi gereğince tazminata hükmedilemeyeceği sonuca varılmıştır." denilmektedir. (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2022 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı)
Açıklanan tüm bu hususlar kapsamında, munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 122. maddesinde karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olduğundan, eldeki davada aranan şartlar davacı tarafça ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M :
Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL red harcı başlangıçta peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince İzmir arabuluculuk bürosu ... nolu dosyası ile taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 4.600,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince dava değeri üzerinden hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kararın kesinleşmesi halinde, ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 06/11/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı