İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/263 E. 2025/950 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/263
- Karar No
- 2025/950
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/263 Esas KARAR NO: 2025/950 DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/03/2025 KARAR TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı------ arasında faturalar sebebiyle borç ilişkisi doğduğunu, alacağın tahsili için müvekkili tarafından ------ sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının ---- tarihinde borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, bu itirazın iptali için açılan-------- sayılı davasında 06/07/2021 tarihli karar ile davalının itirazının kısmen iptal edilerek takibin 90.052,05 TL üzerinden faiziyle devamına karar verildiğini, davalının istinaf başvurusunun ------- tarihli ilamıyla esastan reddedildiğini, bu süreçte icra dosyasına yatırılan teminat ve yapılan ödemeler sonucunda dosyanın 13/01/2025 tarihinde infazen kapatıldığını, ancak davacının uzun yargılama süresi ve düşük faiz oranları nedeniyle zarara uğradığını, -------yılları arasında döviz ve altın fiyatlarının katbekat arttığını, aynı dönemde alacağın enflasyon karşısında eridiğini, tahsil edilen faiz miktarının zararı karşılamadığını, davacının malvarlığının değer kaybettiğini, ---- kararlarında da enflasyonist ortamda alacaklının parasının değerinin korunması gerektiğinin kabul edildiğini, bu nedenlerle davacının munzam zarara uğradığını beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ileri sürdüğü hususların haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, belirsiz alacak davası açılmasının HMK 107'ye aykırı bulunduğu, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddinin talep ettiklerini, icra takibine yapılan itirazın iptali davasının sonuçlandığı ve kesinleştiğini, davacının alacağını tahsil etmesine rağmen enflasyon, döviz ve altın fiyatlarının artışını gerekçe göstererek munzam zarar iddiasında bulunduğunu, ancak munzam zararın yalnızca genel ekonomik olgulara dayandırılamayacağı, davacının somut ve ispatlanmış bir zarar ortaya koymadığını, müvekkilinin ise yalnızca yasal haklarını kullanarak kanun yollarına başvurduğu ve dosya borcunu ödediğini, bu sebeple kusurlu kabul edilemeyeceğini, munzam zararın talep edilebilmesi için fiil, zarar, hukuka aykırılık ve illiyet bağının somut vakıalarla ispat edilmesi gerektiğini,------kararlarında da döviz ve altın artışlarının tek başına munzam zarar için yeterli görülmediğini, istinaf sürecinin hedeflenen 480 gün yerine 1235 günde sonuçlandığı, yatırılan paranın nemalandırılmadığı veya döviz olarak değerlendirilemediği, bu sürecin devletin gecikmesinden kaynaklandığını, davacının somut zararı ispat edemediğini ve haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, olmazsa esastan reddinin gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında fatura alacağından kaynaklı yapılan icra takibi ve yargılamalar sebebi ile alacağın zamanında ödenmemesi dolayısı ile oluşan munzam zararın tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle;" “Mahkemenin hükmettiği 90.052,05 TL” lik alacağın, ödeme tarihi itibarıyla 421.832,22 TL” ye tekabül ettiği, ilgili alacağa ödeme tarihine kadar 96.122,55 TL faiz işlediği bu durumda, soyut yönteme göre, temerrüt faizini aşan munzam zararın 325.709,67 TL olduğu " şeklinde rapor sunulmuştur. Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Davacı, dava dilekçesi ile müvekkilinin zamanında tahsil edilemeyen paranın aradan geçen zaman karşısında eridiğini ileri sürmüştür. Aşamalarda davalı-borçlunun icra takibine itiraz etmesi, kararı istinaf salt munzam zarar sebebi olarak kabul edilemez. Davacının alacağına geç ulaşması sebebiyle somut bir zarara uğraması ve bu zararını ispat etmesi gerekir. Davacının alacağın geç tahsili sebebiyle zarara uğrayıp uğramadığının tespiti için ticari defterler üzerinde inceleme yapılmıştır. Ancak davacının alacağın geç tahsili sebebiyle somut olarak bir zarar uğradığı defter kayıtlarına göre tespit edilememiştir. Davacı başkaca da bir delil ile parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu sebeple davanın reddine karar vermek gerekmiştir. -----------
HÜKÜM Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı başlangıçta peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 52.113,55-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -----bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/12/2025