İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/60 E. 2026/123 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/60
Karar No
2026/123
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/60 Esas KARAR NO : 2026/123

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 23/01/2025 KARAR TARİHİ : 11/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirketin, davalı...A.Ş.’ye 04.10.2023 tarihli ve ... sayılı fatura kapsamında sattığı ve aynı tarihli irsaliye ile teslim ettiği ürünlerin bedelinin, aradan uzun süre geçmesine rağmen ödenmediği anlaşılmıştır. Bunun üzerine davacı tarafından, yaklaşık yedi ay sonra İstanbul ... İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış; ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu vekili aracılığıyla borca ve ferilerine itiraz ederek takibin durdurulmasını talep etmiştir. Davalının itiraz dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişki açıkça inkâr edilmemekle birlikte, “vadesi gelmiş borç bulunmadığı” savunmasıyla borç dolaylı şekilde kabul edilip sonuç olarak borcun tamamı inkâr edilmiştir. Oysa taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, satışa konu malın fatura ve irsaliye ile teslim edildiği; ticari defter ve kayıtlar, vergi dairesi kayıtları (BA/BS formları), yazışmalar ve diğer delillerle ispat edilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca davalı şirket yetkilisinin ekonomik sıkıntı ve sağlık sorunları nedeniyle zaman kazanmak amacıyla itiraz ettiğini beyan ettiği ileri sürülmüştür. Dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmuş ise de, İstanbul... Bürosu’nun... sayılı dosyasında anlaşma sağlanamamıştır. Bu nedenle davacı tarafça, haksız itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

Dava dilekçesi ve duruşma günü davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;fatura/cari hesap alacağından kaynaklı itirazın iptali istemli davada, alacağın sübut ve miktarından ibaret olduğu görüldü. DELİLLER; ...Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... Limited Şirketi'ne ait BA BS formları celp edilmiştir. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 12/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı ... Ltd. Şti. tarafından davalı ...A.Ş. adına 04.10.2023 tarihli, ...numaralı, 26.618,75 EUR bedelli ihraç kayıtlı e-arşiv fatura düzenlendiği; davacı tarafından söz konusu alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden toplam 27.655,06 EUR (26.618,75 EUR asıl alacak * 1.036,31 EUR faiz) tutarlı ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu; yapılan incelemede, davacı tarafından düzenlenen fatura içeriğindeki ürünlerin, davalı tarafından 04.10.2023 tarihinde üçüncü ülkeye gerçekleştirilen ihracat kapsamında düzenlenen ihracat faturası ve gümrük beyannamesinde yer alan ürünlerle içerik ve teknik nitelik bakımından birebir uyumlu olduğu, teslim edilen malların fiilen ihracata konu edildiği; ayrıca taraflar arasında ödeme süreciyle ilgili yapılan e-posta yazışmalarının alacağın varlığına ve tahsilatın gerçekleşmediğine işaret ettiği; davacı defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, söz konusu fatura bedelinin yasal kayıtlarda yer aldığı, bu tutarı kapatan herhangi bir tahsilat veya mahsup kaydına ise rastlanmadığı; 3095 sayılı Kanun m. 4/a gereğince, Euro cinsinden takipte kamu bankalarının alacağın muaccel olduğu tarihte uyguladığı en yüksek 1 yıl vadeli Euro mevduat faiz oranı esas alınarak yapılan hesaplamada, 217 gün üzerinden %5 yıllık faiz oranıyla 791,27 EUR faiz oluştuğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağından doğan borç için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacının ödenmeyen fatura alacağı bulunduğu iddiasıyla 26.618,75 Euro asıl alacağın ve bundan kaynaklı 1.036,31 Euro işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, davacının itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce alınan mali müşavir bilirkişi raporunun incelenmesi sonucu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davacının davalıdan 26.618,75 Euro alacaklı olduğu, davalının yasal defterlerini sunmadığı belirtilmiştir. Davalı taraf kesin süre verilmesine rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı) Davacı vekili dava dilekçesinde delil olarak ticari defter ve kayıtlara dayanmıştır. Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmiş ve davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacı davalı ile arasındaki ticari ilişki nedeniyle icra takibine konu alacağını ispat ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda ticari defter kayıtları ile fatura konusu hizmetin verildiğini ispatlanmıştır. (Aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2021/489 esas, 2024/1025 sayılı kararı) Davacının düzenlediği faturaların e-fatura olması sebebiyle alıcıya ulaşması ile resmileştiği ve sistem üzerinden itiraz edildiğine ilişkin bir beyanın bulunmaması karşısında faturaların geçerli faturalar olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeplerle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 26.618,75 Euro asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafça davalının takip öncesinde temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bilgi ve belge sunulmaması sebebiyle icra takibine konu işlemiş temerrüt faizine yönelik talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyasından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 26.618,75-Euro asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden alacak tahsil edilinceye kadar Euro cinsinden mevduatlara uygulanan azami faiz uygulanmasına, 2-İİK 67/2. md. uyarınca alacak tutarının (26.618,75-Euro) takip tarihindeki değeri olan 924.666,16-TL'nin %20'si oranında (184.933,23-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 63.163,95 TL nispi karar harcının, peşin alınan 11.602,44 TL harcın mahsubu ile geri kalan 51.561,51TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 144.699,92 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 35.998,84 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 12.305,34TL (615,40 TL BHV, 87,50TL VSH, 11.602,44 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 7.685,00 TL (685,00TL tebliğler ve posta, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 7.397,02 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 172,38 TL'sının davacıdan, 4.427,62 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/02/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/60, K. 2026/123, T. 11.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-60-e-2026-123-k-1fefcea65bf6