İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/60 E. 2025/406 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/60
Karar No
2025/406
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/60 Esas - 2025/406 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/60 KARAR NO : 2025/406

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 05/02/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ....Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili üniversitenin 41. sınıfta tescili reddedilen markasının unsurları arasında "..... ibaresi yer almakta olup; bu ibarenin, müvekkili üniversitenin 2809 sayılı Kanunda yer alan yasal adı olduğunu, müvekkili üniversitenin 41. sınıfta tescili reddedilen markasının unsurları arasında ".... sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmeliğinde yer alan yasal/resmî kısaltması olduğunu, dava konusu olayda müvekkili üniversitenin, önceki markalarında mevcut olan "şekil+medipol unv istanbul medipol üniversitesi" unsurunu koruyarak bunun yanına .... ibaresini eklemek suretiyle, mevcut seri markalarıyla uyumlu ve tutarlı yeni bir seri marka oluşturmuş olduğunu, müvekkili üniversitenin dava konusu markası, seri marka kapsamında olmamış olsaydı dahi; sunulan mal ve hizmetlerin aynılığı veya benzerliğinin olmaması, yine markalar arasında aynılık veya benzerlik bulunmaması, bu bakımdan halk tarafından karıştırılma ihtimalinin olmaması nedeniyle müvekkili üniversitenin markasının 41. sınıfta da tesciline karar verilmesi gerektiğini, müvekkili üniversitenin markası ile davalı şirketin itirazına mesnet yaptığı marka görsel, sescil, biçimsel ve kavramsal açıdan birbirlerinden tamamen farklı olup; aralarında aynı veya benzer olma durumunun kesinlikle söz konusu olmadığını, üniversiteye hazırlanan gençler ile üniversitede okuyan gençler, müvekkili üniversitenin markası ile davalı şirketin markasını karıştırmayacakları ve birbirlerinden farklı olduklarını kolayca anlayacakları gibi, davalı şirketin hedef kitlesi olan profesyonel şef adayları, aşçılar ve pastacıların da müvekkili üniversitenin markası ile davalı şirketin markasını karıştırmayacaklarını beyan ederek .... sayılı markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; itiraza konu markanın tesciline karar verildiği takdirde müvekkili için hak kaybına sebebiyet vereceğini, müvekkili “....” esas unsurlu markasının devamına faaliyet bildirmekte olup, marka kriteri taşımayan “akademi” ibaresini eklemiş olup, 41/43.SINIF mal veya hizmetler kapsamında markasının tescilini alarak, bu ibare üzerinde tek ve öncelikli şekilde hak sahibi olmuş olduğunu, itiraza konu marka sahibi ise müvekkilinin markasının birebir aynısı ile müracaatta bulunmuş olup, müvekkilnin markasında yer alan “S” harfini çıkarmış, yerine ise telaffuzu değiştirmeyecek şekilde “Z” harfini eklemiş olup, farklı bir marka imajı oluşturmaya çalışarak “...” esas unsurlu bir marka müracaatında bulunmuş olduğunu, zira muhatabın marka esas unsuru devamında kullanılan “.....” ibaresinin de anonim ibareler olup, esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markaların ı̇ltı̇bas oluşturabı̇lecek şekı̇lde aynı telaffuza sahı̇p olduğunu, tüketı̇cı̇nı̇n ı̇tı̇raza konu markada yapılan harf/talı̇ unsur deı̇ğı̇şı̇klı̇ğı̇ne ı̇lı̇şkı̇n farklılığı ayırt etme çabasına gı̇rmeyeceğı̇ni, bu nedenle tüketı̇cı̇nin müvekkı̇li markasıyla aynı olduğu düşüncesı̇ne kapılarak söz konusu marka adı altında verı̇len hı̇zmetı̇/ürünü tercı̇h edebı̇leceğı̇ni, itiraza konu “...” marka müracaatı aynı sınıfta/aynı sektörde yani 41.sınıf mal veya hizmetler kapsamında ve ilı̇şkı̇lı̇ olarak 42. sınıf kapsamında tescile bağlandığı takdirde, müvekkilinin markasının bı̇rebı̇r aynısı ile faaliyet gösterecek, nasıl ki müvekkili bu marka adını tabelasında, internet sitelerinde ve ürünlerinin üzerinde kullanabilecekse, muhatap firma da aynı şekilde bu ismi tabelasına asabilecek, halka reklam edebilecek, sanki müvekkiline ait bir şube izlenimi vererek tüketici nezdinde müvekkiline ait marka üzerinden haksız kazanç sağlayabileceğini, itiraz edilen marka “...” ibaresi olup, müvekkilimizin gerçek hak sahibi olduğu “....” markasının tıpatıp aynısını, aynı sektörde, aynı ve/veya ı̇lı̇şkı̇lı̇ sınıflarda yani 41/42. sınıf mal veya hizmetler kapsamında kendi adına tescil ettirmek isteyerek faaliyet göstereceğinden, müvekkiline ait “....” markası gibi düşünülecek, tüketicilerin müvekkili firmanın marka ürünlerinin sanki devamı gibi “...” markalı mallarından ve hizmetlerden bilinçsiz olarak faydalanacaklarını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şirket tarafından 22.03.2023 tarihinde... başvuru numarası ile “... medipol unv istanbul istanbul medipol üniversitesi” ibareli marka için 41 / 42 / sınıflardaki malları/hizmetleri kapsayan marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kabul edilerek 12.06.2023 tarihli ve 422 sayılı Resmi Marka Bülteni'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davalı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararının ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.

Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim .... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Dava konusu .... sayılı markanın kapsamından çıkartılan dava konusu hizmetler ile davalıya ait redde mesnet markanın kapsamındaki hizmetler kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Çekişme konusu “41/04 “Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılması, dağıtımına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).” basım yayın sektörüne ilişkin olup, bu hizmetin tüketicileri toplumun her kesiminden kişilerdir. Bu bakımdan da ilgili emtianın özenli ve dikkatli bir tüketici kesimine hitap etmediği açıktır. 41. sınıfta yer alan diğer eğitim – öğretim hizmetleri, seminer, kongre vb organizasyonların hazırlanması hizmetleri, tercüme hizmetleri, film – televizyon yapım hizmetleri, fotoğrafçılık hizmetleri gibi nitelikli/profesyonel meslek grupları ve hizmet sektörlerine ilişkin olan hizmetlerden tüketicinin yararlanırken dikkat ve bilinç düzeyinin yüksek olacağı, bu hizmetlerden yararlanacak olan tüketicinin, bu alanda daha çok araştıran, algı düzeyi daha yüksek bir kitle olacağı; ortalama tüketicilerinin, dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalının redde gerekçe gösterdiği marka arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, mavi renkte, büyük harflerle “...” ibaresinin yer aldığı, bu ibarenin üzerinde çok daha küçük punto ile “.... ibaresinin bulunduğu bir markadır. Dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin görsel olarak ön planda olduğu, ayrıca diğer ibarelere kıyasla ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu dikkate alındığında, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, Redde gerekçe marka, beyaz zemin üzerine, gri renkte, “M” harfi stilize edilmiş şekilde küçük harflerle “musem” ibaresi ile bu ibarenin altında daha küçük punto ile “....” ibaresinin yer aldığı karma bir markadır. Söz konusu markada yer alan “akademi” ibaresinin dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan bir ibare olması nedeniyle, markanın esas unsurunun “musem” ibaresi olduğu, Dava konusu marka ile davalı markasında “mu_em” harflerinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış, bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağı aşağıda değerlendirilmiştir. Bu açıklamalar kapsamında; karşılaştırmaya konu olan markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde, dava konusu marka ile redde gerekçe markanın beş harfli olduğu, ilk iki ve son iki harflerinin “mu_em” aynı olduğu, markalar arasındaki tek farkın markaların üçüncü harfleri “z, s” olduğu, markalar arasında oldukça yüksek işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, tek harf değişikliğinin markaların kısa ibareler olmaması nedeniyle markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı, ayrıca markalarda farklı olarak yer alan “z” ve “s” harflerinin işitsel ve görsel olarak benzer olduğu, dava konusu markanın “mu-sem”, redde gerekçe markanın “....” olarak telaffuz edileceği, dolayısıyla işitsel ve görsel benzerliğin oldukça yüksek olduğu, redde gerekçe markada yer alan “akademi” ibaresinin de markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, zira “akademi” ibaresinin dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmadığı, ilgili tüketicinin markaların aynı işletmenin markaları olarak düşünme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalının markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamından çıkartılan hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel ve görsel olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinçli tüketici nezdinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Netice itibariyle, Dava konusu markanın kapsamından çıkartılan hizmetlerin davalının markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, Dava konusu marka başvurusu ile davalı markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile davalı markası arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, ....rarı’nın yerinde olduğu kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Davacı üniversite harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.10.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/60, K. 2025/406, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-60-e-2025-406-k-083dbb1d8552