İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/6 E. 2026/230 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/6
- Karar No
- 2026/230
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/6 KARAR NO : 2026/230
DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 03/01/2025 KARAR TARİHİ : 10/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili tarafından ------adresli taşınmazını ----- aracılığıyla 320.000,00 TL bedel üzerinden ------ poliçesi ile sigortalandığını, müvekkiline ait taşınmazın 01-03 arası katlarının mesken olarak değerlendirildiğini, bu sebeple davalı kurum tarafından Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında değerlendirilerek sigortalandığını, müvekkilinin gerekli prim ödemelerini yaptığını, borcunun kalmadığını, sigorta sözleşmesinin varlığının sabit olduğunu, 06/02/2023 tarihinde gerçekleşen ------ depremleri sırasında müvekkilinin taşınmazının da zarar gördüğünü, oluşan zarar tespiti ve değerlendirilmesi için başvuru yapıldığını, davalı tarafından başvuruya cevap verilmediğini, yapılan telefon görüşmesinde müvekkilinin taşınmazının zorunlu deprem sigortası kapsamında olmaması bahanesi ile talebin reddedildiğinin bildirildiğini, oluşan zararın tazmin edilmediğini, zararın gerçek boyut ve miktarının da hesaplanmadığını, davalı kuruma karşı Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulduğunu, başvuru sürecinin sonunda dosyanın keşif ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi sebebiyle İtiraz Hakem Heyeti kararı ile yargılamanın imkansız hale geldiğine ve tahkim yargılamasının sona erdirilerek işten el çekilmesine karar verildiğini, arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak anlaşmanın sağlanamadığını, müvekkilinin taşınmazında oluşan zararın tazmini için yapılan başvurunun taşınmazın zorunlu deprem sigortası kapsamına girmediği iddiası ile reddedildiğini, müvekkilinin taşınmazının 01-03 katları arasındaki katların mesken olarak kullanıldığının sigorta poliçesinde davalı tarafından kabul edildiğini, binanın ilgili kısımlarının benzin istasyonunda çalışan personellerin barındığını, mesken olarak kullanılan kısımların ticari amaca özgülenmediğini, gerekli incelemenin yapılmasının ardından davalı kurumca zorunlu deprem sigortası gerektirdiğine kanaat getirilerek sigorta poliçesinin düzenlendiğini, davalının müvekkiline ait taşınmazın tamamının ticari amaçla kullanılan bina olduğunu, bu sebeple sigorta kapsamında olacağını iddia ettiğini, taşınmazın tamamının ticari amaçla kullanılmadığını, müvekkilinin kendi edimlerini yerine getirdiğini, söz konusu poliçe düzenlenirken veya prim ödemeleri alınırken müvekkiline zorunlu deprem sigortası kapsamında bulunmadıkları, ödeme yapmaları gerekmediği gibi herhangi bir bildirim yapılmadığını, riziko ortaya çıkana ve davalının sözleşme gereği kendi edimini ifa etmek zorunda kalana kadar sözleşmenin geçerli ve sıhhatli olduğu konusunda uyuşmazlık çıkmadığını, rizikonun ortaya çıktığında ise davalının edimlerini ifa etmekten kaçındığını, geçerli sigorta poliçesi kapsamında davalı kurumun üzerine düşen edimi yerine getirmesi, müvekkili şirkete deprem sebebiyle oluşan zararı tazmin etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla binanın tamamının ticari amaçla kullanıldığı varsayılsa dahi bu durumda Zorunlu Deprem Sigortası kurulmasına poliçeyi düzenleyen davalı kurum olan -- sebep olduğunu kabul etmek zorunda olduğunu, müvekkilinin gerekli tüm bilgi ve belgeleri davalı şirkete teslim ettiğini, yapılan incelemenin ardından davalı kurum taraından taşınmazın Zorunlu Deprem Sigortası kurulması gereken taşınmaz olduğunun tespit edildiğini ve poliçenin düzenlendiğini, sigortacının sigorta ettirene esasen yazılı olarak bilgi vermesi gerektiğini, bilgilendirmenin yapıldığının ispatının da sigortacıya ait olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde zorunlu deprem sigortası kapsamında olmadığının bilgisinin verilmediğini, geçerli ve sıhhatli bir sigorta sözleşmesine uygun olarak müvekkili şirketin prim ödemelerini yapmasına izin verildiğini, deprem rizikosu gerçekleşmemiş olsaydı düzenlenen Zorunlu Deprem Sigortası poliçesinin geçersiz olduğu, taşınmazın kapsam dışı olduğu iddiaları da davalı kurumca ortaya atılmayacağını ve müvekkili şirketin prim ödemeleri kabul edilmeye devam edileceğini, deprem sigortasının geçerliliği doktrin görüşü ve yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu, sigortalı taşınmazda gerçekleşen zararın tespit edilerek tazmini gerektiğini, sigorta poliçesinin geçersiz olduğu iddiasının hem somut gerçeklik ile bağdaşmadığını hem da davalı kurum hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmesi sebebiyle hukuka aykırı olduğunu iddia ederek; davanın kabulünü, müvekkile ait ----- Parselde bulunan sigortalı taşınmazda 06.02.2023 tarihli depremler nedeniyle oluşan zararın belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda (keşif ve bilirkişi incelemelerinin ardından) arttırılmak üzere asgari 100,00 TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalı kurumdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, müvekkilinin ticari işletme olmadığını, kuruma karşı açılacak davaların hiçbir zaman nisbi ticari dava niteliğinde olamayacağını, ------ özel kanun olan Afet Sigortaları Kanunu kapsamında kurulup faaliyet yürüttüğü için Sigortacılık Kanunu hükümlerine tabi olmadığını, TTK hükümlerine de tabi olmadığını, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu meskene ilişkin tapu kaydında herhangi bir rehin alacaklısının yer alıp almadığı hususu araştırılması gerektiğini, varsa rehin alacaklısının açık ve yazılı muvafakat vermemesi halinde işbu davanın usulden reddi gerektiğini, davacının davaya konu meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumuna ilişkin kasti beyan yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı hususu araştırılması gerektiğini, davacıların beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının tespiti durumunda sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı işbu davanın usulden reddi gerektiğini, başvuruya konu taleplerin belirsiz alacak olarak ileri sürülemediğini, başvurunun bu gerekçeyle de reddini talep ettiklerini, tamamı ticari veya sınai amaçla kullanılan binalar sigorta kapsamı dışında olduğunu, sigortalının Zorunlu Deprem Sigortası kapsamı dışında kalan bir yapıyı sigortalattığı anlaşıldığını rizikonun sigorta kapsamı dışında kaldığının açık olduğunu, davacının talebine ilişkin sigorta kapsamı ve teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davaya konu meskenin yapım yılının araştırılması gerektiğini, bilirkişi tarafından inceleme yapılmasını, beyan yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı tazminattan en az %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, müvekkili kurum aleyhine tazminat hesaplaması yoluna gidilmesi durumunda dahi; sigortalanan meskenin doğru brüt yüzölçümünün ve yapı tarzının vb. hususların tespiti yapılması gerektiğini, bu doğrultuda eksik/aşkın sigorta hükümleri uygulanarak sigorta bedeli hesaplanması gerektiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan bina aşınma payı oranının sigorta bedeli üzerinden muafiyet uygulandıktan sonra tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediği için faiz talebinin reddi gerektiğini, müvekkilinin gelirleri ve her türlü vergi resim ve harçtan muaf olduğunu savunarak; davanın esastan ve usulden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER : ----- Şube Müdürlüğü, ---- Bankası, ----- Asliye Hukuk Mahkemesi, ----- Sulh Hukuk Mahkemesi, -------Tapu Müdürlüğü, ----- İl Özel İdaresi, ------ Belediye Başkanlığı, Sigorta Tahkim Komisyonu, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Başkanlığına müzekkere yazıldığı görüldü. -----. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- Talimat sayılı dosyası aracılığı ile yapılan keşif sonucu düzenlenen İnşaat Mühendisi ------ bilirkişi raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür: ¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸ Sigorta Uzmanı Bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 08/02/2026 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür. ¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸¸ HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, davacıya ait ----adresindeki (---- İli, --- İlçesi, ----- Köyü, 1059 Parsel) taşınmazın 06/02/2023 tarihli depremde zarar görmesi nedeniyle -----Şirketi aracılığıyla --- poliçe numaralı, sigorta bedeli 320.000,00 TL olan 14.06.2022 tarihli ------- poliçesi kapsamında tazminat alacağına ilişkindir. Dava konusu taşınmazın -----Parsel sayılı taşınmaz olduğu, taşınmaz üzerinde ---- Bankası'nın 30/12/2010 tarihli ------- yevmiye numarası ile tesis edilen ipotek hakkının bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce ------- Bankası'na müzekkere yazılmış, bankaca 06/05/2025 tarihinde "İlgi’de kayıtlı yazınızda bilgileri verilen -------, 1059 Parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ipotek hakkımız devam etmekte olup", 16/10/2025 tarihinde "dava konusu ---- İli, ---- İlçesi, ------- Köyü, 1059 Parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 30/12/2010 tesis tarihli ------- yevmiye numaralı ipotek hakkı devam etmekte olup alacak hakkımız müşteriye verilen gayrı nakit kredi,kredili mevduat hesabı ve kredi kartı ürünleridir" ve 25/02/2026 tarihinde "Bankamızın dain-i mürtehini bulunduğu ------Şirketi arasında akdedilen 14.06.2022 tarih ve ----- numaralı sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat ile ilgili olarak davacılar/ başvurucular tarafından -----aleyhine açılan davaya başvuruya mavafakat ederiz" hususlarının bildirildiği görülmüştür. Dain-i mürtehin banka tarafından davacıya tazminat ödemesi yapılmasına kayıtsız şartsız muvafakat verildiğinden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 24/02/2026 tarihinde "BEDEL ARTIRIM TALEBİMİZİN KABULÜ İle, dava dilekçesinde 100,00 TL olarak talep edilen alacağımızın, FAZLAYA İLİŞKİN HER TÜRLÜ TALEP VE DAVA HAKKIMIZ SAKLI KALMAK KAYDIYLA, 319.361,28 TL OLARAK KABULÜNE, 319.361,28 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ile müvekkile ödenmesine," talebini içerir bedel artırım dilekçesi ibraz ettiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın zorunlu deprem sigortasından kaynaklanan sigorta tazminatı alacağının tahsili amacıyla açılan tazminat davası olduğu, deliller kısmında atıf yapılan inşaat bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere dava konusu menfaatin 06/02/2023 tarihli depremde hasarlandığı hususunun sabit olduğu, sigortalanmış menfaat değerinin zarar tarihinde 1.174.725,00 TL olduğu, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesindeki teminat limitinin (sigorta bedelinin) ise 320.000,00 TL olduğu, rizikonun sözleşme kapsamında bulunduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, her ne kadar yapının ruhsatsız olduğu tespit edilmiş ise de yapının davalı kurum tarafından bir menfaat olarak kabul edilip sigortalanmış olması nedeniyle davacının zararının sözleşme kapsamında korunması gerektiği, yine her ne kadar davalı tarafça yapının mesken olmadığı, işyeri olduğu, bu sebeple zorunlu deprem sigortası kapsamında olmadığı savunulmuş ise de davalının mesken niteliğinde olmayan yapıyı (menfaati) sigortalamış olması, bu hususta davacının beyan yükümlülüğüne aykırı bir davranışının bulunmaması, bulunsa dahi sigortacının sözleşmeyi bir ay içinde feshettiğine dair bir savunma ve delil bulunmaması dikkate alındığında, menfaatin sigorta koruması altında bulunduğunun ve rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta tazminatının ödenmesi gerektiğinin kabulünün gerektiği, davalının savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, gerçek zararın sigorta bedelinden yüksek olması nedeniyle davalının sigorta bedeli olan 320.000,00 TL kadar sorumlu olduğu, sigorta uzmanı bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere sözleşmedeki muafiyet bedeli de düşüldükten sonra tazminat alacağının 319.361,28 TL olduğu, ihbarın davalıya 11/02/2023 tarihinde yapıldığı, TTK 1427 hükümleri uyarınca davalının ihbardan kırk beş gün sonrası olan 29/03/2023 tarihinde temerrüte düştüğü, tarafların tacir olması nedeniyle alacağa avans faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ ile, 319.361,28 TL sigorta tazminatının 29/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (319.361,28 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 21.815,56 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 615,40 TL peşin harç ve 5.542,18 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 15.657,98 TL harcın davalının 6305 sayılı Yasa'nın 3/2 maddesi uyarınca harçtan muaf olması nedeniyle kamu üzerinde bırakılmasına, 3-Davacı tarafça yapılan 1.318,30 TL dava açma masrafı, 87,50 TL vekalet harcı, 4.361,50 TL keşif harcı, 5.542,18 TL tamamlama harcı ve 18.845,40 TL bilirkişi/ulaşım/posta masrafından ibaret 30.154,88 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 6-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (319.361,28 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 51.097,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.