İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/593 E. 2026/332 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/593
Karar No
2026/332
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/593 KARAR NO : 2026/332

DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) DAVA TARİHİ : 07/08/2025 KARAR TARİHİ : 17/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı iddiası; müvekkili ..., ... sicil numarasıyla ... Barosu'na kayıtlı olarak faaliyetleri sürdürmekte olan serbest avukat olduğunu, davalının birçok şirketin müşterek ihtiyaçlarını karşılayan .... şirketi olduğunu, müvekkili davalı ve davalı holdinge bağlı şirket/kişilere avukat olarak hizmet verdiğini, şirketin genel bir ödeme güçlüğü içine girdiğini, tahakkuk eden vekalet ücretlerini de ödeyemediğini, bu süreçte, ... kontrolü altına alındığını, şirket yetkililerinin indirim isteği üzerine müvekkili alacağında indirim yaptığını, ödeme tarihi olarak da ...’e bağlı şirketlerden olan ... şirketinin satılmasından sonra ... tarafından kendilerine kullanabilecekleri bir meblağ bırakılması tarihine ama nihai olarak ... kontrolünün sona ermesi tarihine kadar ertelediğini, bu husus tarafların arasında imzalanan 28.1.2013 tarihli protokol ile kayıt altına alındığını, bu protokole göre müvekkilinin alacağı 3.000.000USD+KDV olduğunu, aradan geçen 12 yıl boyunca müvekkilinin ödeme yapılmasını beklediğini, bu zaman zarfında 2016 ve 2020 yıllarında yalnızca 2 kere alacağın zamanaşımına uğraması ihtimali nedeniyle alacağın ikrarı ve ne zaman ödeneceği sorulduğunu, “mümkünse” ödeme talep edildiğini, davalı protokole göre alacağın ödenebilir hale gelmesi için “...’nin kendi alacağını tahsil ettikten sonra, ... grubunun serbest kullanımına bir bedel bırakması” gerektiğini bildirdiğini, şartın gerçekleşmediğini, bu tarih halen gelmediği için zamanaşımı süresinin başlamayacağını, ancak taraflarınca borcun mevcudiyetine ve ödeneceğine dair bir yazı ile cevap verilmesi istenildiği için davalının cevaben yazdığı yazılarda borcunu ikrar ile, “ödeme yapabilmeyi çok istediklerine ancak bunun mümkün olmadığı”nı yazılı olarak bildirdiğini, sonuncu yazının 1.10.2020 tarihli olduğunu, buna verilen 15.10.2020 cevabi yazı müvekkiline 18.10.2020 tarihinde ulaştığını, davalı tarafından yazılan bu yazıda, ... ile 01.09.2020 tarihli 3 yıl süreli bir protokol imzalandığı beyan edilerek ödemeye ilişkin irade ve yetkinin ...’de olduğundan bahisle ödemenin bu zamana kadar gerçekleşmediği ancak şirket tarafından ödemenin yapılacağının bildirildiğini, aradan geçen yıllar zarfında davalının çalışanları ve yöneticilerinin değiştiğini, müvekkilinin bu miktarda bir alacağı hiçbir rahatsızlık vermeksizin beklemekte olduğunu, alacağının ciddi miktarda indirildiğini bilmeyen bir ekibin iş başına geldiğini, bu ekip taraflarınca yapılan ödeme talebine, “alacağı ödemelerinin mümkün olmadığı” cevabını verdiklerini, 12 yıl boyunca ödeme bekleyen, bu zaman zarfında gösterdiği iyiniyet ve hassasiyeti bir çırpıda yok sayan yeni yöneticilerin “ödeme yapmayacakları”na dair beyanları hak ve adalete uygun olmadığını, davalıya ulaşılamadığını, davalının ödemeye niyeti olmadığı açık olup davalının müvekkili alacağını karşılayacak malı/geliri de bulunmadığını, öncelikle re’sen tensiple, yasa gereği teminatsız olarak, davalı şirketin Ticaret Sicilindeki kaydının terkinine iflas sonuna kadar engel olacak kapsamda ihtiyatî tedbir kararı verilmesine; tedbir kararının infazı için davalı şirkete ve Ticaret Siciline ve İl Ticaret Müdürlüğüne yazılarak infazına, re’sen, tensiple, (3.000.000 USD+KDV -04.08.2025 tarihi itibariyle Türk Lirası cinsinden 145.800.000TL- teminat altına almak amacıyla) teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalı şirketin taşınır/ taşınmaz tüm mallarına, banka hesaplarına; trafikte kayıtlı araçlarının kayıtlarına uygulanarak infazına, daha sonra tarafları davet, duruşma yapılması, delillerin toplanıp değerlendirilmesiyle, işbu davanın kabulü ile protokol altına alınan ve davalı tarafından ikrar edilen borçlarını ödememekte direnen davalının İİK 177 gereği iflasına; iflasın açılmasına, iflas kararının ilanına, kararın derhal iflas müdürlüğü ve ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı savunması; dava dilekçesinde genel ifadelerle İİK. 177 gereğince müvekkili şirketin iflasına karar verilmesinin talep edildiği, ancak yasada belirtilen 4 bentten hangisine dayanıldığı belirtilmediğini, cevap süresi uzatım dilekçesinde de bu hususunun bildirmiş olmalarına rağmen, somut bir açıklamada bugüne kadar bulunulmadığını, davacının davasında hangi bend ya da bentlere dayandığını açıklamaması sebebiyle davanın HMK 119/1-g ve 2 maddeleri gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacının davayı açabilmesi muaccel bir alacak için alacaklı sıfatı ile alacağının varlık ve miktarını ispat etmesine bağlı olduğunu, davacının müvekkili şirketten olan alacağının vekalet ücreti olmakla, zamanaşımına uğradığını, bu sebeple davacının doğrudan iflas davası açabilmesi mümkün olmadığını, davalının iflasına karar verilebilmesi için davacının alacaklı olduğunun tespiti dışında İİK'nun 177. maddesindeki iflas nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tek tek ele alınıp tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanmış olması gerektiğini, müvekkili şirketin sadece 2020 yılından bu yana yapmış olduğu ödemeler ile toplam 393.280.670,00 ABD Doları borç tasfiyesi gerçekleştirildiğini, davacı müvekkili şirketin avukatı olarak müvekkili şirketin mali ve hukuki durumunu bilebilecek bir durumda olmasına rağmen kötü niyetli olarak ve şartları oluşmamasına rağmen "doğrudan doğruya iflas" talepli işbu davayı açtığını, müvekkili şirket hakkında iflas davası açıldığına dair tirajı en yüksek beş büyük gazeteden birinde iflas talebine ilişkin ilan yapılmasına da sebebiyet vermiş olan davacı hakkında müvekkili şirketin uğradığı ve uğrayacağı her türlü zarar ve ziyan ile tazminat talep etme haklarını saklı tuttuklarını, Türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğ (tebliğ no: 2008-32/34) uyarınca davacının yabancı para cinsinden vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün olmadığını, davacının teminatsız olarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep ettiğini, ancak detaylı olarak arz ve izah edildiği üzere müvekkili şirketin ticari faaliyetlerine devam ettğini, son beş yılda büyük borç tasfiyeleri yaptığını, yapmaya devam ettiğini, ihtiyati tedbir ve/veya ihtiyati haciz tatbikini gerektirecek bir durum olmadığını, İİK m.159 gereğince defter tutmadan gayri bir muhafaza tedbiri istiyen alacaklının ilerde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96.ncı maddesi gereğince teminat yatırmasının gerekli olduğunu, teminatın aranmadığı iki hal borçlunun ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacağın bir ilâma bağlı olması olduğunu, davada bu iki halde sözkonusu olmadığından teminatsız olarak ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, arz ve izah olunan sebeplerle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, İcra ve İflas Kanununun 177. maddesine dayalı doğrudan alacaklı tarafından talep edilen iflas davasına ilişkindir. Mahkememizin 09/04/2026 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı gereğince sulh olmak üzere taraflara gelecek celseye kadar süre verilmesine karar verildiği, Davacı vekili Av. ... tarafından dosyaya sunulan 16/04/2026 tarihli dilekçesi ile davalı ile sulh olunduğunu, davadan feragat ettiklerini, sulh anlaşması uyarınca tarafların birbirlerinden yargılama gideri talebinde bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, taraflarınca davalıya tahmilini talep ettikleri bir yargılama gideri vekalet ücreti talebi bulunmadığını, feragat nedeniyle davanın duruşma günü beklenmeksizin karara bağlanmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacının, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Yukarıda yazılı yasal düzenleye göre; davanın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikteki davalardan olduğu, davacı vekilinin talep sonucundan kayıtsız, şartsız ve tamamen vazgeçtiği, feragat sebebiyle davacılar tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerinden sorumlu olduğu dikkate alınarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken 732,00 TL karar harcının ile 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile noksan kalan 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/04/2026

BAŞKAN ...

ÜYE ...

ÜYE ...

KATİP ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/593, K. 2026/332, T. 17.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-593-e-2026-332-k-d2ddc50a726d