İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/593 E. 2025/593 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/593
- Karar No
- 2025/593
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/593 Esas - 2025/210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/593 KARAR NO : 2025/210
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ :
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/07/2025 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 G.K YAZIM TARİHİ : 19/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında uzun yıllardır devam eden ticari ve sözleşmesel bir ilişki bulunduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde bu durumun görüleceğini, davalı ile müvekkili arasında en son 23/02/2021 tarihli ve ... sayılı ''... 1 Nolu Yüksek Fırın Projesi Kapsamında Fırın Gövde Temin ve İmalat İşlerinin Yapılması'' başlıklı sözleşme imzalandığını, davalının bu sözleşmede üst yüklenici, müvekkilinin ise yüklenici olarak yer aldığını, işin yapılacağı yer İsdemir İskenderun ... A.Ş.'nin ... adresindeki şantiyesi olduğunu, bu şantiyede müvekkilinin yanı sıra davalının da bizzat faaliyet gösterdiğini, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem olayı sonrasında müvekkilinin alt yüklenicilik faaliyetlerinin tamamen durduğunu belirtmiş ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle müvekkilinin kiraya veren firmaya ödemiş olduğu 221.000,00-TL'lik kiralama ve yakıt bedelinin şimdilik 100,00-TL'sinin reeskont avans faiz oranıyla birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği taleplerin yerinde olmadığını, söz konusu iddiaların gerçekle bağdaşmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan tahkim şartı sebebiyle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesini, talep edilen tır kira bedelinin de birim fiyatlar içinde davacıya ödenmiş olması sebebiyle bu yönde talep hakkının bulunmadığını belirterek dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, alacak istemlidir. Taraflar arasında imzalanan ".. 1 Nolu Yüksek Fırın Projesi Kapsamında Temin, İmalat, İnşaat Ve Montaj İşlerinin Yapılması için Yüksek Fırın Gövde SAc Temin ve Montaj İşleri Alt Yüklenici Sözleşmesinin" "Anlaşmazlıkların Çözümlenmesi" başlıklı 53. Maddesinin 53/1. Fıkrasında söz konusu sözleşme kapsamında ortaya çıkacak uyuşmazlıkların taraflarca karşılıklı çözülememesi durumda hakeme havale edileceğinin yer aldığı ve davalı yanın da cevap dilekçesinde tahkim ilk itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu maddedeki düzenleme sözleşme içerisinde yapıldığından tahkim şartı niteliğindedir. Tahkim sözleşmesi ya da asıl sözleşme içerisinde yer alsa dahi tahkim şartı, asıl sözleşmeden bağımsız, ondan ayrı bir anlaşmadır. Gerçek ya da tüzel kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklarda asıl olan uyuşmazlığın devlet bünyesindeki yargı organları (mahkemeler) tarafından çözümlenmesidir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları arasında sayılan arabulucuk, tahkim, hakem vs. gibi yollarla uyuşmazlıkların çözümü tarafların serbest iradesi ya da bu yola başvurmayı zorunlu kılan yasa hükmünün varlığına bağlıdır. Buna göre tahkim yolu, uyuşmazlıkların çözümünde tarafların devlet yargısı yerine hakem olarak adlandırılan özel kişileri görevli ve yetkili kılmalarını ifade eder. Tahkim sözleşmesi, tarafların iradesine tabi olan uyuşmazlıklar için mümkündür (6100 sayılı HMK m. 408/I). Başka bir deyişle, tarafların dava konusu üzerinde kabul veya sulh yolu ile serbestçe tasarruf edemeyecekleri hallerde, tahkim mümkün değildir. Örneğin, boşanma ve ayrılık davaları, iflas davaları ve çekişmesiz yargı işleri için tahkim sözleşmesi yapılamaz. Aynı şekilde taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkimin konusu olamaz (HMK m. 408/I). Tahkim yoluna gidilebilmesi için tarafların tahkim sözleşmesi yapmaları ya da düzenledikleri sözleşmede tahkim şartına yer vermeleri gerekir. Tahkim anlaşması veya tahkim şartındaki uyuşmazlığın hakem veya hakemler kurulunca çözümlenmesine ilişkin irade beyan ve açıklaması tahkim şartı sözleşmesinin temel unsurudur. (HMK m. 412). Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Özel Dairenin içtihatları ile yerleşik Yargıtay içtihatlarında geçerli bir tahkim şartı varlığı veya tahkim anlaşmasının geçerli sayılabilmesi için uyuşmazlığın kesin olarak hakemde çözüleceğinin kararlaştırmış olması gerektiği kesin iradeyi ortadan kaldıran ya da zayıflatan kayıtların tahkim sözleşmesi veya şartını geçersiz-hükümsüz kılacağı kabul edilmektedir. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler. Geçerli bir tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim ilk itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder. (HMK m. 413/I) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesinin kararlaştırıldığı hallerde aleyhine dava ikame olunan davalı tarafça ileri sürülecek tahkim itirazı, HMK'nın 116. maddesi gereğince ilk itiraz olarak sayılmış olup, aynı Kanun'un 117. maddesinde, ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu, aksi hâlde dinlenemeyeceği ve yine aynı Kanun'un 131. maddesinde ise, cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazların ileri sürülemeyeceği hüküm altına alınmıştır.(Ankara BAM 31.H.D 2023/902 E, 2025/206K sayılı ilamı) Somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşme maddesinin yukarıda izah edilen açıklamalar doğrultusunda kayıtsız şartsız tahkim yoluna gidileceği şeklinde hüküm içerdiği, uyuşmazlığın tarafların serbest iradeleri ile tasarruf edebilecekleri hususlara ilişkin olduğu görülmüştür. Dolayısı ile sözleşmede bulunan tahkim maddesinin geçerli olduğunun kabulü gerekmiştir. Davaya konu uyuşmazlığın yukarıda bahsedilen sözleşme kapsamında olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinde; tarafların sözleşme kapsamında aynı şantiyede alt yüklenci ve üst yüklenici olarak çalışma yaptıkları hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davaya konu edilen uyuşmazlık; davacının davalı ile yaptıkları sözleşme kapsamındaki işleri yapmak üzere kiralamış olduğu tırın, 6 Şubat 2023 yılında meydana gelen depremden sonra alt yüklenicilik faaliyetinin durması ve 3-4 ay kadar inşaat sahasına girememesi nedeniyle davalı tarafından kullanıldığı iddiasından kaynaklanan kiralama ve yakıt bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Sözleşmenin "Sözleşmenin Toplam Tutarı" başlıklı 5. Maddesinin 5.2 fıkrasında "....malzeme, işçilik, indirme, bindirme, yükleme, boşaltma dahil inşaat sahası içi ve dışı her türlü nakliye, şantiye tesisi, araç gerek, ekipman, mühendislik hizmetleri... Birim fiyatlara dahildir. ....Alt Yükleniciye işçilik bedel, malzeme bedeli, nakliye bedeli, makine kirası, alet teçhizat bedeli ve /veya kirası veya başka herhangi bir ad altında yukarıda kararlaştırılan sözleşme bedeline ek başka bir ödeme yapılmayacaktır" denilmektedir. Anılan sözleşme maddesi ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde davaya konu edilen tırın nakliye amacıyla taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kullanılmak üzere şantiye sahasında bulunduğu, davacının alt yüklenici, davalının üst yüklenici olduğu, işin yapım ve yürütüm sürecinin bitmediği, sözleşme devam ederken davacının işin yürütümü için sözleşme kapsamında şantiyede bulundurduğu aracın davalı yanca kullanıldığına dair alacak iddiasının tahkim hükmü bulunan asıl sözleşme kapsamında değerledirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının süresinde ve usulüne uygun tahkim ilk itirazında bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "Anlaşmazlıkların Çözümlenmesi" başlıklı 53. Maddesinin 53/1. Fıkrasının tahkim sözleşmesi niteliğinde olduğu, bu sözleşmenin kanunun aradığı geçerlilik şartlarını taşıdığı, davaya konu uyuşmazlığın da bu sözleşme kapsamında olduğunun kabulü ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın HMK 116/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının HMK 333. Maddesine uygun şekilde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/11/2025
Katip ... E-imzalıdır Hakim .. E-imzalıdır