İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/559 E. 2025/527 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/559
Karar No
2025/527
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/559 KARAR NO : 2025/527 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 17/06/2025 KARAR TARİHİ : 20/06/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirkete Depremsiz Artı Konut Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...a ait ... Mahallesi... sokak ... Blok No:... İç kapı No:.. Buca/İzmir adresinde 27/10/2022 tarihinde davalının yaptığı kazı çalışmaları sonucu elektrik problemleri yaşanmış, daireye ait elektrik panosunda işlem yapılması akabinde evde klima tesisatı kabloları ve iç ünitesinde problem yaratarak yangına, yangın nedeniyle de hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Dairesi Başkanlığının 27/10/2022 tarihli yangın raporunda “Yangın yerinde yapılan tetkikte yangın başlangıcının zemin üzeri 3 katlı binanın 1. Katınca girişe göre sağ koridorun sonunda bulunan oturma odasında olduğu görüşülmüş olup, yapılan araştırma ve soruşturmada; klima iç ünitesinde meydana gelen elektrik kısa devre sonucunda klima içerisindeki kabloların tutuşarak alevlenmesi ve çıkan alevlerin etrafa sirayet etmesi sonucunda yangın çıkmış olabileceği kanaatine varılmıştır.” denmekle meydana gelen hasardan karşı tarafın sorumlu oldukları tespit edildiğini, meydana gelen hasar sonucu müvekkil şirket tarafından ödenen 84.201,95 TL için olayda kusurlu/kusursuz sorumluluğu bulunanlara rücu etme zorunluluğu doğduğu, davalı tarafın rücu bedelinden sorumlu olacağını, müvekkil şirket tarafından sigortalısına yapılan ödeme neticesinde, Türk Ticaret Kanunu'nun halefiyete ilişkin hükümleri uygulama alanı bulmuştur. Halefiyet ilkesi gereğince, sigorta rizikosu, üçüncü kişilerin kusuru ile vuku bulmuş olursa, kendi sigorta ettirenine sigorta tazminatını ifa eden sigortacı, bu ifası oranında sigorta ettirenin yerine geçeceğini, İzmir... İcra Dairesinin...syası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe yaptığı itiraz ile takibin durduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede, davacının dava dışı ... ile 'Depremsiz Artı Konut Sigorta Poliçesi' kapsamında sigorta sözleşmesi imzalandığı, dava dışı...a ait adreste 27/10/2022 tarihinde davalı şirketin yaptırmış olduğu kazı çalışmaları sonucunda elektrik problemleri yaşandığı, ...a ait dairede yangın meydana geldiği, yangın nedeniyle dairede hasar oluştuğu, meydana gelen hasar nedeniyle poliçe kapsamında davacı şirket tarafından dava dışı ...'a 84.201,95 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemenin davalı şirket tarafından rücu edilmesi istemiyle davalı hakkında icra takibine girişildiği, davalının icra takibine itirazı neticesinde takibin durduğu, icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemiyle huzurdaki davanın ikame edildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava söz konusu olmadığı gibi TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir mutlak ticari dava niteliğindeki bir uyuşmazlıktan da söz edilemeyeceği, zira davalı ile davacı arasında 6102 sayılı yasadan kaynaklı poliçe ilişkisinin bulunmadığı, davacının zarara uğrayan sigortalısının yerine geçmek suretiyle 6102 sayılı yasanın halefiyet kuralları çerçevesinde davalıya istemli bulunduğu, halefiyet ilkesi gereği açılan bu tür davaların ayrı bir dava olmadığı, davacının sigortalısının meydana gelen zarar sebebiyle davalıya yönelteceği taleplerinin Asliye Hukuk Mahkemesinde dava etmesi gerektiği, dava dışı sigortalının zararının ticari işletmesinden kaynaklanmadığı, bu durumda halefiyete dayalı olarak dava açan davacının da zarar tazmini istemlerini davalıya yöneltmesi halinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açması gerektiği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-)Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-)Görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 4-)6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, 5-)Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi.20/06/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/559, K. 2025/527, T. 20.06.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-559-e-2025-527-k-6fba97468fa5