İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/552 E. 2026/18 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/552
- Karar No
- 2026/18
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/552 Esas - 2026/18 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/552 KARAR NO: 2026/18
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/05/2025 KARAR TARİHİ : 13/01/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 09/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; .... plakalı araç; 20.08.2024 tarihinde, müvekkili ... mülkiyetindeki ... plaka sayılı araca çarpması sonucu iki taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazaya sebep olan ... plaka sayılı araç; ZMMS poliçesi ile ...Sigorta A.Ş. nezdinde sigorta edildiğini, sigorta şirketi tarafından 15.11.2024 tarihinde 7.596,14 TL vekil ibanına değer kaybı ödeme yapıldığını, ancak sigorta şirketinin yaptığı ödemenin mevcut değer kaybından az olması sebebiyle uğramış olduğu maddi zararın tahsilini talep ettiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete KTK madde 97 hükmü gereğince yapılması gereken zorunlu başvuru usulüne uygun olarak yapılmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin trafik sigotasından kaynaklı sorumluluğu sigortalının kusuru oranında ve ZMMS poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde müvekkili şirketin sorumluluğuna isabet eden tazminat miktarına ilişkin hesaplamanın yapılması için söz konusu dosyada kusura ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kusura ilişkin alınacak olan bilirkişi raporunun yanında zarara ilişkin ayrı bir rapor alınması büyük önem arz ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLER: -Davaya konu araçlara ve varsa davaya konu kazaya ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi için Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazı yazılmış ve cevabi yazı dosya arasına alınmıştır. -Dava konusu kazaya ilişkin hasar dosyası sigorta kuruluşundan celp edilmiştir.
-Dava konusu araçların tescil bilgileri sistem üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. -Davaya konu olayda kusur oranının tespiti ile hesaplama yapılmak üzere Bilirkişi heyetine tevdi olunmuş, bilirkişilerce tanzim olunan rapor dosyaya kazandırılmıştır. GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle meydana gelen değer kaybı istemlidir. Davalı tarafından davanın belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden bahisle hukuki yarar yönünden davanın reddi talep edilmiştir. Ancak 6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasının düzenleyen 107. maddesinde; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Davacıya ait araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı, hasar nedeni ile araçta değer kaybı zararı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli değildir. Esasen araçta kaza sonucu oluşan hasar tutarının tespiti, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonunda belli olacaktır. Bilirkişi trafik kazasına karışan davacıya ait aracın hasar sonrası durumunu inceleyerek belirleyip, yapacağı değerlendirme üzerine davalı taraftan talep edilebilecek alacak miktarını saptayacaktır. Bu durumda dava konusu talep miktarının taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmadığının anlaşılması karşısında, belirsiz alacak davası açılabileceğinin kabulü gerekir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/6447 Esas, 2016/7994 Karar sayılı ilamı). Başvuru koşuluna ilişkin olarak, davalı sigorta vekili KTK'nın 97. maddesine uygun başvuru yapılmadan dava açıldığını ileri sürmüş ise de, 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi 26/04/2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14/04/2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5. maddesi ile değiştirilmiş maddede; "Zarar görenin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmü getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile zarar görenlerin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmasının gerekli olduğu, başvurudan itibaren sigorta kuruluşu en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermez ya da verilen cevap zarar görenin talebini karşılamaz ise zarar gören dava açabileceği gibi, Sigorta Tahkim Komisyonu'na da başvuru yapabilir. Düzenlemede yazılı başvurunun yapılmış olması yeterli görülmüş, sigortanın temerrüdünü düzenleyen 99. maddeye atıf yapılmamış, başvuruda bulunması gereken evraka ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir. Somut olayda; davacı tarafından, davalı sigorta şirketi hakkında ZMMS kapsamında açılan davada, davalıya başvuru sonrasında dava açıldığı anlaşılmış olmasına göre davalının bu yöndeki itirazlarına da itibar edilmemiştir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemli davalarda, kusur durumunun doğru şeklide tespit edilmesi önemlidir. Trafik kazasında, kusurun tespiti açısından kaza tespit tutanağı, aksi ispatlanıncaya kadar geçerli bir belge olup aksinin ispatı da mümkündür. Dosyaya sunulan trafik kazası tespit tutanağının kazaya karışan araç sürücülerince düzenlendiği, ... plakalı araç şoförünün ".... Caddesinde kırmızı ışıkta beklerken ... plakalı araç sol arka teker ve sol arka tampon çamurluk kısmından aracımın arka taraftan vurmuştur" şeklinde beyanda bulunduğu, .... plakalı araç şoförünün ise "araç seyir halindeyken ...Caddesinde .... plakalı aracın arka sağ köşesine şarptım" dediği görülmüştür. Dosya kusur oranının tespiti için uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, 18/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; '' Kazaya karışan taraflardan ... araç sürücüsü ...' ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen Asli Kusurlardan 84/D (Ynt.107) " Arkadan Çarpma" kanun Maddesi 56/1-c "Araçlar arasındaki mesafe: Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar"maddesini ihlal ettiğinden Kazanın oluşumunda BİRİNCİ DERECEDE ASLİ KUSURLU OLDUĞU (% 100 oranında), .... plakalı araç sürücüsü ... in ise 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen kural, yasak ve yükümlülüklerden herhangi birini ihlal etmediğinden Kazanın oluşumunda KUSURUNUN OLMADIĞI,'' tespit edilmiştir. Raporun kusura ilişkin kısmının mevzuatın ilgili maddelerini irdeler mahiyette, gerekçeli, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmış ve belirlenen kusur oranları mahkememizce de kabul edilmiştir. Davaya konu uyuşmazlık bakiye değer kaybı bedelinin tahsiline ilişkindir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları ve varsa daha önceki kaza/hasarları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin piyasa koşullarına göre tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmak suretiyle tespit edilir. Dosyanın bakiye değer kaybının tespiti ve miktarının hesaplanması yönünden Makine Mühendisi bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Sigorta Bilgi Gözetim Merkezinden gelen kayıtların da bilirkişi tarafından incelendiği, aracın davaya konu kazadan önce başkaca bir kazaya karışmadığı görülmüştür. Dosyaya davalı sigorta şirketi tarafından sunulan ödeme belgesi dikkate alınarak hesaplama yapıldığıanlaşılmıştır. Anılan raporun incelenmesinde; araçta oluşan değer kaybı bedelinin ise Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda; fotoğraflar, kaza tespit tutanağı, faturalar sigorta ekspertiz dosyası ve tüm belgeler incelenerek, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği, varsa daha önceki kazaları da nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın değer kaybını göstereceği ilkesine uygun olarak hesaplandığı, kaza tarihi olan 20/08/2024 tarihi itibariyle 22.000,00-TL bakiye değer kaybının bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, 18/12/2025 tarihli değer arttırım dilekçesi ile talebini 22.200,00-TL olarak arttırmıştır. Davaya konu aracın sigorta poliçe vadesinin06/09/2023-06/092024 olduğu, maddi hasara ilişkin araç başı teminat limitinin 120.000,00 TL, kaza başı teminat limitinin 240.000,00 TL olduğu görülmüştür. Kaza tarihinin 20/08/2024 tarihi olduğu göz önünde bulundurulduğunda 2024 yılı teminat limitlerinin araç başı 200.000,00 TL, kaza başı 400.000,00 TL olarak belirlendiği anlaşılmakla kazanın meydana geldiği 2024 yılı limitlerine göre teminat limitinin henüz tükenmediği anlaşılmıştır. Yüksek mahkemenin yerleşik içtihatları dikkate alınarak davadan önce davalının temerrüdü gerçekleşmiş olduğundan faiz başlangıç tarihi yetersiz ödeme tarihi olarak kabul edilmiş, aracın vasfı ve kullanım amacı dikkate alınarak yasal faize hükmedilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KABULÜ İLE; 22.200,00 TL değer kaybı tazminatının davalı tarafından kısmi ödeme yapılan 15/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Alınması gereken 1.502,82-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL, başvurma harcı olarak alınan 615,40-TL harç ve 377,41-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.608,21-TL harcın mahsubu ile fazladan yatan 105,39-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 1.608,21-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 22.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan 12.131,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, dava konusu miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/01/2026
Katip ...E-imzalıdır Hakim ...E-imzalıdır