İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/515 E. 2026/195 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/515
- Karar No
- 2026/195
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/515 Esas KARAR NO : 2026/195
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/05/2025 KARAR TARİHİ : 27/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında cari hesaba dayanan ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, borçlunun 09.12.2024 tarihinde borçlu olmadığını iddia ederek borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu itirazın takibi sürüncemede bırakmak ve müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacı ile yapılmış olup, son derece haksız olduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki sebebiyle, cari hesapta kalan bakiye bedel olan 2.247,93 EURO fatura ve cari bakiye alacağının ödenmemesi üzerine icra takibine başlandığını, itiraz dilekçesinde, hiçbir belge sunmadan böyle bir borcu olmadığının beyan edildiğini, iddiaların farazi olduğunu, ticari defter kayıtlarında alacağın mevcut olduğunu, davalının kendisine gönderilen faturalara 8 gün içerisinde itiraz etmeyerek faturalarda belirtilen miktardaki ödemeleri yasal olarak kabul etmiş sayılacağını, açıklanan nedenlerle davanın kabulünü, davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı takip dosyasındaki itirazının iptaline ve takibin devamını, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davasına dayanak olarak sunmuş olduğu deliller incelendiğinde alacak ilişkisini ortaya koyar nitelikte somut belge ibrazının söz konusu olmadığını, takibe dayanak olarak sunmuş olduğu ve işbu dosya kapsamında sunmuş olduğu fatura dökümlerinin Yargıtay kararları kapsamında tek başına alacak ilişkisini ortaya koymadığını, davacının delil olarak dosyaya sunmuş olduğu diğer bilgi ve belgeler de davacının taleplerinde haklı olduğunu ortaya koyar nitelikte olmadığını, hal böyle iken davacının müvekkili şirketten alacaklı olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, alacak taleplerini kabul etmemekle birlikte ticari ilişki kapsamında davalı şirket müvekkili şirkete karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, talep edilen hususlarda sürekli olarak davalı kaynaklı aksaklıklar yaşandığını, ihmali nitelikte hareket edildiğini, davalı şirket tarafından yapılan anlaşmalara uygun hareket edilmemesi, verilen taahhütleri gerçekleştirilmemesi sebebiyle mağduriyet yaşandığını, ticari itibar ve ciro kayıpları yaşandığını, müvekkili aleyhine döviz üzerinden icra takibi ve alacak davası ikame edilmesinin usullere de aykırılık teşkil etmekte olduğunu, huzurdaki dava ve davaya dayanak icra takibi yabancı para cinsinden açılmışsa da müvekkili ile davacı şirket arasında yabancı para cinsinden kurulmuş bir anlaşma ve ödemelerin döviz cinsinden yapılacağına ya da döviz baz alınarak fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden bir ödeme söz konusu olacağına ilişkin bir anlaşmanın söz konusu olmadığını, yapılan iş ve genel tekstil işlerindeki teamül gereği eğer faturaya dayalı bir alacak talebi varsa faturada yabancı para cinsinden belirtilen tutarlar söz konusu ise bunlar işin yapıldığı tarihteki döviz tutarını belirtmek ve bilgilendirmek amaçlı tutarlar olup faturanın niteliğini döviz alacağı haline getirmemekte ya da yapılacak ödemelerin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeneceği gibi bir anlam oluşturmadığını, bu hususun Türk Parasını Koruma Kanunu ve TTK uyarınca usulüne uygun da olmayacağını, 13 Eylül 2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın (“Karar”) 4’üncü maddesine (g) bendi eklendiğini, ilgili maddede “Türkiye'de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.” hususlarına yer verildiğini, açıklanan nedenlerle davacının tüm talepleri ile işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddini, haksız ve kötüniyetli bir şekilde icra takibi açtığından ötürü %20 kötüniyet tazminatının davacı tarafa yükletilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile fatura ve cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 2.247,93-EURO alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "Fatura ve cari bakiye alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen fatura-cari hesap bakiye bedelinin ödenmediği hususuna dayanmakta iken, davalı taraf, ticari ilişkiyi inkar etmemekle birlikte, davacıya faturalardan dolayı borcunun bulunmadığını, yapılan anlaşmalara uygun hareket edilmemesi, verilen taahhütleri gerçekleştirilmemesi sebebiyle mağduriyet yaşandığını, ticari itibar ve ciro kayıpları yaşandığını iddia etmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 30/12/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2022-2023-2024 yılı defterlerini ve 2025/9 dönemi yevmiye ve kebir defterinin Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, defterlerin davanın esasını kapsayan kısımların birbiriyle uyumlu olduğu ve denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu, 17.10.2025 tarihli 2 numaralı celsesinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için 17.11.2025 saat 14:40’a inceleme günü verildiği, inceleme gününe davalıca katılan olmadığı gibi yerinde inceleme yetki talebinin de dosya muhteviyatı itibariyle yapılan incelemede görülemediği, davacıyla davalı arasında yazılı bir sözleşme olmadığı dosya geneline sunulan deliller incelenmiş ve taraf beyanlarından anlaşılmış olup, davacı davalının etiket tedarikini üstlendiği ve davalıya ürünlerin teslimini e-temel irsaliyeyle gerçekleştirdiği davacının ürün bedellerini davalıya e-ticari faturayla yansıttığı, takip dayanağı alacağı oluşturan faturalar davalıya e-ticari fatura olarak gönderildiği, elektronik ortamda gönderilen ticari faturalara TTK.21-2 maddesince davalıca noter huzurunda veya iade fatura şeklinde düzenlenerek yasal 8 gün süre içerisinde de bir itirazın dosya içeriğinde ve yapılan ticari defter incelemelerinde görülemediği, dava konusu fatura-cari hesap alacağın;04.07.2024 tarihli .... n.olu 14.303,95 TL’sı- 409,27 Euro fatura,05.07.2024 tarihli ... n.olu 7.797,38 TL’sı- 222,19 Euro fatura,05.07.2024 tarihli ... n.olu 22.160,02 TL’sı- 631,46 Euro fatura,10.07.2024 tarihli ... n.olu 653,22 TL’sı- 18,44 Euro fatura,18.09.2024 tarihli ... n.olu 897,22 TL’sı- 23,72 Euro fatura,19.09.2024 tarihli ... n.olu 23.879,99 TL’sı- 631,32 Euro fatura,19.09.2024 tarihli ... n.olu 2.310,78 TL’sı- 61,02 Euro fatura19.09.2024 tarihli .... n.olu 3.324,55 TL’sı- 87,79 Euro fatura,20.09.2024 tarihli ... n.olu 6.004,35 TL’sı- 158,35 Euro fatura,23.09.2024 tarihli ... n.olu 165,95 TL ’sı- 4,37 Euro faturalardan oluştuğu, dava konusu esası oluşturan faturalar 2024/7-9 dönemin faturaları olarak düzenlendiği, bu dönemlere ait dosyada davalı BA formları görülemediğinden faturaların davalıca vergi dairesine beyanı olup olmadığının tespitinin yapılamadığını, taraflar arasında ticari ilişkide para birimi dosyaya sunulan delillerden; fatura, yardımcı defter dökümü hesapları üzerinde yapılan incelemelere göre kur farkının da hesap edildiği ve Euro para birimi cinsinden takip edildiği, ödemelerin dekontları incelenmek üzere davacı taraftan istenmiş olup, sunulması için epey beklenmiş, davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturaları 2024 yılı ve 2025/9 dönemi defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 06.12.2024 icra takip tarihi itibariyle 91.280,66 TL’sı 2.446,30 Euro defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözüktüğü, netice itibariyle davacının, 2.247,93 Euro fatura ve cari hesap alacağına 06.12.2024 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davacı alacağının defterlerinde ve dosya içeriğindeki tüm mali delillere göre 2.446,30 Euro tespit edildiği, davacıya alacağı taleple bağlılık ilkesi gereği 2.247,93 Euro’luk kısmının ödenebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. -Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen alacağının 2.446,30-EURO'luk kısmının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerinin taleple bağlı kalınacağından 2.247,93-EURO'luk kısmının usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Her ne kadar davalı tarafça cevap dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişkide yapılan anlaşmalara uygun hareket edilmediği, verilen taahhütleri gerçekleştirilmemesi sebebiyle mağduriyet yaşandığı, ticari itibar ve ciro kayıpları yaşandığı iddia edilmiş ise de ise de ticari defter kayıtları nazarında davalıya teslim edildiği belirtilen ürünlerin eksik ya da ayıplı olduğuna ilişkin davalı tarafça dosyaya herhangi bir bilgi ya da belge ibraz edilmediği, eksik ve/veya ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde teslimden sonra adli merciler tarafından yapılmış bir delil tespiti ya da inceleme dosyaya ibraz edilmemiştir. -Yukarıdaki açıklamalarda ayrıntılarına yer verildiği üzere, teslimin kabulü halinde bu noktadan sonra ürünlerin eksik ya da ayıplı olduğu iddialarının davalı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. -Bu haliyle davalı tarafın takibe konu cari hesap-fatura alacağını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği, ayıp ya da eksiklik iddialarını ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 16.506,26 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.625,42-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 994,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.630,82- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 994,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 136,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 8.751,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/02/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır