İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/504 E. 2026/232 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/504
Karar No
2026/232
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/504 KARAR NO: 2026/232

HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 29.02.2024 tarihinde 200 gr ekmek karşılığı 36.000,00 TL bedelli .. no'lu faturanın, 31.03.2024 tarihinde 200 gr ekmek ve 250 gr pide karşılığı 53.250,00 TL bedelli .... no'lu fatura ve 30.04.2024 tarihinde 200 gr ekmek ve 250 gr pide karşılığı 71.288,50 TL bedelli ... no'lu faturanın düzenlendiğini, davalının ürünleri teslim aldığını ancak bedellerini ödemediğini, bu nedenle ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz dilekçesine ekmekleri teslim aldığını ikrar ettiğini, müvekkiline malların bedelinin ödenmediğini, davalı borçlu tarafından icra takip dosyasına fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini, ödeme belgesinin de sunulmadığını, davalı borçlunun haksız ve mesnetsiz olarak borca itiraz ettiğini, davalı borçlu ödeme emrine yaptığı itirazda haksız ve kötü niyetli olduğunu, İcra takibini uzatmak amacıyla borca itiraz ettiğini, bu nedenle takibin durduğunu ve müvekkili şirketin mağdur olduğunu, haksız itirazının iptali ile taraflarınca başlatılan icra takibinin devamına, davalının haksız olarak borca itiraz etmesi nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyasına itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davalı tarafından icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde E-arşiv faturası altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş, mahkememizce davacıya meşruhatlı davetiye gönderilerek imza inkarına ilişkin belgeleri sunmak, imza örneklerinin alınması için mahkememizde hazır bulunması için kesin süre verilmiş, verilen sürede ihtar edilen hususları yerine getirmediği takdirde bu itirazından vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiş, söz konusu tebligatlar davalıya bizzat tebliğ edilmiş olmasına rağmen ihtarat kapsamındaki hususların yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, davacı vekilince ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerine yazı yazılarak karşılaştırmalı BA&BS formları celp edilmiş, dosyadaki tüm belgeler ile sunulan ticari defterler üzerinde inceleme yapmak üzere Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Mahkememizce alınan 03/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; '' Davacı .... Gıda İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’nin 2024 yılına ilişkin ticari defterlerinin e defter olduğu, defterlerin açılış ve kapanış berat onaylarının Gelir İdaresi Başkanlığı e-defter sistemine süresinde yüklenildiği, defterlerin bu hali ile usule uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfının bulunduğu, Davacının 2024 yılı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; Davacı tarafından davalıya, 2024 yılı içerisinde toplam 281.813,47 TL tutarında 5 adet fatura düzenlendiği, faturaların tahsilinin yapıldığını gösterir herhangi bir kayda rastlanılmadığı, 31.12.2024 yılsonu itibariyle davacının davalıdan 281.813,46 TL tutarında alacaklı olduğu, Dava ve takibe konu edilen 29.02.2024 tarihli .... no’lu 36.000,00 TL bedelli,31.03.2024 tarihli ... no’lu 53.250,00 TL bedelli ve 30.04.2024 tarihli ... no’lu 71.288,50 TL bedelli olmak üzere toplam 160.538,50 TL tutarındaki 3 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacı şirket kayıtlarında fatura bedellerinin tahsil edildiğine dair kaydın tespit edilemediği, Dosya kapsamında yer alan 2024 yılına ilişkin Ba-Bs (Alış-Satış analiz ) formlarının incelenmesi neticesinde; ....Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından Davalıya düzenlenen dava ve takibe konu edilen 160.538,50 TL tutarındaki 3 adet faturanın hem davacı hem de davalı tarafından beyan edildiği, Dolayısıyla Davalı tarafından; belgenin GİB e- Portal sistemi içinden “İtiraz Talebi” ile itiraz oluşturulmadığı, şayet faturalara TTK 18 Mad. gereği harici yollardan İTİRAZ edilmiş ise; GİB’e İTİRAZ portalı üzerinden bildirim yapılmadığı, yapıldığına dair belgelerin dosya kapsamında görülemediği, Davacının, takip öncesinde Davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin herhangi bir belge ve bilgi ibrazında bulunmadığı, Davalının davaya cevabının bulunmadığı, ticari defterlerinin dava dosyasına sunulmadığı, bulunduğu yerin bildirilmediği, bu sebeple davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenemediği,

''nin belirlendiği anlaşılmıştır. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Takibe konu edilen faturaların davacı defter ve kayıtlarında mevcut bulunduğu, davacı defterlerinin kanunun belirlediği usule uygun olarak tutulduğu, davalının mahkememizce verilen sürede defterlerini ibraz etmediği ve davalı tarafın bağlı bulunduğu Vergi Dairesi beyanında söz konusu faturaların Vergi Dairesi kayıtlarında bulunduğu, takibe konu faturaların davalı tarafından bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirildiği, bu durumun davalının söz konusu faturadan haberdar olduğunu ve davalı şirketin faturayı ve fatura içeriğindeki ürünü teslim aldığını gösterdiği kanaatine varılmış, buna karşılık davalı davaya cevap vermediği gibi fatura bedelini ödediğine ilişkin belge de dosyaya sunmadığından ödeme hususunu ispatlayamadığının kabulü ile davacı kayıtlarına itibar edilmiştir. Davacının takip talebinde faize ilişkinde taleplerinin bulunduğu anlaşılmış, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir belge dosyada bulunmamakla birlikte TTK'nın 1530. Maddesinin değerlendirilmesi gerekmiştir. Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun "Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" başlıklı 1530. maddesinin 2. fıkrasında, "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." düzenlemesi ile, Aynı maddenin 4. fıkrasında, "Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda...." düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre, TTK m. 1530/2 uyarınca, tarafların sözleşmede ödeme gününü veya süresini kararlaştırdıkları hallerde, borçlu, alacaklıya herhangi bir ihtarda bulunmasına gerek kalmaksızın temerrüde düşer ve sözleşmede şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır. Bu hüküm borçlu temerrüdüne ilişkin olarak TBK’da yer alan genel düzenleme ile çelişir. TBK m. 117 uyarınca, borçlunun temerrüde düşmesi için kural olarak alacaklı tarafından temerrüde düşürülmesi şarttır. Bu kuralın tek istisnasını, sözleşmede kararlaştırılan vadenin "belirli bir vade" niteliği taşıdığı haller oluşturur. Bir başka ifadeyle, TBK m. 117 uyarınca, sözleşmede belirli bir vadenin öngörülmediği her durumda, borçlunun temerrüde düşebilmesi için, alacaklı tarafından temerrüde düşürülmesi gerekir. Oysa, TTK'nın 1530. maddesi, sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılan durumlarda, alacaklının ihtarına gerek kalmaksızın borçlunun temerrüde düşmesini öngörür. Diğer yandan, mal ve hizmet tedarikinde para borcunun ödenmesine ilişkin olarak, sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılmamış ise, TTK m. 1530/4 uyarınca borçlu fatura veya eşdeğer ödeme talebini almasından otuz gün sonra temerrüde düşer. Bu durumda, alacaklının borçluya fatura göndermesi ve borçlunun bu faturayı almasından itibaren otuz gün içinde ödemede bulunmamış olması, temerrüdün oluşması bakımından yeterlidir. Eldeki dosyada davacı şirket vekili dava dilekçesi ile, davalı şirketten mal satın aldığına ve bu kapsamda fatura düzenlendiğine, ancak davalının ödemeleri gerçekleştirmediğine, bunun üzerine davalı borçlu hakkında alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığına dair iddiada bulunmuştur. Bu durumda, yukarıda yer alan madde metni ve dosya içeriğindeki açıklamalardan, iş bu davanın mal satımından kaynaklı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemini içerdiği, TTK'nın 1530. maddesinin (2. Fıkra) ise mal tedarik sözleşmesine ilişkin olması nedeniyle TTK 1530 maddesinin somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. (Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi 2023/1006 E. 2025/1674 K.). Özetle, somut olayda taraflar arasında TTK 1530. Maddesi kapsamında değerlendirilebilecek şekilde bir ticari ilişki ve ödeme vadesi ispatlanamadığından yazılı sözleşmenin de bulunmaması kapsamında borçlunun ihtarsız temerrüde düştüğü kabul edilemez. Alınan bilirkişi raporunun tarafların ve mahkememizin denetimine açık, dosya kapsamı ile uyumlu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle mahkememizce kurulan hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalının davacıya bilirkişi raporunda belirlenen miktar kadar borçlu olduğu, davacının talebiyle bağlı kalınarak başlattığı takibe davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmıştır. Davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yine taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağına ilişkin olup, talep olunan tutar belirlenebilir mahiyette olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 160.538,50-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, faize dair fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Kabul edilen asıl alacak (160.538,50-TL)miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (32.107,70-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 10.966,38-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 2.434,67-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.531,71-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 2.434,67-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça yapılan 9.247,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 7.364,71-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.31/03/2026

Katip ... E-imzalıdır Hakim ...E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/504, K. 2026/232, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-504-e-2026-232-k-8b4cb4493a88