İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/458 E. 2026/33 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/458
- Karar No
- 2026/33
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/458 Esas
KARAR NO : 2026/33
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/05/2025
KARAR TARİHİ : 15/01/2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; 29.03.2023 tarihinde mülkiyeti davacı ait ... plakalı araç ile davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, gerçekleşen trafik kazasında davacının kusuru bulunmamakta olup ... plakalı araç sürücüsü asli ve tam kusurlu olduğunu, meydana gelen hasar sebebiyle davacı aracında oluşan değer kaybının da yalnızca bir kısmının karşılandığını, davalı sigorta şirketinden tarafımıza 11.941,00-TL kısmi değer kaybı ödemesi yapılmış olup bakiye değer kaybı alacağının ödenmesi gerektiğini, bu sebeple değer kaybının uzman bilirkişiler tarafından hesaplanarak tespit edilmesi Müvekkiline ait aracın hasarlanması sebebiyle aracın tamiri için araç tamir servisinde uzun süre tamirde kalmış olup müvekkili aracını kullanmaktan mahrum kaldığını, aracın kullanılamamasından kaynaklı olarak araç mahrumiyetinin uzman bilirkişiler tarafından hesaplanması, fazlaya ilişkin talep ve davaya ilişkin saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00-TL bakiye değer kaybının kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı kalmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50,00-TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline, İşbu dava nedeniyle sarf edilen tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; 18.559,00-TL bakiye değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı kalmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50,00-TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa konu kazaya karışan ... plakalı araç müvekkili şirket tarafından ... numaralı ve 18.12.2022-2023 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, huzurdaki dava konusu kaza 29.03.2023 tarihinde meydana geldiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 120.000,00 TL olduğunu, Müvekkili şirketin sorumluluğu her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davaya ilişkin yapılan inceleme ve kontrollerde, davacının aracında 11.941,00-TL değer kaybı hesaplanmış ve bu tutar 14.04.2025 tarihinde; işbu davadan önce, davacı vekili Av. ...'a ödendiğini, Müvekkili şirket poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu eksiksiz olarak yerine getirdiğinden değer kaybına dair taleplerin reddini talep ettiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, huzurdaki yargılama kapsamında yerleşik Yargıtay kararları ile uyumlu bir şekilde değer kaybına ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için; kaza öncesi gerçekleşmiş hasarlara ait hasar dosyalarının celbi ve incelenmesi, hasar dosyaları mevcut değilse, önceki hasarlara ilişkin faturaların celbi ve incelenmesi, aracın Markası, Yaşı, Modeli, Kilometresinin dikkate alınması, gerekmekte olup başvurucunun bu hususlarda beyanı bulunmadığını, müvekkili şirket, ekspertiz raporunda görüleceği üzere zarar görenin zararını giderdiğini, yukarıda açıkladığımız itiraz saklı kalmak kaydı ile huzurdaki uyuşmazlığa konu hasarın ihbarına istinaden müvekkili şirket nezdinde hasar dosyası açılmış olup hasarın maddi boyutunun tespiti için ekspertiz atandığını, ekspertiz raporuna istinaden müvekkili şirket tarafından yine dava konusu kazaya ilişkin aracın onarımı için 08.05.2023 tarihinde davacı ...'a 2.950,00 TL maddi hasar ödemesi yapıldığını, işbu ödemenin Sayın Mahkemece nazara alınmasını, davacı huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, hiçbir surette başvuruyu kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ile ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davacının avans faizi talebi yerinde olmayıp reddi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde; müvekkiline karşı huzurda açılan işbu davanın öncelikle zamanaşımına uğraması nedeniyle usulden reddi gerektiğini, zamanaşımına yönelik itirazlarımızı tekrarla, kabul anlamına gelmemek kaydıyla esasa yönelik olarak da davanın reddi gerektiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki, Mahkemeniz dosyasında mübrez bilgi ve belgelerin hiçbiri tarafların kusur oranlarını tespit etmeye elverişli bulunmadığını, kaldı ki, müvekkilinin sigorta şirketi tarafından davacıya 11.941,00 TL ödeme yapıldığını, sarar görenin zararı giderildiğini, bu ödeme ile zararın karşılanmış olup, varsa bile bakiye zarar bakımından müvekkilinin şahsi sorumluluğuna gidilebilmesi için hukuken gerekli şartlar oluşmadığını, ayrıca, değer kaybı taleplerine ilişkin bilirkişi incelemesi yalnızca Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri çerçevesinde ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun olarak yapılması gerektiğini, değer kaybı tazminatı talep edilmesine rağmen, aracın kaza sonrası yetkili serviste, orijinal parçalarla ve usulüne uygun şekilde tamir edildiği, bu haliyle ikinci el değerinde ciddi kayıp oluşmadığı kanaatinde olduklarını, halihazırda 11.941,00 TL ödenmiş olup bu ödemenin yeterli olduğunu, fazlaya ilişkin talep yerinde olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 25/10/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...29.03.2023 tarihinde Davalı ... Sigorta A.Ş.’ ne ZMMS Trafik sigortalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacıya ait ve sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle;
1)... plaka sayılı davalı sürücü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 56/a maddesini ihlal ettiği, kazanın oluşuna %100 (Yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu,
2)... plaka sayılı davacı taraf araç sürücüsü ... meydana gelen kazanın oluşumunda Kusuru Olmadığı,
3)Davacıya ait ... plakalı ... marka aracın sol arka kapı kaporta aksamlarında meydana gelen hasarların Bahse Konu Trafik Kazası İle Uyumlu & İlintili Olduğu,
4)Davacıya ait ... plakalı ... marka, ... paket ... model yılı otomobilde bahse konu trafik kazası sebebiyle yukarıda belirtilen Serbest Piyasa Şartlarına göre; Aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. El rayiç değeri arasındaki fark nedeniyle 30.500,00 TL Değer Kaybı meydana gelmiş olacağı,
5) Davalı Sigorta Şirketince 14.04.2025 işlem tarihli banka dekontu ile Davacı Vekili ...’ a 11.941,00 TL Değer Kaybı tazminatı ödenmiş olduğundan;
DAVACININ BAKİYE DEĞER KAYBI ALACAĞININ 18.559,00 TL olarak hesap edilmiş olduğu,
6)Davacının aracının 7 günlük onarımı süresi içerisinde oluşan muadil araç kiralama (araç mahrumiyet) bedelinin riziko tarihi itibariyle 7.061,44 TL olarak hesaplanmış olduğu..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 29/03/2023 tarihli trafik kazası sonucu değer kaybı bedeli tazminatı ve mahrum kalınan gün ikame araç bedeli istemine ilişkindir.
Davacı 29/03/2023 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın maliki olup, davalılar ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi, zarar veren aracın sürücüsüdür.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, sigorta şirketi tarafından hasar dosyasının açıldığı ve 14/04/2025 tarihinde 11.941,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı görülmüştür.
Dava açıkça belirsiz alacak davası olarak ikame edilmemiş olması halinde dahi; İzmir BAM. .... H.D.' nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;
"6100 Sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi hükmüne göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava dilekçesinin istem kısmında, davanın açıkça belirsiz davası olarak açıldığının belirtilmemiş olması, açılan davanın kısmi dava olduğunun kabulü için yeterli olmayıp, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirilerek, davanın niteliği belirlenmelidir. Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası olup davacının tazminat miktarının ancak rapor alındığında belirlenebilecek olması dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay HGK 24.02.2022 tarih ve ... E. - ... K. sayılı ilamı) " davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulü gerekmiştir.
Davalıların sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Kazaya karışan ... plakalı araç 18/12/2022-18/12/2023 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalı ... Sigorta A.Ş tarafından sigortalıdır. Kaza 29/02/2023 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği değer kaybı bedelinden dava dışı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve ... E. - ... K., .... HD'sinin 20/05/2013 tarih ve ... E. - ... K. ).
Diğer davalı yönünden ise davalı ...'ın zarar veren ... plaka sayılı aracın sürücüsü olduğu anlaşıldığından zarar veren sürücü olarak sorumlu olacaktır.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden davacının maliki olduğu aracın tramer kaydı da celp edilerek kusur, değer kaybı ve mahrum kalınan gün ikame araç bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 25/10/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre;
''29.03.2023 tarihinde Davalı ... Sigorta A.Ş.’ ne ZMMS Trafik sigortalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacıya ait ve sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle;
1)... plaka sayılı davalı sürücü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 56/a maddesini ihlal ettiği, kazanın oluşuna %100 (Yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu,
2)... plaka sayılı davacı taraf araç sürücüsü Serkan TOKUZ meydana gelen kazanın oluşumunda Kusuru Olmadığı,
3)Davacıya ait ... plakalı ... marka aracın sol arka kapı kaporta aksamlarında meydana gelen hasarların Bahse Konu Trafik Kazası İle Uyumlu & İlintili Olduğu,
4)Davacıya ait ... plakalı ... marka, ... paket ... model yılı otomobilde bahse konu trafik kazası sebebiyle yukarıda belirtilen Serbest Piyasa Şartlarına göre; Aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. El rayiç değeri arasındaki fark nedeniyle 30.500,00 TL Değer Kaybı meydana gelmiş olacağı,
5) Davalı Sigorta Şirketince 14.04.2025 işlem tarihli banka dekontu ile Davacı Vekili ...’ a 11.941,00 TL Değer Kaybı tazminatı ödenmiş olduğundan; DAVACININ BAKİYE DEĞER KAYBI ALACAĞININ 18.559,00 TL olarak hesap edilmiş olduğu,
6)Davacının aracının 7 günlük onarımı süresi içerisinde oluşan muadil araç kiralama (araç mahrumiyet) bedelinin riziko tarihi itibariyle 7.061,44 TL olarak hesaplanmış olduğu'' şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile değer kaybı tazminatı için 50-TL talep ettiği değer kaybı bedelini artırarak 18.559,00-TL bakiye değer kaybı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, mahrum kalınan gün ikame araç bedeli için 50- TL talep ettiği bedeli arttırmayarak 50-TL mahrum kalınan gün ikame araç bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Bilirkişi tarafından değer kaybına ilişkin hesaplama; trafik kazası sebebiyle davacının malik olduğu araçta oluşan değer kaybının aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları ile önceki hasarları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farka göre değerlendirme yapıldığından itiraz mahkememizce kabul edilmemiştir. Kaldı ki 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden tarafı olmadığı ZMMS sözleşmesindeki şartların davacı açısından bağlayıcı olmaması ve Anayasa Mahkemesi'nin nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve ... esas ... sayılı kararına göre 6704 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin birinci cümlesinde yeralan “ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yeralan “ve genel şartlarda ’’ ibaresinin iptal edilmiş olması sebebiyle uygulanmayacağından hükme esas alınmıştır.
Mahkememize sunulan bilirkişi raporu, açıkça itiraza uğramayan ve sürücülerin imzalarını taşıyan kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan kusura ilişkin değerlendirme hükme esas alınmıştır.
Tüm bu nedenler ile; 29/03/2023 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta şirketi de zarar veren sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından, zarar veren araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 30.500,00 TL değer kaybının bulunduğu, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketi tarafından 11.941,00 TL ödemenin yapıldığı görülmekle karşılanmayan bakiye tazminat bedeli yönünden davanın kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihinden itibaren, diğer davalı zarar veren aracın sürücüsü ... yönünden kaza tarihinden itibaren, zarar veren araç ticari olmadığından yasal faiz işletilerek tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine yönelik karar verilmesi gerekmiştir.
Mahrum kalınan ikame araç bedeli yönünden de mahkememize sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda ancak taleple bağlı kalınarak davacının aracının onarım süresi ve muadil araç kiralama( araç mahrumiyet) bedelinin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte zarar veren aracın sürücüsü ...'dan alınarak davacıya verilmesine yönelik karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalılara yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. (Yargıtay ... HD'nin 14.06.2017 tarih ve ... E. - ... K. )
Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay ....Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE;
A-Değer kaybı yönünden 18.559,00-TL bakiye değer kaybı zararından kaynaklanan maddi tazminatın davalı ... Sigorta yönünden poliçe limiti bakiyesi 108.059,00 TL sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla temerrüt tarihi olan 29/03/2025 tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 29/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
B-Mahrum kalınan gün ikame araç bedeli yönünden; taleple bağlı kalınarak 50,00 TL'nin kaza tarihi olan 29/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.271,18-TL harçtan peşin olarak alınan 615,40-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 317,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 338,78-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 18.609,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacılara verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 317,00-TL toplamı 932,40-TL harcın davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 615,40-TL başvuru harcı, 367,50-TL posta ve tebligat ücreti, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 10.982,00-TL yargılama giderinin, davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2026
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır