İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/450 E. 2026/233 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/450
- Karar No
- 2026/233
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/450 Esas KARAR NO : 2026/233
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/03/2023 KARAR TARİHİ : 10/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişkiden kaynaklı 59.572,98 TL tutarında alacak ve borç ilişkisinin doğduğunu, müvekkil şirketin borcunu ifa etmemesi sebebiyle davalı şirket aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı dosyası üzerinden 06/12/2022 tarihinde icra takibi başlattığını, ancak borçlunun 19/12/2022 tarihinde itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketinin tüm talep ve uyarı ve iyi niyetli davranışlarına rağmen davalı borçlunun borcunu ödemediğini, taraflarınca arabulucuya başvurduklarını ancak arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadığını, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğundan takip miktarı üzerinden 59.572,98 TL üzerinden borçlunun itirazını iptali ile davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, dilekçesi ekinde müşteri mizan defterinin 07/01/2022 ila 24/08/2022 tarihleri arasındaki hareketlerini gösterir listeyi dosyaya sunmuştur. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; öncelikle davanın usul yönünden reddini talep ettiklerini, huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, davacı ile davalı arasında iddiasın aksine cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, o nedenle, davacı tarafın cari hesap alacağı yönündeki iddiasını kabul etmediklerini, itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava olup, alacağın kaynağı bakımından geçerli olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından davalı şirketten 10/07/2021 tarihinde ... no'lu bedelsiz fatura ile deneme amaçlı ürünler alındığını, bu ürünlerin eksiksiz ve hatasız olarak 26/04/2022 tarihli ve ... no'lu iade faturası ve 26/05/2022 tarihli ve ... no'lu sevk irsaliyesi ile iade edildiğini, iade aşamasında ... Kargo firması ile çalışıldığını, ürünlerin “Seri No: BB ... Kargo takip No: ...” olan kargo takip sistemi numarası ile gönderiminin sağlandığını, kargo firması takip sisteminden yapılan sorgulamada ürünlerin 30/05/2022 günü saat 19:12’de teslim edildiğinin görüldüğünü, teslim edilen ürünlerin daha sonra şirketlerine tekrar gönderilerek firmaları tarafından teslim alınmış ise de, teslim alınan ürünlerin şirketlerinde emaneten bekletildiği, bekletilen ürünlerin adres bildirilmesi halinde bildirilecek olan adrese yeniden iade amacıyla tekrar gönderileceğinin bildirildiğini ancak, davacının hiç bir şey yapmadan huzurdaki davayı açtığını, tüm dava ve haklarımızı saklı tutmakla birlikte 59.572,98 TL'nin davacı tarafa ödendiğini, bu nedenle, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ödemeye ilişkin dekont örneğini sunduklarını, talep edilen faiz miktarının da fahiş ve hatalı olduğunu, müvekkilinin itiraz etmekte haksız olmaması nedeniyle, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi ile müvekkili lehine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine cari hesaptan kaynaklı 59.572,98 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 15/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 19/12/2022 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra; "... davacı tarafından davalıdan 59.572,98 TL alacaklı olduğundan bahisle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, iş bu dava konusunun davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile icra inkar tazminatı hükmedilmesi talebine ilişkin olduğu, davacı tarafından davalı aleyhine 06/12/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığı, icra ödeme emrinin 15/12/2022 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından davaya konu borcun 19/12/2022 tarihinde banka havalesi ile davalının hesabına ödendiği, daha sonra icra takibinde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. Buna göre icra takibine konu borç ödendiğinden davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. İcra takibine konu borcun, ödeme emri tebliğ edildikten sonra ödeme yapıldığı, sonrasında ise borca itiraz edildiği takip hukukuna ilişkin icra masraf ve diğer giderlerin ise icra dairesinin takdir ve tasarrufunda olduğu kanaatine varılarak ... " gerekçesiyle icra takibine konu borç davadan önce ödendiğinden, davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin 2024/1912 Esas, 2025/857 Karar sayılı 22/05/2025 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında özetle; "Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka savunma sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidirki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarih ve 2011/13-29 E., 2011/56 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları). Dava, İİK'nın 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. Davacı tarafça cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Alacaklı vekili tarafından takip talebinde kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz, masraflar ve ferilerine mahsup edileceği belirtilmiş ve takip talebi bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Davalı tarafça icra takibi sonrasında, ancak davadan önce icra takip dosyasındaki alacak talebi doğrultusunda ödeme yapılmıştır. TBK'nın 100. maddesinde, mahsup üst başlığı altında kısmen ödemeden, borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğu, aksine anlaşmanın yapılamayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, mahkemece davalının yapmış olduğu ödeme, ödeme tarihi itibariyle TBK'nın 100. madde düzenlemesi kapsamında öncelikle faiz, takip masrafları ve ferilerine mahsup edilmek suretiyle davacının dava tarihindeki alacak miktarı tespit edildikten sonra ve gerekirse bu konuda ek rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken hatalı ve eksik değerlendirme sonucunda verilen karar isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelenmesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. " gerekçesi ile mahkememiz hükmünü kaldırmıştır. Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bilirkişinin düzenlediği 20/10/2025 tarihli 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; İtirazın iptali davasının usul yönünden reddine ilişkin İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/09/2024 tarih ve ... sayılı kararını kaldıran İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 22/05/2025 tarih ve 2024/1912 Esas, 2025/857 Karar sayılı kararı ile Sayın mahkemenizin bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin talimatı gereğince, davalının davacının banka hesabına takip tarihinden sonra ve fakat işbu davanın açıldığı tarihten önce 19/12/2022 tarihinde yatırmış olduğu 59.572,98 TL'nin TBK'nun 100.maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları, icra tahsil harcı ile Yargıtay içtihatlarına göre masraflardan sayılan icra vekalet ücretine mahsup edilmek suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davalı borçlunun davacının alacaklı olduğu ... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı dosyasına işbu davanın açıldığı 14/03/2023 tarihi itibariyle asıl alacaktan 11.343,85 TL, fer'i alacaklardan 304,18 TL olmak üzere toplam 11.648,03 TL bakiye borcunun kalmış olduğuna ilişkin görüş ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tarafından açık cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinden sonra ancak davadan önce icra takip dosyasındaki alacak talebi doğrultusunda ödeme yapıldığı, TBK'nın 100. maddesinde, mahsup üst başlığı altında kısmen ödemeden, borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğu, aksine anlaşmanın yapılamayacağı belirtilmiştir. Ödeme tarihi itibariyle TBK'nın 100. madde düzenlemesi kapsamında öncelikle faiz, takip masrafları ve ferilerine mahsup edilmek suretiyle davacının dava tarihindeki alacak miktarının tespiti amacıyla bilirkişi raporu aldırılmış buna göre davalı tarafından yapılan ödemenin mahsubu neticesinde davacının bakiye 11.343,58 TL asıl alacak ve 304,18 TL ferisi olmak üzere toplam 11.648,03 TL alacağının bulunduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2022/... esas sayılı takip dosyasında TBK 100. Maddesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemenin mahsubu neticesinde davalı itirazının kısmen iptali ile takibin 11.343,58 TL asıl alacak ve 304,18 TL ferisi olmak üzere toplam 11.648,03 TL üzerinden devamına, fazlaya dair isteminin reddine, 2-Alacak niteliği itibariyle likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan 2.329,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar ve ilam harcı 795,67-TL nin peşin alınan 719,50-TL den düşümü ile kalan 76,17-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (Bozma öncesi harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise bu harçtan mahsubuna) 4-Davacı tarafından yatırılan 899,40-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 2.510,00-TL'nin davacıdan, ret edilen miktar oranlanarak takdiren 610,00-TL davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 9.146,00-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 1.788,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 11.648,03-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davalı tarafından yapılan 2.000,00-TL yargılama giderinin red edilen miktar oranlanarak takdiren 1.608,90-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır