İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/396 E. 2025/853 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/396
Karar No
2025/853
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/396 Esas KARAR NO : 2025/853

DAVA : Ticari Şirket DAVA TARİHİ : 27/05/2025 KARAR TARİHİ : 19/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilinin ... A.Ş.'nin 57648 adet payına sahip kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirket sermayesi toplam ... paya ayrıldığını, müvekkilinin şirketin kurulduğu 2010 yılından beri elde edilen kardan hiçbir kar payı almadığını, yapılan hiçbir genel kurul toplantısına çağrılmadığını, Türk Ticaret Kanunu madde 409 uyarınca şirketlerin her faaliyet yılı sonundan 3 ay içinde olağan genel kurul toplantısı yapmak; finansal tablolar, yıllık raporlar ve dağıtılacak kar paylarının belirlenmesine ilişkin karar almak zorunda olduğunu, bu nedenle aşağıda belirtilen hususlarda karar alınmak üzere genel kurulu toplantıya çağırma talebinin, ... 14. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile şirket yönetim kurulu başkanlığına ihtaren bildirildiğini, ihtarname ile; 2024 mali yılına ilişkin kar payının dağıtılması için karar alınması, 2010-2023 arası yıllara ilişkin kar paylarının dağıtılmasına ilişkin finansal tabloların ve alınmış genel kurul kararları var ise müvekkilin incelemesi için hazır bulundurulması (TTK437-614 gereği), bu yıllara ait kar payının ortaklara dağıtılmasına ilişkin karar bulunmaması halinde bu yıllar için de karın dağıtılması hususlarının görüşülerek karar alınması için ihtarnamenin tebliğ edilmesinden itibaren en geç 45 günlük yasal süre içinde genel kurula toplantı çağrısı yapılması (TTK411) aksi halde toplantı çağrısının temini için mahkemeye başvurulacağının bildirildiğini, ihtarnamenin 04/04/2025 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirket yönetim kurulunca ihtarnamenin tebliğinden en geç 45 gün içinde toplantı çağrısı yapılmadığı gibi istemin reddedildiğine ilişkin bir bildirim de yapılmadığını, bu nedenlerle TTK411 ve devamı maddelerince ve ihtarnamede ve yukarıda belirtilen gündemin karara bağlanmak üzere, genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacının dava tarihi itibariyle şirket ortağı sıfatı, dolayısıyla huzurdaki davayı açmakta taraf sıfatı bir başka deyişle husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın usul yönünden reddi gerektiğini, Davacı ... (...) ile davalı şirket ortaklarından ... 23.09.2024 tarihli anlaşma protokolünün onaylanması suretiyle ... 2. Aile Mahkemesi'nin ... E. ... K. Sayılı 31.10.2024 tarihli ilamı ile boşandıklarını, 23.09.2024 tarihli boşanma protokolünde, ... tarafından protokolde yazılı dört adet taşınmazın devredilmesini takiben ...'ün davalı şirkete ait tüm hisselerini ...'e devredeceğinin düzenlendiğini, anlaşma protokolünde yazılı taşınmazların tamamı davacı ...'e devredilmiş olup, son taşınmazın devrini takiben 07.03.2025 tarihinde ... anlaşmalı boşanma protokolüne uygun şekilde davalı şirketteki tüm hisselerini eski eşi ve şirket ortağı olan ...'e devrettiğini, dolayısıyla hem davacı tarafın genel kurul toplantıya çağrı talebini ihtaren bildirdiğini iddia ettiği 04.04.2025 tarihinde hem de huzurdaki davanın açıldığı 27.05.2025 tarihinde davacı tarafın şirket ortağı olmadığı için davacının şirkete genel kurul çağrısı yapma, kar dağıtımı talep etme yahut şirket ortağı sıfatıyla herhangi bir diğer talepte bulunma imkanı olmadığı gibi huzurdaki davada da taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti/davacı taraf sıfatı bulunmadığından davanın usul yönünden reddi gerektiğini, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, davanın HMK m.114/1-h bendinde düzenlenen dava şartlarından olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı taraf dürüstlük kuralına aykırı hareket etmekte ve haklarını kötüye kullanmakta olduğunu, davacının şirketten kar payı talep etme yahut bu konuda karar alınması için genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep hakkı olmadığını beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı 412. maddesi gereğince genel kurulu toplantıya çağırma izni verilmesi istemine ilişkindir. Şirkete ait sicil kayıtları getirilmiş ve yapılan incelemede kesin yetki kuralı da dikkate alınarak, şirketin mahkememiz yargı çevresi içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça ibraz edilen pay defterinin incelenmesinde şirket ortağı ...'ün hisselerini 07/03/2025 tarihinde pay devri sözleşmesi ile ...'e devrettiği ve bunun da pay defterine kaydedildiği görülmüştür. 07/03/2025 tarihli pay devri sözleşmesi de dosya içerisine sunulmuştur. Davanın niteliği ve TTK m.412 gereği duruşma açılmaksızın dosya üzerinden inceleme yapılmıştır. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde 07/03/2025 tarihli devir sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti için ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de 6102 sayılı TTK m.412/(1) maddesi "Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir." şeklinde olup, davalı şirketin dosyaya celp edilen ticaret sicil kaydı, pay defteri dikkate alındığında davacının davalı şirkette ihtarname tarihi ve dava tarihi itibariyle pay sahibi olarak gözükmediği, söz konusu talebin ancak pay sahipleri tarafından ileri sürülebileceği, her ne kadar ortaklık pay devri sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti talebi ile dava açılmış ise de davanın niteliği dikkate alındığında davacı tarafça pay devrinin hükümsüz olduğuna ilişkin karar alınıp bu husus pay defterine kaydedildiği takdirde tekrardan talepte bulunma imkanının olduğu, mevcut durumda dava tarihi itibari ile ortaklık durumu değerlendirildiğinde davacının işbu davada aktif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Dava açılırken alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda TTK 412/son maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 19/11/2025

Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/396, K. 2025/853, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-396-e-2025-853-k-ec8b499e697f