İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/382 E. 2026/220 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/382
- Karar No
- 2026/220
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/382 Esas - 2026/220 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/382 KARAR NO : 2026/220
.... DAVA : Marka Hükümsüzlüğü, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i. DAVA TARİHİ : 08/09/2025 KARAR TARİHİ : 06/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hükümsüzlüğü, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilleri şirketin eğitim alanında hizmet vermekte olduğunu, özel eğitim kurumu işlettiğini, ...” markasını 19.07.2016 tarihinde .... sayısıyla tescil ettirdiğini, davalı adına tescilli “....” markasının ise 22.10.2024 tarihinde .... sayı ile aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edildiğini, davalının aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler kullanmak sureti ile mevzuat hükümlerine aykırı hareket ettiğini, aynı yönde emsal kararlar olduğunu beyan ederek davalı adına tescil edilmiş bulunan 22.10.2024 tarihinde ... ayrıcalıklı ....” markasının hükümsüzlüğüne, markanın sicilden terkini ile davalının müvekkilleri şirketin marka hakkına yönelik haksız rekabetinin tespiti ile men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya mesnet marka ile müvekkil markası sesçil, görsel ve anlamsal açıdan aynı olmadığı gibi birbirine benzemediğini, ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi çok yüksek olduğundan, markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davaya mesnet markanın zayıf marka olduğunu, zayıf marka sahiplerinin benzer marka kullanımlarına katlanmasının zaruri olduğunu, itiraza mesnet gösterilen markanın “...” esas unsurundan oluştuğunu, “...” ibaresinin matematik-istatistik alanında sıklıkla kullanılan bir sözcük olduğunu ve itiraz eden tarafın bu ibareyi eğitim alanında kullandığı göz önüne alındığında davaya mesnet markanın zayıf marka olduğunun tartışmasız olduğunu, davacı tarafça "..." markasının kullanımına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediğini, kullanmama def’i ileri sürdüklerini, davacı taraf markasını kullandığını ispat etmek zorunda olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, davalı markasının hükümsüzlüğü ile Haksız Rekabetin Tespiti, Men koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. DOSYA KAPSAMINDA YER ALAN MADDİ UNSURLAR; Davalı şahsın, 21.07.2024 tarihinde, 41.(01-08). sınıfta yer alan hizmetler yönünden başvuruda bulunduğu; .... tarafından, başvurunun yayınlanmasına karar verildiği, marka yayınına herhangi bir itiraz gelmemekle davalı şahıs markasının 22.10.2024 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRMELER; 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu Kapsamında, Aynılık veya Benzerlik Kavramları; Aynılık veya benzerlik incelemesinde; İlk olarak; ikinci markanın, birinci markanın kullanıldığı ürün ya da hizmet ile aynı ya da aynı tür (türdeş) ürün ya da hizmet için kullanılıyor olup olmadığının tespiti gerekmekte, İkinci olarak da sonraki markanın, önceki marka ile tamamen aynı veya benzer olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Karıştırılma değerlendirmesinde bütünsellik ilkesi esastır. Markalar arasında benzerliğin olup olmadığına, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. İltibasın / karıştırılmanın fiilen gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur. Sadece iltibas ihtimalinin varlığı yeterlidir. Markalar arasındaki benzerliğin, tüketicileri, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, tüketicilerin iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari ekonomik açıdan bir ilişkinin bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas ihtimali kapsamında sayılmalıdır. Markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen, iltibasa yol açabilir . Karıştırılma, markaya konu işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurabilmesi iltibas için yeterlidir. İşitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Örneğin, şekil markalarında doğal olarak görsel benzerlik önem taşıdığı kabul edilmelidir. Şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalarda ise, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi kabul edilmekte, genellikle sözcük baskın ve ayırt edici unsur olarak dikkate alınmaktadır . Marka kapsamındaki mal veya hizmetin türü de bu konuda ağırlık kazanabilir; Her somut olaya göre değişmekle birlikte, giyim ürünlerinde görünüm, lokanta hizmetlerinde işitsel benzerlik daha önemli role sahipolabilmektedir. Yine özellikle, sözcüğün önceki markadan kısmen veya önemli bir bölümü itibariyle alınması ya da değiştirilmesi suretiyle kullanılması durumlarında, sadece işitsel benzerlik karıştırılma ihtimali için yeterli olabilir. Sözcük markalarında vurgunun hangi hecede ya da (birden fazla sözcük olması halinde) hangi sözcükte olduğu da değerlendirilmelidir. Bu husus sözcüğün hangi dilde olduğuna göre de değişebilir. Görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik karşılaştırmasında özellikle önceki markanın tercih edilmesinin arkasında yatan fikrin gözden uzak tutulmamasında yarar vardır. Aynı düşünce başvuruya konu markanın seçilmesinde de etkili ise, bu durum vurgunun ya da baskın unsurun görsel veya işitsel öğelerden birinde hatta bir sözcüğün tek bir hece veya harf gurubunda ortaya çıkmasını sağlayabilir. Markaların benzerliğinin hangi tüketici grubu açısından dikkate alınacağına ise aşağıdaki bentlerde yer verilmiştir. Söz konusu açıklamalar ışığında ilk olarak mal ve hizmet karşılaştırması yapılmıştır. İnceleme Konusu Markaların Mal/Hizmet Listelerinin Karşılaştırılması; Mal ve hizmetlerin benzerliğinde ortalama alıcı kitlesi, son kullanıcıları, malın satın alınmasına ayrılan zaman, satışa sunulma kanalları ve biçimi, birinin diğerini ikame etmesi gibi faktörler etkili olacağı kabul edilmelidir. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı mal ve hizmetin birden fazla isme sahip olması veya piyasada anıldığı isimle teknik, bilimsel, literatüre geçmiş isminin farklı olması veya yabancı dildeki isminin Türkçeye de geçmiş olması durumlarında da mal ve hizmetler farklı şekilde ifade edilmiş olsalar da aynı olarak kabul edilecektir. Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir. Mal / hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. Bu kapsamda; Somut olayda dava konusu marka ile davacı markasının kapsadığı mal / hizmetler karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mal / hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen 41. sınıfında yer alan malların, davacı şirketin markasında yer alan 16., 38. ve 41. sınıftaki mal / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, Taraf markalarının 41. sınıfta tescil edildiğini, her iki taraf markasında yer alan 41. sınıf hizmetlerin aynı olduğu kabul etmiştir. Aynı şekilde, davaya konu markanın 41. sınıfında yer alan “Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).” hizmetleri ile davacı yanın markasında 16. sınıfta yer alan “Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar” malları arasında, 41. sınıfında yer alan “Eğitim ve öğretim hizmetleri” ile davacı yanın markasında 16. sınıfta yer alan “Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç)” malları arasında, tamamlayıcı bir ilişkinin bulunması, hitap ettikleri ilgili tüketici kesimlerinin aynı olduğu, kullanım amaçlarının benzer olduğu, dağıtım kanallarının da aynı veya benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ilgili sektör açısından söz konusu hizmetleri sunan işletmelerin aynı zamanda yaygın olarak basılı evrak ve kırtasiye malzemeleri sattığı, devamla davaya konu markanın 41. sınıfında yer alan “Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri” ile davacı yanın markasında 38. sınıfta yer alan “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri” arasında bağlantı bulunduğu, yayın hizmetleri veren işletmelerin aynı zamanda yapımları da üstlendiği, haber muhabirliği ile haber ajanslığı hizmetleri arasında da tamamlayıcılık, birbirlerinin devamı niteliğin bulunması nedenleri ile benzerlik bulunduğu, ilgili tüketici kesiminin tespitine geçmeden önce, davalı yanın talep etmiş olduğu kullanmama def’i açısından da bir değerlendirme yapılmıştır. Davalı şirket dava aşamasında kullanmama def’i ileri sürmüş olmakla, 6769 s. SMK m.25/7 uyarınca 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmünün def'i olarak ileri sürülebileceği, bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihinin esas alınacağı, dava tarihinin 08.09.2025 olduğu, davacının markasının tescil tarihinin ise 20.12.2016 olduğu bu hali ile davacının markasının beş yıllık tescilli olma şartını taşıdığı, davacı yan markasının hükümsüzlük talebi açısından inceleme kapsamına alınacağı, Dosya kapsamında yapılan incelemede, davacı yanın markasını kullandığına dair bir bilgi veya belge sunmamış olup, davacının markasının kullandığını ispat edemediği, İlgili tüketici kesimi ise; Somut olayda davaya konusu markanın dava konusu edilen 41. sınıf içerisinde birbirinden farklı nitelikte hizmetlerin yer aldığı, genel olarak eğitim ve organizasyon hizmetleri, kültür, sanat ve eğlence hizmetleri, yayıncılık, medya, prodüksiyon, basın, haber ve çeviri hizmetlerinin yer aldığı, tüketicileri / alıcıları / faydalanıcılarının son kullanıcı niteliğinde öğrenciler, veliler, bireysel kullanıcılar ile şirketler, yayınevleri, reklam ajansları olmak üzere, genel tüketiciler veya ticari kullanıcılar / sektör profesyonellerinden oluştuğu, söz konusu hizmetlerin satın alma süreçlerinin genellikle araştırmaya dayalı olduğu, bu hizmetler açısından ortalama seviyedeki tüketicilere nazaran görece daha yüksek derecede bilince / dikkate / özene ve gözlem seviyesine sahip oldukları kabul edilmiştir. Bilindiği gibi ortalama tüketicinin seviyesinin tespit edilmesi markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde de önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Dolayısıyla bu noktadan hareketle, “ortalama tüketicinin” seviyesi, ilgili hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunacaktır. Somut olayda tespit edilen ilgili tüketici kitlesinin, farklılık arz ettiği değerlendirilmiştir. Yukarıdaki tespit ile birlikte dikkat edilmesi gereken husus ise; marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı, 6769 s. SMK’nın 6/(1) maddesi uyarınca, “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. Çekişmeli hizmetin ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır. Bütün bu hususlar uyarınca, her ne kadar iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, davacı tarafın mesnet gösterdiği marka açısından kullanım ispat edememesi nedeni ile gerçekleşmediği görülmüşse de ikinci şart olan işaretlerin karşılaştırılması açısından da değerlendirme yapılmıştır. İnceleme Konusu Markaların/İşaretlerin Karşılaştırılması; Taraf markalarına bakıldığında, kelime unsurlarından oluştuğu, davaya konu markanın kendine özgü yazı karakteri içerdiği, davacı yan markasında “...” ibaresi, davalı yan markasında “... ayrıcalıklı eğitimin adresi” ibaresinin yer aldığı, markalarda yer alan ibarelerin anlamlarına bakıldığında, her iki taraf markasında da ortak “...” ibaresinin bulunduğu, ... Güncel Türkçe Sözlükte karşılığının olmadığı, Bilim ve Sanat Terimleri Sözlüğünde, biçim, tepe değer anlamlarına geldiği, matematik terimi olarak kullanıldığı, günlük dilde ruh halini ifade ettiği, davacı yan markasında yer alan “medyan” ibaresinin ise istatistik biliminde kullanılan bir terim olduğu, davalı yanın “...” ibaresinin zayıf nitelikte olduğu savunması açısından, marka hukukunda yerleşik ilke uyarınca, ayırt edici gücü zayıf olsa dahi asgari düzeyde ayırt edicilik şartını sağlayan kelime unsurlarının tescili mümkündür. Ancak bu durum, söz konusu markaların geniş veya güçlü bir koruma kapsamından yararlanacağı anlamına gelmemekte, aksine bu tür “zayıf markaların” koruma kapsamının dar yorumlanması gerektiği kabul edilmektedir. Zira ayırt edici niteliği düşük olan unsurların, ilgili sektörde yaygın kullanıma açık olması nedeniyle, bu unsurlar üzerinde münhasır hak iddiasının sınırlandırılması gerekmektedir. Nitekim uygulamada da, EUIPO .... sayılı kararında vurgulandığı üzere, markaların ortak olarak içerdiği unsurun ayırt edici niteliğinin düşük olması halinde, karıştırılma ihtimali değerlendirmesi bu ortak unsurdan ziyade, markaların bütünsel izleniminde belirleyici olan diğer (ortak olmayan) unsurlar üzerinden yapılmalıdır. Bu kapsamda, özellikle ortak olmayan unsurların görsel, işitsel ve kavramsal farklılıkları ile ayırt edici güçleri ön plana çıkmakta; zayıf ortak unsurların tek başına iltibas ihtimaline yol açması kural olarak mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla, zayıf markalar bakımından koruma alanının dar olduğu ve küçük farklılıkların dahi markaları birbirinden ayırt etmeye yeterli olabileceği kabul edilmelidir. Bu kapsamda, davacı markasında da yer alan ortak “...” ibaresinin, uyuşmazlık konusu sınıflar ve hitap edilen tüketici kesimi, ortalama alıcı kitlesi ve nihayetinde halk nezdinde, davacı şirketin tescilli markasında yer alan mal ve hizmetler ve davaya konu markanın davaya konu edilen hizmetleri açısından tanımlayıcı hale ulaşmadığı, kullanım şekli itibari cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirtmediği, malların / hizmetlerin zamanı göstermediği değerlendirilmiş, diğer bir deyiş ile ayırt edici özelliğe sahip olduğu kabul edilmiştir. Davacı vekilinin sunmuş olduğu emsal .... Mahkemesi kararında da kısaca; “…davacı tarafın markası "..." ibareli olup, markada başkaca bir unsura yer verilmediğinden, markanın asli unsuru bir bütün olarak "..." ibaresidir. Dava konusu davalı markalarından ...sayılı marka "..." ibaresinden, diğer davacı markaları ise "..." ibaresi ile birlikte bu ibareye eklenen "...." ibarelerinden oluşmaktadır. Davalı markalarının hepsinde ayrıca kırmızı daire içerisinde yer alan meşale ve yıldız şekline de yer verilmiştir. Buna göre, davalı markalarında yer alan yer adları ile ilk bakışta dikkati çekmeyen ve özellikle eğitim hizmetleri yönünden ayırt ediciliği oldukça düşük olan meşale şeklinin ayırt ediciliğe katkısı sınırlı olup, davalı markalarının asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince "..." ibaresinin, bir matematik terimi olması ve ayrıca "Ruh hali, durum" anlamlarına gelmesi, bu anlamı ile günlük dilde sıklıkla kullanılması nedeniyle ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu kabul edilmiş ise de, "..." ibaresinin bir matematik terimi olduğunun yaygın olarak bilinmediği, yine "ruh hali, durum" anlamı itibariyle de 16. ve 41. sınıf mal ve hizmetler yönünden belli bir ayırt edicilik taşıdığı gözetildiğinde Dairemizce bu değerlendirmeye itibar edilmemiştir. Bu durumda, davacı markasının asli unsurlarından birini oluşturan "..." ibaresinin dava konusu markalarda da aynen asli unsur olarak kullanılması, bu ibarenin 16. ve 41. sınıf hizmetler yönünden asgari de olsa da ayırt edilik taşıması, dava konusu markalarda yer verilen şekil unsurunun ayırt edicilikte geri planda kalması, bunun dışında ise yalnızca yer adlarına yer verilmesi, bunun da tüketicilerin, davalı markalarını davacı markasının şubeleri gibi algılamalarının yüksek bir ihtimal olması, 41. sınıftaki hizmetlerin tüketicilerin dikkat ve özen seviyelerinin yüksek olmasının da bu tehlikeyi bertaraf etmemesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu ve davalı markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir...” tespitlerine yer verilmiş olduğu görülmekle, belirli bir ayırt ediciliğin bulunduğu kabul edilmek sureti ile inceleme yapılmıştır. Diğer taraftan davalı markasında yer alan “ayrıcalıklı eğitimin adresi” ibaresinin ise slogan niteliğinde olması nedeni ile ayırt edicilik vasfına sahip olmadığı, yan unsur seviyesinde kaldığı değerlendirilmiş, taraf markalarında ortak – esas unsurların ... olduğu kabul edilmiştir. Her iki taraf markasında yer alan kelime unsurlarının Türkçe olduğu, yazıldığı gibi okunacağı, bu nedenle de ortak “...” ibaresinin aynı şekilde okunacağı, Görsel olarak yapılan karşılaştırmada ise, her iki taraf markasının da kelime markası olduğu, davaya konu markanın beyaz zemin üzerine, iki ayrı satıra gelecek şekilde, üstte daha büyük boyutta kırmızı renkte “...” ibaresini, altında daha küçük boyutta ve kendine özgü yazı karakteri ile “ayrıcalıklı eğitimin adresi” ibaresini içerdiği, davacı yan markasının ise beyaz zemin üzerine, siyah tonlarda tek satıra gelecek şekilde “...” ibaresinden oluştuğu, Görüldüğü üzere, taraf markaları, başkaca bir değerlendirme yapmaya gerek duyulmaksızın SMK m.5/1-(ç) mutlak red gerekçesi kapsamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer nitelikte olmadığı, SMK m.6/1 uyarınca benzerlik açısından ise anlamsal / kavramsal, sesçil, görsel olarak bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; taraf markalarında ön plana çıkan unsurların birbirlerine yakın olduğu,....” şeklinde esas unsurlar dışında markalardaki yakınlığı ortadan kaldıracak başkaca bir unsurun bulunmadığı, davaya konu markada yer alan “ayrıcalıklı eğitimin adresi” ibaresinin slogan niteliğinde olduğu, benzerlik incelemesinde dikkate alınamayacağı, söz konusu benzerliğin görsel ve sesçil açıdan da devam ettiği, sonuç olarak taraf markalarında yer alan ortak unsurun özellikle anlamsal, görsel ve sesçil olarak benzer olduğu, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları (....), aynı şekilde ortalama tüketicinin değişik markalar arasında doğrudan karşılaştırma yapma imkanının nadiren bulunduğu, ancak markaya olan güvenini, markanın hafızasında tuttuğu eksik görüntüsüne dayandırdığına dikkat edilmesi gerektiği (....,) kabul edildiğinde somut olayda ilgili alıcı kitlesinin, davalı markasında yer alan esas unsur itibari ile davacı yanın bir hizmeti olarak kabul etmesinin muhtemel olduğu, neticeten de taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı, Somut olayda da taraf markalarının tescil edildiği hizmetlerin aynı / aynı tür olduğu, söz konusu durumun da iltibas ihtimalini güçlendiren bir unsur olarak ortaya çıkartmaktadır. Yukarıdaki bentte tespit edilen ve “...” markasını gören ilgili tüketicinin, “...” markasını da aynı işletmeye ait bir seri marka, alt marka veya ekonomik bağlantı içinde bulunan bir marka olarak algılaması ihtimali bulunmaktadır. Sonuç olarak, taraf markaları arasında görsel ve işitsel açıdan belirgin bir benzerlik bulunduğu, ortak unsurun baskın karakter taşıdığı ve özellikle ilgili tüketici kitlesinin algısı ile mal/hizmetlerin yakınlığı birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, Diğer taraftan, söz konusu benzerlik ve iltibas tehlikesinin 6769 s. SMK’nun 5/1-ç ve 6/1. maddesi kapsamında hükümsüzlük hali yaratıp yaratmadığı açısından yapılan değerlendirmede; Taraf markalarının aynı / ayırt edilemeyecek kadar benzer nitelikte işaretleri içermediği, Taraf markalarında yer alan işaretlerin benzer nitelikte olduğu, ilgili tüketici kesimi itibari ile iltibas ihtimali yaratacağı, fakat davalı yan tarafından kullanmama def’i ileri sürüldüğü, 6769 s. SMK’nun 25/1. maddesi yollaması ile 6/1. maddesi kapsamındaki hükümsüzlük istemi için 25/7. uyarınca kullanıma yarar delillerin ibraz edilmesi gerektiği, davacı yan tarafından davasına mesnet markasını kullandığına dair bir bilgi ve belge sunmadığı, bütün bu nedenlerle de hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, Netice itibariyle, Davaya konu .... sayılı markanın 41. sınıflarında yer alan hizmetlerinin tamamının davacının davasına mesnet markasında yer alan mal / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, Davacının, davasına mesnet markası ile ilgili Türkiye'de ciddi biçimde kullandığına dair herhangi bir delil sunmadığı, yukarıdaki bentte tespit edilen hizmetler açısından kullanımın ispat edemediği, Davaya konu .... sayılı marka ile davacı şirketin itiraza dayanak marka işaretleri arasında 6769 s. SMK’nun 5/1-ç maddesi anlamında aynılık / ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığı, Davaya konu... sayılı davalı markası ile davacı şirketin itiraza dayanak marka işaretlerinin benzer olduğu, davacı yan tarafından kullanım ispat edilemediği için 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında iltibas ihtimali varlığının ilk şartının somut olay açısından gerçekleşemediği, davacının hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davaya verilmesine, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır