İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/379 E. 2026/321 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/379
- Karar No
- 2026/321
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/379 Esas - 2026/321
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/379 KARAR NO : 2026/321
DAVA :Marka ... sayılı ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/08/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 Yazıldığı tarih : 11/07/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “...” ibareli marka başvurusunun 29 / 30 / sınıflar bakımından yapıldığını, müvekkil şirkete ait “....” sayılı "....” ibareli markalar ise 01 / 02 / 03 / 04 / 05 / 06 / 07 / 08 / 09 / 10 / 12 / 13 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 20 / 21 / 22 / 23 / 24 / 26 / 27 / 29 / 30 / 31 / 32 / 33 / 34 / 35 / 38 / 39 / 40 / 41 / 42 / 43 / 44 / 45 sınıf bakımından .... nezdinde tescilli olduğu göz önüne alındığında; ihtilaf konusu markanın müvekkil şirkete ait marka tescilleri ile sınıfsal olarak iltibas oluşturduğunu, bahsedilen sınıfların müvekkili şirketin “....” ibareli markasının temel faaliyet alanlarını oluşturduğunu, bu kapsamda, markalar arasında söz konusu olan iltibas ihtimaline ilişkin yapılan incelemenin ilk boyutu olan sınıfsal benzerliğin somut olayda çok net bir biçimde sağlandığının ortada olduğunu, davalının “...” markası, müvekkil şirkete ait “....” markası ile birebir aynı olup, bu hususun iltibas oluşmasına sebebiyet verebileceğini, dava konusu marka, müvekkili adına ....numara ile tescilli ve “....” " esas unsurlu markalar ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkilin markası esas ve ayırt edici unsur olarak “...” ibaresini içerdiğini, dava konusu “...” markası da “...” ibaresini içerdiğini, markalar incelendiğinde hem görsel hem de fonetik olarak benzer, hatta bire bir aynı olduklarını, "..." ibareli marka başvurusu incelendiğinde davaya konu gerekçe olarak gösterdiği "....” esas unsurlu markalarla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, iki marka hem görsel hem yazılış, hem harflerin yazılış şekli, hem arka fon ve harflerin rengi hem de okunuş itibariyle birebir aynı olduğunu, dava konusu olan markanın bu şekilde başvuru yapmasının müvekkilin seri markası gibi gözükmesine de neden olduğunu, davalı markası A-... şeklinde hecelenmekte olup, asıl vurgu ikinci hece olan “...” kısmında olduğunu, davacı markası ise ... veya Türkçe telaffuzla “...” sesine çok yakın biçimde okunduğunu, müvekkil şirket, yıllardır müşteri memnuniyetine verdiği önem ve hizmet kalitesinde gösterdiği başarı sebebiyle kalite ve güvenilirlikleriyle tüketiciler nezdinde tanınmışlık kazandığını ve halk nezdinde aranır hale geldiğini, dava konusu marka sahibinin başka bir ibare kullanma imkânı varken davalı şirketin ... ilinde faaliyette bulunması, müvekkil şirketin ... ilinde üretim yapması(yakın iller olması nedeniyle davalı şirketin müvekkil markasından haberdar olmaması düşünülemez) ve hem Türkiye hem de yurt dışında tanınmış bir marka olması göz önüne alındığında müvekkili adına tescilli ve bağımsız ayırt edicilik işlevine sahip olan ve görsel, işitsel, anlamsal açılardan ayırt edilemeyecek kadar benzer olan "..." ibaresini kullanmasının kasti olarak müvekkil markasının taklit edildiğini açıkça gösterdiğini, davalının "..." ibareli marka başvurusu, müvekkil şirketin kök markasına dayanarak yeni seri markalar oluşturmasına da engel teşkil ettiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin kök markasından kaynaklı müktesep haklarını zedelediğini, müvekkili şirket tarafından gelecekte tescil edilmek istenebilecek “....” ibaresini haiz seri markaların devam markaları da bu defa davalı markasıyla ilişkilendirilebilme tehlikesiyle her zaman karşılaşabileceğini, davalının başvurusuna konu marka işareti müvekkil şirket ile ilişkilendirilebileceğinden müvekkil şirketin sınai haklarına, ticari ilişkilerine ve marka kalitesine zarar verebilecek mahiyette olduğunu ifade ederek 26.04.2024 tarih ve ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın yayımına yapılan itiraza istinaden ... ’nun tesis ettiği 29.06.2025 tarih ve .... sayılı ve ... karar numaralı/sayılı itirazın reddi kararının iptaline ve ... numaralı marka başvurusunun tüm tescil sınıfları ve mal/hizmetler dahil tescilinin reddine ve/veya markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davanın kabulüne ve her türlü masraf ve yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: davacının iddiasının aksine, müvekkil şirket adına tescili talep edilen ‘...’ ibaresi dört harften oluşan, özgün ve ayırt edici bir marka olduğunu, davacı tarafın markaları ise ‘....’ ibarelerinden ibaret olup, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan müvekkil markasından belirgin biçimde farklı olduğunu, davacı tarafın ileri sürdüğü benzerlik iddiası yalnızca ‘...’ hecesine indirgenmekte olup, bu hece müvekkil markasının bütünü olmadığını, tek bir hecenin ortak olması, markaların karıştırılma ihtimali için yeterli olmadığını, müvekkil şirket adına başvurusu yapılan ‘...’ ibaresi, sahip olduğu görsel bütünlük, fonetik farklılık ve çağrıştırdığı özgün anlam dünyası itibariyle davacı tarafın markalarından açıkça ayrıştığını, davacı tarafın, markalarının birçok sınıfta tescilli olmasını gerekçe göstererek müvekkil şirkete ait ‘...’ ibaresinin kullanımını engellemeye çalıştığını, müvekkil şirket faaliyet alanı kapsamında özgün bir marka tercihi yapmış olup, davacı markalarını taklit etme veya haksız kazanç sağlama gibi bir saikle hareket etmediğini, davacının kötü niyet iddiasının soyut ve dayanaksız olup, davanın reddini gerektirdiğini, davacı taraf, markalarının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu ileri sürmekte ise de, bu iddia hiçbir somut veri ile desteklenmediğini ifade ederek davacının davasının usulden ve esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın 3 ayrı mesnet markası dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin, dava dilekçesinde geçen tanınmışlık iddiasının yukarıda belirtilen iltibasla birlikte davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 01.07.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 29.08.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...
01.06.2026 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle ;" Dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve davaya konu edilen mallar ile davacı tarafın mesnet markalarının emtialarının aynı ve/veya benzer olduğu, Rapor içerisinde açıklanan gerekçeler çerçevesinde taraf markaları arasında SMK m. 6/1 uyarınca iltibas riski bulunmadığı, Dava konusu edilen ... kararının işbu rapor sunucu ile uyumlu olduğu, Hükümsüzlük talebi bakımından, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, görüş ve düşüncesinde olduklarını " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin ilgili linkler incelenip aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " .... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.01/07/2026
Katip .... E imza
Hakim .... E imza