İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/314 E. 2026/191 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/314
- Karar No
- 2026/191
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/314 Esas KARAR NO : 2026/191 Bakırköy ... İcra Dairesi : ... Esas
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/04/2025 KARAR TARİHİ : 25/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında mevcut olan ticari ilişkisi kapsamında davalı şirketin cari hesap ekstresinde belirtilen borcunu ödemediğini, ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla müvekkili tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla öncelikle Mahkemece teminatsız olarak aksi kanaatte ise belirlenecek olan teminat karşılığında davalı adına banka hesaplarına, araçlarına ve taşınmaz kayıtları tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasını, itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın mal kaçırma tehlikesi bulunmadığını, ihtiyati haciz tedbirinin uygulanmasında hukuki yarar bulunmadığını, ne takip talebinde ne de ödeme icra emrinde davaya sunulu faturaların hiçbiri konu edilmemiş ve dayanak alınmadığını, davacı tarafından sunulmuş belge ve delillere de muvafakat etmediklerini, davacının bu aşamada ispat yükünü yerine getiremeyeceği aşikar olduğundan davanın reddi gerektiğini, borcu kabul anlamına da gelmemekle birlikte davacının sunmuş olduğu fatura bedel toplamları ile icra takibinde belirtilen miktar arasında uyuşmazlık bulunduğunu, davacının ileriye sürmüş olduğu borç miktarı bakımından teknik hesaplama yapılması gerektiğini, davacının zararını gidermek için faiz yolu ve kur farkı faturasına aynı anda başvurması mümkün olmadığını, iki duruma birden dayanılması halinde sebepsiz zenginleşme hali ortaya çıktığını, kur farkı faturası dışlanmak suretiyle hukuka uygun olarak alacaklılık iddia edilebilecek miktar 332.076,56 TL olduğunu, bu miktar üzerinden faiz hesaplandığı takdirde alacak miktarı takip tarihi itibariyle 494.712,19 TL olarak ortaya çıktığını, takibin gerçekleştirildiği miktar olan 597.859,03-TL ile hukuka uygun hesaplama arasında 103.146.84 TL yani %17,25 'lik bir fark bulunduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet böyle bir borcun varlığı kanaatinde olunacak olsa dahi davacının talep etmiş olduğu miktarların kabulü mümkün olmadığını beyanla davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davacının bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine giriştiği Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde 401.350,99 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren 196.508,04 TL yasal faizi ile birlikte toplam 597.859,03 TL'nin tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83. ilâ 85. ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Genel Muhasebe bilirkişisi tarafından alınan 09/10/2025 havale tarihli raporunda; Sayın Mahkemece belirlenen inceleme gününde davacı taraf incelemeye iştirak ederek sunmuş olduğu defterler ve yine yerinde inceleme yetkisi kapsamında sunduğu defterler incelemesinde, davacı defterlerine göre davalı şirketten olan alacağının 401.350,99 TL olduğunu, davalı tarafa ait defterlerin ise davalı taraf ile irtibat kurulamadığından defterlerin incelenemediğini, davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının sunmuş olduğu fatura bedelleri toplamı ile takip konusu tutar arasında uyumsuzluk bulunduğunu, fatura bedelleri toplamının 386.076,56 TL olduğunu, kur farkı faturası dışarıda bırakıldığında alacak iddia edilebilecek miktarın 332.076,56 TL olduğunu, bu miktara faiz de eklendiğinde alacağın 494.712,19 TL'ye ulaşabileceğini fakat takip konusu alacağın 597.859,03 TL olduğunu, hukuka uygun hesaplamayla arasında 103.146,84 TL fark bulunduğunu beyan etmişsede, davacı defterlerinde kayıtlı olup dosyasına sunulan kur farkı faturaları 02.05.2024 tarih ... nolu 3.579,53 TL ve 19.09.2024 tarih ... nolu 54.000,00 TL tutarlı faturalar olduğunu, dava dilekçesine eklenen faturaların ise toplam 386.076,56 TL olduğunu ancak ödeme emrinde talep faturalara değil cari hesap bakiyesine hasredildiğini, dava dilekçesine ekli faturaların toplam tutarı 386.076,56 TL iken, takipte talep edilen asıl alacak 401.350,99 TL olduğundan, aradaki farkı teşkil eden 15.274,43 TL'lik kısmın cari hesap ekstresine göre, 12.12.2024 tarih ... nolu 38.400,00 TL faturadan kalan bakiyeye ilişkin olduğunun anlaşıldığını, gelinen aşamada davalı tarafça ticari defter, kayıt ve belgeler ibraz edilmediğinden, davacı şirketin ticari defterlerinde görülen ve toplamda 401.350,99 TL alacağın oluşumuna dayanak olan faturalar için TTK md 21/2'de belirtilen itiraz süresi ve TTK md 23/c'de belirtilen ayıp ihbar süreleri içerisinde itiraz ediliği ve/veya ayıp ihbarında bulunulduğu hususunda tespit yapılamadığını, neticede sunulan davacı ticari defterlerine göre davacının talep edebileceği asıl alacak tutarının 401.350,99 TL'den ibaret olduğunun tespit edildiğini, temerrüt faizi yönünden ise, dosyasına taraflar arasında vade ve vade farkı hususunda yapılmış bir sözleşme ibraz edilmediğini yine takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğünü gösteren yazılı bir belgenin (ihtarname vb) ibraz edilmediğini, keza ibraz edilen faturalarda ödeme günü (vade) belirtilmediğini neticede takip öncesinde temerrüt tarihi denetime elverişli olarak tespit edilemediğinden, temerrüt tarihi ve temerrüt faizi hesaplanamadığını bildirmiştir. Davalı defterleri üzerinde inceleme yapılarak Genel Muhasebe bilirkişisi tarafından alınan 28/01/2026 havale tarihli ek raporunda; her iki tarafa ait ticari defter kayıtlarında, iki adet fatura uyumsuzluğu dışında mahsup işlemlerinde de uyumsuzluk bulunduğunu, bu uyumsuz işlemler neticesinde davacı carisinde oluşan alacak bakiyesi 401.350,99 TL iken, davalı carisinde 390.136,81 TL olduğunu yani uyumsuz işlemler sonucu tarafların cari bakiyeleri arasındaki fark 11.214,18 TL olduğunu, bu noktada uyumsuz olduğu tespit edilen ve gerek davacının ve gerekse davalının ilgili kayıtlara dayanak teşkil eden belgeleri (fatura, ödeme dekontları, ödemelere dair diğer belgeler ve cari hesap mutabakatlarını) dosyasına ibraz etmesinde yarar görüldüğünü, dosyasına söz konusu belgeler sunulduğu takdirde cari hesaplarda uyumsuzluk gösteren kayıtlarla ilgili değerlendirme yapılabileceğini, bu noktada ilave delil ibrazına gerek duyulmayarak mevcut kayıtlarla sonuca gidilmesi gerektiği kabul edilmesi halinde, davacı defterinde alacak bakiyesi 401.350,99 TL iken, davalı defterinde davacı alacağı 390.136,81 TL olduğunu, bu tutarın ihtilafsız olduğu kabul edilerek 390.136,81 TL'nin tahsilinin uygun olacağı düşünüldüğünü, konunun hukuki niteliğinin takdiri Sayın Mahkemeye ait bulunduğunu bildirmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; taraflar arasında açık hesap ilişkisinden kaynaklanan ticari ilişkinin bulunduğu, icra takibinin cari çalışmadan kaynaklı bakiye alacak bedeli olarak 401.350,99 TL üzerinden açıldığı, tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacı defterlerinde 401.350,99 TL alacak kaydının, davalı defterlerinde ise 390.136,81 TL borç kaydının bulunduğu, ticari defterlerin ibrazı için ihtarlı kesin süre verildiği, davalı vekilinin yerinde inceleme talebine uygun olarak bilirkişiye yetki verilmişse de bu konuda çıkan ihtilaf nedeniyle davalı vekiline defter belge sunması için tekrar süre verildiği, bilirkişi ek raporuyla taraf defterlerindeki ihtilafsız 390.136,81 TL alacak için davanın ispatlandığı, davalı tarafın takipten önce usulüne uygun temerrüde düşürülmediği ve faturalara dayalı bakiye alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın kısmen kabulü ile; 390.136,81 TL asıl alacak yönünden davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin kabul edilen asıl alacak yönünden devamına; kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmasına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Kabul edilen asıl alacağın %20'sine tekabül eden 78.027,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Alınması gerekli 26.650,25 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 7.220,64 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 19.429,61 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 7.220,64 TL peşin harç olmak üzere toplam 7.836,04 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 6.121,00-TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 3.994,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, AAÜT gereğince hesap edilen 62.421,89 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 3.001,00 TL'nin davalıdan, 1.599,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/02/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır