İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/307 E. 2025/779 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/307
Karar No
2025/779
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/307 KARAR NO : 2025/779

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - (T.C. No: ...) .... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVALI : ... - (T.C. No: ...) -.... VEKİLİ : Av. ... -....

DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2024 KARAR TARİHİ : 10/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, şahsı adına .... E Sayılı Dosyasında Davalı ... tarafından 04.01.2022 tarihinde Para Makbuzu ile şahsına elden "vize sözleşmesine" istinaden 2000 Dolar verdiğini ve 19.08.2022 tarihinde Özgü İcra Takibi başlattığını, takibe dayanak gösterilen 04.01.2022 tarihli 2000 Dolarlık Para Makbuzu ile açmış olduğu icra takibi yasal dayanaktan yoksun, hukuki temeli olmayan sözleşmeye dayalı hizmet karşılığı olduğunu bu nedenlerle davalı ...'ın .... e sayılı dosyasında takibe konu edilen para makbuzundan dolayı davacının ve kurumsal .... şirketinin (.... vergi nolu) borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, İstinaf ve Yargıtay kararlarında görüleceği üzere işbu dava açısından görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu yönüyle görev itirazında bulunduklarını, bu davada yetkili mahkeme ... Mahkemeleri olduğunu, zira alacaklının ikametgahı ... ili olup icra takibi de ...'de yapıldığını, bu nedenle .... mahkemeleri yetkili olmadığını, menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartı olduğunu, Söz konusu dava açılmadan müvekkili ile arabuluculuk görüşmeleri yapılmadığını, müvekkili bakımından arabuluculuk aşaması tamamlanmadan söz konusu dava açıldığını, davanın tüm bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, davanın esasına girilecek olursa davanın esastan reddine, davacının kötü niyeti nedeniyle % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: -Taraflar arasında imzalanmış vize sözleşmesi, ödeme makbuzu, -... E. Sayılı icra dosyası, -... ,.... yazılan müzekkere cevabı, -Kadıköy vergi dairesine yazılan müzekkere cevabı, MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen 09/10/2024 tarih ve ....sayılı karar davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine .... Dairesinin 13/03/2025 tarih ve ...., sayılı ilamında belirtilen gerekçelerle kaldırılmasına karar verilerek, dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememizce bam kaldırma kararı sonra yargılamaya devam olunmuştur. Bam kaldırma kararı doğrultusunda tarafların tacir olup olmadıkları araştırılmış ilgili kurumlara müzekkereler yazılmış müzekkere cevapları dosya içerisine kazandırılmıştır. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplanmaktadır. Doktrindeki yerleşik uygulama bu yöndedir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK 4/1. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6102 sayılı m. TTK 19/2 fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Taraflardan sadece birinin ticari işletmesi ile ilgili olması durumunda ticari dava kabul edilen davalar kanunda açıkça düzenlenmiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda; davalı-alacaklı (...) tarafından davacı-borçlu (...) aleyhine ...E sayılı dosyasında -davalının vize sözleşmesi ile ilgili şirkete 2.000,00-USD elden nakit olarak ödeme yapmaş olması ve hizmet almadığından dolayı ödediği bedelin tahsili talepli- ilamsız icra takibenine girişildiği, davacının borçlu olmadığı iddiası ile iş bu menfi tespit davasını açtığı, davalı ile dava dışı "... .Ltd. Şti" arasında vize sözleşmesi imzalandığı, davalının davacıya vize sözlemesi kapsamında 09/01/2022 tarihli makbuzla 2.000,00-USD ödemede bulunduğu uyuşmalık konusu değilse de taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklanmadığı, tarafların tacir olmadığı, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği nazara alınarak, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2.m.uyarınca davanın usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine ve dosyanın görevli .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1- HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, 4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine, 5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair; Tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı. 10.11.2025

Katip ... Hakim ... ¸[e-imzalıdır] ¸[e-imzalıdır]

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/307, K. 2025/779, T. 10.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-307-e-2025-779-k-90dfc35c9652