İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/305 E. 2026/735 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/305
- Karar No
- 2026/735
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/305 Esas KARAR NO:2026/735
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:25/04/2025 KARAR TARİHİ:23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ; Müvekkili kurum ekiplerince "..." adresinde 05.04.2019 tarihinde yapılan kontrolde "Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. Madde 1/a fıkrasına göre perakende satış sözleşmesi olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan elektrik kullandığı" hususları tespit edildiğini, H/... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini, karşı taraf hakkında ... .... İcra Müdürlüğü 2019/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından dosyaya cevap dilekçesinin sunulmadığı görüldü. Mahkememiz dosyasının 28/04/2025 tarihli tensip zaptının 8/E ara kararı uyarınca dosyanın elektrik uzmanı bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 24/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Dosyada yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu; a) Söz konusu tüketim EPTHY 42. maddesinin 1. fıkrası a bendi uyarınca kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaati oluşmuştur. b) Davalı yan adına mükerrer tutanak tutulduğu için, tüketim bedeli EPTHY 46. maddesi 3. Fikra uyarınca, kaçak elektrik tüketim katsayısı 2 esas alınarak hesaplanmıştır. c) Bu durumda kaçak tüketime ilişkin tahakkuk bedeli; 5.730,50 TL, işbu bedele işleyen gecikme zammı faturanın son ödeme tarihi 29.04.2019 ila takip tarihi olan 28.05.2019 arası için (KDV dahil) 278,78 TL olarak hesaplanmıştır. d) Davalı yanın davacı kurumu ödemesi gereken toplam bedelin tüketim ve takip tarihine kadar gecikme zammı dahil 16.009,28 TL olarak tespit ve mütalaa edilmiştir." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. Mahkememiz dosyasının 28/04/2025 tarihli tensip zaptının 8/C ara kararı uyarınca davalının esnaf-tacir kaydının olup olmadığı hususlarında mahkememize bilgi verilmesi için ilgili birimlere müzekkere yazılmasına karar verildiği, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 05/05/2025 tarihli cevabi yazısı ile davalı ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğunun bildirildiği görüldü. Mahkememiz dosyasının 21/01/2026 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ilgili Ticaret Sicili Müdürlüğü ve ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılarak davalının tacir kaydının bulunup bulunmadığı hususlarında mahkememize bilgi verilmesine karar verildiği, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 29/01/2026 tarihli cevabi yazısı ile davalı ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğünün ise 06/02/2026 tarihli cevabi yazısı ile de davalı ...'ın dairelerinde sadece gayri menkul sermaye mükellefi olduğu ve şirket ortaklığını ve yöneticiliğini yaptığı şirketlerin mahkememize bildirildiği görüldü. Mahkememiz dosyasının 13/05/2026 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 05/05/2025 tarihli ve 29/01/2026 tarihli yazı cevapları arasında çelişki bulunduğu bu yüzden ilgili birime yeniden müzekkere yazılarak yazılar arasındaki çelişkinin giderilmesinin istenildiği, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 05/06/2026 havale tarihli yazı cevabı ile davalı ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydının bunamadığının bildirildiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Mahkememizce davalının tacir kaydının bulunup bulunmadığının sorulması için vergi dairesine ve ticaret sicil müdürlüğüne müzekkereler yazılmış, müzekkere cevapları celbedilmiştir. Somut olayda, mahkememizce yazılan müzekkerelere verilen cevaplar incelendiğinde; ...Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından dosyamıza verilen 05/06/2026 havale tarihli cevapta; 05/05/2025 tarihli müzekkere cevabı ile davalının sehven ticari işletme kaydının bulunduğunun bildirildiği, yapılan incelemede davalının ticari işletme kaydının bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Dosya arasına gelen 08/05/2025 tarihli vergi dairesi yazı cevabında ; davalının gayrimenkul sermaye iradı yönünden 01/01/2008 tarihinde mükellefiyetinin başladığı, 01/03/2018 tarihinde sona erdiği bildirilmiştir. Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2025/634 E., 2025/790 K. Sayılı kararında " Sigortalı hakkında İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığından gelen cevabi yazıda; "...Dairemiz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... ..'ın tarh dosyası ve bilgisayar kayıtlarımız tetkikinde; kira gelirinden dolayı 01/01/2017 tarihinden itibaren gayrimenkul sermaye iradından dolayı mükellefiyeti bulunduğu ve halen faaliyetine devam ettiği..." şeklinde yanıt verilmiştir. Ekinde yer alan kayıtlar incelendiğinde; sigortalının, hasara uğrayan sigortalı taşınmazın 3 ayrı firmaya kiraya verilmesi nedeniyle kira geliri elde ettiği ayrıca sigortalı bina dışında başka bir taşınmazda %25 oranında pay sahibi olması ve bu taşınmazın iki ayrı firmaya kiralanması nedeniyle kira geliri elde ettiği, herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, defter tutmadığı sadece gayrimenkul sermaye iradından dolayı mükellefiyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Davanın mutlak ticari dava olmadığı, sigortalının tacir olmadığı, davanın haksız fiilden kaynaklandığı sabit olup bu durumda dava konusu yangın nedeniyle sigortalı tarafından dava açılması halinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından.." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Somut olayda, dosya arasına gelen yazı cevapları incelendiğinde davalının tacir olduğuna dair somut emareye ulaşılamadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3- Görevsizlik kararı kesinleştiğinde (2 hafta içersinde istinaf edilmediğinde yahut istinaf başvurusu reddedildiği takdirde) ve süresinde (kararın istinaf edilmeyerek kesinleşmesinden yahut istinaf ret kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde) talep edildiğinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK 20.maddesi uyarınca süresi halinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının Görevli yada Yetkili Mahkemeye gönderilmesi taraflar tarafından talep edilmediği taktirde Davanın Açılmamış Sayılmasına karar verileceğinin taraflara ihtarına , 5-HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/09/2026
Katip ... (e-imzalıdır)
Hakim ... (e-imzalıdır)