İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/304 E. 2025/702 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/304
- Karar No
- 2025/702
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/304 Esas KARAR NO : 2025/702
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/04/2025 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 YAZIM TARİHİ : 23/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ...'in .... taşınmaz sahibi olduğunu, davalı şirketin söz konusu köyde bulunan taşınmaz sahipleri ile yaptığı anlaşma sonucunda ...'dan aldığı ... nolu, .... işletme ruhsatı ve kendi belrledikleri .... kapsamında ... Noterliğinde 17.10.2014 tarihinde resmî şekilde verildiğini, satış vaadi içeren ve ödeme yükümlülüğünü üstlenen açık bir borç ikrarı olan taahhütname ve 26.06.2015 tarihinde ''Eğlence Köyü mevkiinde bulunan.... Ada ve parselde Kayıtlı taşınmazlar 26.06.2015 Tarihinde elbirliği olarak satışı ...'e satılmış olup satı bedelleri maliklerine satış bedelleri hisseleri oranında 29.06.2015 Pazartesi günü ilgili Hesaplarına havale edileceği garanti ve Taahhüt ederiz.'' şeklinde satış protokolü imzaladığını, akabinde davalı şirketin herhangi bir ödeme yapmayarak müvekkilliyle Arazi Borçları Süre Uzatım Protokolü imzaladığını ve bu doğrultuda uzatma tarihi olan 03.03.2021 tarihi itibariyle ana paraya %25 faiz ilave edilmiş TL borcu ve %5 faiz ilave edilmiş USD borcu ile 14,202,73 USD ödeyeceğini taahhüt ettiğini, bu süreçte ve hali hazırda davalı yanın müvekkiline ait taşınmazı kullanmasına rağmen borcunu ödemediğinden, davacı müvekkili .... E. Sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, işbu takibe davalı yanca 24.06.2023 tarihinde yetki ve borca itiraz edildiğini, dosyada yetki itirazı nedeniyle şirketin adresine uygun ....E sayılı dosyasından ödeme emri düzenlendiğini, davacı yanın burada da itiraz ederek takibin durdurulmasına karar verildiğini, itiraz sebepleri olarak sıraladığı hususların gerçek durumu yansıtmamakta olup gayrimenkulü baştan beri kullanmasına rağmen teslim edilmediği, borcun dayanağı senet...vs gibi dosyanın durumu ile alakası olmayan gerekçeler sıraladığını, yetkili icra dairesinde de böyle bir borcunun olmadığı gibi genel itiraz sebepleri ile itiraz ettiğini, davalının söz konusu ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemekle kalmadığını, ödeme süresi geçmiş olmasına rağmen hiçbir geçerli neden sunmadan borçlarını ödemediğini ve süreci kötüye kullandığını, adli yardım talebinin kabulüne, davanın kabulüne,...., biriminin faaliyetinin durması sonucunda, ... Nolu Dosya ile .... E dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 icra inkar tazminatının müvekkili lehine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete yapılan tebligatların usulsuz ve kanuna aykırı olup yok hükmünde olduğunu, bu nedenle işbu tebligatlar ile ilgili tüm işlemlere itiraz ettiklerini, usulsüz tebligat nedeniyle müvekkili aleyhine yapılan işlemlerin hiçbirini kabul etmediklerini, işbu davanın ... Limited Şirketine karşı ikame edildiğini, halbuki müvekkili şirketin, 28.07.2022 tarihinde unvan değiştirmiş olup ... Anonim Şirketi unvanını aldığını, işbu davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, görev itirazında bulunarak işbu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın huzurdaki davaya konu takip ile cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının takibe dayanak olarak gösterdiği Arazi Borçları Süre Uzatım Protokolü ("Protokol"), esas sözleşme olan Teklif ve Taahhütname'nin ayrılmaz bir eki olduğunu, asıl sözleşme olan "Teklif ve Taahhütname''den görüleceği üzere taraflara karşılıklı edimlerin yüklenmiş olup mutabakat metninde kayıtsız şartsız borç ikrarı bulunmadığını, davaya konu icra takibine; protokol metninde "cezai şart" olarak belirtilen tutarın konu edildiğini ve bu tutara faiz işletildiğini, halbuki .... numaralı kararı ile müvekkili şirket aleyhine benzer taleplerle açılan alacak davasında yine takibe konu protokol metnine benzer içerikte olan mutabakat metninde yer alan para borcunun vadesinde ödenmemesi durumunda %5 cezai şart alınacağı düzenlemesinin “gecikme zammı” niteliğinde olduğunu belirterek bu tutara faiz işletilmesinin hatalı olduğununu hüküm altına aldığını, yargılama esnasında müvekkili aleyhine yapılan işlemleri kabul etmediklerini ve bu işlemlere itiraz ettiklerini bildirerek, müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olması nedeniyle öncelikle mahkemenizce usulüne uygun şekilde tebligat yapılmasını, her halükarda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, arazi borçları süre uzatım protokolünden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılmış icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür. Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile “Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği” öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava; 1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri, 2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde, c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun; -Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde, -Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, -Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde, -Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde, -Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde, -Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde, -Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde, d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının TİCARİ DAVA ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir. Ticaret yasanın 5. maddesi ile “aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir. Somut olaya gelince; Davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davacı gerçek kişi ile davalı şirket arasındaki ilişki TTK'da düzenlenmeyip, genel hükümlere tabi olması nedeni ile uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Somut olayda, uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davacının tacir olmadığı, işin ticari nitelikte olmadığı, bu haliyle TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, .... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine, Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine, Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine, Dair, Davacı Vekili Av. ...., Davalı Vekili Av. ....'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/10/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.