İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/291 E. 2026/163 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/291
- Karar No
- 2026/163
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/291 Esas KARAR NO : 2026/163
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/04/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişki neticesinde doğmuş olan, davalı tarafın Müvekkil şirket kayıtlarına, cari hesaba ve faturaya dayanan borcuna bağlı olan alacağın tahsili amacı cari hesaptan kaynaklanan 208.098,82.-TL asıl alacak dayanak gösterilerek ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, ödeme emri borçluya tebliğ edildiğini, Borçlu başlatılan icra takibine davalı borçlunun borca itiraz etmesi nedeni ile takip durdurulduğunu, Müvekkil davacı takibe konu faturada belirtilen tüm edimlerini ifa etmiş (takibe konu fatura ekte) ancak müvekkil davacı edimlerin ifa edilmesine rağmen buna rağmen herhangi bir ödemede bulunmadığını, Müvekkil ile davalı-borçlu şirket arasında ticari ilişki mevcut olup buna ilişkin müvekkil şirketin davalı-borçludan takibe konu cari hesaptan kaynaklı alacağı bulunduğunu, Arz ve izah edilen nedenlerle; itirazının iptali takibin asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle devamına, davalı tarafın 9020'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Söz konusu restoranda, müşterilerine sunacağı hizmette kullanılmak üzere çeşitli yiyecek ve içecek ürünlerine ihtiyaç duymakta, bu nedenle birden fazla tedarikçiyle çalıştığını, Müvekkil işletmesinin kâr-zarar durumunu değerlendirmek amacıyla yaptığı incelemede, davacıdan gönderilmiş gibi gözüken ürünlerin miktarlarında uyumsuzluk olduğunu tespit ettiğini, Bunun üzerine devam edilen incelemede, müvekkilin eski çalışanı ...'in davacı dahil bir kısım tedarikçiler ile işbirliği içerisinde, muhtelif defalar müvekkile ürün teslim etmiş gibi gösterip, müvekkili dolandırdıkları tespit edildiğini, Tedarikçi, personeli ve adı geçen çalışanın bundan pay alarak kazanç sağlamış olabileceğini, Davacının, müvekkili zarara uğrattığı eylemleri bununla sınırlı olmadığını, Davacı personeli, şüpheli ... ile ortak çalışarak, müvekkilce verilmiş gibi gözüken başka siparişleri de teslim aldığını, Ardından muhtemelen üçüncü kişilere sattıklarını ve bundan haksız kazanç sağladıklarını, ..., savcılık ifadesinde "..." diyerek bu hususu teyit ettiğini, Bundan, müvekkil yetkilisinin haberi olduğunu öne sürmüşse de; buna dair tek bir delil veya iddia ettiği gibi bir whatsapp yazışması sunamadığını, Açıklanan nedenlerle; davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan dava; davacı ile davalı arasında devam eden ticari ilişki doğrultusunda davacı tarafından siparişlerin davalı tarafa teslim edilmesine rağmen davalının ödeme yapmadığı iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir. Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...E ...K sayılı ilamında özetle; "Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 158.082,69 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine açık hesap ilişkisini gösterir muavin defter örneğinin sunulmuş olduğu, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Davalı icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Dava tarihi 17/08/2020 itibarıyla davalının ikamet adresinin ... mahallesi -... olduğu uyaptan yapılan adres araştırmasında belirlenmiştir. Dava tarihi itibarıyla davacının yerleşim yeri ..., davalının ikamet adresi ... olduğu, takibin ve davanın yetkisiz İstanbul (çağlayan) mahkemesinde açıldığı, davalı tarafça ... mahkemelerinin yetkisine itiraz edilmiş ise de 6100 sayılı HMK 19. Maddesi gereği yetkisiz ... Mahkemelerinin yetkili olduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince kendisine verilen süre içinde dava tarihi itibarıyla ...'da yerleşim yeri bulunduğuna dair bir delil de sunmamıştır. Bu durumda aynı maddenin 2. Fıkrası gereği yetki itirazının dikkate alınması mümkün olmadığından İlk derece mahkemesince yetki itirazının dikkate alınmamasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı taraf arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunmuş ise de dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı ve arabuluculuk faaliyeti için davalıya gönderilen tebligata ilişkin PTT kaydı ile bu dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ... Esas ve ... Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Mahkemece inceleme kararı verilmesi üzerine davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikleri yaptırılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise defter incelemesi için ticari defterlerini ibrazdan kaçınıştır. Davacı tarafın sahibi lehine delil olma nitelğine sahip olmayan ticari deftelerinde davalıya kesilen faturalar ile yapılan tahsilatların kayıtlı oluğu, takip tarihi itibarıyla bakiye 158.082,69 TL alacak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf ayrıca davalıya yaptığı satışıları BS formlarını 2014 ve 2015 yıllarında vergi dairesine bildlirdiği, davalının ise 2014 yılına BA formu vermek zorunda olmadığı, 2015 yılında ise davacıdan satınaldığı mallara ilişkin BA formlarını vergi dairesine verdiği, davalının vergi dairesine alış bildirimine göre davacıdan 2015 yılında 78 adet fatura karşılığı 360.997 TL lik KDV hariç alım yaptığı kendi beyanı ile sabittir. Buna karşılık davalı taraf yaptığı ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi borcu sona erdiren bir sebepte ileri sürmemiştir. Davacının talebi davalının kendi BA beyanından düşük olmakla bu miktar alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarında, takip tarihi 195.098,82 TL davalı şirketten alacaklı olduğu, Dosyaya celp edilen BS/BA formlarında, davacı ile davalı şirket tarafından 2024 yılında 49 adet fatura için KDV hariç 981.545,00 TL tutarında alış-satış bildirimi yapıldığı, beyanların faturalar ile uyumlu olduğu, Takip tarih Takip talebinde daha düşük miktarda 13.000,00 TL işlemiş faiz miktarı talep etmiş olduğu, itibariyle 13.277,41 TL İşlemiş faiz hesaplanmıştır. Buna göre; Takip tarihi itibariyle 195.098,82 TL Asıl Alacak ve 13.000,00 TL İşlemiş faiz miktarı olmak üzere toplam 208.098,82 TL talep Edebileceği, İnceleme gün ve saatinde davalı yan ticari defter kayıtlarını sunmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişiden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ek raporda özetle: "Davalı vekilinin itirazları kök rapordaki görüşümü değiştirecek mahiyette olmadığı, Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarında, takip tarihi itibariyle 195.098,82 TL davalı şirketten alacaklı olduğu, Dosyaya celp edilen BS/BA formlarında, davacı ile davalı şirket tarafından 2024 yılında 49 adet fatura için KDV hariç 981.545,00 TL tutarında alış-satış bildirimi yapıldığı, beyanların faturalar ile uyumlu olduğu, Takip tarihi itibariyle 13.277,41 TL İşlemiş faiz hesaplanmıştır. Takip talebinde daha düşük miktarda 13.000,00 TL işlemiş faiz miktarı talep etmiş olduğu, Buna göre; Takip tarihi itibariyle 195.098,82 TL Asıl Alacak ve 13.000,00 TL İşlemiş faiz miktarı olmak üzere toplam 208.098,82 TL talep edebileceği, İnceleme gün ve saatinde davalı yan ticari defter kayıtlarını sunmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkememizin 12/09/2025 tarihli ilk celsesinde; "Uyuşmazlığın çözümü ve tarafların birbirlerine olan borç ve alacaklarının tespiti amacıyla tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına, Dosya kapsamında inceleme yapılması için mali müşavir bilirkişi atanmasına, Bilirkişinin sarf edeceği emek ve mesaisine karşılık 7.500,00 TL ücret takdirine, bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmaması hâlinde bilirkişi deliline dayanmamış sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı), İncelemenin 10/10/2025 günü saat 11:00'da mahkememiz kaleminde yapılmasına, Taraflarca, belirlenen inceleme gün ve saatinde; Taraflar arası ticari ilişkinin olduğu dönemlerin yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterleri ile ticari defter kayıtlarını ve ticari ilişkiyi gösteren cari hesap ekstreleri ile kayıtlara dayanak belgelerini (firma e defter mükellefi ise, E-yevmiye ve e-defteri kebirin PDF formatından Ocak ayındaki ilk beratı ve Aralık ayındaki son beratı ile faturaların ve ödemelerin e-defterlerde kayıtlı olduğu sayfaları, e-yevmiye defterinin kapanış maddesinin bir flash bellek içerisinde) mahkememiz kaleminde hazır bulundurulmasına, hazır bulundurulamıyorsa mazereti ile birlikte ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirmesi için işbu duruşma gününden itibaren iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve dosya kapsamına göre karar verileceği hususunun ihtarına (ihtarat yapıldı), *İnceleme gününü içerir işbu duruşma zaptının hazır olmayan tarafa ara kararlardaki ihtarat yerine geçmek üzere tebliğine" şeklinde ara karar kurulmuştur. Davalı tarafça duruşmaya iştirak edilmemesi sebebiyle söz konusu ara karar ihtarat yerine geçmek üzere 15/09/2025 tarihinde düzenlenen tebligat ile 20/09/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine davalı vekili tarafından 30/09/2025 havale tarihli dilekçe ile "Müvekkil şirket ticari defterlerinin ... veya ... adreslerinde yerinde incelenmesini talep ederiz" şeklinde yerinde inceleme talep edilmiştir. Mahkememiz ara kararında da açıklandığı üzere mahkememizce defter incelemesinin mahkememiz kaleminde10/10/2025 günü yapılmasına karar verilmekle birlikte tarafların e defter yükümlüsü olması hâlinde ilgili belgelerin flash bellek içerisinde mahkememizde hazır bulundurulmasına ve ayrıca tarafların ticari defter ve kayıtlarını mahkememiz kaleminde hazır bulundurulamıyorsa mazereti ile birlikte ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirmek üzere taraflara iki haftalık kesin süre verilmiştir. Davalı vekilince ticari defter ve belgelerin hangi sebeple mahkememiz kaleminde hazır bulundurulamadığı bildirilmemiş olmakla birlikte defter ve belgelerin bulunduğu adreste kesin ve net olarak bildirilmeyerek iki adresten birinde inceleme yapılması talep edilmiştir. Bunun üzerine gerek mazeretin bildirilmemesi gerekse adresin kesin ve net bildirilmemesi üzerine mahkememizce davalı vekilinin yerinde inceleme talebi 30/09/2025 tarihli ara karar ile reddedilerek taraflara tebliğ edilmiştir. Buna rağmen davalı tarafça inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtları mahkememiz kaleminde hazır edilmemiş olduğundan incelenememiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafça ticari defter ve kayıtlarının mahkememize ibraz edildiği, bilirkişi tarafından yapılan incelemede defter ve kayıtların sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunun tespit edildiği, bu doğrultuda davacı taraf ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalıdan 195.098,82 TL alacaklı olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği, yine mahkememizce celp edilen taraflara ait BA/BS kayıtlarında 2024 yılında 49 adet KDV hariç 981.545,00 TL tutarında alış satış bildirimi yapıldığı, beyanların faturalar ile uyumlu olduğu bildirilmiştir. Bu bağlamda sahibi lehine delil olmaya haiz davacı ticari defter ve kayıtlarında davalıya yapmış olduğu satışların ve tahsilatların kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle 195.098,82 TL alacaklı olduğu, davalının BA formu ile 49 ayrı kayıtta KDV hariç toplam 981.545,00 TL tutarında alış yaptığının kendi beyanı ile sabit olduğu, davalının yapmış olduğu ödemelere ait herhangi bir belge sunmadığı ve davacının başlatmış olduğu icra takibinin emsal istinaf ilamında da belirtildiği üzere davalının kendi BA beyanından düşük olduğu da dikkate alınarak asıl alacak bakımından davanın kabulüne, işlemiş faiz yönünden ise davacı tarafça davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir delil sunulmadığı da dikkate alınarak talebin reddine ve yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda taraflar arasındaki alacağın likit ve muayyen olması ile ticari ilişkiden kaynaklanması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Davalı tarafından ... 29. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KIMEN İPTALİNE, takibin 195.098,82 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacağın % 20'si olan 39.019,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.327,20 TL harçtan peşin alınan 2.513,32 TL'nin mahsup edilerek bakiye 10.813,88 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 3.375,00 TL'sinden davalı tarafın, 225,00 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 2.513,32 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 3.128,72 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen (davanın %93,75'i kabul edilmiştir) 195.098,82 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen (davanın %6,25'i reddedilmiştir) 13.000,00 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 13.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 225,00 TL tebligat, posta gideri ile 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.725,00 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre (davanın %93,75'i kabul edilmiştir) 7.242,18 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan 3.500,00 TL tebligat, posta masrafının kabul ve red durumuna göre (davanın %6,25'i reddedilmiştir) 218,75 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 31/03/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır