İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/274 E. 2026/196 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/274
Karar No
2026/196
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/274 Esas KARAR NO : 2026/196

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2025 KARAR TARİHİ : 27/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 22/04/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosyasıyla 253.460,02 TL cari hesap bakiyesi ve 92.193,48 TL faiz alacağı için icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketin 21.03.2024 tarihinde haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, taraflar arasında 05.08.2022 tarihinde ... ... projesine ilişkin yüklenici sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme kapsamındaki hizmeti eksiksiz yerine getirdiğini, bu süreçte düzenlenen faturaların davalı muhasebesine gönderildiğini, bir kısmının ödenmiş olmasına rağmen bakiye borcun kaldığını, cari hesap kayıtlarına göre 253.460,02 TL borç bakiyesinin mevcut olduğunu, teminat senedi bulunduğunu, davacının alacağının açıkça ortaya çıktığını, davalının alacak ve ferilerine yönelik itirazlarının haksız ve kötüniyetli olduğunu, bu sebeple itirazın iptali ile takibin devamını, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının mal kaçırma ihtimali karşısında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan 02/06/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosya kapsamında başlatılan icra takibine davalı ... ve İnşaat A.Ş. tarafından yapılan itirazın iptali talebiyle işbu davanın açıldığı, davacının dilekçesinde taraflar arasında ... ... projesine ilişkin yüklenici sözleşmesi bulunduğunu, bu kapsamda hizmetin ifa edildiğini, cari hesap bakiyesine dayalı olarak 253.460,02 TL asıl alacak ve 92.193,48 TL faiz için icra takibi başlatıldığını, ödeme emri gönderildiğini, davalının haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, faturalar ve cari hesap kayıtlarından alacağın sabit olduğunu ileri sürdüğü, buna karşın davalı tarafın davacının edimlerini sözleşmeye aykırı, eksik ve ayıplı ifa ettiğini, fatura bedeli karşılığı iş yapılmadığını, davacının alacak talep hakkı bulunmadığını, mevcut faturaların mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davacının iddialarının dayanaksız bulunduğunu, likit alacak koşullarının oluşmadığını, davacının haksız ve kötü niyetli şekilde takip başlattığını, bu sebeplerle davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesine ait 2024/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk sonu tutanağı, Taraflar arasında akdedilen sözleşme, Faturalar, Ba/bs formları, İhtarnameler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Mali müşavir bilirkişi ..., Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi... ve İnşaat mühendisi bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı oluşan toplam 253.460,02 TL cari hesap alacağının 92.193,48 TL işlemiş faizleriyle birlikte davalı tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2022 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, davacı 2022, 2023 ve 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2022-2023-2024 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120 Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etme olup, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturaların ve yapılan tahsilatların 120 hesap kodu altında kayda alındığı, yapılan işlemler sonucunda düzenlenen faturalardan kaynaklı davacının takip tarihi (04.03.2024) itibariyle davalı yandan 272.488,78 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu tespit edildiği, davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2022 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, davalı 2022, 2023 ve 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2022-2023-2024 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 320. Satıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından düzenlenen takibe konu faturaların ve cari hesap hareketlerinin davalı muhasebe kayıtlarına işlendiği, ve 320 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davalının takip tarihi (04.03.2024) itibariyle davacıya 171.516,65 TL cari hesap bakiye borçlu olduğu tespit edildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırılmalı olarak incelendiğinde, takip tarihi (04.03.2024) itibariyle davacı yan kendi ticari defterlerinde davalıdan 272.488,78 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı ise kendi ticari defterlerinde davacıya 171.516,65 TL cari hesap bakiye borçlu olduğu, buna göre cari hesap farklılığının (272.488,78 TL - 171.516,65 TL—) 100.972,13 TL olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının davacı tarafından davalı adına düzenlenen 01.10.2022 tarihli ... numaralı 100.972,13 TL bedelli faturanın davalın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından cari hesap farklılığının oluştuğu anlaşılmakla detaylı inceleme rapor içeriğinde yapılacağı, tarafların incelenen 2022, 2023 yılları karşılaştırmalı BS/BA bildirimlerinin birebir uyumlu olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen cari hesap farklılığına konu faturanın E- Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından düzenlenmiş olan faturanın davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, ancak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca söz konusu faturanın dosya kapsamında sunulmadığı görüldüğü, davacı tarafından süregelen ticari ilişki boyunca davalı adına 2022 yılında 5 adet, 2023 yılında 2 adet olmak üzere toplamda 7 adet fatura düzenlendiği, tarafların BA-BS bildirimlerine bakıldığında davacının düzenlediği 6 adet fatura yönünden davacının BS, davalının BA bildirimi verdiği, düzenlenen faturaların KDV hariç toplamları dikkate alınarak bakıldığında cari hesap farklılığına konu 01.10.2022 tarihli ... numaralı 100.972,13 TL tutarlı fatura yönünden davacının ve davalının herhangi bir BA/BS bildiriminde bulunmadığı, faturanın davalıya teslimine ilişkin sunulan herhangi bir belgenin de mevcut olmadığı, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafından davalı adına düzenlenen cari hesap farklılığına konu faturanın, davacının ispatına muhtaç olduğu kanaatine varıldığı, davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, fatura üzerinde herhangi bir ödeme vadesi yer almadığı, ayrıca davacının takip talebinde TTK. 1530. maddesi kapsamında bir talebinin mevcut olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının 92.193,48 TL işlemiş faiz talebinin dayanağı bulunmadığından, takip tarihi itibariyle işlemiş faiz yönünden alacağının bulunmadığının kabulünün gerekeceği, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtları kapsamında, davacı yan tarafından davalı adına tanzim edilen cari hesap farklılığına konu 01.10.2022 tarihli ... numaralı 100.972,13 TL tutarlı faturanın Mahkemece kabul edilmemesi halinde, davalının ticari kayıtları doğrultusunda davacı yanın takip tarihi (04.03.2024) itibariyle davalıdan 171.516,65 TL cari hesap bakiye alacaklı olacağı, ikinci bir seçenek olarak Mahkemece taraflar arasında ihtilaflı 01.10.2022 tarihli ... numaralı 100.972,13 TL tutarlı faturanın kabül edilmesi halinde, davacının ticari defterleri doğrultusunda, takip tarihi (04.03.2024) itibariyle davalı yandan 272.488,78 TL cari hesap bakiye alacaklı olacağı görülse de taleple bağlılık ilkesi gereği davacının 253.460,02 TL talep edebileceği, Teknik İnceleme bölümünde detayları açıklandığı üzere, teknik hesaplara ilişkin açık bir itiraz olmadığı, Hakediş, Yeşil defter, Ataşman, Fiyat değişikliği tutanakları vb. bilgi ve belge sunulmadığından teknik değerleme yapılamadığı, heyetin teknik üyesince yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde eksik işlere ait olduğu ifade edilen ve mahalleri yazılı kısa açıklamalı ve küçük resimler ekli, eksik işler olduğu iddia edilen imzasız bir belge dışında, hakediş raporu vb. belge dosyaya sunulmamış olmakla bir tespit yapılamaması hasebi ile sonuca ulaşılamadığı, Netice itibariyle gerek davacının alacak iddiası gerekse de davalının ayıp ve eksik işlere yönelik savunması bakımından da eser sözleşmesine ayıp nedeniyle sorumluluğu savunması kapsamında heyetimizce herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığının görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili talebi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı, 05.08.2022 tarihinde davalıyla ... 38 Ada 171 Parsel ... ... projesinin ince yapı işlerinin malzeme ve işçilik hizmetine yönelik yüklenici sözleşmesi imzalanmış olduğunu sözleşme kapsamında üstlenmiş olduğu hizmeti eksiksiz şekilde yerine getirdiğini , hizmetin ifası için kesilen faturalara itiraz edilmediğini fakat borcun ödenmediğini iddia etmiş , davalı ise hizmetin eksik ve ayıplı iaf edildiğini, teknik şartnamaye uygun iş yapılmadığı gibi fatura bedeli karar iş yapılmadığını , sonrasında başka bir firmaya işin düzelttirildiğini, masraf yapıldığını aksine alacaklı olduğunu savunmuştur . Taraflar arasınd 05.08.2022 tarihinde ... 38 ada 171 parsel ... ... 19/01/2019 tarihli sözleşmeyle İstanbul İli, ... ilçesi, ... Mahallesi, 38 Ada, 171 Parsel'de inşa edilmesi planlanan ... ... Evl ojesi kapsamında ,İnce Yapı İşlerinin, bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası olan, imzalanan, İŞVEREN tarafından onaylanan ve kabul gören sözleşme Ek 1'de detayları verilen, uygulama projelerine ve teknik şartlarına ve bunlar kapsamında atıfta bulunulan tüm standartlarda belirtilen vasıflarda ve kalitede, T.C, mevzuatındaki konuya ilişkin yasal ve idari düzenlemeler uyarınca malzeme * işçilik konulu adi yazılı eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, davacının iş sahibi davalının ise yüklenici olduğu anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar). Eserin teslim olgusu hukuki fiil ve maddi vakıa olup tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabilir (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2016/217 Esas, 2017/486 Karar) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Bu kabul, adi karine niteliğindedir. Nitekim; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin istikrar bulmuş içtihatlarında kabul edildiği üzere, bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. Ancak, sözleşme feshedilmiş ve işin üçüncü kişiye yaptırıldığı ileri sürülmüşse, bu kez karine, üçüncü kişi yararına oluşmaktadır. Elbette, her iki durumda da, bu karinelerin aksini ileri süren tarafın, bu savunmasını kanıtlanması mümkündür. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2021/423 Esas, 2021/1860 Karar). Davalı taraf, her ne kadar olay yerinde keşif yapılarak 3. Bir kişiye yaptırılan eksik ifaların tespit edilmesi gerektiği savunmasında bulunulmuşsa da , mahkememizce kendisine eksik ifa ve ayıplı ifaya konu edilen işlerle ilgili resmi makamlarca yapılan bir tespitin olup olmadığı yönünde beyanda bulunmak ve belgeleri sunmak üzere süre verilmişse de bu konuda delillerini ibraz etmediği bu haliyle Yargıtay-kapatılan-15 HD ve Yargıtay 6 HD yerleşik kararları uyarınca sözleşmenin devamı süresince yapılan işlerin yüklenici davacı tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, ayıplı ifa konusunda davalı tarafça yaptırılmış bir D.İş tespiti dosyası vs bulunmadığı, işin ayıplı olup olmadığı, zararın ve niteliğinin uzmanlık gerektirir olması nedeniyle bu hususun tanıkla ispatının mümkün olmayacağı, yine işin 3.kişilere yaptırıldığı, eksik ifanın tamamlatıldığı savunmasının adi yazılı belgeler, fatura veya tanıkla ispatı yeterli olmadığı, davalı tarafından dosyaya sunulan fatura örneğinin, her zaman temini mümkün olan belgelerden olup bu karinenin aksini ispata yeterli olmadığı, olay yerinde bu aşamada keşif icrasının dosyaya yenilik katmayacağı anlaşılmış ve bu savunmalarına itibar edilmemiştir. Davacı taraf faturalardan dolayı alacaklı olduğu iddiasını ispat etmek amacıyla ticari defter deliline dayanmıştır . 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.

Tarafların incelenen ticari defterlerine göre, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen cari hesap farklılığına konu faturanın E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, davacı tarafından süregelen ticari ilişki boyunca davalı adına 2022 yılında 5 adet, 2023 yılında 2 adet olmak üzere toplamda 7 adet fatura düzenlendiği, tarafların BA-BS bildirimlerine bakıldığında davacının düzenlediği 6 adet fatura yönünden davacının BS, davalının BA bildirimi verdiği, 01.10.2022 tarihli ... numaralı 100.972,13 TL tutarlı fatura yönünden davacının ve davalının herhangi bir BA/BS bildiriminde bulunmadığı, davacının cari hesabına konu ettiği bu fatura yönünden hizmetin ifa edildiğine yönelik bir delil sunulmadığı bilirkişi raporuna da itiraz etmeyerek raporun aleyhe kesinleştiği, 6 adet faturanın ise tarafların ticari defterlerinde kayıt altına alındığı , davalının 6 adet fatura bedeli karşılığında borcunu ödediğine ilişkin delil sunulmadığı böylece davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 171.516,65 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş bu miktar yönünden takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir. Davacı taraf her ne kadar takibe konu faturaların ödenmemesi nedeniyle temerrüt faizi talep etmişse de taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde temerrüt faizi işletileceğine yönelik kesin vadenin düzenlenmediği , temerrüt faizi alacağının talep edilebilmesi için bu aşamada ancak TTK 18/3 maddesine göre geçerli bir ihtarın varlığının aranacağı , davacı tarafça temerrüde düşürülmüş olan bir ihtara da delil listesinde dayanmadığı anlaşıldığından işlemiş faiz yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminat Talebi Yönünden: Bilindiği üzere İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.2006 tarihli ve 2006/19-295 esas, 2006/341 karar sayılı kararı; Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 2021/6454 esas 2022/5432 karar sayılı ilamı). Bu ilke ile kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisinde alacağın sözleşme ve faturaya dayalı muayyen (likit) olduğundan, bu alacağın hesaplanması için bilirkişiye başvurulması alacağın bu vasfını değiştirmez. Bu nedenle icra inkar tazminatının koşulları oluştuğundan davacı lehine asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 27/04/2011 tarih 2011/4805 esas 2011/5678 karar sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/8503 Esas ve 2021/3094 Karar sayılı Kararında vurgulandığı üzere) KARAR:Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;

1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 171.516,65-TL asıl alacak yönünden yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki hal ve şartlar üzerinde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, b) Alacak likit ve belirli ve belirli olmakla asıl alacak %20 oranındaki 34.303,33-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacaya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 11.716,30-TL karar ve ilam harcından daha önceden alınan 4.174,72-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 7.541,58 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 1.786,36-TL'sinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 1.813,64-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan, 615,40-TL başvurma harcı, 4.174,72-TL peşin harç olmak üzere toplam 4.790,12-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 15.000,00-TL bilirkişi ücreti, 270,00-TL posta giderinden ibaret toplam 15.270,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 7.577,12-TL'sini davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı tarafın üzerinde bırakılmasına, 8- Taraflarca yatırılan gider avansının harcanmayan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 27/03/2026

Katip ... e-imza*

Hakim ... e-imza*

Atıf: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/274, K. 2026/196, T. 27.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-20-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-274-e-2026-196-k-c3421f0783d9