İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/264 E. 2025/252 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/264
- Karar No
- 2025/252
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/265 Esas KARAR NO :2025/253
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/09/2022 KARAR TARİHİ:14/04/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin emekli imam olduğunu, hayatının hiçbir döneminde ticaretle uğraşmadığını, herhangi bir bankadan çek defteri almasının söz konusu olmadığını, müvekkili hakkında ... tarafından sahte kimlik düzenlendiğini, bu sahte kimlik ile müvekkili adına işletme kurulduğunu, mezkur işletmenin çok sayıda karşılıksız çeki piyasaya sürdüğünü, karşılıksız çekerin hamilleri müvekkilini borçlu göstererek icra takiplerinde bulunulduğunu, ayrıca karşılıksız çek düzenlediği iddiasıyla müvekkiline karşılıksız çek düzenlene suçundan ceza davalarının açıldığını, Türkiye'nin birçok farklı ilinde muhtelif zamanlarda defalarca gerçekleştiğini, gerçekleşmeye devam ettiğini, müvekkilinin açılan ceza davalarından beraat ettiğini, açılan icra dosyalarında müvekkilinin borcu bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile ilgili icra dosyalarında müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespit edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini dava ve talep etmiştir. SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. DELİLLER ve GEREKÇE : Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; Her bir davalının alacaklı olduğu dava dilekçesinde belirtilen icra dosyalarından takip konusu yapılan çek ve bonolardaki imzaların davacı eli ürünü olmadığı iddiası ile davacının menfi tespit talepli davası olduğu, davacı vekilinin 27/11/2023 tarihli dilekçesinde ... ..., ... ve ... dışındaki davalılar ile sulh olduğu belirtildiği görüldü. Deliller: Dosya mevcudu, Davacı vekilinin 22.11.2023 tarihli feragat dilekçesinde; Davalılardan ... aleyhine açılan davadan bu davalı yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Mahkememizin 14/04/2025 tarihli duruşmasında davacı vekili; Celbedilen ceza dosyasından bilirkişi ve savcı çekteki imzanın müvekkile ait olmadığını beyan etmiştir ve müvekkil beraat etmiştir, bu nedenle ... ... (temlik alan ... ...) tarafından alacak talebine konu .... İcra dosyası yönünden dosyanın tefriki ile yeniden bilirkişiye gidilmeksizin davamızın kabulüne, diğer davalılar ile ilgili sulh ve feragat beyanlarımız ve kabul eden davalı yönünden de kabul beyanı doğrultusunda karar verilmesini talep ederiz, dosyada Adli Yardım talebimiz kabul edilmiş olduğundan, karşı vekalet ücretleri dışında tüm yargılama giderlerini üstlenmeyi kabul ederiz, vekili bulunan davalılarla yapmış olduğumuz sulh ve feragatlerde karşı tarafın vekalet ücreti talebi bulunmamaktadır dedi. Mahkememizin 14/04/2025 tarihli duruşmasında; Davacı vekilinin bir kısım davalılar ile ilgili ayrı ayrı sulh, feragat ve davalı tarafından kabul beyanın bulunması, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmaması ve her bir davalıya ilişkin icra takip dosyasının farklı olması nedeniyle hukuk ve usul mahkemesi ve HMK 167/1 maddesi gereği davalılardan ...'a yönelik davanın tefriki ile mahkememizin 2025/265 Esasına kaydına ve yargılamasının bu esas numarasından devamına karar verilmiştir. Esas dava dosya yargılamasına devam edilmiştir. Davadan feragat HMK 307. maddesi hükmü gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davacının, talep ve sonuçlarından kısmen veya tamamen vazgeçtiği bir taraf işlemidir. Davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde, davadan feragate yetkili olduğu saptanmış, Feragat bildirimi de HMK’nun 309.maddesi hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Davacı vekili tarafından 22/11/2023 tarihli dilekçe ile dava açıldıktan sonra davacının dava konusu alacak talebi yönünden davadan feragat edildiğinden, karşı vekalet ücretleri dışında tüm yargılama giderlerini üstlenmeyi kabul ettiğini ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan edildiğinden, davanın feragat nedeniyle reddine, davalı vekil marifeti ile temsil edilmediğinden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında Adli Yardım taleplerinin kabul edilmiş olduğu göz önüne alınarak, kabul edilen davacı vekilinin adli yardım talebi doğrultusunda hazine tarafından karşılanan yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Feragat nedeniyle davanın reddine, 2-Davalı vekil marifeti ile temsil edilmediğinden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Kabul edilen davacı vekilinin adli yardım talebi doğrultusunda hazine tarafından karşılanan 200,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Harçlar Kanunu 22. Madde hükmü uyarınca alınması gereken 2/3 oranındaki 410,27 TL red karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK 341/2 maddesi gereği miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/04/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır