İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/239 E. 2025/980 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/239
- Karar No
- 2025/980
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/239 Esas KARAR NO : 2025/980
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/03/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının tahsili için, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine, borçlu şirketin haksız mesnetsiz ve kötüniyetli olarak itirazı sebebi ile takibin durmuş olduğunu, müvekkilinin, borçluya 03.07.2024 tarihli faturayı kesmiş ve aynı tarihli irsaliye ile faturaya konu malı davalıya teslim etmiş olduğunu, müvekkili tarafından kesilen fatura ve irsaliyenin tarafların ticari defter ve belgeleri ile vergi dairesi kayıtlarıyla sabit olduğunu, müvekkilinin alacaklı olmasına rağmen, borçlunun borcunu vadesinde ödememiş ve hakkında başlatılan mezkur takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz etmiş olduğunu, müvekkilinin, alacağının ödenmemesi üzerine, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış, ancak davalı borçlunun haksız, mesnetsiz, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak icra takibine de itiraz etmiş olduğunu, davalının itirazı üzerine ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ancak davalı taraf ile anlaşma sağlanamamış olduğunu, müvekkilinin alacağının muaccel, likit ve gerçek olup bu durumun somut delillerle sabit olduğunu, müvekkilinin alacağının tamamının muaccel ve likit olup, davalı borçlunun itirazının, haksız, kötüniyetli ve müvekkilinin alacağının sürüncemede bırakma amacına matuf olduğunu, zira müvekkilinin alacaklı olduğu sabit olmasına rağmen, davalının bilinçli ve açık kötüniyetle müvekkilinin alacağını ödemeyerek, hem nakit paranın kendisinde kalması nedeni ile kazanç temin ederken, hemde müvekkilinin alacağın miktarının yüksek olması nedeni ile alacağını alamayan müvekkilinin, ticari olarak zor duruma düşerek direncini kırmak sureti ile daha az bir miktara müvekkilini razı etmek peşinde olduğunu, Ülkemizdeki son 5 yıllık zorlu, yüksek enflasyonist ekonomik şartlar ile davalının kötüniyetle müvekkilinin alacağını ödememesi birlikte değerlendirildiğinde, tazminat şartlarının tamamı ve daha fazlası mevcut olup davalı hakkında %20’ den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ediyor olduklarını davalının itirazının haksız, kötü niyetli ve müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakma amacına matuf olması ve bu yolla zaman kazanıp, alacağı akim kılmak için malvarlığında eksilmeyi amaçlayan muvazaalı işlemlerde bulunma ihtimali göz önüne alınarak, dava sonunda telafisi güç veya imkansız zararların ortaya çıkacağı göz önüne alınarak, davalı borçlunun borca yetecek malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; fazlaya ilişkin talep, dava ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı borçlunun borca yetecek malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin talepname koşulları ile devamına, müvekkilinin alacağının tamamı muaccel ve likit olup, borçlunun itirazı haksız, kötüniyetli ve alacağı sürüncemede bırakma amacına matuf olduğundan, davalı hakkında %20'den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, davacı şirketin dava dilekçesinde belirttiği faturalardaki ürünlerin müvekkili şirkete ayıplı ve hatalı olarak gelmiş olduğunu, davacı bu süreçte her ne kadar ürünleri değiştireceğini beyan etmiş ise de ürünlerin değiştirilmemiş olduğunu, müvekkili şirketin de davacı şirketle aralarında uzun yıllardır süre gelen ticari dostluk sebebi ile ayıplı gelen ürünlere ilişkin herhangi bir işlem yapmamış olduğunu, fakat davacı şirketin kendi hatasından dolayı ayıplı mal gelmesine rağmen müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıp akabinde kötü niyetli olarak işbu davayı açmış olduğunu, davacı dava dilekçesinde her ne kadar faturalara itiraz edilmediğini beyan etmiş ise de faturaya itiraz edilmemesinin fatura konusu işin yapıldığı ve faturada belirtilen meblağın hak edildiği anlamına gelmediğini, faturanın tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğine sahip olduğunu, faturaya dayalı bir borcun varlığının her şeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, müvekkili şirketin bu hususta temel nitelikte bir borcu bulunmadığını, davacının işbu davayı kötü niyetle haksız kazanç elde etmek amacıyla açtığını ve iddialarının mesnetsiz olduğunu beyanla; haksız ve mesnetsiz olarak açılan işbu davanın reddine, davacının reddedilen meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığık; davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile fatura-irsaliye-cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 485.411,40 TL asıl alacak, 99.791,94 TL takip öncesi faiz alacağı olmak üzere toplam 585.203,34 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği ve takibin durmuş olduğu görüldü. Davacı tarafın 2023-2024-2025 yılı ticari defter ve kayıtlarının 11/08/2025 günü saat 14:30'da mali müşavir bilirkişi aracılığıyla mahkememiz duruşma salonunda incelenmesine karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi ... 25/07/2025 tarihli raporunda özetle; davacı tarafın 2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, mahkememizin 08.07.2025 tarihli duruşma tutanağında, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla Kahramanmaraş Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına karar verildiğini, davacı tarafın davalı taraf hakkında 485.411,40 TL asıl, 99.791,94 TL işlemiş faiz olmak üzere 585.203,34 TL toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek yıllık reeskont avans faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100. maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası üzerinden 26.11.2024 tarihinde takibe geçtiğini, davalı tarafın 03.12.2024 tarihinde takibe itiraz ettiğini, takip talebine açıklama olarak, “Fatura, İrsaliye, Cari Hesap 485.411,40 TL” diye yazıldığını, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği takibe konu olan 03.07.2024 tarihli, ... numaralı, KDV dahil 485.411,40 TL/KDV hariç 404.509,50 TL tutarlı, 1 adet faturanın olduğunu, davacı tarafın fatura tutarının tamamı üzerinden takibe geçtiğini, faturanın açıklama kısmına “Sodyum Karbonat” diye yazıldığını, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiğini, faturanın e-fatura olduğunu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığını, imza karşılığında teslim edilmediğini ve teslim alınmadığını, iş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiğini, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediğini, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği takibe konu olan faturaya ait 03.07.2024 tarihli, ... numaralı, 1 adet irsaliyenin olduğunu, irsaliyenin açıklama kısmına “Sodyum Karbonat” diye yazıldığını, miktar bilgilerinin belirtildiğini, irsaliyenin e-irsaliye olduğunu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığını ancak taşıyıcı bilgileri kısmına, “...” ismi yazılmak suretiyle imzalandığını, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği takibe konu olan 03.07.2024 tarihli, ... numaralı, KDV dahil 485.411,40 TL/KDV hariç 404.509,50 TL tutarlı, 1 adet faturanın olduğunu, iş bu faturanın taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiğini, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 03.07.2024 tarihli 485.411,40 TL tutarlı takibe konu fatura kayıt işlemi ile başladığını, 03.07.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 485.411,40 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 485.411,40 TL alacaklı olduğunu, mahkememizin 08.07.2025 tarihli duruşma tutanağında, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla Kahramanmaraş Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına karar verildiğini, netice itibariyle, davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 485.411,40 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın takip tarihi itibariyle 99.791,94 TL işlemiş faiz talep ettiğini, işlemiş faizin fatura tarihinden takip tarihine kadar yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 99.791,94 TL olarak hesaplandığını ve bu hususta nihai takdirin mahkememize bırakıldığını, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceğini, tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin mahkememiz takdirinde olduğunu bildirmiştir. Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla Kahramanmaraş Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına karar verilmiş ve yazılan talimatımız Kahramanmaraş Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sırasına kaydı yapılmış, ancak talimat mahkemesi'nce talimatta belirtilen davalı şirket vekiline tebliğine rağmen 2 haftalık kesin süre içerisinde ticari defterlerin sunulmadığı bu nedenle talimatın yerine getirilememiş olduğundan bahisle talimat evrakımızın bila ikmal mahkememize iade edildiği görülmüştür. Ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticari defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticari defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Davacı tarafın delillerinde taraflarına ait olan ve davalı tarafa ait olan ticari defter ve belgelere delil olarak dayandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği takibe konu olan faturaya ait 03.07.2024 tarihli, .... numaralı, 1 adet irsaliyenin olduğunu, irsaliyenin açıklama kısmına “Sodyum Karbonat” diye yazıldığını, miktar bilgilerinin belirtildiğini, irsaliyenin e-irsaliye olduğunu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığını ancak taşıyıcı bilgileri kısmına, “...” ismi yazılmak suretiyle imzalandığını, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği takibe konu olan 03.07.2024 tarihli, ... numaralı, KDV dahil 485.411,40 TL/KDV hariç 404.509,50 TL tutarlı, 1 adet faturanın olduğunu, iş bu faturanın taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiğini, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 03.07.2024 tarihli 485.411,40 TL tutarlı takibe konu fatura kayıt işlemi ile başladığını, 03.07.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 485.411,40 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 485.411,40 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığındın ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu faturalara ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememiştir. Davacı taraf ticari defterlere diğer deliller ile birlikte dayanmış olup mahkemece de davalının ticari defterlerini ibrazı HMK 222/3 ihtarı ile birlikte davalıya talimat Mahkemesi aracılığı ile talimat tensip zabtıyla gönderilmiş olmasına rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu durumda HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerde kayıtlı fatura konusu malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği hususunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar cevap dilekçesinde davacı tarafından gönderilen ürünlerin ayıplı ve hatalı olduğunu, davacı ile aralarındaki ticari güvene dayalı olarak herhangi bir işlem yapmadıkları savunmasında bulunmuş ise de, belirtilen savunmanın basiretli bir tacir olma ilkesine aykırı olduğu ve TTK m.18/3 hükmüne de aykırıdır. Her ne kadar takip talebinde işlemiş faiz talebinini de yer aldığı görülmüş ise de dava değerinin işlemiş faiz hariç bedel üzerinden harçlandırıldığı görüldüğünden bu hususta ayrıca inceleme yapılmamıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, satın alınan ve faturası belirli alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kısmen ile davalı tarafınBüyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 97.082,28 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 97.082,28 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 33.158,45 TL harçtan peşin alınan 5.363,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.794,85 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 5.979,00 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 8.137,00 TL olmak üzere toplam 14.116,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 76.811,71 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/10/2025
Katip ... ¸
Hakim ... ¸