İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/214 E. 2025/926 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/214
Karar No
2025/926
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/214 Esas KARAR NO : 2025/926

DAVA : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/03/2025 KARAR TARİHİ : 23/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Dava Dışı Şirket ... A.Ş.'nin müvekkili şirket ile aralarıdaki ticari ilişki nedeniyle müvekkiline ... tarihli çek ile ... TL ve ... tarihli çek ile ... TL olmak üzere toplam ... TL borcu bulunduğunu, borcun tahsili amacıyla dava dışı ... A.Ş.'ye karşı Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... E. ve .../... E. sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, dava dışı şirket borcunu ödemediğinden haciz yoluna gidildiğini, borçlu şirketten tahsilat yapılamaığını, ancak borçlu şirkete ait adrese fiili haciz için gidildiğinde aynı adreste davalı şirket ... Şti.'nin de faaliyet gösterdiğinin görüldüğünü, dava dışı borçlu şirket ... A.Ş. ile davalı ... Şti.'nin yetkilisinin davalı ... olduğunu, dava dışı şirket ... ile davalı ... Şti.'nin aynı adreste faaliyet göstermeleri, faaliyet konularının aynı olması, haciz için gidilen ... Mah. ... Cad. No:.. .../... adresinde hem ... hem ... Amblemi bulunan ürünlerin bulunması, her iki şirketin de Ticaret Siciline tescil edilen son ilanlarında şirket yetkilisinin davalı ... olması taraflar arasında organik bağ olduğunu gösterdiğini, dava dışı ... Şirketinin borçları nedeniyle taşınır taşınmaz malları üzerinde birçok haciz bulunduğundan, faaliyetine ... Şirketi üzerinden devam ettiğini, bu durumun, Türk Medeni Kanununun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalıların, dava dışı şirketin borçlarından kurtulmak için tüzel kişilik perdesinin arkasına saklandıklarını, hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketlerin aslında özdeş olduğunu, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulduğunu, ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetlerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketlerin aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut verdiklerini, neticeten; dava dışı ... A.Ş. ile davalı ... Şti. arasıdaki tüzel kişilik perdesinin çapraz, davalı ... ... arasındaki tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılmasını, dava dışı ... A.Ş.'nin müvekkiline olan toplam ... TL borcunun davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini, davalıların, huzurdaki davanın açılmasından sonra müvekkiline olan borcu ödememek için mal kaçırma ihtimalleri kuvvetle muhtemel olduğundan, davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile tüm banka hesaplarına ihtiyati tedbir konmasını talep ve dava etmiştir. Davalılara dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalıların davaya cevap vermediği bu sebeple H.M.K. 128. maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacakları kabul edilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir. Mahkememiz tensip ara kararı ile; Antalya Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı ... ŞİRKETİ 'nin ve dava dışı ... ŞİRKETİ'nin ticari kayıtlarının gönderilmesinin istenilmesine, -Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirket ve dava dışı şirketin kuruluşundan bu yana tüm çalışanlarını gösterir kayıtların gönderilmesinin istenilmesine, -Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas ve .../... E sayılı dosyalarının UYAP sisteminden celbine karar verilmiş, gelen müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip doyasının tetkikinden; Alacaklı ... Şirketi tarafından ... tarihli, ... Seri nolu ... TL bedelli çeke istinaden işlemiş faiz, komisyon, çek tazminatı ile birlikte toplam ... TL alacağına karşılık dava dışı borçlu ... Şirketi aleyhine ... tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinden; Alacaklı ... Şirketi tarafından ... tarihli, ... Seri nolu ... TL bedelli çeke istinaden işlemiş faiz, komisyon, çek tazminatı ile birlikte toplam ... TL alacağına karşılık dava dışı borçlu ... Şirketi aleyhine ... tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. Mahkememiz ... tarihli ara kararı ile; Dosyanın bir mali müşavir bilirkişi ve bir şirketler hukukunda hesap uzmanı bilirkişiden oluşacak heyete tevdi ile; taraflar arasındaki ihtilaflar doğrultusunda rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, bilirkişi heyetine davalı şirketin ve dava dışı ... A.Ş'nin (HMK 221.maddesi uyarınca) ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiş; Mahkememizce alınan ... tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle: "KANAAT VE SONUÇ : Dava dosyası ile ekindeki kayıt ve belgeler üzerinde yapılan incelemelerde, *Davacı şirketin takip/dava konusu ettiği alacağın dayanağı olan ... tarihli ... seri nolu ...-TL. bedelli çekin ve ... tarihli ... seri nolu ...-TL. bedelli çekin, dava dışı ... A.Ş. tarafından davacı şirket emrine verilen çekler olduğu, *Yargıtay HGK kararlarında ; Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; Şirketlerin adreslerinin aynı olması, Ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, Faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edileceği, *Buna göre; Davalı ... Şti. ile dava dışı borçlu ... A.Ş.nin; Kurucu ortağının aynı kişi olan ... ... olduğu, Şirket yetkilisinin aynı kişi olan ... ... olduğu, Şirket merkezlerinin aynı adres olan “... Mahallesi ... caddesi no:.. ... / ... “ adresi olduğu, Ticari iştigal konularının aynı olduğu, *Yukarıda belirtilen 14 adet personelin dava dışı ... A.Ş.nde çalışmakta iken işten çıkarıldığı ve hiç ara vermeden davalı ... Şti.ne işe giriş yapıldığı, tespit edilmiştir." görüş ve kanaat bildirdikleri, Raporun tetkikinden; Davalı şirketin ve dava dışı şirketin ticari defterlerinin ticaret sicilde kayıtlı adreslerinde bulunamaması nedeniyle incelenemediği anlaşılmakla; Davalılara, davalı şirketin ve dava dışı ... Şirketi'nin 2021-2022-2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını Mahkememize sunmaları için 1 AY KESİN süre verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği takdirde, davacının düz ve çapraz organik bağa ilişkin iddialarının ispat edilmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, ihtarlı duruşma zaptının davalı şirkete ve davalı gerçek kişiye (aynı zamanda davalı şirketin yetkilisi olmakla) tebliğine rağmen ara kararının gereğinin yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Davacı vekili ... tarihli ıslah dilekçesinde; Dava dışı ... A.Ş. ile davalı ... Şti. Arasıdaki tüzel kişilik perdesinin çapraz, davalı ... ... arasındaki tüzelkişilik perdesinin düz kaldırılmasını, Dava dışı ... A.Ş.'nin müvekkiline olan ... TL borcun vade tarihi olan ... tarihinden itibaren, ... TL borcunun vade tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile bilikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar tarafa yükletilmesi şeklinde ıslah etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalıların çek bedellerinden çek bedellerinden sorumlu tutulması talebine ilişkin alacak davasıdır. Yargıtay 11. HD.nin 2021/ 4234 E-2022/8380 K sayılı emsal kararında "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 125. (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 137.) maddesi gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket malvarlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir. Tüzel kişiliğinin bu malvarlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu malvarlığının onu oluşturan kişilerin malvarlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye "mal varlığının bağımsızlığı" ve "mal ayrılığı" ilkesi denilmektedir. Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir deyişle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar. Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir. Bu durum öğreti ve uygulamada "tüzel kişilik perdesinin aralanması" olarak ifade edilmektedir. Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonrada tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük ve kuralı hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz. Bu gibi durumlarda TMK'nın 2/2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğu için tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve perdenin ardında yer alan kişiler gerektiğinde sorumlu tutulmalıdır. Başka bir deyişle tüzel kişiye hukuk hayatında ayrı bir hukuki varlık tanınması ancak TMK'nın 2. maddesi kapsamında kurallara uygun hareket edilmesi ve tüzel kişiliğin ortakları veya yöneticileri tarafından kötüye kullanılmaması halinde söz konusu olabilir. İyi niyet kurallarına riayet edilmemesi ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hallerinde tüzel kişilik perdesi aralanarak, tüzel kişilik perdesinin arkasındaki gerçek duruma göre bir sonuca varılması gerekmektedir. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması tearosi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu teori, yalnızca ticaret hukukunda değil iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku ve diğer hukuk dallarında da uygulama alanı bulmuş; hatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 5941 sayılı Çek Kanunu gibi kanunlarda kamu yararı gibi özel menfaatlerin korunması amacı güdülerek gerektiğinde bu teorinin uygulanması ve sorumluluğa karar verilebilmesi için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Elbette, kanundan kaynaklanan bu gibi durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin tartışmaya gerek bulunmamaktadır. Yine muvazaa, kanuna karşı hile gibi durumlarda da bazen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir. Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda sakınılarak uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir. TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır. Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dahi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Organik bağ ile tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır. Özellikle somut olayın niteliği gereği organik bağın tespitinde, şirketlerin aynı holdinge bağlı olması, yöneticilerinin veya kurucularının aynı olması, bir borç takibinden kurtulmak için hisselerin devredilmesi, muvazaalı işlemler yapılması, hatta belirli işlemlerin aynı şekilde ve aynı usulde yapılması bile rol oynayabilmekte iken; tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması için iki şirket arasında alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli olarak işlemlerin yapıldığının ve bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediğinin somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Bununla birlikte bu iki kavram arasındaki en önemli fark ise; organik bağın varlığı halinde bir şirketin borçlarından dolayı bir başka şirketin mal varlığına el atılabilmekte iken tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması halinde borçlu şirketin yanı sıra kardeş şirketin hatta talep halinde kardeş şirketin ortaklarının mal varlığına dahi el atılmasının mümkün olmasıdır. Görüldüğü üzere aralarında bazı farklılıklar bulunmakla beraber organik bağ ile perdenin çapraz aralanması kavramları birbirinin alternatifi olan kavramlar değildir. Bu nedenle aynı olayda hem organik bağ hem de tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması yolları işletilerek sonuca ulaşılabilmesi mümkündür. Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK'nın 2. Maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Bununla birlikte öğreti; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötü niyetli) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedilmektedir. Öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. İkinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır. Nihayet üçüncü durum ise somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken ve perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir. Perdenin çapraz aralanması sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olmaktadır. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurulabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu itibarla mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ve eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir..." Yine Yargıtay 11. HD.nin 2016/ 5148 E-2017/7080 K sayılı emsal kararında:"..Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak tüm davalıların çek bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere TTK'daki sermaye şirketlerine ilişkin hükümler gözetildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket tüzel kişiliği ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin malvarlığının birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hallerin söz konusu olduğu durumlarda şirket ortağı aleyhine de tüzel kişilik perdesi aralanarak şirket borcundan dolayı sorumluluğuna gidilebilecektir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulması mümkün olabilecektir. Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı ... ...'nın durumu değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına dayandırıldığı, davalı ... ...'nın ise bir gerçek kişi olduğu gerekçesiyle davalı ... ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..." şeklideki emsal kararları doğrultusunda yapılan yargılama sonucu; Somut olayda; davacının kambiyo senedi niteliğini haiz çeklerin tahsili için çek borçlusu -keşidecisi dava dışı ... Şti aleyhine iki ayrı icra takibine giriştiği, takip dosyalarında tahsilat yapılamadığı, borçlu şirketin adresine fiili haciz için gidildiğinde aynı adreste davalı şirketin faaliyet gösterdiğinin görüldüğü ve haciz tutanağına geçirildiği, ... adresli internet sitesinde ..., ... ... isimli internet sitesinde ..., ..., ... ifadeleri ile tanıtım yapıldığı, alınan bilirkişi heyeti raporu ile; Davalı ... Şti. ile dava dışı borçlu ... A.Ş.nin kurucu ortağının aynı kişi olan ... ... olduğu, şirket yetkilisinin aynı kişi olan ... ... olduğu, şirket merkezlerinin aynı adres olan “... Mahallesi ... caddesi no:.. ... / ... “ adresi olduğu, ticari iştigal konularının aynı olduğu, rapor içeriğinde belirtilen 14 adet personelin dava dışı ... A.Ş.nde çalışmakta iken işten çıkarıldığı ve hiç ara vermeden davalı ... Şti.ne işe giriş yapıldığı, asıl borçlu şirketin ve dava dışı şirketin ticari defterlerinin ibrazı için verilen ihtar kesin süreye rağmen defterlerin ibraz edilmemesi karşısında borçlu şirketin gayri faal olup olmadığı tespit edilememiş ise de takip konusu borçların ödenmemiş olması karşısında borçlarını ödeyemez durumda olduğunun, bu itibarla yeni kurulan davalı şirket ile borçlu şirket arasında organik bağın ötesinde gerek yönetimsel, gerekse mal varlığı açısından iktisadi bütünlük olup, birbirinin devamı mahiyetinde olduklarının, davalı şirketin asıl borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırmak kastıyla kurulduğunun kabulü gerektiği, dolayısı ile asıl borçlu şirketin borcundan sorumlu tutulması gerektiği, Şirket ortağı-yetkilisi aleyhine açılan davada da; perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulması mümkün olmakla, pay sahibinin şirket tüzel kişiliği ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin malvarlığının birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hallerin söz konusu olduğu durumlarda şirket ortağı aleyhine de tüzel kişilik perdesi aralanarak şirket borcundan dolayı sorumluluğuna gidilebilecektir. Bu anlamda değerlendirme yapılabilmesi için dava dışı-borçlu şirketin ticari kayıtlarının incelenerek; şirketin tek ortağı ve yöneticisi olan davalının mal varlığı ile şirket malvarlığının birbiri ile karışıp karışmadığı, davalının art niyetli ve hesaplı davranışlarla şirketteki hakimiyetini kötüyü kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin ve arkasına saklanıp saklanmadığının, ortağın kendi mal varlığı ile şirketin mal varlığı birmiş gibi davranıp davranmadığının, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilip edilmediğinin, özellikli şirket tüzel kişiliğinin bilinçli olarak üçüncü kişileri zarara uğratıp uğratmadığının belirlenmesi gerektiği, ancak yukarıda belirtildiği gibi asıl borçlu şirketin ve davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan davalının verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtları ibraz etmediği anlaşılmakla, ıslah dilekçesi de esas alınarak her iki davalı aleyhine açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE; ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip doyası ile, ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan ... TL peşin harç ile ... TL başvurma harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat ve posta masrafları olmak üzere toplam ... TL yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 23/12/2025

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/214, K. 2025/926, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-214-e-2025-926-k-96e25d5275f7