İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/213 E. 2025/826 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/213
- Karar No
- 2025/826
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/213 Esas KARAR NO :2025/826
DAVA:Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:24/03/2025 KARAR TARİHİ:24/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; 15/07/2013 tarihinde sürücü ...'in ... plakalı araç ile seyir halinde iken park halinde duran ... plakalı traktöre çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu kaza nedeniyle ...'in vefat ettiğini, ...'in 2918 sayılı KTK'nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında aracın ... Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu, dava konusu talepler hususunda davalıya başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını, başvuru neticesinde davalı nezdinde ... numaralı hasar dosyasının oluşturulduğunu, dava konusu kazaya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/... soruşturma dosyasının açıldığını, son olarak kaza neticesinde müvekkilinin müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını iddia ederek; belirsiz alacak davalarının kabulünü, şimdilik 50,00-TL destekten yoksun kalma tazminatını kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Usule ilişkin olarak 6098 sayılı yasanın 72. Maddesinin 1.fıkrası uyarınca zamanaşımı itirazlarının olduğunu, diğer yandan huzurdaki dava öncesinde 27/02/2023 tarihinde huzurdaki dava ile aynı konu ve talepli Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2023.E... sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başvuruda bulunulduğunu, başvurunun usulden reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu nedenle HMK'nın 114. Maddeyi uyarınca davanın reddinin gerektiğini, son olarak davacının kanunda belirtilen evraklarla başvuruda bulunmadığını, esasa ilişkin olarak; müvekkilinin sorumluluğunun araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, huzurdaki trafik kazasında müteveffanın %100 kusurlu olduğunu, kişinin kendi kusuruyla ölümüne neden olmasında müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle eğer bir hesaplama yapılacaksa müretafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın kaza esnasında koruyucu ekipmanları olmadan seyahat ettiğini ve alkollü şekilde araç kullandığın, diğer yandan müteveffanın yolcu olması durumunda hesaplanan tazminattan Hatır Taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, son olarak müvekkilinin temerrüte düşmemesi sebebi ile davacının faiz talebinin reddinin gerektiğini iddia ederek; davanın öncelikle usulden daha sonra esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. Aktüerya Uzmanı Bilirkişinin 09/09/2025 Tarihli Raporunda Özetle; "15.07.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalının müteselsilen %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre belirlenen zarar tutarından müteveffanın kaskının bulunmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi sonucu yapılan hesaplamaya göre; olayda vefat eden ...'in geride kalan hak sahiplerinden davacı eş ...'in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararını 758.493,63-TL olduğunu, davacı ile dava dışı hak sahiplerinin maddi zarar toplamı kaza tarihi itibariyle geçerli olan zorunlu trafik sigorta poliçesindeki 250.000,00-TL'lik limiti aştığından davalının 250.000,00-TL limit ile sınırlı olarak sorumlu olacağı ve bu tutarın davacılar ile dava dışı hak sahibinin payına isabet eden tutarlarının poliçe limiti ile sınırlı olarak talep edilebilir zarar tutarının davacı eş için 248.278,61-TL ve dava dışı oğlu için 1.721,39-TL olmak üzere toplam 250.000,00-TL olduğu, başvuru tarihine göre temerrüt tarihinin 27/02/2024 olarak belirlendiği," görüş ve kanaatine varılmıştır. Davacı Vekilinin 01/11/2025 Havale Tarihli Dava Değeri Arttırım Dilekçesinde Özetle; Dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiklerini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile toplam talep edebilecekleri miktarın 248.278,61-TL olarak belirlendiğini, bu nedenle toplam 248.278,61-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, alacak için kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: -Davacı vekili tarafından sunulan; 14/02/2024 ve 21/01/2023 tarihli davalı şirkete başvuru dilekçeleri ve başvuru evrakları -... Cumhuriyet Başsavcılığı'nını 2013/... soruşturma sayılı dosyası -Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2023.E... sayılı dosyası -... Sigorta'dan gelen ... plaka sayılı araca ilişkin müzekkere cevabı -Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden gelen müzekkere cevabı -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Bilirkişi raporu -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Haksız bir eylem sonucu ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasına dayanarak bu sebeple uğradıkları kayıpların ödettirilmesini isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 91. maddesi gereğince aynı Kanun’un 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu Mali sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince, Sorumluluk Sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ... Hesabı karşılayacaktır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Eren Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; Kılıçoğlu Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). KTK'nın 86. maddesinde ise bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında KTK’nın 91. maddesiyle de işletenin aynı Kanun’un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir. KTK’da zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. KTK’nın “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde: “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c)İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d)Bu Kanun’un 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f)Manevi tazminata ilişkin talepler” hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır. Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, KTK’nın 92. maddesinin (b) bendinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğu”na ilişkin hükümdür. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir. Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53/3. (BK 45/2.) maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. TBK’nın 53. (BK 45) maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki TBK’nın 53/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E.-411 K. sayılı ilamı). Davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; desteğin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte destek üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın desteğin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan destek zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. Desteğin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir. Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan destek üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Şu hale göre; işleten (veya sürücü) murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup bu zarar, gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Somut olayda da davacının desteği, tam kusuru sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmiş; davacı, destekten yoksun kalan sıfatıyla, ... Hesabını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuştur. Davacının üçüncü kişi konumunda olup, işleten (veya sürücü) yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanun’da ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, KTK ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, davalı ... Hesabı, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı, davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK’nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 Esas - 411 Kararı; YHGK’nın 22.02.2012 gün 2011/17-787 Esas, 2012/92 Karar; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas, 2013/74 Karar). Somut olayda, 15/07/2023 tarihinde, davacının eşi olan sürücü ..., sevk ve idaresindeki, ZMMS'sı bulunmayan ... plaka sayılı araç ile trafiğe kapalı olan yolda ilerlerken yol yapımında kullanılan, yolun kenarında park halinde olan traktöre çarpmasıyla vefat etmiştir. Davacı, zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçtaki sürücü konumundaki eşinin destekliğinden dolayı davalı ... Hesabından destekten yoksun kalma tazminatı talep etmektedir. ... CBS dosyasından sürücünün 100 promil alkollü olduğu, aynı kazada yolcu ...'nın da 223 promil alkollü olduğu ve yolcunun da aynı kazada vefat ettiği tespit edilmiştir. ... plakalı motosikletin 125 cc olup trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğu sunulan ruhsat kaydı ile sabittir. ... plaka sayılı traktörün de tespit edilen sigorta kaydı bulunmamaktadır. Davaya konu kaza 15/07/2013 tarihinde meydana gelmiş olup bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Kanun ve Genel Şartlar ve konuya ilişkin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre davacının talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı gözetilerek, davalıdan destek tazminatı talep etme hakkı bulunduğu anlaşılmıştır. KTK 109/2 maddesi kapsamında mağduru farklı olsa da aynı olay nedeniyle dava dışı yolcu ... Mercan yönünden meydana gelen taksirle öldürme suçu kapsamında yerleşik Yargıtay 4. HD içtihatleri uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresi somut olaya uygulanacağından kaza ve dava tarihi ile 15 yıllık zamanaşımı süresi gözetilerek davalının zamanaşımı defi reddedilmiştir. Celp edilen sigorta tahkim dosyasında davacı başvurusu, sürücünün kim olduğunun tespit edilmesinin yargılama gerektireceğinden bahisle, usulden reddedilmiş ise de olaya dair ceza soruşturma dosyasından sürücünün müteveffa ... olduğu açıkça tespit edilmiş, aksine delil sunulmamıştır. Tahkim tarafından verilen kararın usuli nitelikte olduğu, esasa yönelik maddi kesin hüküm niteliği taşımadığı anlaşıldığından davalının dava şartı yokluğuna dair itirazına itibar edilmemiştir. Kaza tarihi itibariyle kendi kusuru ile ölümüne sebep olan destek olsa da davacının tazminat talep edebileceği anlaşılmakla aktüer raporu alınmıştır. Kazaya karışan her iki aracın da zorunlu trafik sigortası bulunmamaktadır. Kusur durumunu değerlendirmek hakimin görevidir. Kazanın üzerinden geçen zaman da gözetildiğinde kusur yönünden yerinde tespit yapılmasının, aradan geçen zaman karşısında mümkün olmadığı, savcılık tarafından tutulan soruşturma dosyasının içeriği itibariyle değerlendirme yapılabileceği, yasal sınırın üstünde güvenli sürüş yeteneğini kaybedecek şekilde alkollü vaziyette, trafiğe kapalı olan alanda gece vakti motosiklet süren olan desteğin tam kusurlu olduğu, bu noktada şüphe oluşması ihtimalinde dahi kazaya karışan park halindeki diğer aracın da trafik sigortası bulunmayıp davalı sorumluluğunda olduğu, karayolunun vaziyetine dair bir eksiklik iddiasının veya bu yönde bir tespitin bulunmadığı, bilgi sahibi beyanından güvenlik önlemi, işaretçi bulunduğunun ifade edildiği anlaşıldığından ayrıca bir kusur raporu almaya gerek görülmemiş, doğrudan aktüer raporu alınmıştır. Aktüer tarafından hesaplanan gerçek zarar miktarlarının kaza tarihindeki 250.000,00-TL'lik limiti fazlasıyla aştığı, desteğin ölüm tarihinde anne ve babasının sağ olmadığı, ölüm tarihinde 18 yaşını ikmal etmeyen bir çocuğunun da payının ayrıldığı, desteğin müterafik kusur indiriminin de tespit edilen gerçek zararı limitin altına düşürmediği, davacı yönünden davalının sorumluluk limiti ve garame hesabına göre göre artırılan 248.278,61-TL'lik talebin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacınn ... Hesabı'na 14/02/2024 tarihinde başvurduğu, ödeme yapılmaması üzerine 27/02/2024 tarihinde temerrüdün doğduğu, olayda avans faizini gündeme getirecek bir ticari iş bulunmadığı, hükmedilen tazminata bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın Kabulü ile, 248.278,61-TL destekten yoksun kalma tazminatının 27/02/2024 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken16.959,91-TL karar ve ilam harcından; 615,40-TL peşin harç ve 850,00-TL ıslah harcı toplamı 1.465,40-TL harcın düşümü ile eksik kalan 15.494,51-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç ve 850,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.080,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 6.305,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. 24/11/2025
Katip ... Hakim ... e-imza e-imza