İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/206 E. 2025/493 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/206
Karar No
2025/493
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/206 Esas - 2025/493 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/206 Esas KARAR NO : 2025/493

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 05/02/2025 KARAR TARİHİ : 10/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yük taşımacılığı ile uğraştığını, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki devam ederken davalı şirket tarafından nakliye bedeline ilişkin her biri ayrı işin yapılmasına istinaden düzenlenen 10 adet faturanın toplam bedeli 154.948,00 TL borcun ödenmediğini, faturalara itiraz edilmediğini, davalı şirketin taşıma işi gerçekleştikten bir hafta sonra ödeme yapacağını vadetmesine rağmen ödeme yapmaması sebebiyle davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu iddia ederek ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının Hendek İcra Müdürlüğü'nün 2024/1447 Esas sayılı icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalının davacıdan iddia edildiği gibi bir hizmet almadığını, davalının müvekkili firmayı temerrüde düşürmediği hususu göz önüne alındığında faiz talebinde bulunabilmesinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddine ve davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; taraflar arasında akdedildiği iddia olunan taşıma sözleşmesine binaen vücut bulan taşıma ücretine ilişkin faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; taraflar arasında akdedildiği iddia olunan taşıma sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, icra takibine dayanak teşkil eden fatura nedeniyle takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağının olup olmadığı, neticeten alacağın varlığı ile miktarı hususlarından ibarettir. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller Sakarya Defterdarlığı, Hendek Vergi Dairesi Müdürlüğünden celp edilen bilgi ve belgeler incelenmiştir. IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. Maddesinde bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılacağı, buna göre fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de ticari defterlere kaydedilmiş olması malın teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil eder. Yine aynı madde uyarınca, faturanın içeriğine kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Yine anılı maddenin 2. fıkrasında kanuni bir karineye dayanan tarafın, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında olduğu belirtilmiş; kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı tarafın kanuni karinenin aksini ispat edebileceği kabul edilmiştir. Kanuni karine, belli bir vakıadan, belli olmayan diğer bir vakıa için kanun tarafından çıkarılan sonuçtur. Kanuni karineler de adi kanuni karine ve kesin kanuni karine olarak ikiye ayrılmaktadır. Adi kanuni karineler aksi ispat edilebilen karineler iken, kesin kanuni karinenin varlığı hâlinde karşı taraf bunun aksini ispat edemez (... Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ocak 2021, S. 244 vd.). Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Bakınız: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2021 Tarih 2017/(19)11-926 Esas 2021/177 K. Sayılı ilamı) 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmemesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Bakınız Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 11.11.2020 T. 2019/3926 E. 2020/2954 K. Sayılı ilamı). Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 25/10/2018 Tarih, 2018/2599 Esas 2018/5261 Karar Sayılı ilamında, "... davalı tarafından form BA belgeleriyle vergi dairesine bildirildiği, bu nedenle söz konusu faturanın ve fatura içeriği malzemenin teslim edildiğinin kabulü gerektiği..." belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302E. 2015/12272K. Sayılı ilamında, "...davalı tarafından dava konusu olaya ilişkin düzenlenen üç adet faturanın davalının mal ve hizmet satın alınan firmaları beyan ettiği BA formunda ve davalının mal ve hizmet satılan firmaları beyan ettiği BS formunda yer aldığı belirtilmiş olup, davalı yanca bu açıklamaya açıkça itiraz edilmemiştir. Bu itibarla, davacının dava konusu münazaalı hususla ilgili iddiasını bizatihi davalı kayıtları ile ispat ettiğinin kabulü gerekmekte olup, mahkemenin bu yöndeki kabulünde de bir isabetsizlik olmadığından ayrıca davalı defterlerinin incelenmesine ihtiyaç yoktur...." belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1). Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir. Dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (HMK'nın 320/2). Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c. 1). Bununla birlikte işin niteliğine göre hakimin bir aydan sonraya duruşma günü verip ikiden fazla duruşma yapması da mümkün kılınmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 321/1.fıkrasında ise "Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez" hükmü düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, yazılı yargılama usulünde olduğu gibi sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir; bunun için ayrıca süre verilmez. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre: davacı taraf, faturaya dayalı alacağının tahsili için davalı şirket hakkında icra takibi başlattığı, takibin davalının itirazı ile durduğu ve itirazın iptali için eldeki davanın ikame edildiği, davalının huzurdaki dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde ve takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, alacaklı görünün tarafa müvekkili borçlu şirketin herhangi bir borcunun olmadığını beyan ettiği, davalının BA kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek olmadığı, zira münazaalı hususlar bizatihi davalının kayıtları ile ispatlandığı, asıl alacak miktarının 154.948,00.-TL olduğu anlaşılmakla; davanın faturalar yönünde akdi ilişkinin ve fatura ile fatura içeriği hizmetin verildiğinin kabulü gerektiğinden davanın kabulüne, likit olan alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Davalı adına dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli çıkarılan davetiyenin ve ön inceleme tensip zaptı ekli davetiyenin usulünce tebliğ edildiği, buna rağmen davalı taraf ön inceleme duruşmasına katılmadığı; ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra, tahkikat aşamasına geçildiği, ön inceleme duruşmasından sonra dosya arasına yeni bir delil alınmadığından, tahkikat aşamasında davalı tarafın dinlenilmesini gerekli kılacak bir husus bulunmadığından ve basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmediğinden, davalıya tahkikat duruşmasına ilişkin davetiye çıkartılmamış ve tahkikat sonunda ön inceleme duruşmasında ön inceleme aşaması tamamlanarak tahkikat aşamasına geçilmiş ve HMK 320 maddesi hükmü de nazara alınarak ön inceleme duruşmasında (Emsa: Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 28/03/2024 T. 2021/5329 E. Ve 2024/2570 K. Sayılı ilamı) dosya karara çıkartılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Hendek İcra Müdürlüğü'nün 2024/1447 Esas sayılı takip dosyasındaki borca yönelik itirazın İPTALİ ile, Takibin 154.948,00.-TL asıl alacak üzerinden devamına, 154.948,00.-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları Tarifesi Gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 10.584,50-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.646,13-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 7.938,37-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 2.646,13-TL Peşin/nisbi Harcı, 2.240,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.501,53TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Artan gider avansın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Arabuluculuk Ücreti olan 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/07/2025

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/206, K. 2025/493, T. 10.07.2025, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-206-e-2025-493-k-6b6c87472a2a