İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/176 E. 2026/70 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/176
Karar No
2026/70
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/176 Esas KARAR NO: 2026/70 DAVA: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 04/09/2025 KARAR TARİHİ: 26/03/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- mukim davacı -----yazılım geliştirme ve iş süreçleri otomasyonu alanında faaliyet gösteren bir teknoloji firması olduğunu, müvekkili şirketin dijital sözleşme yönetim sistemi ve elektronik onay altyapısı hizmeti sunan ---- üzerinden hizmet verdiğini, müvekkilinin bu sözleşme yönetim sistemi ve elektronik onay altyapı hizmetini ticaret defter ve faturalarından da anlaşılacağı üzere ------ bantlarında değişen ücretler ile müşterisi olan şirketlere sunduğunu, davalı ----- yılı son çeyreğinde yapılan yazışmalar ve müzakere edilen yazılım sözleşmesi taslakları doğrultusunda tarafların anlaştığını, bu anlaşmaya istinaden davacı müvekkili yazılım ve marka haklarının tamamının kendisine ait olduğu sözleşme yönetim sistemini davalının talepleri doğrultusunda revize ederek davalının sistemine entegre edecek bunun karşılığında da davalı müvekkil davacıya -----ödeyeceğini, ancak davalı şirketin ----- mukim olması nedeniyle sözleşmeler fiziken imzalanamadan davacı kendisine düşen sorumlulukları yerine getirerek davalı taraf müvekkili şirkete ait -------- platformunu aktif biçimde kullanmaya başladığını, müvekkilinin davalı için sistemin hazır hale gelmesi amacıyla yoğun teknik çalışma yürüttüğünü, bu kapsamda davalıya özel -----yazıldığını, kalıp sözleşmeleri alınarak -----formatına dönüştürüldüğünü, --- üzerinden şablonlar oluşturulduğunu, ----- kullanılarak ---- tanımlandığını, davalı tarafından iletilen değişkenler sisteme entegre edildiğini, ---- otomatik doldurma---- fonksiyonu geliştirildiğini, imza firmasına ---- otomatik veri aktarımı sağlandığını, ----arasında entegrasyon kurulmuş ve ----- kayıtları ile doğrulama imkanı sağlandığını, ------- sağlandığını, Davalıya ------oluşturulmuş, ödeme yapılmaması nedeniyle ------ kapatılarak erişim engellendiğini, bu tüm süreç yaklaşık 3-4 hafta sürmüş ve müvekkilin maddi/manevi kaynaklarını ciddi ölçüde tükettiğini, davalının yazılımı yalnızca test amacıyla değil, ticari süreçlerinde fiilen ve düzenli şekilde kullandığını, davacı müvekkilinin davalı tarafın zarara uğramaması ve kendisine ait sistemi hemen kullanıma başlayabilmesi için aralarındaki anlaşma ve yazışmalara istinaden sistemi davalının istediği revizelere uygun hale getirmiş ve davalının şirketine kurduğunu, ancak davacı şirketin kurulumu tamamladıktan sonra sözleşme imzalama aşamasına gelindiğinde davalı şirket bir çok bahane ile sözleşmeye imzalamaya yanaşmadığını, kullanıma ---- ve işlem zaman çizelgesi müvekkilimiz ve 3. Aracı kuruluşlar nezdinde kayıt altına alınmış olup, mahkemenize fiziki olarak flash bellek ortamında delil olarak sunulacağını, yazılım ve sistemin davalının şirketine kurulmasını takip eden süreçte; ticari faaliyet kapsamında düzenli şekilde kullanılmasına rağmen, davalı şirket tarafın tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ----- tarafından bir çok kez gerek şirketin yetkililerine gerek proje yöneticilerine defalarca yazılı ve sözlü hatırlatmalarda bulunmuş olmasına rağmen; davalı hem sözleşme imzalamaya hem de ödeme yapmaya yanaşmadığını, davalı şirket sözleşmesel edim borcu olan ----- bedeli davacı müvekkilimize yatırmadan aylarca fikri, sınai hakları ile marka hakları davacı müvekkilimize ait olan sözleşme sistemlerini kullandığını, davalının iddiaları yerinde olmasa dahi kabul etmemek şartı ile belirtmek gerekir ki; fikri ve sınai mülkiyeti hukuku kapsamında bir ürünün kullanılması için kullanım izin verilen yazılı bir sözleşmenin bulunması gerektiğini, müvekkiline ait olan ürün ve sistemlerin kullanıldığını, mahkemenin sözleşme yokluğu nedeniyle davacı ile davalı arasındaki ilişkinin olmadığına kanaat getirilmesi halinde; davalının fiillerinin hem ticaret kanunu'nun 54. Ve devamı hükümlerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerince hem de fikri ve sınai hukuku mevzuatı hükümlerince hukuka aykırı olduğuna karar vermesi gerekeceğini, ----- sözleşmesine konu edilmeyen bir bilgisayar programının şahsi kullanım amacıyla olsa dahi indirilmesi (download), eser sahibinin çoğaltma hakkına tecavüz teşkil etmiş olacağını, bu durumda hakkı ihlal edilen eser sahibi, aşağıda detaylı olarak inceleneceği üzere tecavüzün men’i, tecavüzün ref’i, tazminat davası yollarına başvurabilecek veya tecavüzü gerçekleştiren kişinin cezai sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli prosedürü başlatabileceğini, davalı tarafından kullanımın müvekkil şirketin izni olmaksızın gerçekleştirilmiş olması halinde ise,5846 sayılı FSEK maddeleri uyarınca, yazılım üzerindeki fikrî hakların ihlali nedeniyle davalı tarafın sorumluluğu doğduğunu, ayrıca müvekkilinin kötü niyetli olarak ödeme yapmadığını ise davalının müvekkil davacının çalıştığı 3. Kişi kuruluşlar ile iletişime geçerek davacıya ait uygulamayı tasarlatmak ve davacıyı aradan çıkartmak gibi girişimlerde bulunması üzerine anlamış ve gerekli ticari adımları gerçekleştirdiğini, bu kapsamda terditli olarak dava açıldığını, davalının müvekkili şirket tarafından davalıya -----bedelli fatura ------ tarihinde düzenlendiğini, e-posta yoluyla da aynı gün kendilerine iletilmiştir. Fatura ekinde kullanım raporları ve sözleşme taslağı detayları da sunulduğunu, düzenlenen e-arşiv faturası ve karşı tarafça süresi içinde usulüne uygun itiraz yapılmamasının Türk Ticaret Kanunu uyarınca “zımni kabul” sonucunu doğurur --- Yargıtay’a göre; fatura tebliğinden 30 gün içinde protesto edilmemesi halinde alacak sabittir. ----- açısından yargıtay içtihatları dikkate alındığında taraflarca edimlerin ifası, akdin varlığını kabul edilmesi gerektiğine dalalet edecektir. Sözleşme imzalanmamış olsa da yazılımın kurulumu, aktif kullanımı ve iletişim trafiği “kısmi edimler” ile somutlandırılmıştır. ---- Müvekkil şirketin yazılım kullanımına ilişkin olarak------ bedelli fatura düzenlemiş ve bu fatura aynı gün e-posta yoluyla davalı şirkete iletildiğini, davalı şirketin faturaya konu hizmetten yararlanmasına rağmen, herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, müvekkili şirketin ödeme yapılmaması üzerine----tarihli e-postalarla davalıyı tekrar ödeme konusunda uyardığını, bu uyarılara rağmen ödeme yapılmadığını, davalı şirketin ise -----postasında söz konusu faturaya yönelik noter kanalıyla itiraz ettiklerini bildirdiğini, davalı şirketin noter ihtarnamesi yoluyla fatura içeriğini kabul etmediğini belirtmiş; ancak bu itiraz, faturanın düzenlenmesinden yaklaşık 13 gün sonra gerçekleştirilmiş olup, süre yönünden de geç nitelikte olduğunu, taraflar arasında sözleşme taslaklarında yer alan hükümler doğrultusunda, yazılımın kurulumu, teslimi ve aktif kullanımı sağlandığı gibi, teslim tarihi olarak esas alınan ---- tarihinden sonra da kullanımın devam ettiğini, bu süre zarfında sistemin devrede olduğu ve karşılıklı yazışmalarla bu sürecin ilerletildiği; ayrıca sistemin devre dışı bırakılmasının, ödeme yapılmamasına karşı bir önlem olarak bildirildiği açıkça e-posta yazışmalarına yansıdığını, ancak davalı şirketin bu faturaya karşı ödeme yapmadığı gibi, fatura süresi geçtikten sonra, yani ----tarihinde noter ihtarnamesi ile itirazda bulunmuştur. İhtarnamenin faturadan 30 günü aşkın süre sonra yapılması, Türk Ticaret Kanunu gereğince zımni kabul anlamına geldiğini, davalı şirket yetkililerinin yazışmalarda müvekkili şirkete ait yazılımı test amaçlı değil, proje süreçlerinde ve kurumsal yazışmalarda aktif olarak kullandıklarını açıkça beyan ettiğini, ancak müvekkilinin davacının ödeme istemesinin akabinde kullandıkları sürelerin tamamının test süreci kapsamında değerlendirildiğini böyle anlaşıldığını iddia etmiş ve ödeme yapmayacaklarını tarafımıza bildirdiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalı şirket yetkilileri tarafından gönderilen taslak sözleşmeler dahi incelendiğinde herhangi bir test sürecine ilişkin beyan yahut anlaşma olmadığını, kaldı gerek Yargıtay içtihatlarında gerekse ticari örf adet açısından 7 ila 15 gün üzerinde test süreci olmayacağını, davalı şirketin yazılımı kurumsal süreçlerinde aktif olarak kullandığının teknik kayıtlarla ispatlanması, “kullanımın test değil tam hizmet mahiyetinde” gerçekleştiğini gösterdiğini, taraflar arasında imzalanan son bir sözleşme bulunmasa da, taraflarca müzakere edilen sözleşme taslakları, yazılımın kullanımı, fatura düzenlenmesi, kullanıma dair log kayıtları ve yazılı beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir "zımni akdi ilişki" kurulduğu ve davacı müvekkilimizin bu ilişkiye istinaden fikri , sınai ve marka haklarının kendisinde bulunduğu yazılım ve sistemin kullanılmasına imkan sağlayarak sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının davalı ile anlaştığını düşünerek delillerden de anlaşılacağı üzere davalının yazılım ve sistem üzerindeki revizyonlarını yaparak uygulamayı davalının şirketlerine kurduğunu, ancak davalı kurulumdan sonra davacının sözleşme imzalama taleplerini ve lisans sözleşmesi anlaşmalarını imzalamaktan kaçınmıştır ve davacıya ait yazılımı bedelini ödemeden ve sözleşme ile lisans kullanım haklarını devralmadan kullanmaya başladığını, FSEK 68 vd. Hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; "eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. "Bu sebeple asıl talep yönünden şimdilik ---- olarak açılan davamızda sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedeli olan ---- bedeli yahut FSEK kapsamında tespit edilecek rayiç bedelinin üç kat fazlasını talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Fazlaya İlişkin Haklarımız ile Islah ve Bedel Arttırım Taleplerimizin Saklı Kalması Kaydı ile ticari defterlerimiz ile birlikte müvekkile ait yazılımın faturaları satış rakamlarının da dikkate alınarak “bilirkişi marifetiyle hesaplanacak rayiç bedelin üç katına kadar bedel" in hesaplanarak karar verilmesini, tanık 3. Kişi kuruluşun yetkilisinin yapacağı tanıklıktan da anlaşacağı üzere; davalı taraf hem Medeni Kanunun hem Borçlar Kanunun dürüstlük kurallarını hem de TTK 54.maddede düzenlenen hükümlere aykırı hareket ederek ticari dürüstlük kurallarını hiçe saydığını, ayrıca devamında düzenlenen haksız rekabet hükümleri açısından da değerlendirildiğinde davacıya ait üründen yetkisiz olarak yararlandığını, bu yönüyle hem TTK 55/1/c hem de diğer hükümler yönünden haksız rekabete sebebiyet verdiğini, hem ürünü yetkisi olmaksızın kullanmıştır hem de ürünü müvekkil davacının çalıştığı firmalar ile görüşerek kendi oluşturmaya çalıştığını, davalının; fikri ve sınai hakları davacıya ait ürünü kullanması için yazılı yetkisi olmak zorunda olduğunu, yazılı yetkisi olmaksızın davacıya ait bir ürünün kullanılması hem cezai hem de hukuki müeyyidelere bağlı olduğunu, davacının ticari defterlerinde yapılacak inceleme neticesinde de anlaşılacağı üzere davacı fikri ve sınai hakları kendisine ait bu ürünler üzerinden ciddi kazançlar elde etmektedir ve bu ürünler yönünden elde ettiği kazançlar dikkate alındığında talep edilen bedeller hukuka, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına uygun tazminat kalemleri olduğunu, ayrıca müvekkili davacının davalının kötü niyetli olarak ödeme yapmadığını ise davalının müvekkil davacının çalıştığı 3. Kişi kuruluşlar ile iletişime geçerek davacıya ait uygulamayı tasarlatmak ve davacıyı aradan çıkartmak gibi girişimlerde bulunması üzerine anladığını, davalının emeğimizden karşılıksız yararlanması, TTK m.54/2 ve m.55/1(c) kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, davalının hem davalı şirketin müvekkili şirkete ait yazılımı yazılı herhangi bir izin olmasızın ve bedel ödemeksizin kullanması hem TTK'daki haksız rekabet hükümlerini ihlal etmesi hem de sistemlerin kullanım yönünden müvekkil davacı ile anlaşması bulunan firmalar ile görüşerek müvekkili aradan çıkarmaya çalışması hem FSEK hem de TTK açısından tazminat hükümlerine sebebiyet verecek hallerden olduğunu, bu nedenlerle asıl taleplerinin mümkün olmaması halinde terditli olarak FSEK, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız ile ıslah ve bedel arttırım taleplerimizin saklı kalması kaydı ile şimdilik; --- maddi ve ---manevi toplamda ---- tazminatın fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, asıl alacak yönünden taleplerinin mümkün olmaması ve terdit yönünden davanın devam etme ihtimali bulunması halinde Müvekkile ait yazılım üzerindeki haklara yönelik izinsiz kullanımın durdurulması, mevcut ihlallerin ortadan kaldırılması ve tecavüzün men’i ile ref’ine karar verilmesini beyanla davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişiler nezdindeki alacakları üzerine teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği teminatla ihtiyati haciz konulmasına, bilirkişi marifetiyle ürünün rayiç bedelinin hesaplanmasına ve asıl alacak yönünden; öncelikle davalı şirketin müvekkil şirkete ait yazılımı herhangi bir izni olmaksızın ve/veya bedel ödemeksizin kullanması nedeniyle 5846 sayılı FSEK m.66 ve devamı hükümleri ve TTK m.54 vd uyarınca belirsiz alacakların tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız ile ıslah ve/veya bedel arttırım taleplerimizin saklı kalması kaydı ile şimdilik; ------ ve “Bilirkişi marifetiyle hesaplanacak rayiç bedelin üç katına kadar bedel"in fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, terditli talep yönünden; asıl talebimizin uygun olmadığı takdirde davalı şirketin müvekkil şirkete ait yazılımı yazılı herhangi bir izin olmasızın ve bedel ödemeksizin kullanması nedeniyle5846 sayılı FSEK ve TTK uyarınca uyarınca belirsiz alacakların tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız ile ıslah ve bedel arttırım taleplerimizin saklı kalması kaydı ile şimdilik; --- maddi ve ---- manevi toplamda ---- tazminatın fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tahsiline davalı şirketin menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişiler nezdindeki alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, FSEK m.66 ve m.69 uyarınca tecavüzün ref’i ve men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın davacı tarafın ticari teamüllere ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde, başarısızlıkla sonuçlanan bir müzakere sürecini haksız bir kazanç kapısına dönüştürme çabasından ibaret olduğunu, davacı iddialarının dayanaksız olduğunu, bizzat davacı şirketin en yetkili kişisinin beyanları ile taban tabana zıtlık teşkil ettiğini, bu nedenle hukuki ve maddi dayanaktan yoksun davanın reddinin gerektiğini, davanın en temel dayanağını çürüten ikrarın davacı şirket ------"herhangi bir sözleşme talebimiz de yok, dava vs de yok" beyanı İşbu davanın esasına girilmeden önce, mahkemeninin dikkatini çekmek istediğimiz en önemli husus, davanın kötü niyetle açıldığının en net ve somut delili olduğunu, davacı şirketin kurucusu ve ----müvekkil şirket yetkilisi ile arasındaki gerilimli bir konuşmanın ardından, ---- yazışmasında (Dava dilekçesi eklerinde yer almaktadır.), aynen şu ifadeleri kullandığını, "Merhaba tekrar Ben ---- konuştum Herhangi bir sözleşme talebimiz de yok Dava vs de yok Konuyu onunla hallediyorum" Bu ifadenin, basit bir yazışma metni olmanın çok ötesinde, davacı tarafın en yetkili temsilcisinin, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurma talepleri olmadığını ve bir dava yoluna gitmeyeceklerini açıkça ikrar ettiği hukuki bir delil olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre ikrar, kesin delil niteliğinde olduğunu, davacı şirketin ----- tarafından sarf edilen bu net ve şüpheye yer bırakmayan ifadelerden haftalar sonra, tam tersi iddialarla "sözleşme gereği ödenmeyen bedelin tahsili" talebiyle bu davanın açılması, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının ağır bir ihlal olduğunu, kendi beyanlarıyla bu denli açıkça çelişen davacı tarafın, işbu davayı açmakta hiçbir hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu ikrar, tek başına davanın kötü niyetle açıldığını ispatlamakta ve reddini gerektiğini, araflar arasında hiçbir zaman bir sözleşme akdedilmediğini, davacı tarafın "zımni akdi ilişki" iddiası, zorlama bir yorumdan ibaret olup, somut gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Türk Borçlar Kanunu uyarınca bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun olması (icap ve kabul) şart olduğunu, somut olayda bu şartlar hiçbir zaman gerçekleşmediğini, Sözleşmenin taslak aşamasından öteye gidemediğini, davacının delil olarak sunduğu "Yazılım Kullanma Lisans Sözleşmesi" başlıklı metin, üzerinde tarafların imzası bulunmayan, hukuki geçerliliği olmayan bir taslak olduğunu, taraflar arasındaki yazışmalarda da bu taslak üzerinde müzakerelerin sürdüğü, müvekkil şirket avukatının incelemesinin beklendiği ve hatta cezai şart gibi esaslı unsurlarda anlaşmazlıklar yaşandığı açıkça görüldüğünü, bu durumun , "irade birliği"nin hiçbir zaman oluşmadığının en net kanıt olduğunu, fiili kullanım iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacının yazılımın müvekkil tarafından "fiilen ve düzenli" kullanıldığını iddia etse de bu iddia gerçeği yansıtmadığını, yazılımın davacının bilgisi ve rızasıyla, bir iş birliği olasılığını değerlendirmek amacıyla tamamen deneme (test) mahiyetinde incelendiğini, bu durumun müvekkili şirket olarak da ------ tarihinde davacı vekiline gönderilen e-postada açıkça ifade edildiğini, müvekkili tarafından kullanılan yazılımın, tamamen yazılım şirketinizin bilgisi ve izni dâhilinde, deneme mahiyetinde test edildiğini, bir yazılımın potansiyel bir müşteriye deneme amaçlı sunulması, ticari hayatta olağan bir durum olup, bu durum tek başına bir sözleşme ilişkisi doğurmayacağını, hukuki dayanağı olmayan faturaya süresi içinde ve usulüne uygun şekilde itiraz edildiğini, davacı tarafın, ortada hiçbir sözleşme veya sipariş olmamasına rağmen tek taraflı olarak düzenlediği ------ bedelli faturaya, müvekkil şirket tarafından tüm yasal yollar kullanılarak süresi içinde itiraz edildiğini, müvekkili şirketin hukuki dayanaktan yoksun bu faturaya karşı ------- yevmiye numaralı ihtarnameyi keşide ederek davacıya tebliğ ettirmiş ve faturayı içeriğiyle birlikte kabul etmediğini, herhangi bir borç ya da yükümlülük altına girmediğini açıkça bildirdiğini, ayrıca müvekkili şirketin muhasebe uzmanı ---------- gönderilen e-postada da noter kanalıyla yapılan bu itirazdan bahsedildiğini ve ihtarname sureti eklendiğini, davacının her ne kadar faturaya süresi içerisinde itiraz edilmediğini iddia etse de, faturanın müvekkile gönderildiği tarih itibariyle süresi içerisinde itiraz edildiğini, ancak davacının kötü niyetli olarak geriye dönük tarihli bir fatura düzenlemiş ve bunu da itiraz süresinde yapılmadığı iddiasıyla bir araya getirmeye çalıştığını, yazılım firması olan davacının bu tarz delil yaratma gayretlerinin beyhude olduğunu, söz konusu faturanın ----- üzerinden müvekkile iletildiği tarih kayıtlıdır. Söz konusu kayıtların vergi dairesinden celbi ile bu durum ortaya çıkacağını, bu koşullar altında davacının TTK hükümlerine dayanarak "zımni kabul" iddiasında bulunması hukuken mümkün değildir. Zira ortada faturaya konu bir temel borç ilişkisi (sözleşme) yoktur ve buna rağmen düzenlenen faturaya dahi resmi kanaldan ve yasal süresi içinde açıkça itiraz edildiğini, terditli taleplerin (FSEK ve haksız rekabet) de hukuki dayanağı bulunmadığını, davacının asıl alacak talebinin kabul görmeyeceğini öngörerek terditli olarak FSEK ve haksız rekabet hükümlerine dayandığını, ancak bu taleplerin de en az asıl talep kadar dayanaksız olduğunu, FSEK kapsamında bir hak ihlali (tecavüz) söz konusu olmadığını, 5846 sayılı FSEK kapsamında bir tecavüzden bahsedebilmek için, bir eserin hak sahibinin izni olmaksızın kullanılması gerektiğini, somut olayda ise müvekkili şirketin yazılıma erişimi ve onu test etmesi, bizzat davacının kendi izni, bilgisi ve rızası ile gerçekleştiğini, kendi rızasıyla deneme kullanımına imkan sağlayan davacının, müzakereler istediği gibi sonuçlanmayınca bu durumu bir "tecavüz" olarak nitelendirmesi, kanunun amacına aykırıdır ve kabul edilemeyeceğini, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını, TTK m.54 vd. hükümlerinde düzenlenen haksız rekabetin şartları somut olayda mevcut değildir. Müvekkil şirket, davacıyı aldatmamış, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz olarak yararlanmamış veya ticari dürüstlüğe aykırı başka bir davranışta bulunmadığını, davacının müvekkilinin "yazılımı kopyalatmaya çalıştığı" yönündeki soyut ve delilden yoksun iddiaları, davayı güçlendirme amacı taşıyan, gerçek dışı ve iftira niteliğinde kötü niyetli varsayım olduğunu beyanla davacı tarafın açık ikrarı ve sunulan deliller ışığında, kötü niyetle açıldığı anlaşılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafın ---- davacı tarafa ait olduğu iddia edilen yazılımı izin ve lisans almaksızın kullanıp kullanmadığı, bu kullanımların davacının--- kaynaklı haklarını ihlal edip etmediği, haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, ihlalin ve haksız rekabetin varlığı halinde maddi ve manevi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Davalı ------- numarasıyla kayıtlı görüldüğü, şirketin ticaret sicil kaydının faal olarak devam ettiği bildirilmiştir.

UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: Türk Ticaret Kanunu 54 vd., 55/1-c, 54/2 Maddeleri FSEK 66, 68, 69, 70 Maddeleri

GEREKÇE: Dava, davacının eser mahiyetindeki yazılımının kopyalanması iddiasına dayalı FSEK'ten kaynaklı hakların ihlali ve haksız rekabet iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkememizin ---- tarihli celsesinin -nolu ara kararı gereğince davacı tarafa sahip olduğunu iddia ettiği programa ilişkin ----- kayıtlarını sunması için iki hafta süre verildiği, 4 nolu ara karar gereğince --- bilirkişi ücretini yatırması için iki hafta kesin süre verilmiş, ancak kesin süreye rağmen davacı tarafça süresinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından ve dijital kayıtları sunulmadığından bilirkişi incelemesi yapılamamıştır.Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde;Dava konusu uyuşmazlığın davalı tarafın ----- isimli davacı tarafa ait olduğu iddia edilen yazılımı izin ve lisans almaksızın kullanıp kullanmadığı, bu kullanımların davacının FSEK'ten kaynaklı haklarını ihlal edip etmediği, haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, ihlalin ve haksız rekabetin varlığı halinde maddi ve manevi tazminatın gerektiğini iddia edilmiş ise de bu iddiayı ispatlar somut ve Mahkememizce Hakimin hukuki bilgisi ile olayı çözümleyecek delillerin bulunmadığı, davacının haklarının ihlali ve muhtemel zararlarının tespiti yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunlu olduğu dikkate alınarak Mahkememizce iddia ve savunma çerçevesinde inceleme yapılmak üzere FSEK uzmanı, yazılım uzmanı ve sözleşme hukuku uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdiine ve masrafları yatırmak üzere davacı tarafa ---- tarihinde kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı, ayrıca davacı tarafa sahip olduğunu iddia ettiği programa ilişkin ---kayıtlarını sunması için kesin süre verildiği ve kesin süre içerisinde dijital kayıtların mahkememize sunulmadığı dikkate alındığında ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın davasını ispat edemediği kabul edilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin alınan 1.707,75-TL'nin mahsubu ile bakiye 975,75-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre FSEK'ten kaynaklı hakların ihlali ve haksız rekabet davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat davası yönünden 16.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre manevi tazminat davası yönünden 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair; taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/176, K. 2026/70, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-176-e-2026-70-k-bab545ffe0b7