İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/160 E. 2025/238 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/160
- Karar No
- 2025/238
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/160 Esas - 2025/238 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/160 KARAR NO : 2025/238
.... DAVA : Marka Yidk Kararının İptali DAVA TARİHİ : 19/03/2020 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka Yidk Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, Davalı şirketin .... nezdinde .... başvuru numaralı ....” ibareli markasını aynı zamanda müvekkiline ait 06., 11., 17., 19. ve 35. sınıflarda tescil ettirmek istemiş olduğunu, söz konusu başvuruya müvekkili tarafından itiraz edilmiş olduğunu, itirazlarının .... tarafından reddedildiğini, müvekkilinin çok uzun bir süredir istikrarlı bir şekilde yüksek bütçeli reklam, promosyon ve diğer tanıtım faaliyetlerinde bulunmuş olduğunu ve bu faaliyetlerine de her sene artan bütçeler ile devam ettiğini, müvekkiline ait bir yıllık reklam harcamaları ve kamu oyu araştırmaları (müvekkilinin tanınırlığına ilişkin araştırma şirketi tarafından yapılmış olan) ile müvekkilinin markasına ne derece muazzam yatırımlar yaptığını gözler önüne serdiğini, müvekkilinin milyonlarca doları aşan reklam yatırımlarıyla “...” markasını, tüm iş dallarında ve iştigal alanlarında... .... nezdinde 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 35. sınıflarda tescilli olup aynı zamanda Türkpatent nezdinde tanınmış marka olarak tespit edilmiş olduğunu, tanınmış markaların sadece tescilli olduğu sınıflarda değil tüm sınıflar bakımından kanun koyucu tarafından koruma altına alınmış olduğunu, bunun aksini iddia etmenin 556 sayılı KHK’nın ve 6769 sayılı SMK’nın markanın korunması yönünde getirmiş olduğu korumaya dolayısıyla da kanunun ruhuna aykırı olduğunu, davalı şirketin söz konusu markasını müvekkilinin ... markasının da tescilli olduğu 06., 11., 17., 19. ve 35. sınıflarda tescil ettirmek istediğini, davalı şirketin tescil talebinin; müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak amaçlı ve kötü niyetli olup müvekkiline ait “...”, “Floris ...”, “... Akademi”, “... ayakkabımı seviyorum! şekil”, .... ibareli ve başkaca tescilli markalarından habersiz olmasının mümkün olmadığı gibi tescil ettirmek istediği “....” markasını da iltibas suretiyle oluşturmuş olmasının davalı şirketin, müvekkiline ait tescilli markalarının tanınırlığından faydalanma kastını gösterdiğini, şu ana kadar “...” markası ile müvekkilinin milyonlarca müşteriye ulaştığını, ayrıca orta bilinç düzeyindeki tüketici yanında, üst düzey bilinç seviyesindeki tüketici nezdinde dahi davalı markası olan “....” markasının müvekkiline ait “...” markasının alt bir markası veya marka serisi olarak değerlendirileceğini, dolayısıyla da her iki marka arasındaki aynilik derecesindeki benzerliğin dolayısıyla iltibasın varlığının ortada olduğunu, müvekkilinin ayakkabıcılık sektöründe ve benzeri alanlarda faaliyet gösterdiğini ve bu alanda ülkenin en büyük ve en tanınmış ayakkabı firmalarından biri olmakla birlikte ayakkabı marketi sisteminin de öncüsü olduğunu, “...” markasının müvekkilinin tescilli markası olup, müvekkili firma ile özdeşleşmiş olduğunu, toplumda ve ayakkabı sektöründe belirli bir tanınmışlık düzeyi ve ayırt edici niteliğe sahipken davalı tarafından “...” markasının aynı sınıfta tescil ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ... sayılı kararının iptalini, dava konusu .... sayılı marka başvurmasının tescil edilmesi halinde başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğünü, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmilini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı vekilinin söz konusu iddialarının usule hukuka aykırı olduğunu, bir markanın yeni kabul edilmesi için daha önceki markalara nazaran özgün kılacak bazı farklılıklara haiz olması gerektiğini, dava konusu markaların farklı tarihlerde tescil başvurularına uygulanabilirliğinin bulunduğunu beyan ederek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... dosya kapsamında herhangi bir cevabı bulunmamaktadır. GEREKÇE : Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında ...kararının yerinde olup olmadığı , başvuru markası ve mal hizmetler ile davacıya ait itiraza mesnet marka ve mal hizmetler arasında benzerlik , karıştırma ihtimali olup olmadığı, hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı , davacının tanınmışlık ve haksız rekabete ilişkin iddialarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar dava konusu markanın kapsamında yer alan ve belirtilen mallar/hizmetler ile redde gerekçe markaların kapsamlarındaki emtialar aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olsa da dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve anlamsal olarak iltibas oluşturacak benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; dava konusu markanın kapsamındaki malların/hizmetlerin davacının markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmaması nedeniyle, dava konusu markanın, davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği veya ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, davacının SMK 6/6 kapsamındaki iddiasının yerinde olmadığı, davacının kötü niyet iddiasının yerinde olmadığı, .... Kararı’nın yerinde olduğu, kanaatlerine varılarak davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekilince istinaf edildiği, ... sayılı kararıyla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekilince temyiz edildiği .... sayılı kararıyla "İlk derece mahkemesince dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin tespitinde, markaların tescil kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı veya ilişkilendirilebilir ölçüde benzerliğin yanı sıra, markalara konu işaretlerin de görsel, sesçil ve kavramsal açıdan birbirlerine olan benzerlikleri bir bütün olarak esas alınmalıdır. İşaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikler dikkate alınmalıdır. Bu anlamda markalara konu yazıların ve sözcüklerin ilk ve başlangıç kısmı daha çok göze çarpan ve akılda kalan unsurlardır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, sesçil benzerlikte de önemli hususun markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunuş şekli göz önünde bulundurulmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında, ayrıca markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu da değerlendirilmesi gerekir. (Dairemizin 25.03.2019 tarih,.... Karar sayılı ilamı) Somut olaya geldiğimizde, davacıya ait "..." ve "..." unsurlu markaların tamamı veya tamamına yakın kısmının davalı başvurusuna konu "..." ibareleri markada da aynen yer aldığı ve görsel açıdan benzer oldukları, sesçil açıdan özellikle "..." ibareli marka arasında oldukça yüksek, "..." markaları ile ise orta düzeyde sesçil benzerlik bulunduğu, her iki sözcüğün anlamlarının da ortalama tüketici kitlesince bilinmesinin mümkün olmadığı, anlamı bilinmeyen ibarelerin ayırt edicilik düzeyinin daha yüksek olacağı her iki marka da bütüncül bakış açısına göre karşılaştırıldıklarında markalar arasında yüksek görsel ve işitsel benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir." biçimindeki gerekçeler ile mahkememiz kararı bozulmuştur. Mahkememizce yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. Neticede .... Bozma ilamı ve tüm dosya kapsamından davacıya ait "..." ve "..." unsurlu markaların tamamı veya tamamına yakın kısmının davalı başvurusuna konu "..." ibareleri markada da aynen yer aldığı ve görsel açıdan benzer oldukları, sesçil açıdan özellikle "..." ibareli marka arasında oldukça yüksek, "..." markaları ile ise orta düzeyde sesçil benzerlik bulunduğu, her iki sözcüğün anlamlarının da ortalama tüketici kitlesince bilinmesinin mümkün olmadığı, anlamı bilinmeyen ibarelerin ayırt edicilik düzeyinin daha yüksek olacağı her iki marka da bütüncül bakış açısına göre karşılaştırıldıklarında markalar arasında yüksek görsel ve işitsel benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Tanınmışlık İddiaları Bakımından İnceleme Tanınmış markanın farklı mal ve hizmetlerde korunması için; sonraki başvuru sahibi ile tanınmış marka sahibi arasında bağlantı olma ihtimali, tanınmış marka sahibinin bu markanın tescilinden zarar görme ihtimali, haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi unsurlar aranmaktadır. Davacı tarafın davalı markasının tescili nedeni ile markanın tescilinden zarar görme ihtimali, haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme hususlarının ispat edilemediği, Kötü Niyet İddiaları; Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Davalının yukarıda belirtildiği gibi kötü niyetli olduğunu ispatlayacak dosyada herhangi bir delil olmadığı , Neticede usul ve yasaya uygun bozma ilamı ve tüm dosya kapsamından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nın 2020/M-766 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 54,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 561,00.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 6.106,80.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25.06.2025
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar :2.445,80.-TL Bilirkişi Ücreti :3.000,00.-TL P.P : 661,00.-TL TOPLAM :6.106,80.-TL