İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/145 E. 2025/1136 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/145
- Karar No
- 2025/1136
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :... KARAR NO :...
HAKİM : ... KATİP :...
DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " müvekkilinin davalıya uzun zamandır ekmek ve unlu mamuller sattığını, satılan ürünlere ilişkin faturaların düzenlendiğini, düzenlenen faturaların e-mail yoluyla davalıya teslim edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin Eylül/2023 döneminden 31.07.2024 dönemine kadar devam ettiğini, söz konusu dönemde ödenmeyen fatura bedelinin 77.982,38 TL olduğunu, bahse konu alacağın tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosya ile takip yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek itirazın iptaline karar verilmesini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı tarafa usule uygun tebligat yapılmasına rağmen davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Alacaklısının ... Ve Ticaret Anonim Şirketi, borçlusunun ...olduğu görülmüştür. Kayseri Mimarsinan Vergi Dairesine, Erciyes Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür. Duruşmada davalı tarafa ticari defter için sehven süre verilmediği anlaşılmakla, davalı tarafa ticari defterlerinin ibrazı için usulüne uygun kesin süre verilmesine yönelik 08/10/2025 tarihli ara kararın yazılarak tebliğ edildiği ancak süresi içinde defterlerini ibraz etmediği anlaşılmıştır. Tüm deliller toplandıktan sonra davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, SMMM bilirkişi Prof. Dr. ...'ın 23/10/2025 tarihli raporunda özetle; 1.Davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan takipte ........ numaralı 31.07.2024 tarihli 96.960,00 TL tutarlı fatura takip konusu yapılmıştır. Bu fatura davacının ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kayıtlıdır. 2.Davacının ticari defterlerinde davalıdan yapılan tahsilatların hangi faturaya istinaden olduğu yazılmıştır. Davalının 01.10.2024 tarihinde yaptığı 33.200 TL ödemenin 18.977,62 TL'si takip konusu faturaya sayıldığı belirtilmiştir. Hal böyle davacının davalıdan takip konusu fatura sebebiyle 96.960,00 TL - 18.977,62 TL = 77.982,38 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmektedir. 3.Davacı tarafça düzenlenen faturaya dayalı satışın ispatlandığı kanaatine varılması durumunda davacı davalıdan 77.982,38 TL alacaklı olacaktır. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklanan ilamsız icra takibine itiraz nedeniyle İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile tek hakim tarafından basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık; icra takibine konu edilen nedenlerle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine haklı olup olmadığı, bu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazimatının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesi üzerine takibin 30/10/2024 tarihinde durdurulduğu, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir. Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir. TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır". 27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir. Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir. HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı).
Az yukarıda değinildiği üzere HMK'nun 222. maddesinin 3 . fıkrası "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü çerçevesinde davacının usulüne uygun tutmuş olduğu defterleri davacı lehine delil olduğu kabul edilmiştir. Somut olayda, taraf defterleri incelenmesi yönünde ara karar kurulmuş olsa da davalı tarafın süresinde defterlerini ibraz etmediğinden yalnızca davacı tarafın ticari incelenmiştir. Anılan bilirkişi raporu uyarınca takibe konu olan, davalının davacıya düzenlendiği 19.200 adet ekmek satışına ilişkin düzenlenen 31/07/2024 tarih...7 numaralı 96.600,00 TL bedelli açık faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinde bu faturaya mahsuben davalıdan 18.977,62 TL tutarında tahsilat yapıldığının kayıtlı olduğu buna göre davacının davalıdan77.982,38 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı taraf süresi içinde ticari defterlerini ibraz etmediğinden ticari defterleri ibrazdan kaçınmış sayılacağı, davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil teşkil edeceği, buna göre davacının davalıdan 77.982,38 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, aksini ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalı tarafın süresi içinde cevap dilekçesi de sunmadığı anlaşılmakla asıl alacak yönünden davanın kabulüne, işlemiş faiz yönünden ise davacının davalıyı takipten önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürdüğüne ilişkin mevcut dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşılmakla işlemiş faiz yönünden davanın reddi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturanın içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, incelenen ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra takip dosyasında 77.982,38 TL asıl alacak yönünden davalı tarafça yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE , 2-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında (15.596,48TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 5.326,98-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 1.039,67-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 4.287,31-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 3.261,25-TL'sinin davalıdan bakiye kalan kısım 338,75-TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.039,67-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri ve başvurma harcı olmak üzere toplam 5.385,40 -TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 4.878,66-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kalan 506,74-TL'nin ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/12/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır