İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/138 E. 2025/913 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/138
Karar No
2025/913
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/138 Esas KARAR NO : 2025/913 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 11/02/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle : 05.10.2024 tarihinde Müvekkil ..., sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ... istikametinden Yüzbaşı İbrahim Hakkı Caddesine giderken, Bornova merkez istikametine doğru sol şeritte seyir halindeyken Fatih Cami karşısına yaya geçidine geldiği sırada, aracının sol ön ve cam kısımları ile; sürücü ... sevk ve idaresindeki aynı istikamette orta şeritte seyreden ve yaya geçidine geldiği sırada sola doğru manevra yapan... plaka sayılı aracın sol yan kısımlarıyla çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, Kaza tespit tutanağında bu kazanın oluşumunda sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki...lı aracıyla 2918 sayılı K.T.K.’nın 56/1-A maddesini ihlal ettiği sabit olduğunu, müvekkiline hiçbir kusur atfedilmediğini, bu olay üzerine taraflarınca kep üzerinden 27/11/2024 tarihinde, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulmuş, ancak davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir cevap alınamadığını, 06/01/2025 tarihinde...dosya numaralı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, taraflar karşılıklı teklifler ve görüşmeler noktasında görüşmüş ancak müzakereler sonununda anlaşmaya varamadıklarını, taraflar arasında anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, sunulan sebepler doğrultusunda, tarafımızca ileri sürülen haklar, fazla talepler hariç tutularak saklı tutulması gerektiğini, Oluşan zarardan sadece araç sürücüleri değil, aynı zamanda diğer araç sahipleri ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası’nı düzenleyen sigorta şirketleri de sorumlu olduğunu, şu anki aşamada gerçek zararın belirlenmesi mümkün olmadığından, öncelikle müvekkilinin aracında oluşan hasarın davalı sigorta şirketi tarafından temerrüde düştüğü tarihten itibaren ticari faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edilmekte olduğunu, yargılama esnasında yapılacak bilirkişi incelemesinde daha yüksek bir miktar ortaya çıkması durumunda fazla talepler de saklı tutulduğunu, bu nedenle, iş bu davanın açılması kaçınılmaz hale geldiğini ve şu aşamada 1.000,00 TL’lik değer kaybının (Belirsiz Alacak Davası) tazmini amacıyla bu davanın açılması zarureti doğduğunu, Müvekkili asgari ücretle çalışmakta olup, günümüz şartlarındaki hayat pahalılığı nedeniyle geçimini zor yaptığını, aracın her ne kadar müvekkili adına kayıtlı ise de babasına ait bir araç olup, kaza nedeniyle zor durumda kaldığını, mahkeme masraflarının ağır olması nedeniyle ekonomik gücü masrafları karşılamaya yetmediğini, Anayasal bir hak olan dava açma hakkının kısıtlanmaması ve sosyal devlet ilkesi gereği maddi imkanı kısıtlı olan şahısların Adli Yardımdan yararlandırılması gerekmekte olduğunu, bu nedenle adli yardım taleplerinin kabulü ile davamızın kabulüne, bu aşamada gerçek zararın belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL değer kaybının davalılar tarafından temerrüde düşüldükleri tarihten itibaren işleyecek ticari faizle birlikte müteselsilen ve müştereken ödenmesine yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirket vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; İşbu dosyada zorunlu arabuluculuk görüşmeleri gerçekleşmiş ve anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, ardından dosya ödemeye hazır durumda iken 11.02.2025 tarihinde dava açıldığını, müvekkili şirket tarafından davacıya 17/02/2025 Tarihinde 55.000,00-TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, kaza tarihi itibariyle poliçe limiti 200.000,00 TL olduğunu, yapılan ödemeler tenzil edildiğinde asla kabul anlamına gelmemekle beraber bakiye poliçe limitinin 145.000,00TL olduğunu, işbu dosyada zorunlu arabuluculuk görüşmeleri gerçkelşmiş ve anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, ardından dosya ödemeye hazır durumda iken 11.02.2025 tarihinde dava açıldığını, müvekkili şirketin tarafından davacıya 17/02/2025 Tarihinde 55.000,00TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 200.000,00 Tl olduğunu, yapılan ödemeler tenzil edildiğinde asla kabul anlamına gelmemekle beraber bakiye poliçe limiti 145.000,00TL olduğu, ödemeye ilişkin dekont dilekçemizin ekinde sunulduğunu, başvuru konusu araçta oluşan değer kaybı zararının reel hesaplama yöntemine göre ödenmiş olup müvekkili şirketin başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, uyuşmazlık konusu araçta meydana gelen değer kaybı zararı, ekte sunulan değer kaybı hesap raporunda ve aşağıda görüleceği üzere iki farklı hesaplama yöntemi ile hesaplandığını, ancak 2021/82 E. ve 2022/167 K. sayılı AYM kararı doğrultusunda müvekkili şirkete başvuran tarafa reel değer kaybı hesaplamasına göre 55.000,00TL tazminat ödemesi yaptığını, reel hesaplama neticesinde yapılan bu ödeme ile tüm sorumluluğumuz yerine getirildiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası genel şartlar ek-1 değer kaybı tazminatı hesaplamasına Göre;01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarında 04.12.2021 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar, “Ek-1 Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması” tablosunda yer alan kriterler esas alınarak, mağdur aracın meydana gelen kaza sonrası uğradığı değer kaybının 54.615,00 TL olduğu tespit edildiğini, reel değer kaybı tazminatı hesaplamasına göre; değer kaybı hesabında, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın km'si,metal yoğunluğu, korozyon dozajı ve önceye ait hasarlar nedeni ile orijinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan kısımları ve aracın onarımında kullanılan parçaların niteliği gibi temel kıstaslar göz önünde bulundurularak 14.02.2023 tarihli 2021/82 E. ve 2022/167 K. sayılı AYM kararı doğrultusunda Reel olarak 55.000,00 TL değer kaybettiği tespit edilmiş olduğunu, yapılan bu reel değer kaybı hesaplamasına göre 17/02/2025 tarihinde 55.000,00 TL değer kaybı tazminatı başvuran yana ödendiğini, dolayısı ile işbu ödeme akabinde müvekkili şirket tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olup başvurunun reddini talep ettiklerini, davaya konu kazanın ardından davacının, müvekkili sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunmadığını, müvekkili şirkete ulaşan usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yoksun kalınan günden sorumluluklarının bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen... plakalı araç, müvekkili şirket nezdinde 26.09.2024 - 26.09.2025 tarihleri arasında... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalılarının kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına kaza tarihi itibariyle azami 200.000,00.-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitlerini bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, taraf kusurlarının tespiti için dosyanın adli tıp kurumuna gönderilmesinin talep edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın talepleri fahiş boyutta olduğunu, değer kaybının belirlenebilmesi için birden çok kriterin incelenmesi, bu incelemenin de, konusunda uzman, ehil ve tarafsızlığı tartışılmayacak bilirkişiler kanalı ile yapılmasının gerekmekte olduğunu, sigorta şirketi tarafından ödenecek değer kaybı tutarı, maddi teminat limitinin %15’ini aşamayacağını, ayrıca, aracın daha önce başka bir kazaya karışıp karışmadığının taraflarınca bilinmediğini, davacıya ait aracın daha önce kazaya karışmış olması durumunda orjinalliğinin de bozulması zaten söz konusu olmayacağından, araçta bakiye değer kaybı da yaşanmayacağını, bu hususun tespiti için aracın tramer kaydını talep ettiklerini, eğer bir tazminata hükmedilecekse, kıymet kazanma tenzili uygulanması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun olup olmadığının tespit edilmesi dolayısı ile ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespitinin gerekmekte olduğunu, araç şasesinde veya aracın iskeletinde hasar gören herhangi bir parça mevcut olmadığından değer kaybı talebinin reddedilmesini talep ettiklerini, başvurana ait aracın geçmiş hasar kayıtlarının sigorta bilgi merkezinden araştırılmasını, tramer kaydının incelenmesini, ayrıca bilgisayarlı eksper incelenmesinin yapılmasını talep ederiz. muhakkaktır ki, aracın daha önce hasarının olduğunu, müvekkili şirketten dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz talep edilemeyeceğini, davayı asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla zararın giderilmesinde asıl olan hasar gören parçanın onarımı veya eş değeri ile değiştirilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte sigorta teminatı zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, hesaplanacak tutar yönünden iskonto indirimi yapılması gerektiğini, arz ve izah edilen ve re’sen takdir edilecek nedenlerle; Haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine,Haksız ve hukuki mesnetten yoksun, fahiş ve kabul edilebilir olmayan maddi tazminat taleplerinin reddine, Kusur oranı bakımından ve değer kaybı miktarının tespiti yönünden mahkemece bilirkişi tetkikatı yaptırılmasına, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasına, davacının müterafik kusurunun tazminattan indirilmesine, müvekkili şirketin sorumlu bulunması durumunda, sorumluğunun yukarıda açıkladıkları çerçevede ve azami limit ile sınırlı olacağına, haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddi ile müvekkili şirketin dava açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini müvekkili şirket adına talep ve beyan etmiştir. Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle : İşbu kaza sonucunda, davacının aracında meydana gelen değer kaybının tespit edilmesi halinde esasen diğer davalının sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş. tarafından davacıya ödenmesi gerekmekte olduğunu, davacının meydana gelen kaza nedeniyle aracında oluşan hasar bedeli ve değer kaybı klozu sigorta şirketince karşılanmış yada karşılanması gerekecek olup buna rağmen rağmen davalı ...dan tahsili talebinin kabulü mümkün olmadığını, davacının dilekçesine ekli olarak sunduğu hasar bedeline ilişkin eksper raporu gerçeği yansıtmadığını, davacının özel olarak aldırmış olduğu ve davasına dayanak olarak gösterdiği Rapor içeriği objektif olmayıp tarafları ve piyasa rayiçlerinin oldukça üzerinde bir miktarda hazırlandığını, değer kaybının tutarının bilirkişi marifetiyle, alanında uzman eksperler tarafından, tramer kaydı dahil araştırılarak mahkemece yapılması gerekmekte olduğunu, KTK 85 maddesine göre hasar ve değer kaybının ilgili sigorta şirketlerinin teminatından alabileceklerine rağmen kötü niyetli olarak fazlaca miktar alma çabalarını anlamanın mümkün olmadığını, 3) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde değişiklik yapılarak zarar görenin yargıya başvurmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna başvurma zorunluluğu getirilmiştir. Maddenin yeni hâline göre,“Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceğini, davacının aracında meydana geldiği iddia edilen değer kaybı, hasar farkı, kazanç kaybı gibi taleplerini de sigorta şirketine yönlendirmesi usulüne uygun ve geçerli bir biçimde sigorta şirketine başvurduğunu beyan etmiş ise de bu konuda başvuru tarihi evrakları başvuru numarasından bahsedilmemiş olması ortada usulüne uygun bir müracaatın olmadığını gösterdiğinden davanın esasa girilmeksizin dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar davacının beyanlarında kaza tespit tutanağında davacı tarafa atfı kabil bir kusur yüklenemeyeceği beyan ve iddia edilmiş ise de dava devamınca mahkemece yapılacak kusur incelemesinde davalının kusursuz olduğu yada davacıdan daha az kusurlu olduğunun anlaşılacağını, davacının aracında kazadan önce araçta herhangi bir hasar kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, Türk Borçlar Kanunun 49’ncu maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda en önemli kriterin illiyet bağı olduğunu, Haksız fiil sorumluluğundan söz edebilmek için ortaya çıkan zararın haksız fiili meydana getiren fiil neticesinde olması gerektiğini, bir diğer ifade ile, davranış ile zarar arasında sebep – sonuç ilişkisi bulunması gerektiğini, bazı durumlarda davranış ile zarar arasındaki uygun illiyet bağının kesilmesinin mümkün olduğunu, bu durumlarda davranış gerçekleştiren kişiyi haksız fiilden sorumlu tutmak mümkün olmadığını, bu durumlardan biri de zarar görenin kusuru olduğunu, bu kapsamda davacıda söz konusu kazanın meydana gelmesinde kusurlu ve davacının kusuru illiyet bağını kesecek nitelikte olduğunu, her ne kadar dava dilekçesinde aracın dört aylık olduğu ve hasarsız olduğu belirtilmiş ise de araçtaki hasarlı parçaların daha önceden hasara uğramamış parçalar olması, onarım veya yenileme işleminden geçmemiş olması gerektiğinden bahsi geçen kazadan önce araçta herhangi bir hasar kaydının bulunup bulunmadığının araştırılmasının zorunlu olduğunu, davacı dilekçesinde davasını belirsiz alacak davası kapsamında olduğunu ifade ettiğini, davacının aracının onarımını yaptırmış olması ve yine kabul ablamına gelmemek kaydı ile davaya dayanak olarak sunulan eksper raporu nedeniyle zararın miktarını bilebilecek ölçüde bilgi sahibi olduğunu, ayrıca sigorta şirketleri tarafından yapılan masraflar kalemleri dosya ya mevcut olup, söz konusu bu masrafları davacının bilmemesi ve bilecek durumda olmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının söz konusu bu masrafları sigorta şirketlerine bireysel olarak başvurarak öğrenme ve bilme ihmalinin mevcut olduğunu, davacı tarafından açıkça hakkın kötüye kullanıldığı ve belirsiz alacak iddiasının kabulünün mümkün olamayacağının ortada olduğunu, davacının meydana gelen kaza nedeniyle aracında oluşan hem hasar bedeli hem de, değer kaybı aracımın sigorta şirketlerince karşılanmış olmasına rağmen yeniden değer kaybı, hasar bedeli ve hak mahrumiyeti, araçsız kaldığı günlerin masrafları gibi asılsız, tutarsız ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepleri dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, davanın kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, taraflarına karşı açılmış bulunan haksız ve kötü niyetli davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. DELİLLER: Davalı sigorta şirketi yazı cevapları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtları, Araca ilişkin trafik tescil kayıtları, dosyamız arasındadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 140/1. maddesi gereğince taraflar arasındaki Uyuşmazlığın; 05/10/2024 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki... plaka sayılı araç ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı... Aş'nin ZMMS sigortacısı olduğu... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, bahse konu işbu trafik kazası nedeniyle davacının aracının değer kaybına uğrayıp uğramadığı, uğramış ise bedelinin tespiti ile tespit edilecek bedelden davalıların ne şekilde ve ne surette sorumlu olacağı ve davalı sigorta tarafından hasara yönelik ödeme olması durumunda tespit edilecek değer kaybına yönelik miktarın bakiye teminat limiti içinde kalıp kalmadığına yönelik trafik kazasından kaynaklı açılan değer kaybı zararına yönelik maddi tazminat davası olduğu tespit edildi. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde:, dava açıldığı esnada adli yardım talebinde bulunduğu, mahkememizce ara karar ile davacının asgari ücretle çalışan bir şahıs olması, uyaptan yapılan entegrasyon raporlarında üzerine kayıtlı 2 adet aracının olması ayrıca dava dilekçesinde sunulu bir fakirlik belgesinin mevcut olmaması nazara alınarak adli yardım red kararı verildiği, davaya ilişkin harç ikmali sonrası öninceleme duruşması yapıldığı, davacı vekiline ön inceleme duruşma zaptı yedi ve sekiz nolu ara kararlar gereği mahkememizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi açısından kullanılmak üzere bilirkişi ücretinden ibaret (4.000-TL+4.500-TL) 8.500,00-TL delil avansını mahkememiz veznesine yatırmak üzere iki haftalık süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde delil avansının mahkememiz veznesine yatırılmaması durumunda ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ve dosyanın mevcut durumuyla değerlendirileceğinin ihtar edildiği, ancak belirtilen kesin süre içerisinde davacı tarafça bilirkişi masrafının yatırılmadığı delil avansına ilişkin ara karar sonrasında yeniden bilirkişi ücretinin yatırılamaması yönünden adli yardım talebinde bulunulduğu, bunun üzerine mahkememizin 04/06/2025 tarihli ara kararı ile bir kez daha adli yardıma ilişkin husus yönünden, 14/02/2025 tarihli adli yardımın reddi ara kararında değişikliğe gidecek herhangi bir kanaate ve sonuca varılmadığı tespit edildiğinden, bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, bur kaz daha delil avansı yönünden süre verildiği, ancak delil avansının yatırılmadığı, davacı tarafça yapılan son celsede de ödeme yapılamayacağı beyanı nazara alındığında, davaya konu araç değer kaybı konusunun kusur ve otomotiv yönünden teknik bir inceleme gerektirdiği, ispat yükünün davacıda olduğu, bu hali ile ispata yarar bir delillendirme yapılamadığı anlaşıldığından davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2- Karar ve ilam harcı olan 615,40.-TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3- Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 4- Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5- Davalılar kendilerini bir vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesap edilen ve takdir olunan 1.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara vekilleri yararına verilmesine, 6- Kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 30/09/2025

Katip... ¸e-imza

Hakim... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/138, K. 2025/913, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-138-e-2025-913-k-5ed9ee93d183