İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/123 E. 2026/116 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/123
Karar No
2026/116
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/123 Esas KARAR NO : 2026/116

DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 14/02/2025 KARAR TARİHİ : 10/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 25.09.2024 tarihinde ...’dan ciro yoluyla devraldığı, keşidecisi ... Şirketi olan, ...Bankası ...Şubesi’ne ait, ... numaralı, 31.12.2024 keşide tarihli ve 100.000,00 TL bedelli çekin, müvekkilin rızası hilafına ... Kargo aracılığıyla gönderimi sırasında kaybolduğunu, çekin zayi olduğunun anlaşılması üzerine ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin...Esas sayılı dosyasında hasımsız olarak kıymetli evrakın iptali davası açıldığını ve ödeme yasağı kararı alındığını, keyfiyetin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiğini, buna rağmen çekin davalı ...A.Ş. tarafından takasa sunulduğunu ileri sürmüştür. Davacı, çekin sahte imza ve kaşe ile el değiştirdiğini, müvekkilin çeki ciro silsilesine uygun ve meşru hamil sıfatıyla edindiğini, alt cirantalarla arasındaki ticari ilişkinin fatura ve makbuzlarla sabit olduğunu, davalının gerçek bir alacağı temlik almaksızın kambiyo senedine dayanması halinde iyiniyetli üçüncü kişi korumasından yararlanamayacağını, TTK’nın 669 ve devamı maddeleri ile ilgili mevzuat uyarınca rızası dışında elinden çıkan çek üzerinde hak sahibi olduğunu belirterek; dava konusu çekin davalıdan istirdadına, müvekkilin haklı hamil olduğunun tespitine, çekin müvekkile teslimine, yargılama süresince ödeme yasağının devamına ve olası icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın 7155 sayılı Kanun ile TTK m.5/A kapsamında zorunlu ticari arabuluculuğa tabi olmasına rağmen arabulucuya başvurulmaksızın açıldığını, bu nedenle öncelikle usulden reddi gerektiğini; esasa ilişkin olarak ise müvekkil faktoring şirketinin dava konusu çeki 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde, geçerli bir faktoring sözleşmesi, alacak bildirim formu ve faturaya dayanarak temlik aldığını, ciro silsilesinin şeklen düzgün ve kesintisiz olduğunu, TTK’nın 687 ve 792. maddeleri uyarınca iyiniyetli ve yetkili hamil konumunda bulunduğunu, davacının şahsi def’ilerini müvekkile karşı ileri sürebilmesi için müvekkilin çeki bile bile borçlunun zararına iktisap ettiğini ispat etmesi gerektiğini, ancak bu hususun kanıtlanamadığını ileri sürmüştür. Davalı, imzaların istiklali ilkesi gereğince ciro zincirinde şekli bir kopukluk bulunmadıkça cirantalardan birine ait imzanın sahte olmasının hamilin hak sahipliğini etkilemeyeceğini, çekin temliki öncesinde keşideci şirket yetkilisinden telefonla teyit alındığını, çekin ticari ilişkiye dayandığının doğrulandığını ve gerekli istihbarat ile mali analiz çalışmalarının yapıldığını belirterek müvekkilin tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunmuştur. Ayrıca, çekin faktoring işlemine konu edilmesine aracılık eden şirket yönünden davanın ihbarını talep etmiş; sonuç olarak davacının iddialarını ispatlayamadığını, müvekkilin iyiniyetli ve yetkili hamil olduğunu belirterek davanın esastan reddine, davacının tazminata mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ... Bankası ... Şubesi'ne ait, ... seri numaralı, 31/12/2024 vade tarihli ve 100.000,00 TL bedelli çekin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış ve Mahkememizce 22/04/2025 tarihli ara karar ile dosyanın SMM bilirkişiye tevdi ile taraflar ve cirantaların ticari defter ve kayıtları incelenerek tarafları arasında çek alıp vermeyi gerektirir ticari ilişki olup olmadığı ile çekin tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı hususunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. 23/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ...Tic. A.Ş.’nin ticari ilişki içerisinde bulunduğu ... firmasından cari hesaplarına mahsuben aldığı ve kargoda kaybolduğu belirtilen çekin, davacının ticari yevmiye defterinin ... tarih ve ... numaralı maddesinde kayıtlı olduğu, incelenen ticari defter kayıtlarından tespit edilmiştir. Söz konusu çekin İstanbul merkeze gönderilmek istenirken ...da kaybolduğunun bildirildiği, bu nedenle ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden kıymetli evrak iptali davası açıldığı ve ödemeden men talebinin bankaya bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf, kaybolan çekte yer alan cirantalar tarafından kaşe ve imzasının taklit edilerek ciro işlemleri yapıldığını, çekin halen davalı ... A.Ş.’nin elinde bulunduğunu ve çekin istirdadını talep ettiğini beyan etmiştir. Davalı ... A.Ş.’nin ise 100.000,00 TL bedelli çek ile dayanağı olan 101.040,00 TL bedelli e-arşiv faturasını temlik alarak çekte ciranta olarak görünen ...Şti.’ne 81.864,29 TL finansman kullandırdığı, finansman işlemi sırasında 6361 sayılı Kanun hükümlerine uygun şekilde faktoring işlemlerini gerçekleştirdiği, temlik aldığı çek ve kullandırdığı finansmanın kendi ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca temlik öncesinde çek keşidecisinin telefonla aranarak çekin ticari ilişki kapsamında verildiği yönünde teyit alındığının davalı cevap dilekçesinde belirtildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde sonuç ve kanaat bildirilmiştir. TTK'nın 792. maddesi; ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Aynı Kanunun 790.maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...'' ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. ..., K.... tarih ve sayılı kararı). Bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin yetkili hamili iken kaybolma/hırsızlık olayı sebebiyle rızası dışında elinden çıktığını ve davalı ... A.Ş.'nin çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Öte yandan, 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketler Kanunu'nun 9/2. maddesine göre, "Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz ve tahsilini üstlenemez." düzenlemesi bulunmaktadır. Maddenin 3. Fıkrasında ise, "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesi bulunmaktadır. Dava konusu çekteki imzalarının davacı tarafça sahteliği iddia edilmiş ise de davanın menfi tespit istemi değil istirdat istemi olduğu imzaların istiklali prensibi uyarınca imzanın sahte olması bu imzadan sonra çeki ciro ile iktisap eden kişinin meşru hamil olmasına halel getirmeyeceği bu nedenle davalının kötü niyeti ya da ağır kusuru ispatlanmadığı sürece çekin istirdatının talep edilemeyeği anlaşılmıştır. Dava ve takip konusu çek karşılığında finansman sağlayan Ulusal Faktoring şirketi, TTK 801.maddesindeki " Cirosu kabil bir çeki ödeyecek olan muhatap, cirolar arasında düzenli bir teselsülün var olup olmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir." düzenleme uyarınca sadece cirolar arasındaki teselsülü incelemekle yükümlüdür. Yasa temelindeki hukuki ilişkiden ayrık olarak bir ödeme aracı olan çekin bu kambiyo vasfı sebebiyle çeki ciro ve temlik sözleşmesi ile temlik alana başka araştırma külfeti yüklememiştir. TTK 818/1-c maddesi ile atıf yapılan TTK 677. maddesinde bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan yada adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez şeklindeki imzaların istiklali prensibi uyarınca, geçersiz bir imza sahibini bağlamaz ise de ciro zincirini koparmayacağından (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... esas ve ... karar sayılı kararı) cirantaların gerçekte var olup olmadığı, hayali isimler veya paravan şirketler olması, keşidecinin imzasının ona ait olduğunun tespit edilmesi halinde çekin kambiyo vasfını ve şeklen ciro silsilesindeki teselsülü etkilemeyeceğinden, çek Ulusal Faktoring tarafından, usulüne temlik alındığından, yasaların külfet yüklemediği bir konuda araştırma yapılmaması kötü niyet olarak kabul edilemeyeceğinden, bu durum Ulusal Faktoring Şirketi'nin kötü niyetli olduğunu göstermez. Kötü niyetin varlığını ve bile bile borçlunun zararına hareket edildiğini kanıtlamak davacı tarafa aittir. Çeklerin incelenmesinde şeklen ciro silsilesinin düzgün olduğu anlaşılmıştır. Davalı faktoring şirketinin dava konusu çeki devraldığı, çeki almasına dayanak gösterdiği 01/10/2024 faktoring sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, sözleşmenin geçerli bir sözleşme olduğu, yapılan ödemelerin sözleşmenin ve çeklerin tevdinden sonra yapıldığı, çeklerin fatura ile tevsik edildiği, Finansal Kurumlar Birliği ve Gelir İdaresi Başkanlığından gelen müzekkere cevabında çekin ve faturanın herhangi bip iptale ve itiraza konu olmaması ve çalıntı ihbarının bulunmaması, aldırılan bilirkişi raporları ile de taraflar ticari ilişki bulunup bulunmadığı ve davalı faktoring şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu olup olmadığı hususunda tespitler yapılmış olup; imzaların istiklali ilkesi gereğince davacı yanın takibe konu alacaktan sorumlu olacağı yine davacı tarafça da şikayetçi olunan savcılık dosyasında davalı faktoring şirketi ya da çalışanları hakkında herhangi bir şikayet bulunmayışı göz önüne alınarak ilgili dosyanın sonucunun mahkememiz dosyasını etkilemeyeceği anlaşılmakla kesinleşmesi beklenilmemiştir. Faktoring ilişkisinin kurulduğu tarihte davalı şirkete ulaşmış herhangi bir çek kayıp/çalıntı bildiriminin olmayışı, tevsik edici faturaların faktoring işlem tarihinde geçerli faturalar oluşu, ödeme yasağının faktoring işleminden sonraki tarihlere ilişkin olması birlikte gözetildiğinde davalı faktoring şirketinin kötü niyetin varlığı ve bile bile borçlunun zararına hareket ettiği ispatlanamadığı anlaşılmakla; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00-TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 1.707,75-TL harçtan mahsubu ile geri kalan 975,75-TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/02/2026

Katip ¸

Hakim ¸

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/123, K. 2026/116, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-123-e-2026-116-k-b7d730954d1a