İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/122 E. 2025/1162 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/122
- Karar No
- 2025/1162
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/122 Esas KARAR NO : 2025/1162
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/02/2025 KARAR TARİHİ : 13/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ... müvekkili ile arasındaki ticari ilişki nedeniyle kurulan cari hesap sözleşmesinden kaynaklanan 93.232,76-TL alacağın ödememesi sebebiyle Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ... Esas Sayılı dosyası ile ödeme emri gönderildiğini, davalı/borçlunun, 12/11/2024 tarihinde dosyaya sunduğu ‘‘Alacaklı olduğunu iddia eden tarafa ait müvekkili şirketin ödeme emrinde belirtildiği şekilde ve tutarda bir borcu bulunmamaktadır.’' beyanlarına haiz dilekçe ile herhangi bir ödeme belgesi sunmaksızın itirazda bulunduğunu, davalı/borçlunun, bu itirazla, alacağı sürüncemede bırakmayı amaçladığını, davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen cari hesaba konu borca ilişkin bugüne kadar taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, açıklanan nedenlerle; davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. dosyasına yaptığı haksız itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden, dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile devamına; takibe haksız itiraz eden davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. ARAŞTIRMA; 1- Avcılar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 11/02/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davalı tarafın 2024 yılı 8. Aya ait karşılaştırmalı alış-satış analizi getirtilmiştir. 2-Tuna Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 11/02/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın BA-BS formları getirtilmiştir. 3-Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 07/03/2025 Tarih, ... Sayılı yazısı. 4-Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. 6-18/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; I. TİCARİ DEFTER TASDİKLERİ VE KAYIT DÜZENİ: a. Davacı şirket, incelenen 2024 yılında e.defter mükellefi olduğu ve defterlerinin gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden e.defter beratlarının alındığı, bu şekli ile TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. b. DAVALI ŞİRKETE, e.tebligat yapıldığı görülmüştür. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı gibi, bilirkişi incelemesine katılım sağlanmamış ve ticari defter ve belge sunulmamıştır. II.DAVA DOSYASI KAPSAMI VE İNCELEMEYE SUNULAN TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA KARŞILAŞTIRMALI İNCELEME VE TESPİTLER: a. Tarafların, BA-BS beyanlarının karşılaştırmalı incelemesinde, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına işlenmiş olan tüm satış faturalarının, aynı şekilde davalı şirket tarafından alış faturası olarak bağlı bulundukları vergi dairelerine bildirimlerinin yapıldığı ve ticari defterlerine kayıt edilmiş olduğunun anlaşıldığı, davalı şirket tarafından, bilirkişi incelemesine ticari defter ve belge sunulmamışsa da, BA-BS Beyanlarının analizinde, davacı şirketten, dava konusu borç/alacak ilişkisine konu alımların yapılmış olduğu tespit edilmiştir. b. Davacı şirket ile Davalı ... San. Ve Tic.ltd.şti. arasında ticari ilişki olduğu, davacı şirket ticari defter kayıtlarında 120-Alıcılar Hesabının, ... SAN. VE TİC.LTD.ŞTİ.hesap kodunda/adında kayıt altına alındığı, c. 2024 yılında, davacı şirket tarafından, davalı şirkete hitaben düzenlenen üç(3) adet fatura ile toplam 143.232,76-TL tutarlı Davalı şirket aleyhine borçlandırması yapılan satış faturasına karşılık, davalı şirketten 50.000,00-TL tutarlı tek ödeme yapıldığı ve bu ödemenin toplam fatura tutarından mahsubu ile davalı şirketin bakiye 93.232,76-TL borçlu olduğunun kayıt altına alındığı, d. Davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan satış faturaların, yukarıda da ayrıntısı izah edildiği üzere BA-BS analizinde davacı şirketin satış faturalarını ve aynı şekilde davalı şirketin alış faturalarını doğruladığı başka bir deyişle incelenen dönemde davalı şirketin faturalardan kaynaklı 143.232,76-TL borcu oluşmuşken, bu faturalara karşılık davalıdan yapılan 50.000,00-TL tutarlı ödemenin mahsubu ile davacı şirketin 93.232,76-TL cari hesap alacak bakiyesinin oluştuğu tespit edilmiştir. e. Yukarıda da ayrıntısı açıklandığı üzere, davalı şirket tarafından, bilirkişi incelemesine ticari defter ve belge sunulmamışsa da, dava dosyasına celp edilen taraflara ait BA-BS Bildirimleri analizi sonucunda, davalı şirket tarafından dava konusu cari hesap borcuna neden olan faturalardan kaynaklı 141.814,61-TL KDV hariç ticari mal alımını yaptığı, KDV dahil 143.232,76-TL toplam fatura borcuna yapmış olduğu 50.000,00-TL ödeme sonrası, bakiye cari hesap borcu 93.232,76-TL’nin oluştuğu, tespit edilmiştir. f. Davacı şirket tarafından, Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 93.232,76-TL’nin, ticari defter kayıtları ve ba-bs Bildirimlerinden karşılık inceleme sonucu tespit edilen 93.232,76-TL alacağı doğruladığı, g. Davacı şirketin, davalı şirketten 93.232,76-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Takdiri, değerlendirilmesi ve hukuki yönden nitelendirilmesi tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere bilirkişi raporumu altı(6) sayfa ve olarak dava dosyası ve ekleri ile birlikte saygılarımla arz ederim. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile açık hesap alacağı istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu aleyhine 93.232,76-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "26/09/2024 cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki ve açık hesap ilişkisi kapsamında alacağının bir kısmının ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce tarafların ticari defterleri incelenerek bilirkişi raporu düzenlenmesi için dosya SMMM bilirkişisine tevdi edilmiştir. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapor denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça davalıya düzenlene tüm faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Faturaların davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında, fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı ... bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Buna göre, tüm dosya kapsamına göre, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmakla lehine delil olma vasfına haiz olması, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi, davacı tarafından davalıya düzenlenen tüm faturaların davalının BA bildiriminde kayıtlı olması, davacının davalıya düzenlediği tüm faturalardan kaynaklı alacağının 143.232,76-TL olması ve davacı defter kayıtlarına göre davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin 50.000,00-TL olması dikkate alındığında, davacı, davalıdan bakiye 93.232,76-TL alacaklı olduğunu ispatlamıştır. Davalı tarafın takibe konu alacağı ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından, davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 93.232,76-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, 2-Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 2-Alınması gereken 6.368,73-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 1.592,19-TL peşin harcın indirilmesi ile eksik kalan 4.776,54-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.592,19-TL peşin harcı ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.207,59-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 8.110,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.13/11/2025 Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır