İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1214 E. 2026/350 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1214
- Karar No
- 2026/350
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1214 Esas KARAR NO : 2026/350 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle; 10.06.2024 tarihinde müvekkilimiz -------- kendi sevk ve idaresindeki ---------- plakalı aracı ile dava dışı --------- ŞTİ.'ye ait dava dışı -------- sevk ve idaresindeki --------- plakalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Taraflar arasında tutulan kaza tespit tutanağının yetersizliği ve yapılan yanlış değerlendirme sonucu ilgili kazanın oluşumunda müvekkilimiz ---------- %100 kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.Davalı şirketin sigortalısı olan -------- plakalı aracın öncelikle hasar tazminatı hesaplanmıştır. Sigortalı aracın sigorta poliçe değeri 1.450.000,00-TL olarak kabul edilerek aracın hasarlı vaziyetteki değeri(sovtaj bedeli) 826.000,00-TL ve kalan hasar teminat tutarı 624.000,00-TL olarak belirlenmiştir. Davalı şirket tarafından müvekkilin ZMM Sigorta şirketi olan ---------Ş.'den 200.000,00-TL'nin rücu tazminatı olarak alınması ile davalı sigorta şirketinin tazmin edemediği bakiye 424.000,00-TL kalmıştır. Karşı aracın pert bedelinin tazmini müvekkilimizin sigorta şirketinden tam olarak sağlanamadığı için kalan bedelin tahsili amacıyla müvekkilimize ihtar çekilmiştir. Müvekkilimiz ilerleyen süreçlerde yargılama masrafları ve faiz yüklerinin altında ezilmemek adına 4 eşit taksit halinde davalı sigorta şirketine ödemiştir. Kusur durumlarının değiştirilmesi adına tarafımızca Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapılmış olup bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkilimizin kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Yukarıda aktarıldığı üzere davalı şirketin sigortalısının araç rayici 1.450.000,00-TL olarak belirlenmiştir. Sigortalı aracın hasarlı vaziyetteki değeri(sovtaj bedeli) 826.000,00-TL olarak değerlendirilmiş olup ödenmesi gereken hasar tutarı 624.000,00-TL olarak belirlenmiştir. Bu durum müvekkilin %100 kusurlu olduğu durumda geçerlidir. Sigorta Tahkim Komisyonu kararı sonrasında müvekkilin %25 haklılığı tespit edildiği için davalı sigortanın hak ediş rakamı toplamda hasar rakamı olan 624.000,00-TL'nin %25'i olan 468.000,00-TL olacaktır. Müvekkilin ZMM Sigorta şirketi tarafından bu rakamın 200.000,00-TL'si karşılanmış olup müvekkilin ödemesi gereken rücu tazminatı en fazla 268.000,00-TL olmalıdır. Somut durumda müvekkil davalı sigorta şirketine 424.000,00-TL ödemiş olup müvekkil tarafından 156.000,00-TL fazladan rücu ödemesi yapılmıştır. Sonuç olarak müvekkilin ZMM Sigorta şirketi tarafından 200.000,00-TL ödendiği göz önüne alınarak müvekkil tarafından ödenmesi gereken rücu tazminatının en fazla 268.000,00-TL olması gerekmesine rağmen 424.000,00-TL ödenerek 156.000,00-TL fazladan rücu ödemesi yapılmıştır. Bu rakamın davalı sigorta tarafından geri verilmesi gerekmektedir. Tarafımızca talep edilen delillerin dosya kapsamına alınmasına, Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere; davalı/ borçlunun -------- İcra Dairesi'nin --------- sayılı icra dosyasına karşı yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın şimdilik 1.000,00-TL'lik kısmının iptaliyle birlikte takibin devam etmesine, Takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalının lehine olmamak üzere %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket tarafından, 27.05.2024/2025 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, ---------- numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile teminat altına alınan --------- plakalı aracın 10.06.2024 tarihinde yaptığı kaza sonucu davacı yana ait ---------- plakalı araca zarar verdiği iddiasıyla takibe konulan --------- İcra Dairesinin ---------- E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Dava, 10.06.2024 tarihli kaza nedeniyle oluştuğu iddia edilen değer kaybı zararı bedelinin Kasko poliçesindeki IMM klozu üzerinden tazmini talebine ilişkindir. Dava, --------- İcra Dairesinin -------- E. Sayılı dosyadaki itirazın iptaline ilişkindir.Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, huzurdaki uyuşmazlıkta hasar dosyası müvekkil şirket tarafından incelenmiş olup, sigortalı aracın en fazla yüzde 25 kusurlu olabileceği tespit edilmiştir. Bu durumda, sigortalı aracın hiç kusurunun bulunmayabileceği değerlendirildiğinden dosya üzerinde kusur tespiti yapılmasını talep ediyoruz. Öncelikle, mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için konu kaza nedeniyle sigortalı veya ZMMS sigortacısı tarafından zarar görene bakiye ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda davacıdan bilgi sorularak tespitini talep ederiz.Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında zorunlu başvuru şartını yerine getirdiği gözetilerek dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulama yeri bulamayacağı açıktır. bu sebeple, tahakkuk edecek arabuluculuk ücretinin (arabulucuk zorunlu dava şartı olmadığı için) davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz:Zamanaşımına uğramış davanın reddine, Davanın cevap dilekçemizde yer alan nedenler ve re'sen gözetilecek sair nedenlerle esastan reddine,Ret taleplerimizin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı ile değer kaybı yönünden yukarıda belirttiğimiz gibi bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, Arabuluculuk ücreti yönünden tahakkuk ettirilecek meblağın davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, Karar verilmesini talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, kasko sigorta poliçesi gereğince sigortalısına ödemede bulunan davalı sigorta şirketinin 6100 sayılı TTK'nın 1472.maddesi kapsamında, sigortalısının haklarına halef olarak davacıdan tahsil edilen bedelin sebepsiz zenginleşme uyarınca davacı tarafından tahsiline yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceğinden, sigortacı ancak sigortalısının zarar veren kişiden isteyebileceği kadar ve yaptığı ödemeyle sınırlı olarak rücu talebinde bulunabilir. Sigortalının zararını talep hakkı bulunmadığı durumlarda, sigortacı da halefiyetle talepte bulunamaz. --------- sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açılan takipte yapılan ödemeye ilişkin davanın nitelendirmesi yapılırken, davalının sigortalısı ile zarara neden olduğu ileri sürülen davacı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Somut olayda, kazaya karışan araçlar hususi kullanımlı olup, kazaya karışan araç sahiplerinin tacir olduğuna ilişkin iddianın bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin anlamında tacir olmasına karşın sigortalısının gerçek kişi, sigortaladığı araç hususidir. Davalı sigorta şirketinin yukarıda açıklanan halefiyet ilkesi uyarınca yerine geçtiği dava dışı sigortalısı ile davacı arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden değil, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacı araç sürücüsü ve malikinin tacir olmayıp, kazaya karışan davacı aracının da ticari amaçlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davaya bakma görevi genel görevli mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "c" bendi ve aynı Kanunun 115'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olmaması nedeniyle davanın usulden reddine ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ---------Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE, 4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA, Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07.04.2026