İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/120 E. 2026/150 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/120
- Karar No
- 2026/150
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/120 Esas - 2026/150
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/120 KARAR NO : 2026/150
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 24/03/2025 KARAR TARİHİ : 06/04/2026 Yazım Tarihi: 20/04/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Tescile bağlanmak istenen marka müvekkilin tescilli olduğu sınıfta tescil edilmiş olup ve müvekkilin yıllardır kullanıp değer katmış olduğu ... ibareli markasının aynısıdır. ... ibareli markalar müvekkil tarafından çok önce yaratılmış, ... çalışmaları ile yatırımlar, pr ve reklam çalışmaları ile piyasada bir tanınmışlık seviyesine ve ticari itibara kavuşturulmuş olup burada markaya değer katan ve " ..." ibaresine markalaşmayı sağlayan, reklam ve pr çalışmaları ve verdiği güven ve hizmet ile marka gücü katan Müvekkil Şirkettir Davalı ilgili marka için Müvekkilin ana faaliyetini oluşturan mal ve hizmet grubunda tescil başvurusunda bulunulmuş olup Müvekkilin sektörde oluşturduğu güven ve itibardan faydalanmaktadır. Davalı font ve görsel açıdan da bir farklılığa gitmemiş olup birebir aynı ibare aynı sınıf aynı font ve benzer görsel kullanmıştır. Davalı firma markası "... ... " olup müvekkil markası ise “ ...” dır. Burada markanın ana unsuru olan kelime birebir aynıdır. Kelimelerin rengi siyah aynı renk olarak kullanılmıştır. Bu noktada davalı tarafın markasının birebir Müvekkilin çeşitlendirdiği markalarından biri olduğunun düşünülmesi kaçınılmazdır. ... markasının kulakta bıraktığı etki ile ... ... markasının kulakta bıraktığı etki aynıdır. Ufak tefek değişiklerin yapılmış olması işbu markaya eklenmiş olması hiçbir ayırt edicilik katmadığı gibi, aksine müvekkil markasının devamı olduğu izlenimini kuvvetlendirdiği aşikârdır. Bununla birlikte iki markada da ana unsur "..." kelimesi olup söylenirken baskın olan unsurun bizzat müvekkilin markasının olduğu aşikardır. Müvekkilin markalarında yer alan ifadelerden ve itiraza konu markadan da görüleceği üzere markalarındaki asıl unsur "... " ibaresidir. Bu iki unsur bazı markalarda birleşik yazılırken bazı markalarda ayrı yazılmıştır. Fakat hiçbir markada "... " sıralaması değişmemiş ve "" ile "" harflerinden sonra "..." kelimesi gelmiştir.İki kelime birebir aynı olduğu üzere iki kelimenin anlamı da aynı olup " ..." kelimesi ingilizce de gitmek anlamına gelip " ..." sanat anlamına gelmektedir. Birlikte kullanıldığında sanata gidelim şeklinde bir anlama gelmektedir. Burada kelime bir bütün olarak tek başına anlam ifade etmemektedir. Bu kullanımı ve kelimeleri birleştirmeyi ilk müvekkil yapmış olup bu noktada bu ibareyi yaratan ve marka olarak kullanmaya başlayan kişinin Müvekkil şirket olduğu da marka tescil tarihlerinden de ortaya çıkmakta olup salt bu husus bile davalının Müvekkilin tanınmışlığından faydalanma amacı güttüğünü ve tescilinin kötü niyetli olduğunu ortaya koymaktadır.Davaya konu uyuşmazlık, müvekkil şirkete ait ..., .... ve ... sayılı “...” ibareli markalar ile davalının ... başvuru numaralı “... ...” ibareli markası arasındaki benzerlik ile karıştırılma ihtimali değerlendirmesine ilişkindir. Müvekkil markalarının asli ve ayırt edici unsurunun “...” olduğu, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin ise ticaret hayatında yaygın kullanılan ayırt edici gücü zayıf bir ek unsur niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla her iki markanın ortalama tüketici nezdinde esas unsurları bakımından benzerlik gösterdiği tarafımızca ileri sürülmektedir.davalıya ait "... ..." ibareli markada 28. sınıfta yer alan "Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil).", ile müvekkile ait markaların tescil edilmiş olduğu 9. sınıfta yer alan "Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar" her ne kadar aynı sınıflar olmasa dahi içerik olarak birbirine benzer niteliktedir. Ayrıca, "... ..." ibareli markada yer alan "çocuk parkları için oyuncaklar", "oyun makineleri" ve “harici ekranla oynanabilen dijital oyun cihazları” gibi ürünler, müvekkile ait özellikle "... metaverse" ibareli markada yer alan "oyuncaklar ve aksesuarlar içeren bilgisayar programları; global bir bilgisayar ağı vasıtasıyla ve çeşitli kablosuz ağlar ve elektronik cihazlar aracılığıyla kullanılmak üzere interaktif oyunlar için indirilebilir bilgisayar yazılımları;" sınıfları nedeniyle hedef kitle, tema ve fonksiyon açısından benzerlik arz etmektedir. Bu durum "... ..." ibareli marka ile müvekkile ait markaların aynı sektörel pazarda karşılaşma riski doğurduğunu göstermektedir.Kaldı ki mal ve hizmet sınıflarından 35. sınıf ise ortak sınıf olup reklamcılık, pazarlama ve özellikle online pazar yeri sağlama hizmeti, müvekkile ait markalarda yer alan dijital platformlar, web tasarımı, internet hizmetleri ve yazılım alanındaki faaliyetlerle tamamlayıcı ve çakışan hizmet alanları yaratmaktadır. Yine 35. sınıf ortak olmasa dahi müvekkil markasının tescilli olduğu 42. sınıf içeriğinde bulunan yazılım ve web tasarımı hizmetleri ile sınıf 35’te sunulan e-ticaret ve reklam amaçlı dijital altyapıların doğal bağlantısı, kullanıcı nezdinde markaların birbirine ilişkilendirilmesi ihtimalini artırmaktadır.Neticeten, her iki marka da doğrudan son kullanıcıya hitap eden ürün ve hizmetler sunmakta olup dijital oyuncaklar ile fiziksel oyuncaklar, online yazılımlar ile dijital platformlarda sunulan ürünler arasında tematik, teknolojik ve ticari yakınlık söz konusudur. Ayrıca her iki markanın da çocuklara veya gençlere hitap eden eğlence/oyun içerikleri üretmesi, ürünlerin benzer tüketici grupları tarafından algılanmasına neden olacaktır. Sanal içerikler ile fiziksel ürünlerin birleştiği hibrit pazarlarda (örneğin artırılmış gerçeklik oyuncaklar, dijital platformlar üzerinden sunulan ürün paketleri vb.) bu tür markalar doğrudan rekabet halinde olacaktır. Davalı marka sahibi adına tescili istenen ... sayılı " ... ... " markasının müvekkilin "..."esas unsurlu ve tanınmış markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, markaların mal/hizmet sınıfının aynı olduğu, tüketici kitlesi tarafından markaların karıştırılması, seri marka algısı yarattığını, markasının tanınmış olduğunu, davalının dava konusu markayı tescil talebinde bulunurken kötü niyetli davrandığını, emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek,dava konusu ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkini dava konusu markanın reddinin gerektirdiğini belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilimiz ... ... isimli markanın ''...' kendi isminin baş harfi olan ''....'' ile eşi ...'ın baş harfi olan ''o'' harfinden esinlenerek oluşturmuştur. bu yüzden markanın başındaki ''...'', kendisi ve eşinin isimlerinin baş harfi olduğundan büyük harflerle yazilmiştir. Davacının markasındaki ürünler ile müvekkilimizin markasındaki ürün sınıfı da tamamen birbirinden farklıdır. Müvekkilimizin markası genel olarak ahşap ve ahşaba bağlı ürünler için oluşturulmuştur. Davacının markasının ürün grubu ise tamamen farklıdır. Dolayısıyla karıştırılma veya ilişkilendirilme durumu olmadığı gibi, benzerlik durumu da bulunmamaktadır.Müvekkilimiz 16.05.2023 tarihinde ... Başvuru numarası ile Markanın 20,28 ve 35. Nice sınıflarına yönelik talepte bulunulmuşsa da, müvekkilimizin halihazırda 20.11.2022 tarih, ... başvuru numaralı, tescil edilmiş ... ... ibareli ve 40. sınıfı içeren markası vardır. Dava konusu edilen ... başvuru numaralı marka aslında ... başvuru numaralı markanın aynısıdır, tek fark ... başvuru numaralı marka 40. sınıf için tescil edilmişken, ... başvuru numarasi marka ise 20,28 ve 35. sınıflar için tescili talep edilmiştir.Davacı, davalı kuruma ilk etapta dava konusu markanın sadece 35. sınıfının reddini talep etmişken; daha sonraları tüm sınıflar yönünden reddini talep etmiştir. Davaya konu edilen marka başvurusu ile itiraza mesnet olarak gösterilen markalar arasında mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların hem fonetik hem de görsel açıdan birbirinden çok farklı olduğunu, tüketici kitlesi tarafından markaların birbirine karıştırılmayacağını, seri marka algısı yaratılmadığını, davalının amacının davacıya zarar vermeye yönelik olmayıp davacının markasını kullanmaya yönelik olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 Maddesine göre unvan ve isim hakkı, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... Kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 24/01/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 24/03/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Kurul'da yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile .... sayılı markalar arasında, eşya listeleri kapsamında yer alan mallar/hizmetlerin durumu göz önüne alındığında, 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır. Bunun yanında Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile ... sayılı markayı bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile ... sayılı marka bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, itiraz dilekçesinde belirtilen eskiye dayalı kullanım iddiası incelenmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, bu iddianın, yeterli bilgi, belge, delil ile desteklemediği anlaşılmış ve bu nedenle eskiye dayalı kullanım gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Md. 6/4 kapsamında yapılan inceleme sonucunda ....hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi.... hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın, 6769 s. SMK'nın 6/6 apsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
Mahkememize sunulan 19/02/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "Davalının dava konusu edilen ... sayılı markası ile davaya mesnet olan davacının davaya mesnet gösterdiği sadece ... Sayılı , .... sayılı ve ....sayılı markaları arasında görsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu, Davaya konu olan markanın başvuru kapsamında yer alan 20, 28 ve 35. Sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin davaya mesnet gösterilen markaların tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, benzer ya da ilişkili olmaması nedeniyle bu mal ve hizmetler bakımından SMK’nın 6/1 maddesi anlamında mal ve hizmet benzerliği koşulunun oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının mesnet olan markalarının çekişme konusu mal ve hizmetler bakımından 6769 S. SMK’nın 6/3 maddesi kapsamında gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının bulunmadığı, Davaya mesnet gösterilen ... markalarının SMK 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmayacağı, Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiası ispata elverişli delilin dosyada mevcut olmadığı, bununla birlikte bu hususun Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu, Davacı yanın ... ŞİRKETİ dayalı ticaret unvanından kaynaklı üstün bir hakkı bulunmadığı, zira tarafların faaliyet alanları farklı olduğundan bu hakkın davacı lehine ayrıca bir koruma sağlamayacağı, görüş ve kanaatine varılmıştır. Takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere saygı ile arz olunur" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ...+... ( ... - .... ) ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da; Davalı başvurusunda bulunan emtiaların davacıya ait markaların kapsamındaki emtialarla aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı emtialar olmadığından (bilirkişi heyet raporunda sayfa 7-8-9 deki tabloda gösterildiği ve bu durum raporda "dava konusu başvurunun davacının itiraza mesnet markalarında yer almayan mal/hizmetler açısından tescil işlemlerine devam edilmiştir. İtiraza mesnet ..., .... sayılı markaların 09. 36. 38. 39. 42. sınıfta yer alan mal/hizmetlerde kullanılmak üzere tescilinin yapıldığı; başvuru markasının ise 20. 28. 35. Sınıfta yer alan mal/hizmetler için tescil başvurusunda bulunulduğu tespit edilmiştir. Bu bakımdan çekişme konusu markaların tescil sınıfları ve yapılması öngörülen mal/hizmetlerin aynı olmadığı ve başvuru ile itiraza mesnet markanın benzerlik düzeyi birlikte değerlendirildiğinde, başvuru ile itiraza mesnet marka arasında, 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır." şeklinde de izah edildiğinden) SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait diğer marka olan "...+... (...)" ibareli tescilli markası arasında ise biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; Davacı tarafın "... ..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "... ..." ibareli ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 06/04/2026
Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır